| Konu: | ÖNERİLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 12 |
| Tarih: | 03.11.2026 |
CHP GRUBU ADINA GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; ben de hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Ali Öztunç'un ifade ettiği gibi, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Aynı zamanda, burada gündem dışı söz alarak Elâzığ'ın sorunlarını gündeme getiren, objektif bir değerlendirme yapan MHP Milletvekilimiz Semih Işıkver'e de ayrıca teşekkür ederim.
Ben, aslında burada bugün sizinle geçmişte yaşadığım bir anımı paylaşmak istiyorum. Ben 26'ncı Dönem Tunceli milletvekilliği yaptım, milletvekili olarak buraya gelmek bizim için hayatımızda siyasi olarak ulaşabileceğimiz çok önemli bir nokta. Geldik, yemin törenindeyiz; tabii heyecanlıyız, milletvekili olduk, yemin edeceğiz. İsmet Yılmaz Bey hem Millî Eğitim Bakanlığımızı yapmıştı hem de son dönem Meclis Başkanımızdı ve benim çok eskiden gelen bir dostluğum var. Hiç unutmuyorum, İsmet Bey burada oturuyordu, ben en arkada oturuyordum. Alfabetik sıraya göre yemin törenindeyiz. Tabii, her partinin milletvekili yemin edince yalnızca o partinin grubu alkışlıyor, diğer milletvekilleri alkışlamıyorlar. İsmet Bey benden önce yemin ettiği için ben İsmet Bey'i alkışlayamadım çünkü bakıyorum... Bir de bilmiyorsunuz, yeni gelmişsiniz ama ben yemin ettiğimde İsmet Bey beni alkışladı ve ben Grup Başkan Vekilimiz Sayın Engin Altay'a sordum, dedim ki: Niye alkışlamıyoruz? Yani bu bir yemin töreni, bir konuşma değil, hepimizin ortak bir metin üzerinden yaptığımız bir yemin ve hayatımızın en anlamlı, en önemli günü. "Parlamentoda böyle bir gelenek var." dedi ve ben İsmet Bey'in yanına gittim, özür dileyerek, sizin kadar cesur davranamadım çünkü bu Parlamento geleneğini bilmediğimden, ilk defa geldiğimden kaynaklı bu cesareti gösteremedim. Şimdi, arkadaşlar, milletvekili bir adamın, bir insanın ailesine bırakabileceği en önemli miras itibardır bence. Toplumun en seçkin insanları olarak seçildik, buraya geldik. Bizim topluma karşı sorumluluklarımız da var yani her şey siyaset değil. Ben hiçbir zaman hayatımı siyaset üzerine kurgulayan birisi değilim çünkü siyasetin dışında da dostluklar var, hayat var, ilişkiler var, bu siyaset bir gün bitecek. İşte, Mecliste görüyorsunuz, eski milletvekillerimiz zaman geçirmek için kütüphaneye gelirler, dostça otururlar, konuşurlar; yarın bizler de bir araya geleceğiz. Tabii ki milletvekilleri kendi illerinin sorunlarını burada gündeme getirecekler ama aynı zamanda bu ülkenin ulusal sorunları da var. Mesela, terörsüz Türkiye meselesi, terörsüz Türkiye meselesinin Türkiye gündeminden çıkması lazım ve bu terörsüz Türkiye meselesinin bir an önce sonuçlanarak Türkiye için yeni bir ufuk, yeni bir vizyon kazandırılması lazım. Bakın, ben konuşmamda da söyledim, on altı yıldır terör örgütleri tarafından tehdit edilen ve devlet tarafından koruma altına alınan bir milletvekiliyim ama terörsüz Türkiye çerçeve yasaya imza verdim ve lehinde burada oy kullandım. Niye? Bu benim kişisel yaklaşımımla değerlendireceğim bir konu değil, bu bir devlet politikasıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜRSEL EROL (Devamla) - Yani devlet politikası gündeme geldiğinde sizin kişisel yaklaşımlarınız önemli değildir ve bunu niye söylüyorum? Geçtiğimiz günlerde benim oğlumun düğünü oldu, Sayın Başkanım, size de teşekkür ederim, katılan telgraf gönderen arkadaşlara da teşekkür ederim. Dostluk ilişkilerime göre nikâh şahitliğiyle ilgili davetlerim oldu, Türkiye'de gündem oldu. Ya, bu normal bir düğün, niye gündem olsun? Ama siyasette öyle bir kutuplaşma var ki aynı partiden, aynı düşünceden insanlar bir araya gelince herkes kendine göre bir yorum yapıyor. Ya, bundan doğal ne olabilir? Biz arkadaş değil miyiz? Biz dost değil miyiz? Biz aynı Mecliste, aynı dönem seçilmiş milletvekilleri değil miyiz? Aynı restoranda yemek yemiyor muyuz, aynı kuliste oturup çay, kahve içmiyor muyuz? Siyasetin bu kutuplaşmadan çıkması lazım.
Gerilim üzerine, karşıtlık üzerine bir siyaset yerine normalleşen bir süreçte birbirimizi anlayarak, dinleyerek, hak vererek, bir görev anlayışının olması gerektiği düşüncesini sizlere ifade ederek hepinize saygılar sunarım. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)