| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
AK PARTİ GRUBU ADINA HARUN MERTOĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yeni Partinin vermiş olduğu grup önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, elbette ifade özgürlüğü demokratik hukuk devletinin temelidir; buna hiçbirimizin itirazı olamaz. Anayasa'mızın 12'nci maddesi açık: "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." Anayasa'mızın 26'ncı maddesi de "Herkes düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahiptir." der. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesi de diyor ki: "Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar." Ancak hukuk devletinde temel hak ve hürriyetler mutlak değildir. Bunu yine Anayasa ve diğer insan hakları mevzuatında görmekteyiz. Mevzuatın yalnızca birinci fıkralarını okumak yetmez, ikinci fıkraları da okumak ve bir bütünlük içerisinde değerlendirme yapmak gerekir. Şimdi sizlere Anayasa'mızın ilgili maddelerinin ikinci fıkrasını hatırlatayım. 12'nci maddenin ikinci fıkrası: "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." 26'ncı maddenin ikinci fıkrası: "Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının korunması amaçlarıyla sınırlanabilir." Görmezden gelirseniz de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesinin ikinci fıkrası da şunun altını çiziyor: "Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir." Dolayısıyla, mesele ifade özgürlüğü var mı yok mu meselesi değildir. Mesele, özgürlüğün hukuk içerisinde kullanılıp kullanılmadığıdır. Hiç kimse sosyal medya hesabına sahip olduğu için hukukun üstünde değildir. Hiçbir gazeteci de siyasetçi de hiçbir vatandaş da suç işlediği iddiası varsa yargısal denetim dışına çıkamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HARUN MERTOĞLU (Devamla) - Araştırma önergesinde mahkeme kararları, erişim engelleri ve yürütülen soruşturmalar peşinen hukuksuzluk olarak nitelendirilmektedir. Oysa devam eden adli süreçler hakkında hüküm verme yetkisi siyaset kurumunun değil, bağımsız ve tarafsız mahkemelerindir. Kısacası, ifade özgürlüğü, hakaretin kalkanı olamaz. İfade özgürlüğü, iftiranın, dezenformasyonun ve kaos çabaların sığınağı olamaz. İfade özgürlüğü, devam eden yargı süreçlerini baskı altına alma kampanyalarının mazereti hiç olamaz. Bizler ifade özgürlüğünü de basın özgürlüğünü de hukuk güvenliğini de birlikte savunuyoruz. Özgürlüğü güvenlikten, güvenliği hukuktan, hukuku da adaletten ayırmıyoruz.
Bu gerekçelerle, tamamen siyasi mülahazalar üzerine inşa edilen ve yürüyen yargısal süreçler hakkında peşin hüküm içeren araştırma önergesine katılmadığımızı ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)