GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:13
Tarih:04.11.2026

MEHMET ÖNDER AKSAKAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüşmekte olduğumuz Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke ortak savunma anlaşmasına dair kanun teklifi hakkında Demokratik Sol Parti olarak görüşlerimizi paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Heyetinizi ve televizyonlarından, sosyal medya platformlarından bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Milletvekilleri, Mekke Anlaşması dâhil olmak üzere tüm uluslararası anlaşmaları Türkiye'nin gelecekteki dış politika tercihleri ve bölgesel sorumlulukları bakımından değerlendirmek durumundayız.

Yüce Meclisin gündemine getirilen 295 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin genel gerekçesinde belirtilen ve çerçevesi çizilen hususlar bizim için bağlayıcı niteliktedir. Bu gerekçede Mekke Anlaşması'nda taraflar birbirlerinin bağımsızlığının, toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunması amacıyla iş birliği yapmayı ve bu doğrultuda Birleşmiş Milletler Şartı'ndan kaynaklanan savunma haklarının kullanılmasında her bir tarafın kendi anayasal yükümlülükleri, millî mevzuatı ve yetkili makamların kararları çerçevesinde askerî imkân ve yeteneklerinin konuşlandırılması da dâhil olmak üzere uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmayı taahhüt etmektedirler. Yani Suudi Arabistan'a yapılacak bir saldırı ya da Pakistan'a yapılacak bir saldırı değil, belki Türkiye'ye de yapılacak bir saldırıya karşı bu birliktelik sağlanmış oluyor.

Anlaşmanın kolektif savunma hükmünün tatbik edilmesi kendiliğinden de işlemeyecek, bu husus, yapılacak istişareler neticesinde mutabakatla alınacak kararlara dayalı olacaktır.

Öncelikle şunun altını çizmek isterim: Türkiye'nin güvenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü zaten tartışma konusu yapılamaz. Ülkemizin savunma kapasitesini geliştirmeye, dost ve müttefik ülkelerle güvenlik iş birliğini artırmaya yönelik girişimler elbette önemlidir. Ancak Demokratik Sol Parti olarak bizim dış politikaya bakışımızda Atatürk'ün ortaya koyduğu "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesi temelinde, bölge merkezli dış politika anlayışı vardır. Bizim için güvenlik yalnızca silahların gücüyle değil, diplomasiyle, ekonomik iş birliğiyle, karşılıklı güvenle ve halklar arasında kurulan dostluk ilişkileriyle sağlanır.

Kurtuluş Savaşı döneminde bugünkü adıyla Pakistan devleti henüz kurulmamış olsa da İngilizlerin sömürgesi altında bölgede yaşayan Hint Müslümanları Anadolu'daki Millî Mücadele'ye çok büyük manevi ve maddi desteklerde bulunmuş ve bu topluluk daha sonra 1947 yılında Pakistan devletini kurmuştur. Dolayısıyla, Pakistan'la tarihsel bir vefa duygusu temelinde güçlü bir dostluğumuz var olmuş ve yıllar içinde geliştirilerek büyütülmüştür.

Suudi Arabistan devletiyle de kurulduğu 1932 yılından bu yana aynı inanç merkezi temelinde karşılıklı saygıya dayanan bir dayanışma içerisinde bulunduğumuz herkesin malumudur. Bu kapsamda olaya yaklaştığınızda aynı inanç merkezine bağlı milletlerin devletleri arasında imzalanan bir anlaşmanın taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırıyı bütün taraflara yapılmış kabul etmesi ortak savunma ve karşılıklı yardım mekanizması oluşturması önemli bir yükümlülüktür. Ancak halkımızın tam olarak aydınlanması için bu noktada bazı soruların açık biçimde cevaplandırılması gerekir. Bir kısmı biraz önce Sayın Başkan tarafından da açıklanmıştı zaten.

Birincisi, bu anlaşma Türkiye'nin mevcut uluslararası yükümlülükleriyle nasıl bir ilişki içinde olacaktır? NATO üyeliğimiz ve diğer uluslararası güvenlik taahhütlerimiz bakımından herhangi bir yetki veya sorumluluk çatışması doğacak mıdır?

İkincisi, Türkiye'nin hangi şartlarda, hangi kapsamda ve ne ölçüde askerî sorumluluk üstleneceği açık ve şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır? Bu konulardaki hassasiyetler zaten teklif kapsamında gözetilmiş ve genel gerekçede bu konularda bir çatışma olmayacağının taahhüt edildiği görülüyor.

Üçüncüsü ve bize göre hem önemli hem de en hassas konusu olarak bölgesel güvenlik adına atılan bu adım bölgede yeni bir ayrışmalara ve bloklaşmalara yol açmamalıdır. Özellikle İran başta olmak üzere komşu ülkelerle ilişkilerimiz bu anlaşmanın uygulama sürecinde dikkatle gözetilmelidir. Zira, günümüzde yaşanan Yemen'deki Husilerle Suudi Arabistan arasında süren çatışmalar aynı zamanda Husilerin İran'la olan bağları sebebiyle en zayıf halka olarak dikkate alınmalıdır çünkü Türkiye'nin coğrafi konumu bize yalnızca askerî sorumluluk değil aynı zamanda diplomatik bir sorumluluk da yüklemektedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Orta Doğu'da çatışmaların tarafı olmaktan çok barışın kurulmasında öncü rol üstlenebilecek tarihî bir birikime sahiptir. Savunma sanayisinde ortak üretim, teknoloji transferi, istihbarat paylaşımı ve ekonomik iş birliği gibi alanlarda geliştirilecek ilişkilerin ülkemize sağlayacağı katkılar da yadsınamaz öneme sahiptir ve bu çerçevede değerlendirilmelidir. Ancak hiçbir uluslararası anlaşma Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim ve değerlendirme sorumluluğunun önüne geçemez. Asker gönderilmesi ve askerî sorumluluk üstlenilmesi konularında Anayasa’nın 92'nci maddesinin hükümleri açıktır ve bunun titizlikle korunması gerektiği izahtan varestedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET ÖNDER AKSAKAL (Devamla) - Demokratik Sol Parti olarak bizim yaklaşımımız açıktır: Türkiye güçlü olmalıdır ama gücünü barıştan yana kullanmalıdır, Türkiye dostlarıyla iş birliği yapmalıdır ama kararlarını kendi ulusal çıkarları ve bağımsız iradesi doğrultusunda almalıdır, Türkiye bölgesel güvenliğe katkı sağlamalıdır ama hiçbir bölgesel ve küresel gerilimin parçası hâline gelmemelidir. Unutulmamalıdır ki savunmanın amacı savaşmak değil, savaşı önlemektir.

Demokratik Sol Parti olarak Türkiye'nin güvenliğinin, bağımsızlığının ve bölgesel barışın teminatı olacak şekilde attığı her adımın bugüne kadar yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.

Genel Kurulu ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)