| Konu: | ÖNERİLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 12 |
| Tarih: | 03.11.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anayasal devlet her bir vatandaşının yaşama hakkını korumakla, koruyamamışsa da bu hakkı gasbedenlere, o gaspçının kendi bünyesinde gizlendiği hâller de dâhil olmak üzere hesabını sormak, hukuk çerçevesinde de cezasını çektirmekle yükümlüdür. Bu olmuyorsa, eğer bir ülkede suç ve ceza, adalet velhasıl mağdurun kimliğine göre ayrı, failin kimliğine göre ayrı şekilleniyorsa o ülke anayasal devlet vasfını yitirmiş, anayasalı devlet hâline gelmiş demektir.
Bu önerge, bu manada turnusol olması bakımından önemlidir. Zira faili meçhullerin aydınlatılması talebini, faillerin cezasızlığının toplumun adalet duygusunu ağır şekilde zedelediği gerekçesi üzerine inşa ediyor. Önergeye göre, ortada bir cinayet varsa, katliam varsa, suç varsa bunun failiyle hesaplaşmak gerekir. O zaman, ortada 50 binden fazla insanın cenazesi varken, ortada cinayet varken, katliam varken, ortada katledilmiş çocuklar, kadınlar, katledilmiş bebekler varken bütün bunların toplamının katiline, failine nasıl villa tahsis edilebilir? Meçhul faile ceza amenna ama meşhur faile villa; bu mu sizin adaletten anladığınız?
Onlarca ekip, yüzlerce dosya, hummalı bir çalışma var "Hepsi aydınlatılacak." diyor Adalet Bakanı. Aydınlatılsın, hiçbir suikast karanlıkta kalmasın; tek failleri, tetikçileri değil, hamilerinin de hesap vermesi kaydıyla, karartmaya göz yuman siyasileri de sorumlu kılmak kaydıyla aydınlatılsın üstelik de, biz buna varız. Öyle de tavizsiz sorulsun ki bu işlerin hesabı bir daha bu ülkede bir tek insanın canı bile kimsenin şartları olgunlaştırma malzemesi yapılamasın, kardeş kavgası çıkarma malzemesi yapılamasın, bir daha hiç kimse bu ülkede darbe koşulları oluşturmak için mısır patlatır gibi bomba patlattıramasın mesela gençlerimize. Hatırladınız değil mi? Entelijansiyamızın en demokrat pardon en ileri demokrat ağabeylerinden biriydi bu anının nakledicisi. O mısır gibi bomba patlattırdıkları gençler, hepsi idam edildi. Kimse, ya, hiç kimse, o kadar darbelerle hesaplaşıldı güya, bu ağabeyi çağırıp da "Ya kardeş, sen gel, ne anlatıyorsun, itiraf bunlar." demedi. Mustafa Kuseyri cinayeti, suçu milliyetçilerin üzerine atabilmek için cinayet delillerini kimler temizledi? Bu sıralarda oturuyorlar. Suça yardım da suç değil mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELCAN TAŞCI (Devamla) - Kimse bu faillere "Sen, hayırdır!" demedi bugüne kadar. İlhan Darendelioğlu suikastı aydınlatılmalıdır; Uğur Mumcu, Sinan Ateş... "Tetikçileri yakaladık."la olmaz, arkasında kimler varsa aydınlatılmalıdır. Necip Hablemitoğlu, Kaşif Kozinoğlu aydınlatılmalıdır. Hepsine varız ama sormazlar mı adama "Ya sonra ne olacak?" Ve bu arada, bu işlerin hesabı öyle bir sorulmalıdır ki -az önce burada yapılan konuşmada da olduğu gibi aslında- bir daha kimse, mesela Hakkâri Taşdelen'de olduğu gibi, hiçbir terörist, terör örgütü asker kılığına girip de köylüyü, korucuyu katledip de askere iftiraya dönüştürmesin sonra "faili meçhul" diye. Faili meçhulleri aydınlatma umudunu doğuracak olan da faillerle hesaplaşma güvenini oluşturacak olan da faili meşhurların gördüğü muameledir. Bu ülkenin en meşhur failine villa verirseniz, tahsis ederseniz o umudu da doğuramazsınız, güveni de oluşturamazsınız.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)