GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:121
Tarih:06.08.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizleri ekranları başında izleyen hapishanedeki siyasi tutsakları, tüm mahpusları ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Hapishanelerde sistematik hâle gelen sürgünlerin, ağır tecridin, geciktirilen tedavilerin, keyfî biçimde uzatılan infazların, her gün en az iki kişinin yaşamını yitirdiği hapishanelerdeki yapısal sorunların ve tüm şüpheli ölümlerin araştırılması için bugüne kadar şahsım, grubum ve başka birçok grup tarafından onlarca önerge verdik; bir kez daha veriyoruz çünkü ihlaller büyürken Meclisin suskunluğu artık kayıtsızlık değil bu düzenin devamına verilmiş örtülü bir onay hâline gelmiş durumda ve Meclis sustukça hapishanelerden gelen binlerce hak ihlali başvurusu birikmeye devam ediyor. Üstelik Meclis, önüne gelen bu başvuruların sayılarını ve kategorilerini bile tam olarak yapamıyor; rakamları birbirini tutmayan İHİK raporlarındaki hususlar maalesef gerçeği değiştirmiş olmuyor.

Peki, Meclise gelen bu başvuruların ilk muhatabı, İHİK'e bağlı Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu ne yapıyor? Başvuruları alıyor, sınırlı şekilde, belli aralıklarla hapishane ziyaretleri yapıyor, aynı ihlalleri tekrar tekrar raporlara yazıyor ama ne sorunları ortaya çıkarmaya dair bir mesele var ne ihlaller sona eriyor ne de bunu sağlayabilecek bir irade ortaya koyulabiliyor; denetim mekanizması üretmek yerine, hak ihlallerini Meclis eliyle tutan bir arşivi büyütme mekanizmasına dönüşüyor. Bu kurumsal etkisizliğin en önemli örneklerinden biri de ağız içi arama dayatması. Sorun, Komisyonun her raporuna girdi, gidilen her cezaevinde söylendi ama çözüm hiçbir rapordan çıkmadı çünkü insan haklarına, onuruna bu denli aykırı bir tutumu komisyon savunuyor. Nasıl mı? Yasal dayanağı olarak savunamıyor, yasal dayanağı yok ancak komisyonun kimi raporlarında Jandarma Genel Komutanlığının 5 Ağustos 2021 tarihli emri ve tek bir Yargıtay kararıyla meşrulaştırmaya çalışıyor. Oysa, ne tek bir yargı kararı ne de bir idari emir kişinin beden bütünlüğüne müdahale etmesi için yetkisini vermez, bu hukuksuzluğu da hukuki hâle getirmez, getiremez. Bu dayatma 2017 yılında çıkarılan, 3 Bakanlık arasında imzalanan üçlü protokolün yarattığı düzeni hâlâ sürdürüyor. Defalarca kez bu protokolün 2020'de yürürlükten kaldırılan bir tüzüğe atıfla kendini meşrulaştırmaya çalıştığını, hasta mahremiyetini zedeleyen hükümler taşıdığını dile getirdik. Hâlâ "Çıplak arama." ifadesinin yer aldığı bu protokole dayanılarak hapishanelerde çıplak aramalar yapılıyor. Arkadaşlar, 3 Bakanlık dokuz yıl boyunca onlarca kez söylememize rağmen bir protokolü güncellemez mi? Güncellemiyor. Adalet, İçişleri, Sağlık Bakanlığı insanlık onurunu korumaya zaman bulamıyor ama bu protokoller üzerinden hapishanelerde bir sistematik ihlal mekanizması kuruyor. Mapuslar hapishanelere giderken defalarca kez aranıyor, üstü, ayakkabısı bile arananlar var, dedektörden, X-ray cihazından geçiriliyor ancak sistematik bir biçimde hâlâ Jandarma eliyle ağzını açmaya zorlanıyor, kabul etmeyenlerin hastane sevkleri iptal ediliyor. Bu hukuksuzluk o kadar sıradanlaşmış bir durumda ki Burdur Yüksek Güvenlikli Cezaevindeki mapuslar havalandırmaya çıkarken bile ağız içi arama yaptırmaya çalışan gardiyanlar var. Espiye L Tipi Hapishanesinde Aydın Oğuz ayağı kırık olmasına rağmen bu uygulamayı insanlık onuruna aykırı bulduğu için hastaneye gidemiyor ve kırık hâliyle cezaevinde tutuluyor. Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde Orhan Çaçan, defalarca kez aort damarı yırtığı ve genişlemesi olmasına rağmen, hayati riskini geçirmesine rağmen ağız içi arama dayatmasıyla karşı karşıya bırakılıyor. Adını andığım birkaç hapishane ve birkaç mahpusla sınırlı değil tüm hapishanelerde sistematik hâle getirilen bu uygulamayı Meclisin araştırmasını talep ediyoruz. Bu başvuruları almak, kayıt altına almak, ihlallerini belgelemek yetmiyor. Değerli vekiller, tüm kamuoyunun bildiği gibi hapishanelerde tutulan binlerce insanın, ailelerin ve halkın gözü kulağı Meclisten çıkacak kök yasada. Onlar da bu sürecin hapishanelerdeki ağır hak ihlallerine son verecek bazı hukuki, idari değişimler yaratmasını bekliyor. Özellikle hasta mahpuslar çünkü onların ne bekleyecek günü ne bekleyecek bir zamanı yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun, tamamlayın.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Devamla) - Bizim beklentimiz kök yasanın hapishaneler bakımından kapsamlı bir demokratikleşmenin bir başlangıcı olması, daha fazla gecikmeden cezada adalet, infazda eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesidir. Bunun için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını fiilen ölüm cezasına dönüştüren infaz rejimi sonlanmalı; hasta mahpusların yaşam ve tedavi hakları güvence altına alınmalı; özgürlük gasbına dönüşen idare ve gözlem kurulu kararları sonlandırılmalı; "tecrit", "sürgün", "sevk", "arama" adı altındaki tüm uygulamalara son verilmeli; TCK, TMK, İnfaz Kanunu demokratik hukuk ve insan hakları temeli bakımından yeniden düzenlenmelidir. Hapishanelerdeki hukuk dışı, insanlık dışı davranışlar bütünüyle sonlandırılana kadar hapishanelerdeki hak ihlaline sessiz kalmayın, bu araştırma önergemize evet diyerek bitiriyorum.

Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)