| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 12 |
| Tarih: | 03.11.2026 |
PERİHAN KOCA (Mersin) - Teşekkür ediyorum.
Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımızı saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bunca yoğun gündemin arasında oldukça kritik bir kanun teklifini konuşuyoruz bugün, Kızılay Kanun Teklifi'ni konuşuyoruz ancak ne yazık ki Kızılayın yapısal sorunlarını konuşup tartışmak yerine, mevcut krizli hâlini çözüme kavuşturmak yerine ya da halk lehine düzenlemeler yapmak yerine ne yazık ki bu yozlaşmış, kurumsal olarak çürümüş yapıya yeni imtiyazlar verilmesini konuşuyoruz. Kızılaya ihale muafiyeti gibi, tekel hakkı gibi, kişisel verilere erişim hakkı gibi yeni imtiyazlar, yeni yetkiler tanıyacak olan garabet bir kanun teklifini konuşuyoruz ne yazık ki. Çünkü değerli arkadaşlar, teklifin bir yanı rejimin iyiden iyiye koyulaştırılmasını içeren bir düzenlemeye sahip. Bir diğer yanıysa Kızılay bünyesindeki devasa miktardaki taşınmazların yağmasını içeren yağmacı bir niteliğe sahip. Bakın, hâlihazırda Kızılay kurumu devletin hemen her kurumu gibi iktidarın arka bahçesine dönüşmüş, dönüştürülmüş durumda. Siyasal ilişkiler ağı üzerinden liyakatsiz kadroların istihdam merkezine dönüştürülmüş durumda ve uzun zamandır, özellikle Kızılay Yatırım Holding üzerinden aslında devasa bir ticari holdinge dönüşmüş, dönüştürülmüş durumda değerli arkadaşlar. Biz bu holdingleşme hamlesinin ne menem bir şey olduğunu ne yazık ki 6 Şubat depremlerinde çok acı bir şekilde, çok yıkıcı bir şekilde ve çok çıplak bir şekilde hep birlikte yaşayarak gördük. Bakın, o gün Kızılayın asli sorumluluğu bir afet anında, bir felaket anında derhâl elindeki tüm imkân ve olanaklarla halkın yanına, afet alanına koşmakken Kızılay 6 Şubat gibi bir deprem anında bile holding refleksleriyle davranmayı tercih etti ve tam bir çürümüşlük içerisinde elindeki çadırları afet bölgesine sevk etmek yerine o çadırları satmayı tercih etti. Ahbap Derneğine sattı, bunlar raporlarla, belgelerle mevcut, hepimiz biliyoruz, bütün hatipler konuşuyor. Dolayısıyla, bakın, Kızılayın sadece ve sadece 6 Şubat depremlerinde yapmış olduğu bu çadır tüccarlığıyla ilgili bile yargılanması ve cezalandırılması gerekirken ne yazık ki biz bugün bu Mecliste böylesi bir yapıya Meclis eliyle bir koruma kalkanı sağlanmasını konuşur vaziyetteyiz, bir cezasızlık ve aklama operasyonu sağlanarak bu kanun teklifiyle birlikte inanılmaz yetkilerle donatılmasını konuşur vaziyetteyiz bugün. İşte, değerli arkadaşlar, biz tam da bu yüzden bu kanun teklifini esastan reddediyoruz çünkü bu kanun teklifinin nelere yol açacağını öngörmek için değerli arkadaşlar, falcı olmaya, fal bakmaya falan gerek yok, bugüne kadarki pratikler, afet pratikleri bize neyin ne olduğunu çok net bir şekilde göstermiş durumda çünkü özellikle Kızılayın holdingleşme kararı aldığı andan bu yana sahip olduğu devasa taşınmazlar yok pahasına birer birer satıldı değerli arkadaşlar. Birkaç örnek vermek istiyorum, bakın, 2021'de İstanbul Maltepe'de üzerinde 15 katlı modern bir sağlık ve bakım kuruluşunun yer aldığı, piyasa değeri 80 milyon TL olarak saptanan taşınmaz 23 milyon TL'ye bir şirkete satıldı. Yine, Konya'da 54,4 milyon TL değer biçilen bir hastane binası 12 milyon 500 TL bedelle bir şirkete satılmış durumda. Öte yandan Ankara Çankaya'nın göbeğinde Memnune Caner İş Merkezi binası 41 milyon TL değerindeyken sadece 7,5 milyon TL'ye satılmış durumda. Değerli arkadaşlar, birçok örnek verebiliriz, şerhlerimizde de mevcut bunlar. Dolayısıyla biz bugün yüz elli yıllık bu kadar önemli, bu kadar kritik bir kurumu halkın dayanışma duygularına dayanan bir kurumun neye, nasıl dönüştürüldüğünü aslında konuşur vaziyetteyiz ancak hepimiz şunu görmeliyiz, bilmeliyiz, tekrar idrak etmeliyiz. Bakın, 6 Şubat depremlerinde de çok net bir şekilde gördük ki bu halkın, Türkiye toplumunun, Türkiye halklarının dayanışma duyguları çok güçlüdür ama bu halk size bağışlarını, kanlarını sermayeye peşkeş çekin diye vermiyor değerli arkadaşlar. Bu halk ramazan aylarında cebindeki üç kuruşunu dayanışmasıyla fitresini, zekâtını siz bunları sermayeye aktarın diye vermiyorlar, yeni Kerem Kınıklar yaratın diye vermiyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
PERİHAN KOCA (Devamla) - Sonuç olarak, bu kanun teklifi yeni felaketlerin hem daha kârlı hem de daha otoriter şekilde karşılanmasının ve denetimsizliğin hazırlığıdır, dolayısıyla bu kanun teklifinin bizim açımızdan müzakere edilecek herhangi bir yanı yoktur. Kanun teklifi geri çekilmelidir diyor, iyi akşamlar diliyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)