| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 14 |
| Tarih: | 05.11.2026 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; bu anlaşma yani Mekke Ortak Savunma Anlaşması'dır. Öncelikle şunu peşinen söyleyelim: Türk milletinin tabii ki kutsal topraklara, Kabe'ye, Mekke'ye, ihtiyaç hasıl olursa, anlaşmaya gerek duymaksızın da canımızı feda edebiliriz ama hiç kızmayın, bu öyle bir fedakârlık meselesi değil. Diyorsunuz ki: Efendim güvenlik, dayanışma, ortak savunma. Buradan soruyoruz: Kimin güvenliği, kimin çıkarı ve hangi savaşın hazırlığı? Türkiye'nin güvenliğini mi sağlıyorsunuz yoksa Türkiye'yi başkalarının hesaplarına ortak mı ediyorsunuz? Türkiye'nin dostlarıyla iş birliği yapmasına kimse karşı değil, savunma iş birliğine de karşı değiliz ama bu millet, Türk milleti Türkiye'nin askerini, silahını, istihbaratını, savunma sanayisini hangi amaçla, kimin emrine, hangi siyasi hesabın hizmetine sunduğunu bilmek istiyor. Burada sıradan bir diplomatik metin konuşmuyoruz; burada Mehmetçik'in geleceğini, Türkiye'nin dış politikasını ve millî güvenliğimizi konuşuyoruz.
Siz önce şu soruya bir cevap verin: Bu anlaşmayı neden bugüne kadar milletten sakladınız? 7 Ağustosta imzalıyorsunuz, 21 Ekimde Meclise geliyor. Arada üç ay var ve üstelik zaten savaşta olan, saldırı altında olan bir ülkeye destek vadediyorsunuz. Neyin karşılığında? 31 Ağustosta İstanbul'da komite toplantısı yapılıyor, Riyad'da sekreterya kuruluyor, Pakistanlı emekli bir general genel sekreter olarak atanıyor, 5 Ekimde Riyad'da ikinci toplantı gerçekleşiyor, daha ortada Meclisin onayı yok ama ittifakın mekanizması çalışıyor. Anayasa’nın 90'ıncı maddesi ortada; uluslararası anlaşmaların onayı mutlaka Mecliste yapılır. Siz daha Meclis karar vermeden hangi yetkiyle bu yapıları işletmeye başladınız? Milletin iradesini devre dışı bırakarak devlet yönetemezsiniz.
Gelelim anlaşmanın en tehlikeli tarafına. 2'nci madde diyor ki: "Taraflardan birine yönelik silahlı saldırı bütün taraflara yapılmış sayılacak." Yani Suudi Arabistan bir çatışmaya girerse Türkiye ne yapacak; seyirci mi kalacak, asker mi gönderecek, silah mı verecek, lojistik destek mi sağlayacak; hangi şartlarda, kimin kararıyla ve hangi yetkiyle; bunların hiçbirine yeterince açık cevap yok, üstelik adamlar zaten savaşta. Pakistanlı üst düzey bir asker bu anlaşmanın kamuoyuna açıklanmayacak savunma taahhütleri olduğunu ve içerdiğini söylüyor. Hayırdır, Türkiye Cumhuriyeti'nin hangi taahhüdü Türk milletinden gizlenebilir? Hangi yükümlülüğün altına giriyorsunuz da Meclisin ve milletin haberi yok?
Şimdi gelelim Yemen meselesine. Suudi Arabistan'ın Yemen'le yıllardır devam eden çatışması ortada. Bölgede vekâlet savaşları, silahlı gruplar, füze saldırıları, Kızıldeniz gerilimi ortada. Peki, bu anlaşma Yemen'deki çatışmaları kapsıyor mu? Suudi Arabistan'a yönelik bir saldırı Türkiye'yi Yemen sahasına sürükleyebilir mi, bana bunun cevabını verin. Biz, Mehmetçik'in Türkiye'nin güvenliğini savunmak yerine başka ülkelerin bölgesel hesapları uğruna ataşe sürüklenmesine razı olmayız. Türkiye'nin evlatları başkalarının tahtını korumak için can vermek zorunda değildir. Bakın, sayın milletvekilleri, Türkiye İsrail'in bölgesel hesaplarının taşeronu olamaz. ABD'nin çıkarları için Mehmetçik'in önüne yeni cepheler açılamaz. Üstelik Türkiye zaten NATO üyesidir. Bizim sorumuz basit NATO'nun kolektif savunma sistemi var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Tamamlayabilir miyim?
BAŞKAN - Buyurun.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Türkiye'ye hangi güvenlik açığını kapatmak için böyle bir ittifak gerekiyor? Karşılığında hangi yükümlülükleri üstleniyoruz? Efendim, itirazımız dostluğa değil, belirsizliğedir. İş birliğine değil, denetimsiz yükümlülükleredir. Savunmaya değil, Türkiye'yi başkalarının savaşına ortak edebilecek tehlikeli düzenlemeleredir. Mehmetçik Türk milletinin askeridir, başka ülkelerin tahtını, iktidarını, bölgesel hesaplarını korumak için kullanılamaz.
Biz, İYİ Parti olarak bu anlaşmanın mevcut hâliyle onaylanmasına, yani, Mekkeli müşriklerin yasasına "Hayır." diyoruz.
Heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)