GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:14
Tarih:05.11.2026

MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öyle bir zamanda öyle bir kanun teklifini konuşuyoruz ki kanun teklifinin içeriğine bile henüz bakmadan, maddelerini bile incelemeye gerek kalmadan şüphelenmemiz gereken, endişelenmemiz gereken ve "hayır" dememiz için nedenler var. Ben bu nedenleri, bu sebepleri çok teferruata girmeden sadece 3 soruyla ortaya koymak isterim.

Birinci soru şu: Bu anlaşma neden sadece üç devlet arasında gerçekleştirildi? Bölge ülkeleri içerisinde hiçbir ülkeyle olmayıp da sadece bu iki ülkeyle olan hangi ortak paydamız var, hangi ortak derdimiz var, hangi ortak hedefimiz var? Yani Ürdün'le olmayan, Mısır'la olmayan, İran'la olmayan, Türk cumhuriyetleriyle olmayan hangi ortak paydada biz, bu üç ülke bir araya gelebildik? Bu büyük bir şüphe nedenidir ki bu şüphenin öncelikli olarak ortadan kaldırılması gerekir.

İkincisi ise: Biz Türkiye olarak bu anlaşmada hangi rolün sahibiyiz yani aktör müyüz, dublör müyüz yoksa sadece figüran mıyız? Bu soru çok önemli. Neden? Şimdi, biz AK PARTİ'li arkadaşlarımıza, mesela, Cumhurbaşkanımızı sorsak biri diyecek ki "çok güçlü bir lider" bir diğeri "çok büyük bir lider" hatta, hızını alamayanlar "küresel bir lider" veya "dünya lideri" olduğunu söyleyecekler ki ben onların bu yaklaşımına saygı duyuyorum. Ama o yaklaşım bize şunu düşündürüyor: Bu kadar güçlü bir Cumhurbaşkanı yani hem sizin hem bizim huyunu suyunu bildiğimiz Cumhurbaşkanı, kendi ülkesinde çocuk istismarcısı olarak bilinen, İran'da çocuk katili olarak bilinen, dünyada en büyük terör örgütünün hamisi olarak bilinen bir kişiye "dostum" demek zorunda kalıyor ise veya koluna girmek zorunda kalıyor ise ülke olarak başımız belada demektir, zor durumdayız demektir veya biz kendimizi tefecilere ve mafyaya kaptırdık demektir ki başı belada olan bir iktidarın sözüne de yaptıklarına da itibar edilmez. Yani demem o ki bu anlaşmada masada bizi temsilen oturan güçlü bir lidere sahip olan AK PARTİ iktidarı değil Amerika'ya ve İsrail'e mecbur olan bir AK PARTİ iktidarıdır ki bu da bizim şüphelerimizi artıran, endişelerimizi artıran önemli bir sorundur.

Üçüncüsü ise "Evet." diyen bazı parti mensupları burada konuşurken neden "Evet." dediklerine dair şöyle bir cümle kullandılar, dediler ki: "Amerika bölgeyi terk ediyor, onun oluşturmuş olduğu boşluğu Türkiye olarak bizim doldurmamız gerekir." Eyvah ki eyvah, eyvah ki eyvah! Şimdi, sormamız gereken soru şu: Bu bölgeyi terk edeceğini söylediğimiz Amerika İsrail'i de terk edecek mi? Amerika'nın bu bölgede varlık nedeni öncelikli olarak İsrail'i korumaktı. Eğer gerçekten sizin dediğiniz gibi Amerika bu bölgeyi terk edecek ve yerine Türkiye'ye gelecekse Türkiye İsrail'i koruyacak demektir ki bu büyük bir felaket olur. Hatta, tırnak içerisinde söylüyorum, bu büyük bir ihanet olur. Şimdi, bu kadar şüphelerin olduğu bir ortamda, bir dönemde bu anlaşmanın içeriğine girmeye bile gerek yok. Peki, bu şüpheler neden oluştu? Çünkü siz yirmi beş yıl boyunca özellikle dış politikada attığınız adımlarla bu ülkenin heybetini kaybetmesine neden oldunuz, insanların size olan güvenini kaybetmesine neden oldunuz.

AHMET FETHAN BAYKOÇ (Ankara) - Sen hangi ülkede yaşıyorsun ya?

MESUT DOĞAN (Devamla) - Ya, bir dakika beraberce düşünelim, tefekkür edelim. Bakın, bir dakika, hep beraber, samimiyetle, parti aidiyet duygularımızı kenara bırakarak sadece, ülkeye olan aidiyet duygularımızla düşünelim.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Sen de düşün.

MESUT DOĞAN (Devamla) - Kırk yıl önce hepimiz gönül rahatlığıyla düşünebilirdi ki vallahi rüyasında Türkiye'yle savaştığını bir İsrailli görse korkudan yatağında ölürdü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET FETHAN BAYKOÇ (Ankara) - O tarihte düşünce suçu vardı, düşünce suçu, düşünemezdi.

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MESUT DOĞAN (Devamla) - Ama ülkeyi öyle bir hâle getirdiniz ki dünyanın en büyük terör örgütü bugün Türkiye'yle kavga etmeyi, savaşmayı konuşabiliyor, bu noktaya getirdiniz. Ülkemizde kendinize, size, iktidara güvenilmesini bekliyorsanız siz daha çok beklersiniz çünkü o güveni çoktan kaybettiniz.

Bu vesileyle biz çok net bir şekilde Mekke Anlaşması'na "hayır" diyeceğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyoruz. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)