GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: ÖNERİLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:14
Tarih:05.11.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce Turan Çömez Başkanımız da bahsetti, diğer grup başkan vekillerinin bahsedip bahsetmediğini bilmiyorum, bahsettilerse onlara da teşekkür ederim. Bülent Ecevit, eski başbakanlarımızdan ve aynı zamanda siyasetin çok önemli bir ismi. Onun vefatının 20'nci yıl dönümü ve benim de 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Ulucanlar Cezaevinde cezaevi arkadaşım ve kendisiyle de güzel hatıralarımız var. Önceleri kendisine soru işaretleriyle bakarken hapishane yıllarında kendisini takdir ettiğim, daha sonra da cezaevinden çıktıktan sonra, benim de uzun yıllar sonra tahliyemden sonra da dostluğumuz ölünceye kadar devam eden Bülent Ecevit'i rahmetle anıyorum ve 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı'nda da görev aldıkları için de rahmetli Necmettin Erbakan'la beraber Bülent Ecevit'i de saygıyla ve rahmetle anıyorum.

Grup önerimiz cezaevlerindeki problemler. Türkiye'de 402 ceza infaz kurumunun toplam kapasitesi 304.184 kişi ancak bu kurumlarda tam 434.337 insan bulunmaktadır. Yani cezaevlerimizde kapasitenin 130 bin kişi üzerinde mahpus vardır. Doluluk oranı yaklaşık yüzde 143'e ulaşmıştır. Bu ülkedeki cezaevleri dolmuş, koğuşlar dolmuş, yataklar dolmuş ancak cezaevlerine insan gönderen anlayış değişmemiştir. Sokaklarımız maalesef çetelerin elindedir ve bunlar suç ve suçlu üretiyorlar. Aynı zamanda ailelerimiz çökmeye başlamıştır. Ailelerimiz yıkılıyor, ailelerimizin yıkılmasıyla beraber çocuklarımız suça ve suçluların bir noktada malzemesi hâline dönüşüyorlar. Aynı zamanda eğitim kurumlarımızda da ciddi problemler var ve eğitim kurumları, insanlarımızı eğitemediği için de ciddi şekilde uyuşturucuyla, suçla ve suçlularla beraber hemhâl oluyorlar. Diyorum şimdi cezaevindekiler için burada bu insanlar nerede yatacak? Niye 130 bin kişi fazla? Nasıl beslenecekler? Hastalandıklarında nasıl tedavi olacaklar? Hangi insani koşullarda yaşamlarını sürdürecekler ve hepsinden önemlisi devletin gözetimi ve emaneti altındaki bu insanların can güvenliğinin ve insan onurunun sorumluluğunu kim üstlenecek? Anayasa'mızın 17'nci maddesi son derece açıktır: "Hiç kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya ve muameleye tabi tutulamaz." Bu hüküm cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler için de geçerlidir. Unutmayalım ki cezaevindeki insanlar devletimize emanettir. Devletin görevi bu insanların cezalarını hukuk içerisinde infaz etmek ve temel haklarını korumaktır.

Bir başka vahim tabloya daha dikkatinizi çekmek istiyorum değerli milletvekilleri. Cezaevlerinde bulunan 434.337 kişinin 71.799'u tutukludur yani bu insanların henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır. Elbette ki tutuklama hukuk sistemimizin öngördüğü bir koruma tedbiridir ancak tutuklama bir ceza değildir, tutuklama istisnadır, tutuksuz yargılanma ve yargılama esastır. Soruyorum: Türkiye'de istisna olması gereken tutuklama tedbiri neden bu kadar yaygın uygulanmaktadır? Adli kontrol mekanizmaları neden yeterince değerlendirilmemektedir, değerlendirilmiyor? Masumiyet karinesini dilinizden düşürmüyorsunuz ama uygulamada bu ilkeyi bir anda unutuyorsunuz ve çifte standartlı davranıyorsunuz. Hukuk devletinde esas olan özgürlük, istisna olan tutuklamadır. Hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunun hâkim olduğu bir anlayışla adaleti asla tesis edemezsiniz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Konseyi ve Lozan Üniversitesi tarafından hazırlanan 2025 yılı ceza istatistiklerine göre Türkiye her 100 bin kişiye düşen yaklaşık 458 mahpusla Avrupa Konseyi ülkeleri arasında açık ara ilk sıradadır. Bu tabloyu yalnızca suç oranlarıyla açıklayamazsınız. İktidara buradan açıkça sesleniyorum: Siz yeni cezaevleri inşa ederek bu sorunu çözeceğinizi düşünüyorsanız çok yazık ediyorsunuz insanımıza. Cezaevlerinin sayısını artırmakla övünmek yerine neden bu kadar çok insanın cezaevine girdiğini ve neden cezaevi nüfusunun sürekli arttığını sorgulamalısınız. Yaptığınız kanunlar çözüm ve güven vermiyor. Ceza infaz sistemi ıslah etmek, eğitmek, meslek sahibi yapmak ve yeniden topluma kazandırmak için vardır ancak aşırı kalabalık koğuşlarda ne sağlıklı bir rehabilitasyon ne etkili bir eğitim ne de insanca bir yaşam mümkündür. Üstelik bu koşullar yalnızca mahpusları değil ağır iş yükü altında görev yapan infaz ve koruma memurlarını, sağlık çalışanlarını ve diğer cezaevi personelini de ciddi manada olumsuz etkilemektedir.

Değerli milletvekilleri, biz burada suç işleyenlerin cezasız kalmasını savunmuyoruz, biz "Suçla mücadele edilmesin." demiyoruz. Biz diyoruz ki: Suçla mücadele başka, hukuksuzluk başka, ceza vermek başka, insan onurunu ayaklar altına almak başkadır. Denetim gücü ne kadar çok insanın cezaevine koyulduğuyla değil adaletin ne kadar hakkaniyetli uygulandığıyla ölçülür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim sayın Başkanım.

Güçlü devlet hukukuna güvenilen, mahkemelerinin tarafsızlığına inanılan, vatandaşının adalet arayışına çabucak cevap verebilen devlettir. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla beton, daha fazla yüksek duvarlar, daha büyük cezaevleri değildir; bilakis bağımsız ve tarafsız bir yargı, adil bir infaz sistemi ve insan onuruna saygılı bir hukuk düzenidir.

Unutmayalım ki adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, hukukun olmadığı yerde güven de olmaz ve cezaevlerindeki en önemli problemlerden bir tanesi de sürekli çıkarttığınız infaz yasalarıyla çarpık adaletsizlik ortamıdır. TCK 158 uzlaşı istiyor, siz burada cezalarında indirim yapıyorsunuz. Aynı zamanda 31 Temmuz Covid yasası çıkarken bunlardan o zamanlar yüz kızartıcı suç olarak kabul edilmeyenleri daha sonra on ikinci yargı paketinde yüz kızartıcı suç olarak kabul ediyorsunuz. Çek Yasası'nda ciddi problemler vardı, eskiden insanlar tutuklanmıyordu ve bu çekleri ödemiyorlardı, şimdi tutuklanıyorlar, yine ödeyemiyorlar. Hiç olmazsa bunlara da kademeli bir şey meydana getirebilirsiniz, getirmiyorsunuz.

Grup önerimize inşallah destek verirsiniz.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (YENİ YOL, Yeni Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)