GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:125
Tarih:10.08.2026

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH GÜLER (Sivas) - Saygıdeğer Başkanım, siyasi partilerimizin çok Değerli Genel Başkanları, Eş Başkanları, Grup Başkanları, Grup Başkan Vekilleri, değerli milletvekillerimiz; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ Grubumuz adına tümü üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Aslında siyaseten farklı bazı düşüncelere, burada yapılan konuşmalara, ifadelere cevap vermek isterdim ancak günün anlam ve önemine binaen vermek istemiyorum. Biraz teknik bir açıklama yapmak istiyorum, çok temas edilmedi, bazı milletvekillerimiz, bazı hatipler değindi ama öncelikle değerli milletvekilleri, şunu ifade etmek isterim: Meclisimizde gerçekten bütün siyasi parti gruplarımızın desteğiyle ve üye vermesiyle oluşturulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz 5 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla çalışmalarına başlamış, gerçekten uzun müzakereler yapmış, yaklaşık 20 toplantı gerçekleştirmiş; 137 başkan, kişi dinlemek suretiyle ülkemize yaklaşık elli yıldır çok acı deneyimler yaşatmış bu soruna karşı ciddi bir çalışma ortaya koymuştur. Ben bu Komisyonda yer alan değerli milletvekillerimize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok kıymetli, çok değerli görüşler var. Kimler var? Baro başkanlarımız var orada, korucu ailelerimiz var, şehit ve gazi derneklerimizin başkanları var, sendika ve memur dernek başkanlarımız var, eski Meclis başkanlarımız var, bu konuda çalışmış ceza hukukçu hocalarımız var; yine, önerilerde bulunan, bu yönde çalışan kıymetli akademisyenlerimiz var. Ben çok faydalandım, o rapordan gerçekten kendime çok güzel sonuçlar elde ettim. Keşke burada konuşma yapan değerli hatipler orada yapılan konuşmalardan, önerilerden faydalansalardı.

Şimdi, raporumuz 18 Şubat 2026 tarihi itibarıyla bütün parti gruplarının desteği ve imzasıyla beraber ortaklaşa yayınlandı. Takdim kısmının giriş cümlesi aynen şöyle başlıyor bu raporumuzun: "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi temsil gücü ve demokratik meşruiyet içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve millî dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansımasıdır ve ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz biçimde üstlenmiştir." Ve gereğini yapacağına inanıyoruz, evet, raporun giriş kısmı böyleydi. Peki, şu anda görüştüğümüz kanun teklifimizin ana kaynağı neydi? Şu anda yürütme ve yürürlük maddesiyle beraber 12 maddeden oluşan bir kanun teklifini görüşüyoruz. Peki, bunu oluşturan ana kaynak neydi? 6'ncı madde, raporumuzun "Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri" başlığındaki 6'ncı madde. Bu 6'ncı maddeyi okuduğumuzda aslında kanun teklifimizin ana kaynağını herkes çok açıklıkla görecektir. Ben biraz önce çok üzüldüm; efendim, bu kanunu 3 kişi biliyormuş(!) Şimdi büyük yalanlar var ya, ben de aynen öyle diyorum, bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri; bu kanunu 3 kişi biliyormuş. Duymayanlar duysun, bu kanunu çok insan biliyordu çünkü niye? Raporumuz aleni, internet sitesine giren herkes görür, 6'ncı maddeyi okuyan insanlar, bu kanunun direktman ne olduğunu çok net göreceklerdir.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bu kanunu herkes üç gün evvel gördü, üç gün evvel. Sen söyle, sen daha iyi biliyorsun.

ABDULLAH GÜLER (Devamla) - Dostum dinleyin, bakın, biz sessizce herkesi dinledik.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Dinliyoruz, doğru söyleyin.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Dalga geçmeyin.

ABDULLAH GÜLER (Devamla) - Büyük yalanlar vardır, o yalanlardan biri budur işte, bir daha söylüyorum, dinleyin.

Bakın, değerli arkadaşlar, raporumuzun 6'ncı maddesinin giriş cümlesini hemen söylüyorum size, maddelere nasıl yansımış, nasıl oluşturulmuş? Keşke okusalardı arkadaşlar, bir zahmet okusalardı. Diyor ki: "Komisyonun bir diğer önemli görevi, örgütün silah bırakma süreciyle birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemektir. Millî dayanışma ve kardeşliğimizi pekiştirecek adımların atılmasını geniş katılımlı, temsil gücü yüksek, açık ve şeffaf bir istişare süreciyle temin etmektir." Evet, gelelim 6'ncı maddenin 1'inci fıkrasına: "'Kritik Eşik: Örgütün Silah Bırakması' Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir." Ne zaman söylenmiş bu? 18 Şubat 2026'da; bazı arkadaşlar yeni duyuyor herhâlde, 18 Şubat 2026'da rapora yansımış bir şeyi yeni duyuyor. Niye yeni duyuyor? "Özensiz ve kanundan haberimiz yok." diyor. Kanunun amaç ve kapsamına bak, bak bakayım, ne yazıyor? Kanunun amaç ve kapsamında "Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen işlemlerin belirlenmesidir." diyor. Neredeymiş gizli kapaklı? 1'inci madde, kritik eşik; Allah Allah, keşke okusalardı raporu.

Peki, kanunumuzun 3'üncü maddesi var. Diyor ki (6.3)'te, orada: "'Örgüt Mensuplarının Durumu' Yukarıda belirtilen müstakil ve geçici kanun ile birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir." Peki, nasıl değerlendirilecek bunlar arkadaşlar? Ha, ben size okuyayım: "Bu çerçevede, terör örgütü mensupları bakımından -bizim raporumuzda var, 61 sayfa, raporun ekinde- fiilin niteliği ve kişinin örgüt içindeki konumu esas alınarak farklılaştırılmış, ölçülü ve denetlenebilir bir hukuki çerçevenin oluşturulması önem arz etmektedir. Yapılacak düzenleme örgüt mensuplarının yeknesak ve soyut bir kategorik değerlenmeye tabi tutmak yerine örgütsel faaliyet kapsamında ortaya çıkan bireysel sorumluluğun kapsamını ve yoğunluğunu merkeze alan bir yaklaşımla değerlendirilmelidir." Ne yapmışız biz kanunda? 3'üncü madde soruşturma ve kovuşturma içerisinde mevcut örgüt mensuplarının konumunu tahditlendirmeyi yazmışız, raporda aynen yazıyor. Başka ne yapalım değerli arkadaşlar?

Bakın, 4'üncü madde; koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar. Bakın, bunlar çok önemli arkadaşlar. Kanunu gerekçesiyle beraber özellikle yerel mahkemenin verdiği kararlar ve istinaf incelemesi ve Yargıtayda yapılacak inceleme neticesinde eğer erteleme kapsamında yapılacaksa bu hususlar açıkça yerel mahkemenin vermiş olduğu bu karar değerlendirmesi içerisinde değerlendirilmelidir ve sonuç itibarıyla failin lehine olacak hususiyeti de bu kararında erteleme içerisinde vermelidir. Son günlerde yapılan tartışmayı da görüyoruz, çok net. 4'üncü maddenin gerekçesiyle beraber yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay sürecinde çok açık bir şekilde failin lehine olan hususlar değerlendirilecek ve açıkça failin lehine olan husus, erteleme kapsamı içerisinde ise hükme esas olmak suretiyle bozulma karar verilmek suretiyle yerel mahkemeye gönderilecek.

Peki, 6'ncı maddeyi geliyoruz arkadaşlar, yine, failin durumuyla ilgili rapordan bahsediyoruz. Peki, biz bir şey daha önerdik burada "Efendim, yargılamayı yürütmeye verdiler. Yürütmenin bu kadar ağır bir sorumluluğu olur mu, yargılamaya etkisi olur mu?" Ya, arkadaşlar, raporumuzun 6'ncı maddesinin beşinci fıkrası altına imza attık. İzleme ve raporlama mekanizması; kanunda örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanması temin edecek yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir.

7'nci madde: "Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır." Neresi gizli kapaklıymış bunun? 3 kişi biliyormuş(!) Ya kardeşim, raporu okumazsan kimse bilmez, raporu okumadıysa kimse bilmez. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Peki, 1'inci maddeyi gördük, 2'nci madde tanımlarını gördük, 3'üncü madde fiili olarak terör örgütü mensuplarını soruşturma ve kovuşturmayla beraber, 6'ncı madde mahkûmiyet hâlleriyle beraber, adil, gerçekçi yaklaşımla beraber örgüt içerisindeki pozisyonu ağırlığı, varsa karışmış olduğu faaliyetlerin veya yasa dışı işlerin veya suçların, bunların değerlendirilmesiyle beraber bir değerlendirme yaptık ve metin hazırladık. Tamamen raporla eş değer manada, raporun açıkça bir parçası olarak bu kanun teklifi hazırlanmıştır.

Peki, değerli arkadaşlar, bir husus daha var: Mevcut bu durum içerisinde, özellikle TCK madde 58 mahkûmiyet hâllerinde, 53'üncü madde bağlamında, ertelemeyle beraber "hak yoksunluğu" dediğimiz başlığın sadece son günlerde görüyorum kamuoyunda "siyasi yasaklılık, siyasi faaliyet başlığı" adı altında birçok konuşma yapılıyor. Çok üzülüyorum.

Memnu haklar dediğimiz hadise sadece siyaset yapmayla mı ilgilidir? Kişinin idari olarak yapacağı görevlendirme ve yasaklamalar yok mudur? Dernek kurma, vakıf kurma, yöneticilik yapma, başka tahditler yok mudur? Memnu haklar dediğimiz sadece kişinin belediye meclisi üyesi olması, belediye başkanı olması, milletvekili olmasıyla mı değerlendirilir?

Çok değerli arkadaşlar, bir de bir şey karıştırılıyor, çok açık ve net söylüyorum: Türk Ceza Kanunu çerçevesi içerisinde yapılan erteleme işlemlerini Yüksek Seçim Kurulunun vermiş olduğu içtihatlar ve kararlar doğrultusunda bir kişinin milletvekili seçilip seçilmeyeceği, bir kişinin Milletvekili Seçimi Kanunu'yla alakası yoktur, bu uygulamalar ve devam eden uygulanacak diğer hususlar kendi kanunlarıyla düzenlenecektir. Siz bu uygulamalar neticesinde eğer aday olmak istiyorsanız yasal sürelerin bitimi ve ilgili işlerin neticesinde eğer olacaksanız bunların değerlendirileceği yer, başvuru yaptığınız il seçim kurulu ve varsa en sonunda Yüksek Seçim Kuruludur. Bunları birbirine karıştırarak, raporu tamamen bambaşka bir hâle getirerek bu kanun garip yerlerde hazırlandı, 3 kişi biliyordu, nerede hazırlandığı bilinmiyordu gibi böyle ucuz, maalesef nezaketsiz ifadeleri reddediyorum. Raporumuzla bağlı, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuza bağlı, 6'ncı maddesiyle çok uyumlu bir kanun teklifinden bahsediyoruz. Ben emeği geçen arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.

Diğer bir yandan, üzüldüm, bir partinin kapalı grup toplantısına atıf var, öyle demiş, böyle demiş, uydurma, birilerinin dedikodusuyla beraber burada konuşulmasını da ben doğru bulmadım, adı üzerinde dedikodu, adı üzerinde birilerinin ifadesi. Ben Genel Başkan düzeyinde daha nezaketli, daha şık, daha özverili, daha doğru cümleler kullanılmasına gayret ediyorum. Ben de duyuyorum bir çok siyasi partinin kapalı grup toplantısında neler konuşulduğunu, bize de iletiliyor; bunu polemik konusu mu yapacağız? Hiç alakası yok. Arkadaşlar, bizim amacımız belli, bakın bizim derdimiz belli. Biz Türkiye'de, bu topraklarda bir daha silahın, şiddetin asla konuşulmaması, bir daha bu topraklarda silah ve şiddet üzerinden bir meselenin ağır ekonomik sonuçlarıyla beraber yaşanılmamasını istiyoruz. Elimizden geldiğince, elimizden gelen tüm çabayla, tüm kapasitemizle, tüm değerlerimizle beraber biz soruna eğilip çözmeye çalışıyoruz. Eksiğimiz olabilir, "Her şey dört dörtlük yapıyorum." Tavra bak! "Biz her şeyi iyi biliriz." Ya, kardeşim, o zaman ben size şunu sorarım: Rapor ortada, 18 Şubat tarihinde yayınlandı. Özellikle hukuki düzenlemeler, sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri; birinci fıkradan başlayarak kritik eşik örgütün silah bırakması; diğer, müstakil ve geçici mahiyette kanun olması; diğer husus, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmayacak şekilde örgüt mensuplarının durumu, toplumsal bütünleşmenin sağlanması, yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması ve bununla ilgili eşgüdüm sağlanması ve süreçte görev alanlara yasal güvence sağlanmasıyla ilgili başlıklarda -toplamda 7 başlık var- ne önerdiniz, ne yazdınız? Konu belli. Ben yazdım, istişare ettim, birçok kişiyle yaptım. Süreçten önce de siyasi partileri bilgilendirdik Abdülhamit Bey'le beraber. Evet, süre kısıtı olabilir ama ben katkı sağlamak, katkı istemek için her türlü samimiyetli, iyi niyetli çabayı gösterdim. Gizli kapaklıymış, efendim, kapalı kapılar ardında hazırlanmış, bilmem neymiş. Böyle gerçekten nezaketsiz cümlelerle bu izah edilemez. Samimiyetli bir çaba var, bir gayret var.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Elinizde metin yoktu, metin. Elinizde metin yoktu ya.

ABDULLAH GÜLER (Devamla) - Ben, başta bu sürece çok güçlü destekleriyle katkı sağlayan, yol gösteren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, yine, her zaman olduğu gibi Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın, Devlet Bahçeli'ye, DEM PARTİ Eş Başkanlarına, İmralı ziyareti yapan milletvekillerimize, AK PARTİ Grubumuza, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerimize, YENİ YOL'daki milletvekillerimize, Yeni Partideki, Cumhuriyet Halk Partisindeki milletvekillerimize çok teşekkür ediyorum, samimiyetle bu sürece katkı sağlamaya çalışıyorlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Diğer taraftan da bir şey var: İlla bu insanları onların dediği gibi memnun etmemiz gerekiyor. Ya, kardeşim, bir şey sun ya, bir şey sun. Elli yıllık bir meseleye ben bütün samimiyetimle, bütün gayretimle, çabamla bir şey yapmaya çalışıyorum, eksiğim olabilir, yanlışım da olabilir. Sen ne diyorsun ya, bir görelim, açın elinizdeki şu tecrübeyi, bilgiyi, yılların birikimini, bir görelim kardeşim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Rapor ortada, 6'ncı başlık ortada, buna imza attık. Ne diyorsun? Müstakil ve geçici kanun için ne diyorsun? Bu kurul için ne diyorsun? "Yok, ancak eleştiririm, o öyle olmuş, bu böyle olmuş."

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) - Bravo Başkanım.

ABDULLAH GÜLER (Devamla) - Arkadaşlar, bu kanun her yönüyle terörsüz Türkiye hedefi noktasında gerçek manada bir Türkiye modelidir, bakın, açık söylüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sürecin başından itibaren Komisyonumuzun işleyişi, devamındaki raporun çıkışı, devamındaki görüşmeler gerçek manada bu toprakların evlatlarının çalışmasıdır. Bundan bir gurur duyun ya, bir sevinin, çok önemli bir şey bu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bakın, dünya örnekleri var, söze ve kelama gelince efendim, "IRA" derler, "ETA" derler, "O" derler, "Bu" derler. Hepsinde üçüncü göz var, hepsinde dışarıdan müdahale var, bizde yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu toprakların evlatları, Türk'üyle Kürt'üyle, Alevi'siyle Sünni'siyle, bu toprakların has evlatları samimiyetle bu sorunu çözmek ve gelecek Türkiye Yüzyılı'na daha sağlam, daha kararlı, kardeşçe, omuz omuza yürümek istiyor. Peki, bunu biz isterken birilerinin destekleyeceğini mi zannediyoruz? Yok, biliyoruz. Yıllar önce olduğu gibi birilerinin ekmeği buradan kesilecek, birileri buradan siyasi menfaat elde edemeyecek, yok olacaklar belki. Onların ben isteyeceğini düşünmüyorum, biliyorum. Hakaret edecekler, yalan yanlış bilgiler verecekler, uydurma bilgiler verecekler. Ama şunu anlıyorum ben: Geçmiş yıllardan itibaren, yaşanmışlıklarla beraber kaygılarımız olabilir, endişeleriniz olabilir ama bunu yapıcı, yıkıcı olmadan, samimiyetle bu sorunun çözümleri noktasında yapmalıyız.

Sonuç itibarıyla, arkadaşlar, bizim raporumuza da yansıdı. Ben cümlelerimi şöyle tamamlamak istiyorum: Gerçekten çok emek sarf edilen, büyük uğraşlar verilen, samimiyetle ortaya konulan bir çaba var. Bu çabanın sonucunda inşallah Rabb'im de bunu bereketlendirir.

Bakın, biz 60 sayfadan oluşan kendi AK PARTİ raporumuzda Sayın Cumhurbaşkanımızın 2009 yılında yaptığı bir konuşmayı da burada geçirmiştik. Ben o konuşmayla sözlerimi tamamlamak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle: "Türkiye'nin kaybetmesine, daha büyük risk ve tehditlerle karşılaşmasına tahammülümüz asla yok. Ülkenin bir bölümü üzerine çökmüş kara bulutlara tahammülümüz yok. Değerli kardeşlerim, umutsuzluğa tahammülümüz yok. Biz artık Botan, Çayı'nda serinlemek, Zap suyu gibi coşmak; Dicle, Fırat, Murat gibi barışa, kardeşliğe akmak istiyoruz; derdimiz bu. İstiyoruz ki Munzur Dağları'nda hep birlikte kardelenler toplayalım. Cudi Dağı'ndan yediverenler, Ağrı Dağı'ndan çiğdemler derlemek istiyoruz, ülkemin yedi coğrafyasından derilmiş çiçekleri ülkemin annelerine, o tertemiz yüreklere vermek istiyoruz. Türkiye'ye yeni ufuklar açmak, Türkiye'yi şaha kaldırmak, Türkiye'yi artık kabına sığmaz, tutulamaz güçlü bir ülke olma yolunda zapt edilemez hâle getirmek istiyoruz. Bunun mümkün olduğuna inanıyoruz çünkü bunu yedi yılda gördük, nereden nereye geldiğimiz ortada. Bedeli her ne olursa olsun bunu başaracağız, hep birlikte başaracağız; burada olanlarla, olmayanlarla birlikte başaracağız. Bu kardeşlik projesini, bir bütünleşme projesini, bu Türkiye'yi ayağa kaldırma projesini hep birlikte başaracağız inşallah.

Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)