| Konu: | ŞIRNAK İLİNİN ULUDERE İLÇESİNİN SINIR KESİMİNDE YAPILAN HAVA OPERASYONUNDA 35 VATANDAŞIMIZIN HAYATINI KAYBETMESİ VE AÇILAN SORUŞTURMA İLE BU VATANDAŞLARIMIZIN GERİDE KALAN YAKINLARINA YAPILACAK YARDIMLARA İLİŞKİN |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 46 |
| Tarih: | 03.01.2012 |
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) - Sayın Başkan, yüce Meclisimizin değerli üyeleri; önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de, yeni yılın ilk oturumu olduğu için, hepinizin yeni yılını kutluyorum. Allah hepimize sağlıklı, huzurlu bir yıl nasip etsin ve Meclisimize de hayırlı ve verimli bir çalışma yılı nasip etsin diyorum.
Geçtiğimiz hafta Uludere'de vuku bulan elim hadiseye ilişkin Hükûmetimiz adına bilgi sunmak üzere huzurunuzdayım.
Bildiğiniz gibi, olağanüstü gelişmelerde Hükûmet olarak Meclisimizi bilgilendirmeyi önemli görüyoruz. Bu, benim bu sene üçüncü bilgilendirmemdir. Biri terör olayıyla ilgili, diğeri deprem sonrası, depremden iki gün sonra yine salı günüydü, bu defa da olaydan sonraki ilk Meclis oturumunda yüce Meclisi bilgilendirme konusunda dün Bakanlar Kurulunda görüştük ve karar aldık.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, 28 Aralık Çarşamba gecesi, Uludere ilçemizin olduğu bölgeden, üç köyümüzden vatandaşlarımız Irak sınırı içinde, terörist grup zannıyla hava operasyonuyla bombalanmış ve 35 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Sonradan, bu vatandaşlarımızın kaçakçılık faaliyeti sebebiyle Irak'ın kuzeyinde, sınırımızın ötesinde bulundukları anlaşılmıştır. Ülkemizin tümünü üzüntüye boğan bu müessif olayda hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine bir kez daha başsağlığı diliyorum. Her bir vatandaşımızın üzüntüsü hepimizin üzüntüsüdür, tüm Türkiye'nin üzüntüsüdür.
Hükûmetimiz, olayın öğrenilmesinden hemen sonra gelişmeleri anbean takip etmiştir. Sayın Başbakanımız ilk saatlerden itibaren Genelkurmay Başkanımızdan, İçişleri Bakanımızdan, Şırnak Valimizden bilgi almıştır. Olayın hemen ertesinde Şırnak Valimiz ve Valilik Kriz Merkezi tarafından yapılan açıklamalarda, o aşamada derlenen bilgiler kamuoyuna aktarılmıştır. Olayın tüm yönleriyle araştırıldığı, gerekli adli ve idari tahkikatın başlatılmış olduğu ifade edilmiştir.
Bu noktada, devletimizin ve Hükûmetimizin kamuoyunun ivedilikle aydınlatılması ve hukukun gereğinin eksiksiz olarak yerine getirilmesi konusundaki hassasiyetini özellikle vurgulamak isterim. Söz konusu açıklamada da yer aldığı gibi, olayın hemen ardından, hukuk devleti olmanın bir gereği olarak gerekli adli ve idari tahkikata başlandığı vurgulanmıştır. Buradan bir kez daha altını çizmek istiyorum: Hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde hareket edilecek, olayla ilgili tüm soru işaretleri aydınlığa kavuşturulacaktır. Adli ve idari soruşturmalar da bu çerçevede sürdürülmektedir.
Nitekim, şunu da burada ifade etmek isterim: Esasen, terörle mücadele süreci içinde Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, hukukun içinde olmaya çok büyük özen gösterilmiştir. Bildiğiniz gibi seçim sonrası, bu yaz döneminde, temmuz ayında başlayan terör olayları sonrası 17 Ağustostan itibaren ciddi bir sınır ötesi operasyon başlatılmıştır ve bu operasyonlar bugün de devam etmektedir. Bu süreç içinde bugüne kadar hiçbir sivil vatandaşımız zarar görmemiş, bu konuda azami hassasiyet gösterilmiştir. Biz Hükûmet olarak ve güvenlik birimlerimiz, bir yandan terörle mücadele sürecini yürütürken bir yandan vatandaşımızın korunması, vatandaşımızın gözetilmesi, hukukun içinde olma ve demokratikleşme sürecini de paralel olarak yürütmüştür.
Size, tabii, bu operasyonlarla ilgili şu teknik bilgiyi de sunmak istiyorum: Değerli milletvekillerimiz, 17 Ağustostan itibaren sınır ötesi hava harekâtı devam etmektedir. Hedefler, iki tür tespitle vurulmaktadır. Birincisi, önceden istihbaratı ve koordinatları tespit edilmiş terörist kamp, barınma ve diğer tesisler, belli bir hedef, değerlendirme ve analizleri sürecinden sonra vurulmaktadır. Kuzey Irak'taki pek çok kamp, tesis, vesaire bu şekilde vurulmaktadır. İkincisi ise, özellikle sınır bölgesinde teröristler tarafından kullanılan geçiş bölgeleri düzenli olarak insansız hava araçları tarafından kontrol altında tutulmakta, bu esnada tespit edilen hareketliliklere, gerekli değerlendirmelerden sonra işlem yapılmaktadır.
Nitekim, yine aynı gün içinde, olayla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığımızca yapılan ayrıntılı açıklamada da o noktada düzenlenen harekâtın gerekçelerine ve icra tarzına ilişkin yanlış anlamalara ve değerlendirmelere mahal verilmemesi bakımından ayrıntılı izahata yer verilmiştir. Bu açıklamada yer alan değerlendirmeler bugün de geçerliliğini sürdürmektedir. Burada, gerçekten Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Genelkurmay Başkanlığının da oldukça şeffaf bir tutum izlediğini ve dürüstçe olupbitenleri anlattığını görüyoruz. Bu, devletimizin için ve Türkiye için önemlidir değerli arkadaşlar; yani yüce Meclise bu noktayı özellikle ben arz etmek isterim.
Genelkurmay Başkanlığının açıklamalarından da aldığım bilgiler çerçevesinde olayı, cereyanını şu şekilde biraz daha detaylı size ifade etmek istiyorum: İnsansız hava aracı da istihbarat kaynaklarından biridir. İnsansız hava aracıyla tespit edilen görüntüler yetki verilen merkezlerden anlık olarak izlenmekte ve alınan görüntüler ilgili birimlerce değerlendirilerek hedefin analizi yapılmakta, süratli bir koordinasyon sonrasında hedef yeri ve niteliği de dikkate alınarak uygun vasıtalar ile hedef ateş altına alınmakta veya birlikler tarafından operasyon icra edilmektedir. 28 Aralık 2011 gecesi Irak sınırları içinde hududumuza doğru bir grubun hareket hâlinde olduğuna dair insansız hava aracı görüntülerinin ulaşması üzerine, terörist olduğu değerlendirilen bu gruba önce ikaz ve hedefin teyidi için saat 19.35'te ve saat 19.45'te olmak üzere 2 defa aydınlatma -4 adet- ve tahrip mermisi sınır hattı üzerindeki muhtemel geçiş güzergâhına atılmış, herhangi bir ikazın gelmemesi ve grubun aynı tertipte intikaline devam etmesi üzerine hava kuvvetleri uçakları ile grup ateş altına alınmıştır.
Grubun terörist olarak değerlendirilmesinde aşağıdaki hususlar etken olmuştur:
a) Sinat-Haftanin bölgesi bölücü terör örgütünün yıllardır kontrol altında bulundurduğu, dağ kadrosunun Zaho ve Dohuk ile lojistik irtibatını sağlayan, yurt içinde Cudi Dağı, Beytüşşebap ve Bestler Dereler bölgelerine terörist aktarımına imkân veren, Şırnak bölgesindeki karakol ve üs bölgelerine saldırı için kullanılan üslenme alanı olması.
Ayrıca, tamamen sivil halktan arındırılmış ve bölücü terör örgütü mensuplarına terk edilmiş bir bölgenin olması -orada köy falan yok, hiçbir sivil yerleşim yok- bölücü terör örgütüyle irtibatı olmayan ve izin almayan kişilerin Sinat-Haftanin bölgesine girebilmesinin oldukça güç olması.
b) Olay öncesinde, Haftanin bölgesindeki teröristlerin Uludere Ortasu ve Gülyazı bölgelerinde konuşlu askerî birlikler hakkında araştırma yaptıkları, Ortasu mücavir alanında Türkiye'ye aktarılması planlanan bir grup bölücü terör örgütü mensubunun beklediği, Kandil ve Zap bölgelerinden Haftanin'e gönderilen grupların bölgede toplanmakta oldukları yönündeki istihbarat bilgilerinin Gülyazı ve Ortasu bölgesinde bir eylem planlaması olabileceği değerlendirmesini güçlendirmesi.
Bölgedeki teröristlerin telsiz görüşme sayısında dikkati çeken bir artışın tespit edilmesi.
Olayın geçtiği bölgede bugüne kadar bu denli kalabalık kaçakçı gruplarının hareketinin tespit edilmemesi.
Geçmiş dönemlerde, bölücü terör örgütünün kamuoyunda büyük etki yapacak türdeki Dağlıca, 21 Ekim 2007; Aktütün, 3 Ekim 2008; Gediktepe, 19 Haziran 2010; Hantepe, 20 Temmuz 2010; Çukurca, 19 Ekim 2011 gibi saldırılarını, Irak kuzeyinden kalabalık gruplar toplayarak yük hayvanlarıyla birlikte ülkemiz topraklarına sızarak gerçekleştirmesi.
Bu hususlar ışığında, geçmişte Dağlıca, Aktütün, Hantepe ve Çukurca'da yaşanan acı tecrübeler dikkate alınarak, geç kalındığı takdirde birliklerimize yapılacak bir saldırıya tedbir alınmaması sonucunu doğurabileceği değerlendirmesiyle, önce topçu ile uyarı atışı açılmasına, sonuç alınmazsa hava kuvvetleri uçaklarıyla ateş altına alınmasına karar verilmiştir.
Yakın dönemde kamuoyuyla paylaşılan görüntü ve resimlerde görüldüğü üzere, silahlı teröristleri dahi sağ teslim almak isteyen, üşüyen teröriste parkasını veren, sahip olduğumuz silah ve teçhizatı kullanarak kısa sürede etkisiz hâle getirebileceğimiz teröristleri sağ ele geçirmek için saatlerce ikna etmeye çalışan bir mücadele anlayışına sahip olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin sivil halkı bilerek ateş altına alacağını düşünmek büyük bir gaflettir, haksızlıktır, insafsızlıktır. Olayda, kaçakçılık yapan sivil vatandaşların, yasa dışı olarak olayın meydana geldiği sınır ötesindeki girilmemesi gereken bir bölgeyi kullanmaları ve bunun sonucunda hayatlarını kaybetmiş olmaları büyük bir talihsizliktir, silahlı kuvvetlerimiz de bu konuda zaten başsağlığı dileklerini iletmiştir.
Değerli milletvekilleri, burada önemli nokta; silahlı kuvvetlerimizin, operasyon öncesi tespit, teyit ve değerlendirmenin yanı sıra ikaz ve mukabele safhalarını da dikkatle takip ettiğidir. Burada, Sayın Başbakanımızın da ifade ettiği üzere, kastı mahsusa bulunduğu, devletin vatandaşını bilerek bombaladığı yönündeki suçlayıcı beyanları bir kez daha reddediyor, bu yönde yorum ve beyanlarda bulunanları aklıselime davet ediyorum. Olayın hemen ardından yapılan haksız benzetmeler, ithamlar ve yanlış haberler olayın açığa çıkmasına hizmet etmemektedir.
Şunu hepimiz bilelim: Değerli milletvekillerimiz, bugün Türkiye farklı bir Türkiye. Bugün, vatandaşı öne alan, insanı öne alan bir ülke var; bugün şeffaflık var; bugün kendisiyle hesaplaşan, eskiden yaptığı işkenceleri, efendim kendi adına yapılan işte faili meçhulleri araştıran bir Türkiye var. Devletin vatandaşını kasıtlı şekilde bombalayacağı falan gibi bir şeyi düşünmek çok büyük bir haksızlıktır. Kendimize, Türkiye'ye haksızlıktır bu. Biz terörle mücadele ediyoruz; bakın, terörle mücadelemizin ilkesi bile, öldüren değil yaşatan, yaşatmayı hedef alan. Biz bunun için çok uğraştık. Devlet eski kodlarını çok değiştirdi, kucak açtı. Devlet, terör olmasın diye elinden geleni yapıyor insanı yaşatmak için. Devlet vatandaşını kazanmak için uğraşıyor.
İkinci olarak, tabii, bütün kurumlarımız burada bütün hassasiyetini gösterdi ve gerekli idari, adli işlemler başlatıldı, bunu tekrar ifade ediyorum ve biz de bunu parti olarak da MKYK toplantımız vardı perşembe günü, orada parti sözcümüz zaten açıkladı.
Şunu da bu vesileyle ifade edeyim: Kurumlarımız arasında bir sorun varmış falan gibi?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı olarak ifade ediyorum, devletimiz bugünkü kadar kurumlar arası koordinasyonu, eş güdümü, birlikteliği ve dayanışmayı hiçbir zaman sağlamamıştır; her şey tek konuşulur ve o yapılır, her kurumumuz kendine düşeni yapar. Bugün böyle bir noktadayız, bunu da burada ifade etmek isterim.
Tabii, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, 31 Aralık Cumartesi günü Tarım Bakanımızla ve Kalkınma Bakanımızla, Grup Başkan Vekilimizle, bölge milletvekillerimizle köye gittik, orada, tabii, üzücü olayda hayatlarını kaybedenlerin ailelerine taziyede bulunduk ve onlara çok teşekkür ediyoruz. Zaten biz gitmeden önce -orası bir spor sahası aslında, o taziye çadırı- orada olaylar olmuş, tatsız olaylar, vatandaşlar zaten orayı terk etmiş, kendi evlerine, köylerine gelmişler, bir büyük odada, Alihan'ın, bu ailenin büyükleri, bütün cenaze sahipleri toplandı, biz orada onlarla uzun bir görüşme yaptık. Başbakanımız da orada telefonla onlarla görüştü ve onlara da acılarının bizim acımız olduğunu söyledik ve herkese başsağlığı diledik. Ben, o köylülere, o bölge insanına teşekkür ediyorum, o günkü misafirperverlikleri, cömertlikleri? Biz, helikopter kalkacağı için sofralarında uzun kalamadık ama o kısa sürede büyük bir sofra bile koca o köy odasına hazırlattılar.
Bakın, şunu söyleyeyim: Burada tahrikler neticesinde kaymakamımıza gösterilen o tepkide Uludereli ve o köylü vatandaşlarımızın hiçbir dahli yoktur, o halkın bir dahli yoktur, Cizre'den, Şırnak'tan, başka yerlerden getirilen, organize edilen militanlar bunu yapmıştır ve o olaydan sonra da köylü orayı terk etmiştir. Ve biz onları teselliye ve taziyeye gittik. O köylüler bize Kaymakamla ilgili olaydan dolayı üzüntülerini ifade edip durdular. Değerli arkadaşlar, ülkemiz böyle, insanımız böyle. Yeter ki biz bunların kıymetini bilelim, onların kardeşliğini korumayı bilelim ve onlara değer verelim.
Burada, tabii, oraya biz gitmeden bir talihsizliktir. En değerli kürsülerden biri olan bu Meclis kürsüsü konuşma özgürlüğünün, masuniyetinin olduğu en önemli kürsüdür burası. Ve siz değerli milletvekillerine şunu söyleyeyim: Bu Meclisin içinde bugün üye bulunan birisi bize oradan tehdit savuruyor: "Bakan gelmesin. Burada halk silahlı, sakın buralara gelmesin." Bu bir şanssızlıktır.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Kim olduğunu söyleyin.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Kim dedi onu, kim dedi?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Devlet her yere gider. Bu ülkenin her sınırının içine biz gideriz ve hepsine gittik; o köylerine, o kasabalarına, hepsine bizzat ben gittim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ve o gün hepimiz oradaydık. Biz gideriz. Ve onların gidemediği yerlere de gideriz. Kimse böyle, haddini bilmeyen böyle sözleri de bir daha bir milletvekili söylemesin. Ve buradan hiç kimseye onu yakıştırmam ben.
HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) - İstihbaratınız yok mu Sayın Bakanım? Kaymakamın başına ne geleceğine?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün yaptığımız Bakanlar Kurulu toplantısında Uludere'de yaşananlar geniş biçimde ele alındı. Hükûmet Sözcümüz Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç kamuoyuna ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Hükûmetimiz, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın aileleri, geride kalan yakınları için elinden geleni yapacaktır. Gelecek hafta bölgeye tekrar ben ve arkadaşlarım birlikte gideceğiz. Bu yöndeki çalışmaların süratle tamamlanmasını bizzat ben takip edeceğim. Bu kapsamda, kanunlarda da hüküm altına alınan tazminat dâhil diğer konuları çalışıyoruz. O aileler, o evlatlar bizim evlatlarımızdır. Bir yandan yaralarımızı sararken diğer yandan gerekli soruşturmayı neticelendireceğiz; bu, bizim en büyük vicdani sorumluluğumuzdur.
Yitirilen evlatlarımızın tabutlarının üzerine zorla örgüt bayrakları örttürttürenlerin, cenazeleri propaganda vesilesine dönüştürmeye çalışanların, ailelerden aldığı "Cenazelerimize, acımıza artık karışmayın." cevabı, bizim vicdanımızı rahatlatan önemli noktadır ve o noktada, Valimiz falan, o gün cenaze ortamında, istenen, onların istediği o kargaşa meydana gelmemesi için elinden geleni yapmıştır.
Biz Hükûmet olarak şunu diyoruz; biz, bu konulara hukukun içinde?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ?adaletle ve dürüstlükle yaklaşıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Bakanım, süreniz bitti.
Toparlayın lütfen, iki dakika daha?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sağ olun.
Öncelikle yaralarımızı saracağız ve terör belasından milletimizi kurtarmak için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz.
Aralıksız devam eden operasyonlarla terör örgütüne ağır bir zayiat verilmiştir, verilmektedir, devam etmektedir, devam edecektir. Şu an, PKK ve terör unsurları için hiçbir yer güvenli alan değildir ve olmayacaktır. Kışın ve yazın operasyonlarımız devam edecek, ara vermiyoruz ve vermeyeceğiz ama demokratikleşme adımlarımız da devam edecek. Vatandaşımıza sahip olma, hakları, hukuku genişletme çalışmalarımız da devam edecek. Sadece güvenlik tedbirleri ile terör ile irtibatlı sorunların çözülemeyeceğini biliyoruz, bunu gayet iyi biliyoruz, Türkiye Cumhuriyeti devleti bunu biliyor. Onun için, yine sosyal projelerimiz var, tüm vatandaşlarımızın demokratik haklarının artırılması için çalışmalarımıza da devam ediyoruz. Bu kapsamda, yeni anayasa, tabii, gündemimizin en önemli maddelerinden biri olarak Meclisin önünde duruyor.
OKTAY VURAL (İzmir) - Ne alakası var bu olayla?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Terörle mücadelemizde, hukukun üstünlüğü ve demokratik değerlerden hiçbir taviz vermeyeceğimizin bir kez daha altını çizmek istiyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisimizde grubu bulunan tüm partileri, terör belasından kurtulmuş, demokrasi ve hukuk devleti çerçevesinde sorunlarının üstesinden gelme kabiliyetini güçlendirmiş bir Türkiye için birlikte çaba göstermeye davet ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.