| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
MHP GRUBU ADINA ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aziz şehitlerimizin emanetlerinin ve fedakârlık abidesi gazilerimizin haklarını iyileştiren düzenlemeleri içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi vesilesiyle Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi, aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Sizlerin huzurunda, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ebedî Başkomutanımız, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti'ni farklı coğrafyalarda gururla temsil eden kahraman Türk askerine, dünyanın dört bir yanında şehit düşmüş Türk askerinin aziz hatıralarına ve serdengeçti gazilerimize saygılarımı sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, mukaddes vatanımızın birliği, devletimizin bekası ve milletimizin istiklali uğruna toprağa düşen şehitlerimiz ile gazilik şerefini bedeninde, ruhunda taşıyan ve ömrünün her gününde tekrar tekrar yaşatan kahramanlarımıza ne kadar şükran duysak azdır. Evladını toprağa verip başını eğmeyen, "Vatan sağ olsun!" diyerek vatan sevgisini evlat acısının üstünde tutan elleri öpülesi şehit ana ve babalarımızın, hayat arkadaşını yitirmenin güçlüğüyle yüreğini dağlayan eşlerinin, ana-baba özlemini ömrünün her safhasında taşımanın ağırlığıyla geride kalan öksüz ve yetim kardeşlerimizin, vücudunda kurşun ve şarapnel parçalarıyla hayatına devam eden, patlama izlerini bir şeref nişanesi gibi üzerlerinde taşıyan cefakâr gazilerimizin haklarını ne kadar teslim etmeye çalışsak, yaralarını sarmak için ne kadar çırpınsak, hayatlarını kolaylaştırmak adına ne kadar çaba göstersek yine de onların bu vatana ödedikleri bedelin karşılığını bütünlüğüyle teslim edebilmemiz mümkün olmayacaktır, zira onların milletimize bıraktığı emanetin maddi bir ölçüsü, fedakârlıklarının dünyevi bir karşılığı yoktur. Bize düşen, ödenmesi mümkün olmayan bu vefa borcunu hiç değilse adaletle, bıraktıkları mirasa sadakatle ve devletimizin bütün imkânlarını seferber ederek yüceltmektir.
Türk devlet geleneğinde vefa devlet ahlakının özüdür, hele ki devlet şuurunu üç bin yıllık Türk milletinin hafızasından alan, dünyanın en köklü, en kudretli ve muzaffer ordularından birini sinesinde barındıran, kendi imkân ve kabiliyetiyle inşa ettiği millî savunma sanayisi ve teknolojileriyle dünya milletlerine emsal teşkil eden, hudut boylarında vatan toprağını çelikten bir iradeyle müdafaa ederken Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış." ülküsü doğrultusunda nice coğrafyada huzurun, güvenliğin ve istikrarın teminatı olan Türkiye Cumhuriyeti için şehitlerine ve gazilerine sahip çıkmak tarihinden ve töresinden ileri gelen bir namus borcudur. Türk milleti ordu millet olduğu kadar, aynı zamanda gazi bir millettir.
Anayasa'mızın 61'inci maddesi, şehitlerimizin dul ve yetimleriyle malul ve gazilerimizi korumayı devletin açık vazifesi olarak tayin etmiştir. Bu doğrultuda ve görüşmekte olduğumuz kanun teklifiyle, tüm vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin anne ve babalarına bağlanan toplam aylığın asgari gelir güvencesi güçlendirilmekte, bugüne kadar belli statüler bakımından uygulanan koruma bütün vazife malullerinin anne ve babalarını kapsayacak şekilde genişletilmekte, anne ve babaya bağlanan toplam aylığın net asgari ücretin altında kalmaması güvence altına alınmaktadır. Evladını vatan toprağına emanet eden bir anne ile babanın geçim endişesiyle baş başa bırakılmaması, 21'inci asra Türk mührünü vurmaya namzet bir devletin başlıca ödevlerinden biridir. Bakıma muhtaç gazilerimiz ve vazife malullerimiz bakımından da evde bakım desteği net asgari ücretin 2,5 katına çıkarılmakta, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında vazife malulü olan erbaş ve erlerimiz, güvenlik korucularımız, öğrencilerimiz ile sivillerimizin aylıklarında da kayda değer bir iyileştirme yapılmaktadır çünkü Türk milleti kendisi için bedel ödeyen evladını unutmaz, Türk devleti de o fedakârlığı sahipsiz bırakmaz.
Değerli milletvekilleri, liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin ifade ettiği üzere, gaziliğin yüzdesi, oranı, derecesi, onu bunu olmaz, olmamalıdır çünkü gazilik cetvelle, hesapla, çeşitli oranlarla ölçülemeyecek kadar yüce bir mertebedir, aziz Türk milletinin bekası uğruna canla, kanla ve imanla yazılmış bir iftihar vesikasıdır, milletin varlık ve istiklal davasında tereddütsüz ödenmiş en ağır fakat en kutlu bedelin adıdır. Yıllardır terörle mücadelede kurşun yiyen, vücudunda şarapnel parçalarıyla yaşayan, mayın ve patlayıcıların izini bedeninde ömür boyu taşıyan nice kahramanımız mevzuattaki engeller sebebiyle malul sayılamamış, gaziliğe bağlı bazı hakların dışında kalmıştır. İşte bu teklif, yıllardır vicdanları yaralayan bu adaletsizliğe müdahale etmekte, terörle mücadele sırasında yaralanan fakat mevcut ölçüler sebebiyle malul sayılmayan kahramanlarımızın durumunu somut ve hakkaniyetli bir zeminde yeniden ele almaktadır. Yüce devletimiz bu teklifle, kendisi uğruna bedeninden, canından, sağlığından ödün veren, fani ömründe destanlara sığmayacak bir kahramanlık destanı yazan evlatlarını sahipsiz bırakmıyor.
Teklifle vazife ve harp malullerimizin yeniden muayene rejiminde de önemli bir adaletsizlik giderilmekte, erbaş ve erler bakımından yeniden muayene yaş sınırı 41'den 55'e çıkarılmaktadır.
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün gecesinde vatana ihanetin, tankın, tüfeğin ve ölümün buz gibi nefesinin karşısına iman ve vatan sevgisiyle dolu kalpleri ve ellerinde bayrakla dikilen vatandaşlarımız ile kamu görevlilerimizden yaralandığı hâlde malul sayılmayanlar da teklifin kapsamına alınmakta, fedakârlıklarının bir nebze olsun karşılık bulması için kendilerine aylık bağlanmaktadır.
İstiklal Harbi'nin karargâhı olduğu için "gazi" ünvanını taşıyan bu Meclis, 15 Temmuz gecesi hain terör örgütü FETÖ tarafından bombalanarak gazilik şerefini bir kez daha tescillemiştir. Bu nedenle, gazilerimize sahip çıkmak Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendi tarihine karşı bir sorumluluğudur. Elbette bu teklif bir nihayet değildir ancak eksikliklerimizi aşama aşama gidererek şehit emanetlerimizin ve gazilerimizin haklarını iyileştirdiğimiz vefa yürüyüşünün mühim bir merhalesidir.
Değerli milletvekilleri, kanun teklifi vesilesiyle şu hususun tekraren altını çizmek zorundayız: Bugün vatan müdafaasında yaralanan gazilerimizin bedenlerinde taşıdıkları izleri ve bu uğurda ödedikleri bedeli daha hakkaniyetli bir anlayışla hukukumuza nakşederken savaş ve operasyon yaralanmalarını en iyi bilen askerî tıp geleneğini yeniden güçlendirmek zorundayız. Mayın ve patlama travması, harp cerrahisi, ağır yanık, uzuv kaybı, muharebe psikolojisi, sahadan ameliyathaneye uzanan tahliye zinciri sıradan bir sağlık organizasyonunun ötesinde vatan sevgisiyle perçinlenmiş bir yürek, askerî tıp bilgisinin ışığında aydınlanan bir zihin ve çelikten bir disiplin gerektirmektedir. Askerî hastaneler Osmanlı Devleti'nden cumhuriyete intikal eden askerî tıp hafızasının, harp cerrahisi tecrübesinin ve Mehmetçik'imizin canını devletine emanet ederken duyduğu güvenin yegâne adıdır. Buna rağmen, bugün dünyanın en kudretli ordularından birine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti'nin NATO içerisinde, askerî hastanesi bulunmayan tek ülke konumunda olması askerî tarihimizle, harekât kabiliyetimizle ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin taşıdığı ağır sorumlulukla kıyaslandığında izahı güç ve hızlıca telafi edilmesi gereken bir noksanlıktır. Askerî hastanelerin yeniden açılması millî güvenlik meselesidir. Muharebe sahasında alınan yaranın mahiyetini, patlamanın bedende bıraktığı görünür ve görünmez tahribatı, harp cerrahisinin sürat ve ihtisas gerektiren şartlarını en iyi bilen yapı müstakil bir askerî sağlık sistemidir. Şu hâlde bütün gazilerimizin yarasını hukukta daha doğru tarif ederken o yarayı cephede tanıyacak hekimi, o hekimi yetiştirecek geleneği ve o geleneği yaşatacak askerî hastaneleri de yeniden ihya etmek mecburiyetindeyiz.
Değerli milletvekilleri, biz, bugün "Ölürsem şehit, kalırsam gaziyim." diyen çelik yürekli vatan evlatlarımıza hak ettiği itibarı göstermekle vazifelendirildik. Bugün bu kanun teklifini kabul ederek bir vatan ödevini yerine getirmenin şerefiyle nasiplendirilmeliyiz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak şanlı Türk ordusunun, yüz akımız olan şehitlerimiz ve onların emanetlerinin, göz nurumuz gazilerimizin menfaatine olan bu kanun teklifinin kabul edilmesini destekliyor, ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)