| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 123 |
| Tarih: | 08.08.2026 |
FATMA SERAP EKMEKCİ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sadece ülkemizin değil dünyanın birçok ülkesinin farklı dinamik ve sonuçlarıyla karşı karşıya olduğu "suça sürüklenen çocuk" vakalarında hayatlarını kaybeden çocuklarımıza Allah'tan rahmet, acılarını bir ömür boyu yaşatacak değerli ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Kadim Türkiye Cumhuriyeti, geleceğinin teminatı çocuklarının isimlerinin ne adliye koridorlarındaki dava dosyalarında ne de mezar taşlarında okunmasına asla müsaade etmez. Üstat Necip Fazıl Kısakürek'in ifadesiyle "Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuklarımız"ı soldurmayız. İnsanlık zincirinin ebediyet halkası çocuklarımızın kolunu, kanadını kırdırmayız çünkü Türkiye Cumhuriyeti ezelden ebede devlet anadır ve devlet babadır, çocuklarını ne bireysel ne de örgütlü suça kurban verir. Ateş düştüğü yeri yakar yakmasına ama Türkiye Cumhuriyeti o ateşi söndürmesini, yanan kalpleri soğutmasını, ateşi doğuran suç ocaklarının bir bir üstesinden gelmesini bilir.
Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, iktidara geldiğimiz 2002'den itibaren ülkemiz hukuk sisteminde reformun da ötesinde devrim niteliğindeki düzenlemelere imza attık çünkü biz Adalet ve Kalkınma Partisiyiz, ilk sözümüz adalet.
Sayın milletvekilleri, dün esamesi okunmayan pek çok konu bugün karşımıza büyük sorunlar olarak çıkabilmekte ancak Türkiye Cumhuriyeti'miz her yeni sorunun çözümünde gösterdiği hızlı konum almayı, suça sürüklenen çocuklar mecrasında da diğer ülkelere emsal olacak kıymet ve çabuklukta derhâl aldı. Kanun teklifimiz çocuklarımızın önüne serilen şer odaklarını temizlemeyi, çocuk adalet sistemini güçlendirmeyi ve göz bebeğimiz çocuklarımızın ne fail ne de mağdur olmasını hedefliyor.
Sayın milletvekilleri, teklifimiz genel siyaset refleksi içinde hareket edilecek bir kanun teklifi değil çünkü mesele politik değil, mesele siyaset ve partilerüstü. Kanun teklifimizin odağında aziz milletimizin refahının, devletimizin istiklal ve istikbalinin sigortası çocuklarımız var, ağlayan analarımız var; göğsüne vurmaktan bitap düşmüş babalarımız, kederle bakan kardeşler var.
Değerli milletvekilleri, bizler de elimizi vicdanımıza koyarak, siyasi kimliklerimizi, fikir ayrılıklarımızı bu kapıların dışında bırakarak, lütfen, müştereken bu kanunun etrafında öyle bir burç örelim ki çocuklarımızı suç dünyasında kullanmaya tevessül eden şebekelere yer vermeyelim. Çocuk hakları ile toplum güvenliği birbirinin zıddı, karşı cepheler değil, terazinin her iki kefesini de dengeli tutmaktan geçiyor toplumsal adalet. Çocuklar nezdinde toplumsal asayişi berkemal kılabilmek sadece cezai yaptırımlarla mümkün değil, ailenin, okulun, sosyal hizmet kurumunun, sağlık teşkilatının, Emniyet birimlerinin ve hukuk sisteminin eş güdümde olduğu bütüncül bir imeceyle mümkün çocuğu suçtan korumak. İşte, yüce Meclisimize sunduğumuz kanun teklifimizin felsefesi de bu sağlam ayaklar üzerine kurulu. Kanun teklifimizin ağırlık merkezi cezaya değil, suçtan korumak, konuya bütüncül yaklaşım, kurumlar arası koordinasyon, rehabilitasyon, eğitim misali ana ayaklar üzerine oturuyor. Bu saydığım mekanizmalar kanun teklifimizin dipnotu değil, bizatihi omurgasıdır.
Değerli milletvekilleri, sunduğumuz teklif, suça sürüklenen çocuklara daha ağır cezai yaptırımlar uygulayarak bir kenara çekilmiyor; aksine, risk altındaki çocuğa daha erken ulaşabilen, daha yakından takip eden, yeniden topluma kazandırabilen bir çocuk adalet sistemi kurmaya odaklı. Tekrar ediyorum: Teklifin merkezinde ceza değil, çocuğun suça teslim edilmesine razı olmayan kadim devlet anlayışı var. Bir nevi erken uyarı sistemi aslında teklifimiz. Henüz risk oluşmadan, iş işten geçmeden, çocukların hayatı kararmadan alarm zillerini çalan ve gereğini devlet duyarlılığıyla yerine getiren, yaşayan bir sistem.
Değerli milletvekilleri, suç örgütleri biliyor ki çocuk üzerinden işlenen suçların cezası düşük ancak devlet buna sessiz kalamaz, çocuklarını suç örgütlerine teslim etmez, inlerine girer ve dağıtır. Az önceki konuşmalarda kurumlarımızdaki çocuklarımızla ilgili beyanlarda bulunuldu. Kurumlarımızdaki çocuklarımıza büyük bir özveriyle bakmaktadır devletimiz. Bu konuda eleştiri yapmadan, yorum yapmadan önce konunun hassasiyetle ele alınması, araştırılması ve buna göre beyanlarda bulunulması gerekir diye bunu da belirtmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sözüyle bitirmek istiyorum konuşmamı. Cumhurbaşkanımız "Hayatta bir çocuğun gülümsemesinden daha büyük bir mutluluk, bir çocuğun kalbinden daha geniş bir umman yoktur." der, biz de bu sözü kendimize rehber edindik ve bu yolda milletimizle beraber çeyrek asırdır yürümeye devam ediyoruz.
Kanun teklifimiz, aziz milletimize ve canpare çocuklarımıza hayırlı olsun. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; MHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)