| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 12 |
| Tarih: | 03.11.2026 |
ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin 4'üncü maddesi üzerine grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türk Kızılayı milletimizin zor günlerinde dayanışmanın ve yardımlaşmanın simgesidir. Depremde, selde, yangında ve diğer afetlerde vatandaşlarımızın yardımına koşması beklenen bu kurumun kaynakları milletin emanetidir. Bu emanetin nasıl kullanıldığı açık, şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır. Ancak afetlere hazırlık gerekçesiyle yapılan alımların sürekli ihale istisnası kapsamında değerlendirilmesi kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirmektedir. Afetlere hazırlık elbette önemlidir fakat bu gerekçe sınırsız bir muafiyetin kapısını açmamalıdır. Kamu yararı hesap verilebilirlikten ayrı düşünülemez. Bu nedenle, Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin 4'üncü maddesine ilişkin değişiklik önergemizde somut düzenlemeler yapılmasını teklif ediyoruz. Afetlere hazırlık kapsamında gerçekleştirilen alımların alım tarihinden itibaren otuz gün içinde Elektronik Kamu Alımları Platformu'nda yayınlanmasını istiyoruz. Böylece, hangi ürünün hangi bedelle ve ne zaman alındığı kamuoyunun bilgisine sunulacaktır. Ayrıca, Türk Kızılayının ve sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu işletmelerin iştiraklerinin ve şirketlerinin hesap ve işlemlerinin Sayıştay denetimine tabi tutulmasını öneriyoruz çünkü milletin güveni ancak etkin denetimle korunabilir. Bedelsiz devredilen malların beş yıl boyunca satılmaması, başka şirketlere aktarılmaması ve insani yardım dışında kullanılmaması da kanuni güvence altına alınması gereken hususlardır. İthal edilen eşyaların ticari faaliyetlerde kullanılmasının önüne geçilmesini de talep ediyoruz. Afet ve acil durumlarda stoklardaki barınma, ilk yardım, beslenme, içme suyu ve lojistik ürünlerin öncelikle afet bölgesindeki ihtiyaçların karşılanmasına ayrılmasını teklif ediyoruz. Amacımız, Türk Kızılayı yıpratmak değil kuruma duyulan güveni güçlendirmektir. Milletin emaneti korunmalı, kamu yararı gözetilmeli ve her işlem hesap verebilir olmalıdır. Afetler, denetimsizliğin ve sorumsuzluğun bir gerekçesi hâline getirilmemelidir.
Bugün konuştuğumuz bu meselenin yanı sıra elbette konuşulması gereken çok daha önemli meselelerimiz vardır. Kızılayın güçlenmesi elbette önemlidir fakat bu Meclisin önünde Kızılaydan çok daha acil meseleler vardır. Millet geçim derdiyle boğuşuyor, emekli pazardan eli boş dönüyor, gençler umutsuz, esnaf borç batağında. Bir de vatandaşın alın teriyle biriktirdiği parasını, malını ve mülkünü ilgilendiren büyük bir fon dolandırıcılığı var. Vatandaşın malı onu yönetenler tarafından gasp ediliyorken kimse başka gündemlerin arkasına saklanamaz. Konuyla ilgili haber yapan gazeteci, "tweet" atan vatandaş gözaltına alınıyorken suçun siyasi ayağına herhangi bir şekilde dokunulmuyor. Tekrar ifade etme mecburiyeti duyuyoruz. Bakınız, bu mesele ekonomik zararı bir tarafa, bir güven krizine dönüşmüştür. İktidar olarak bu süreci şeffaflıkla yönetip bu savurganlığa bir son vermemiz gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, dış politikadaki savrulma içerideki savrulmadan çok daha farklı değil. Şahsiyetten uzak dış politika anlayışı sonucunda gelinen noktada Türkiye'nin kardeş ülkeler üzerinde dahi tesirinin kalmadığını üzülerek görüyoruz. "Tek millet, iki devlet." dediğimiz can Azerbaycan'ın idarecisi başörtüsünü yasaklamakla meşgul. Öğrenciler ve öğretmenler okula alınmıyor, kapılarda ders işlemek zorunda bırakılıyor. Bu insanlık dışı uygulamanın Azerbaycan için sadece enerji kaybı olacağı ortadadır. Başörtüsü engel değil, Müslüman olmanın bir gereğidir. Kılık kıyafet bir toplumun uygarlık göstergesi olamaz. Müslümanlar kardeştir ve yaşadıkları bir zulüm varsa bu asla bir devletin iç meselesi olarak sınırlı kalmaz. Bu mesele elbette bizim de meselemizdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - İnanç değerlerimizi siyasete alet edenlerin, bu değerlerimizin üzerinde tepinmekten çekinmeyenlerin bunu anlaması zordur. Başörtüsü mağduriyeti üzerine iktidar inşa edenlerden Aliyev'e tavsiyelerde bulunmasını beklerdik ancak iktidar sözcüsü bunu Azerbaycan'ın iç meselesi olarak niteledi. Bunca yıldır Can Azerbaycan'a Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni dahi tanıtamayanların bu konuyu iç mesele olarak geçiştirmesine şaşırmıyoruz. Ancak, Müslümanlar adına bu tutumu üzücü bulduğumuzu ifade etmem gerekiyor. Biz kardeş Azerbaycan'ın idarecisi Aliyev'i bu yanlıştan dönmeye davet ediyoruz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)