| Konu: | ÖNERİLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 04.11.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SEMA SİLKİN ÜN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de uzun zamandır kavramlarla yaşananlar arasında tatsız bir rekabet var. Gelişmişlik endeksi yerimizde sayışımızı, ıslahevleri bir türlü ıslah edemediğimiz suçluları, tarımsal teşvikler tarımdan vazgeçişimizi temsil ediyor. Bu durumun da en müşahhas örneklerinden biri asgari ücretle yaşanıyor. Nedir kelime anlamı? Bir çalışanın en azından asgari düzeyde hayatını sürdürebilmesi için eline geçmesi gereken ücret. Peki, bugün Türkiye'de yaşanan neyi ifade ediyor? Asgari düzeyde yaşamayı değil açlık sınırının altında hayatta kalma mücadelesini, asgari ücretlinin açlıkla imtihan edildiği günlerden geçiyoruz. Farkındaysanız artık yoksulluk sınırını konuşamıyoruz bile. Çeyrek asırlık iktidarın sonunda milletimiz yoksulluktan değil, açlıktan kurtulmak için feryat ediyor. Asgari ücret 28.000 lira, açlık sınırı 38.000 lira, aradaki fark 10.000 lira. Ne demek bu biliyor musunuz? Üç gün toksun bir gün açsın demek. 10'uncu ayı geride bıraktık, ocak ayından bu yana enflasyon karşısında asgari ücretlinin 7.726 liralık satın alma gücü eridi. Kimden söz ediyoruz? Ülkenin toplam gelirinden en düşük gelirli yüzde 20'lik kesime sadece yüzde 6,4'lük payın düştüğü bir Türkiye'den söz ediyoruz. Bu insanların harcamalarının yaklaşık üçte 1'i gıdaya gidiyor, kalanı faturaya ve kiraya. Dikkat edin tatilden, eğlenceden, sosyal hayattan söz etmiyoruz bile. İnsanın hayatta kalabilmesi için gereken en temel ihtiyaçtan söz ediyorum. Bakın, bütçe dönemindeyiz, görüyoruz ki asgari ücretli için hazırladığınız senaryoların hiçbirisinde asgari ücret açlık sınırının üzerine çıkamıyor. Biz asgari ücretli geçinemiyor diyoruz, siz mali disiplin diyorsunuz. Peki, size, sizin kendi tarihimizden bir örnek vereceğim: Yıl 2015 Türkiye seçimden çıkmış, Meclis aritmetiği sebebiyle hükûmet kurulamıyor, çözüm süreci akamete uğramış: Suriye'de, Irak'ta savaş var ve bütün şiddetiyle devam ediyor. Bu sizin de tarihiniz arkadaşlar, unutmuş olabilirsiniz ama milletimiz unutmuyor. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Sayın Ali Babacan kafa kafaya veriyorlar ve diyorlar ki: "Bu iş böyle gitmez, asgari ücretlinin yüzünü güldürmemiz lazım." Enflasyonun yüzde 9'a yakın olduğu bir ortamda 2016 yılı için asgari ücrete yaklaşık yüzde 30 zam yapıyorlar. Herkes diyor ki: "Yapamazsınız, enflasyonu patlatırsınız." Peki, sonuç ne oluyor? Yüzde 8,81 olan yıl sonu enflasyonu yüzde 8,53'e düşüyor. Demek ki asgari ücrete yüksek zam yapıldığında mutlaka enflasyon patlayacak diye bir kaide yokmuş. Mesele kaynak olup olmaması değil bu kaynakları nereye, kime dağıtmak isteme meselesiymiş. O gün, iktidar, kaynakları üreticiye, sanayiciye, işçiye, çiftçiye, emekliye dağıtmak istedi, muvaffak oldu; bugün ise sizler kaynakları israfa, şatafata, imtiyazlılara, faiz baronlarına dağıtmak istiyorsunuz ve ne yazık ki muvaffak oluyorsunuz. Şimdi soruyorum: O günün mali disiplini ile bugünkü mali disiplin neden aynı değil? O günkü ekonomik gerçeklerin sorumlusu da iktidardı, bugünkü ekonomik gerçeklerin sorumlusu da sizsiniz; yoksa mali disiplin dediğiniz şey işçinin, emeklinin, dar gelirlinin sofrasına gelince mi hatırlanıyor?
Değerli milletvekilleri, milyarın milyonun, trilyonun milyarın pabucunu dama attığı devasa bir ekonomimiz var; önümüzdeki yıl yaklaşık 4 trilyon liralık faiz yükünün konuşulduğu bir bütçemiz var ama bütçenin büyüklüğü ile milletin refahı arasında koca da bir uçurum var. Demek ki mesele, kaynak yokluğu değil kaynakların kime ayrıldığı; mesele, bütçenin değil bütçede kimin büyütüldüğü. Önceliğiniz dar gelirliler, çiftçiler, işçiler, emekliler olursa hepsinin yüzü güler, bizim de yüzümüz güler; önceliğiniz israf, şatafat, imtiyazlı holdingler, faiz baronları olursa elbette garibanı, fakiri fukarayı gözünüz görmez olur.
Değerli milletvekilleri, bütçe bir iktidarın kimden yana olduğunun, kimi öncelediğinin, kimin derdiyle dertlendiğinin açık belgesidir. Rakamlar ortadayken bu millete sabır nasihat etmekten vazgeçin lütfen çünkü bu millet sabretmeyi bilir ama sabır çalıştığı hâlde evine ekmek götüremeyen insanın önüne konulacak bir ekonomi politikası asla değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
Asgari ücretli sizden zenginlik istemiyor, çalıştığı hâlde aç kalmamayı, emeğinin karşılığıyla insanca yaşayabilmeyi istiyor. Sorun bu milletin beklentilerinde değil iktidarın önceliklerinde. Bugün tam zamanlı çalışan insan açlık sınırının altında yaşıyorsa orada asgari olan ücret değildir, asgari olan iktidarın çalışan insana reva gördüğü hayat standardıdır.
Değerli milletvekilleri, bizim kelimelere sığdırarak anlatmak da muvaffak olamadığımız asgari ücretlilerimizin yaşam şartlarını gerçekten öğrenmek istiyorsanız, bir vicdan kırıntısı hâlâ kalmışsa yüreğinizde bu önergeye destek verin, gidin yerinde görün asgari ücretlinin yaşam şartlarını diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)