GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin kabul edilen ilk bölümünün ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Benden önce söz alan hatiplerin konuşmalarına baktığımızda sanki yalnızca Türkiye'ye özgü bir problemi tartışıyormuşuz gibi bir hava oluşturulmaya çalışıldı, oysa önce şu gerçeği kabul etmek zorundayız: Küresel ölçekte şiddet yükseliyor, suç form değiştiriyor ve çocukların suça karışma yaşı ne yazık ki tüm dünyada giderek düşüyor. Fakat bizim bir farkımız var, biz başka evlerin dertleriyle avunamayız. Bu ülkede bir çocuğun canı yandığında o acı 85 milyonun yüreğine düşer. "Ateş düştüğü yeri yakar." derler ya bu ateş tek tek ocaklara değil hepimizin ortak evine, bu milletin bağrına düşer.

Değerli arkadaşlar, merhametle adalet birbirinin düşmanı değildir. Merhametsiz bir adalet zulme, adaletsiz merhamet ise cezasızlığa dönüşür. Çocuk adalet sistemi işte bu iki değeri aynı vicdanda buluşturmak zorundadır. Kim tarafından işlenirse işlensin hukuk düzeni suça karşı caydırıcı bir tepki vermek zorundadır. Sokaklarda "Nasılsa yatırı yok." algısıyla eline silah alan, bir insanın canına kıymayı prestijli bir alan gibi gören ve suç işledikten sonra da sosyal medyada pervasızca gülerek poz veren bir çürümüşlük karşısında hepimizin adaleti savunması boynumuzun borcu. Çocuğun üstün yararı elbette ki vazgeçilmezdir fakat üstün yarar ilkesi mağdur bir çocuğun ya da bir başkasının yaşam hakkını görünmez kılmaz. Bu meselede biz çoğu zaman 2 çocuk kaybediyoruz; biri hayattan koparılan çocuk, diğeri suçla geleceği karartılan çocuk. Birisinin odası boş kalıyor, diğerinin ise çocukluğu ve geleceği. Bize düşen ikisine birden sahip çıkma iradesidir. Caydırıcılık da işte bu sebeple hem mağduru korur hem de yarın o sokakta kandırılacak başka bir çocuğu korur.

Devlete düşen sorumluluklar var elbette fakat ailelere de düşen ve hatta toplumun tüm taraflarına düşen sorumluluklar var. Adalet, bazen bir öğretmenin fark ettiği değişimde, bir sosyal hizmet uzmanının zamanında çaldığı kapıda, bir hâkimin önündeki nitelikli sosyal inceleme raporunda yatar. Dolayısıyla, ıslah ve rehabilitasyon infazın merkezindedir.

Değerli milletvekilleri, çocukların hukuki statülerinden kaynaklanan koruma mekanizmalarının bir istismar alanına dönüştürülmeye çalışıldığını hepimiz biliyoruz ve görüyoruz. Mevcut çocuk adalet sistemindeki bazı uygulamaların oluşturduğu cezasızlık algısı ne yazık ki yavrularımızı suç odaklarının etkisine açık hâle getiriyor. Ben buradan gençlere seslenmek istiyorum: "Cesaretini göster." diyerek elinize suç aleti tutuşturan hiç kimse sizin dostunuz değildir. Sizi bir suçun içinde gösterip kendisi gölgede kalanlar sizi sadece harcanabilir bir eşya olarak görüyorlar. Bir suç şebekesinin size verebileceği tek gelecek ya bir mahkeme koridorudur ya da soğuk bir mezar taşıdır. Sizin yeriniz onların karanlığı değildir, sizin yeriniz okuldur, üniversitedir, spordur, sanattır ve bu ülkenin aydınlık yarınlarıdır. Maalesef, bazıları tüm bunlara karşı yapılan hukuki müdahalelere "hak" ve "özgürlük" kavramlarının arkasına sığınarak karşı çıkma eğiliminde fakat çocukluk ne bir cezasızlık ruhsatıdır ne de yetişkin ceza sorumluluğunun küçültülmüş bir kopyasıdır. İşte, biz bu sebeple, çocuğu korurken aynı zamanda mağduru unutmayan anlayışı destekliyoruz. İhmali görmezden gelmeyen ve toplum güvenliğini, yeniden suç işlemesini önleyerek sağlayan bir çocuk adalet sistemini hedefliyoruz. Çocukluk korunması gereken fakat sorumluluk duygusundan bütünüyle koparılamayacak özel bir hukuk alanıdır. Tüm bu sebeplerle toplumun kalbine dokunmaya, acılı ailelerimizin yüreğini hafifletmeye vesile olacak bu adıma Gazi Meclisimizin en güçlü şekilde sahip çıkması gerektiğine inanıyorum.

Aziz milletimizin tertemiz vicdanına en derin hürmetlerimi sunuyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)