| Konu: | 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 29 |
| Tarih: | 12.12.2013 |
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) - Evet, vakit hayli ilerledi. Maşallah, saat bir ama sesin hâlâ gür çıkıyor Haydar Bey. (Gülüşmeler)
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sonuna kadar buradayız, bir sıkıntı yok Sayın Bakan. Uyuyan arkadaşları uyandırmak için.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Bakanlığımızla ilgili 2014 yılı bütçe görüşmelerinin sonuna geliyoruz. Başından beri yapılan konuşmalar, değerlendirmeler, eleştiriler, katkılar bizim için önemli. Peşinen herkese teşekkür ediyorum. Olumlu-olumsuz değerlendirme yapan bütün arkadaşlarımızın görüşleri mutlaka bizim için değerlendirilecektir ama zamanın elverdiği müddet içerisinde de, burada soruları dile getiren arkadaşlarımızın sorularına da cevap vermeye çalışacağım, konuşmamın son bölümünde bunu yapacağım. Başlangıçta da genel olarak bütçeyle ilgili bir tanıtma, bir sunum yapmayı planlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının, adından da anlaşılacağı gib, çok geniş bir alanı var; kara yollarının yönetimi, kara yollarının yapımı, denizlerimizdeki her türlü faaliyet, deniz taşımacılığı, kıyı yapılarının inşası, gemi yapımı, tersanecilik, yat limanlarının yapımı, balıkçı barınaklarının yapımı, denizcilik, gemi adamlarının eğitiminden tutun geniş bir ilgi alanı var. Demir yolları işletmesi ve demir yolları yapımı ve havacılık; bunun yanı sıra da PTT, uydu hizmetleri, aynı zamanda da iletişimin tamamı Bakanlığın çalışma alanı içerisinde yer alıyor. 76 milyonun günlük hayatına dokunan bütün konular aslında bizim Bakanlığımızın çalışma alanıyla yakından ilgili.
İnsana hizmet ediyoruz. Eğer insana hizmet etmekte duyarlı olmazsanız, insanı merkeze alacak bir hizmet anlayışında olmazsanız o zaman yaptığınız işin hiçbir anlamı da kalmaz. Ecdadımız "İnsanı yücelt ki devlet yücelsin." ilkesiyle üç kıtada altı yüz yıldan fazla hüküm sürmüş. Biz de on bir yıllık iktidarımız döneminde bu ilkeyi benimsedik. Bunun için yollar yaptık. Yolları böldük, hayatları birleştirdik; yolları böldük, milleti birleştirdik.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - İşiniz gücünüz bölmek.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Nasıl oldu? Ben, izninizle, gecenin bu saatinde sizlere bunu görsel olarak biraz anlatmak istiyorum. Yukarıdaki harita, arkadaşlar, 2003 yılı başındaki Türkiye'nin bölünmüş yol haritası, alttaki de bugünkü bölünmüş yol haritamız. Gördüğünüz gibi, rahmetli Özal döneminde yapılan Edirne'den Ankara'ya kadar uzanan otoyol, Çeşme'den Aydın'a giden otoyol, Mersin'den Antep'e uzanan otoyol dışında aslında bölünmüş yol yok. Ancak, şehir geçişlerinde küçük parçalar var ama bugün, Türkiye, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bölünmüş yol ağlarıyla donatılmış durumda. 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıyken bugün 74 ile ulaşmışız. 6.100 kilometre üzerine 17.000 kilometre bölünmüş yol ilave etmişiz. Bunlar yapılan şeylerdir, yapacaklarımızı anlatmıyorum.
KAMER GENÇ (Tunceli) - Ama bizim Tunceli'ye hiçbir şey yapmadınız Sayın Bakan.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Burada, tabii, bir bilgi açıklama ihtiyacı duyuyorum. "Bölünmüş yollardan sonra kazalar arttı, ölümler arttı." diye bir konu burada gündeme getirildi ama sonuçlar öyle değil. Bakınız, 2003 yılında 8,5 milyon aracımız vardı trafikte, şimdi 17,5 milyonu geçti. Seyahat miktarı da 2 kattan fazla arttı. İşte, ölçü: 100 milyon taşıtx kilometre başına -bu uluslararası bir ölçü- 2003 yılında 5,72 ölümlü kaza olurken bugün bu oran 2,63'e geriledi. Yani, sayısal olarak kazalar 3 kat artmasına rağmen -500 bin kaza olurdu, 1,5 milyon kaza oluyor- ölümlü kaza miktarı 2003 yılındaki seviyede kaldı. Kısacası, ölümlü kazalarda yüzde 54 azalma var.
BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Oransal olarak ama değil mi?
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Evet.
BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Miktar olarak?
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Miktar olarak 3.800; 2003'te de 3.800'dü, şimdi de 3.800, trafik artmasına rağmen. Bu, bir başka deyişle oransal olarak düşmeyi de gösteriyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama benzin 5 lira oldu, araç artıyor ama araca biniyor mu bakalım.
CAHİT BAĞCI (Çorum) - Tüketime bak, tüketime.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Tabii, buradan çıkan sonuç, arkadaşlar, bölünmüş yollar hakikaten hayat kurtarıyor. Yani, bırakın 2.500 kişinin hayatını kurtarmış olmayı, bir vatandaşımınız bile hayatını kurtarmaya bu yollar katkı sağladıysa bunun parayla pulla ölçülecek bir hâli yok.
Bugün, eğitimci, sağlıkçı 6 tane kardeşimizi Malatya'da kaybettik. Maalesef, karşı şeride aracın geçmesiyle birlikte böyle bir kaza yaşandı. Onlara, Allah'tan rahmet diliyoruz, yaralılara şifa diliyoruz bu vesileyle.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin konumu, asırlar boyunca çok kritik, çok stratejik bir konum olarak bugünlere gelmiş. Doğudan batıya, batıdan doğuya uluslararası yük hareketleri, ticaret hep bu topraklar üzerinden geçmiş. Ülkemizde yıllık 26 trilyon ekonomik büyüklük var; 1,5 milyar nüfus var. Dolayısıyla, küresel kriz ister batıda olsun ister doğuda olsun, servetin batıdan doğuya doğru hareketinde de, doğudan batıya doğru hareketinde de vazgeçilmez ülke, Türkiye. Bugün, bunu yaşıyoruz. 2008 krizi, Amerika'da başladı, Avrupa'da yayıldı; Batı ülkelerinin, gelişmiş ülkelerin dünya refahından aldığı pay süratle geriye gidiyor, Doğu ülkelerinin aldığı pay artıyor. Yani, dünyada servet yer değiştiriyor. İşte, geçmiş dönemlerde Baharat Yolu, İpek Yolu diye hep Türkiye'den, doğudan batıya giden kervanlar, şimdi modern yollarla, tren yollarıyla batıdan doğuya doğru gidiyor, her hâlükârda da Türkiye üzerinden geçiyor. Onun için, kara yolu olarak uluslararası koridorların Türkiye üzerindeki miktarı 8.500 kilometre. Bunları da, bu on bir sene içerisinde gerçekleştirdik. Tabii, bu, kara yolu tarafı.
Demir yolu tarafından da, aynı şekilde, doğu-batı akslarını yenileme yönünde çok ciddi adımlar attık. Tren yollarımız bizim bağımsızlık yollarımız. Tren yollarımız bizim tarihimiz. Tren yolları bizim kültürümüz. İstiklal Savaşı Ankara'dan, Malıköy'den, Polatlı'dan yönetildi ve bu tren yollarımız bağımsızlığın sembolü olduğu için, Büyük Atatürk tren yollarına çok büyük önem verdi, bir seferberlik başlattı. Bu seferberliğin sonucu, on yılda, çok ciddi tren hatları gerçekleştirildi; hatta bu, 1946 yılına kadar devam etti. 1923'ten 1946'ya kadar yapılan tren yolu miktarı 3.746 kilometre. Ne kadardı? Osmanlıdan bize kalan 4.100 kilometre. Neredeyse 1 misline yakın demir yolu yapıldı. Ama, 1950 ile 2000 arası, demir yolları için büyük bir fecaat. Öylesine büyük bir fecaat ki toplam yapılan yol miktarı 814 kilometre. İşte, demir yolları bu ihmali yaşadı. Ha, demir yolları bu ihmali yaşadı da acaba kara yolları ihya mı oldu? Maalesef o da olmadı. Kara yolları yapıldı, yapılmadı değil, otomotiv sanayisi gelişmeye başlayınca kara yolları yapıldı ama otomotiv sanayisindeki gelişmeye paralel, aynı standartta gelişemedi ve yollarımız A1 standardında bile değil ancak geçit veren yol olsun, tekerlek dönsün anlayışıyla şose yollar, çakıl yollar olarak yapıldı. 1970 yılından itibaren Türkiye modern anlamda yol yapımıyla tanıştı ve 80'li yıllar, Türkiye'de otoyolların ilk defa yapıldığı yıllardır; 1.700 küsur kilometre otoyol yapıldı Özal döneminde. Daha sonra, maalesef, 90'lı yıllardaki istikrarsızlık nedeniyle altyapı yatırımlarında ciddi bir ilerleme sağlayamadık. Aslında sadece altyapıda değil bütün alanlarda maalesef hiçbir ilerleme kaydedemedik çünkü siyasi irade yetersizdi, ülkede güven ve istikrar yoktu, kısa dönemli hükûmetler olduğu için de hiçbir altyapı projesi planlanıp tamamlanamadı.
Şimdi, zaman zaman burada şunlar duyuluyor: "Biz başladık, biz planladık, biz düşündük." 1939, ilk Ulaştırma Bakanı Ali Çetinkaya. O günden bu güne geçen 70'in üzerinde Ulaştırma Bakanı var. Herkesin mutlaka bu ülkenin kalkınmasına bir katkısı olmuştur. Bu dünyadan göç edenleri rahmetle anıyoruz, emeği geçen, benden önce görev yapan arkadaşlara da teşekkür ediyoruz. Bu ülkede taş üstüne taş koyanın başımızın üstünde yeri var. Biz nankör değiliz, yapılanı da takdir ederiz. Bunun da yapılması lazım. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
Şunu sizlerle paylaşmak istiyorum: On bir yıldır Ulaştırma Bakanı olarak ülkeme hizmet ediyorum, sizlerle bu Parlamentoda birlikte çalışıyoruz. Türkiye'de ulaştırma bakanlarının ortalama ömrü sekiz aydır arkadaşlar. Çıkardım, sekiz ay. Bir de tabii nereden geliyor? Ulaştırma Bakanı, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı seçimden seçime, öncesinde görevi bıraktıkları için sayı da çok fazla, zaman da kısa. Bir bakan, sekiz ayda ne yapabilir, ben soruyorum size. Sekiz ayda tebrikleri kabul eder, birimlerden brifingleri alır, valizini toplar, başka bir iş yapamaz.
AHMET İHSAN KALKAVAN (Samsun) - Ömürleri çok uzun oluyor Sayın Bakan, Hüseyin Özalp 95 yaşında.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Evet, Allah uzun ömür versin.
Efendim, şimdi, 2003'ten bu tarafa, Ulaştırma Bakanlığı kamu yatırımlarının yüzde 18'ini alıyordu, bugün yüzde 43'ünü gerçekleştiriyor. Ulaştırma ve iletişim hizmetleri, toplam yatırımın neredeyse yarısına yaklaştı.
KAMER GENÇ (Tunceli) - Ama Sayın Bakan, illere göre denge yok. Gelin, Tunceli'ye bir bakın bakalım. Yani bayağı kırgınım ben size.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Şimdi, şu işi bir tamamlayayım da ondan sonra bunlara cevap vereyim.
Efendim, şimdi, bakın, bizim Ulaştırma Bakanlığı olarak on bir yıl içerisinde yaptığımız yatırım, daha doğrusu, yollar için harcadığımız kaynak 153 milyar liradır, 153 milyar lira. Bu, sadece bizim bütçeden kamu kaynağı olarak kullandığımız miktardır. Ancak biz bununla yetinmedik, çünkü yıllardan beri bekleyen projeler var, bu projelerin bütçe imkânlarıyla yapılamayacağı gerçeğinin farkındaydık. O yüzden, alternatif finans yöntemlerine de başvurduk ve bildiğiniz gibi, birçok büyük projeyi bu şekilde hallettik.
Bunlar nedir? Tüp geçit... İkinci tüp geçit, Marmaray demiyorum, şu gördüğünüz Marmaray'ın biraz güneyinden bir geçit, Avrasya geçidi, bunu da yapıyoruz, 2015'te açılacak; bu, araçlar için. Bunu yap-işlet-devret modeliyle yapıyoruz. Yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir projedir.
Bundan sonra -Yavuz Selim- üçüncü köprüyü başladık. Şu anda üçüncü köprünün ayakları 115 metreye ulaştı. 2015'te inşallah üçüncü köprüyü de açmış olacağız. 115 kilometre, ana yol ve bağlantı yollarıyla beraber. Bu da yetmez, dedik ki Türkiye'nin iki büyük liman kentini otoyolla birbirine bağlayalım. İzmir-İstanbul otoyolunu da yine yap-işlet-devret modeliyle yapmaya karar verdik, ihalesini yaptık. 6,5 milyar dolarlık bir yatırım. O zaman, ihaleyi yaptığımızda da kriz zirvedeydi. Yani 9 Mart 2009, krizin en şiddetli olduğu dönem. 6,5 milyar dolarlık yatırımı kamu-özel ortaklığıyla gerçekleştirdik.
O zaman dünya buna şaşırdı "Nasıl yaptınız bunu?" Ve bu projenin büyüklüğünü anlatmak açısından söylüyorum, bu projenin büyüklüğü 1950 yılındaki Türkiye'nin gayrisafi millî hasılasından daha büyük, 53 tane ülkenin, küçük ülkenin bugünkü millî gelirinden daha büyük. Böyle bir projeyi, Türkiye, krizin zirvede olduğu bir dönemde başarıyla ihale edebildi.
Bu neden oldu? Güven ve istikrar. Ülkede güven ve istikrar olunca işler de sorunsuz olarak yapılabiliyor.
Bununla da yetinmedik, havacılıkta çok ciddi atılım yaptık. Havacılıktaki atılımın sonucu olarak... Tabii, havaalanlarımız yetersiz kalmaya başladı, hele hele İstanbul Atatürk Havalimanı, maalesef artık trafiği kaldıramaz hâle geldi. Biz göreve geldiğimizde İstanbul'daki trafik 8 milyon, geçen sene 40 milyona ulaştı. Aynı havaalanı, aynı pistler, aynı saha. Bu sene 45 milyonu geçecek. Dolayısıyla, 2003'te, transit trafik İstanbul'da 1 milyondu, şu anda 14 milyona çıktı. Türkiye bir transfer merkezine dönüşüyor, süratle dönüşüyor. Bunu gördük ve üçüncü havalimanını yapmaya karar verdik. Üçüncü havalimanı çok büyük bir proje. Ben arkadaşlarımla bu projeyi çalışırken "150 milyon kapasiteli bir havalimanı yapmamız gerekir." derken arkadaşlar "Bu kadar büyük dünyada yok." dediler.
OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Almanlar kıskanmış Sayın Bakanım.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ama bizim projeksiyonumuz, Türkiye 2023 yılında 375 milyon yolcuya ulaşacak. Biz nereden aldık? 34 milyondan aldık. Nereye geldik? 152 milyona geldik, on bir yıl içerisinde. 2023'te biz 375 milyonu buluruz. Böyle olunca, 150 milyon kapasite bir hayal değil, pekâlâ bu gerçekleşebilir. Bugün Afrika'daki bütün transferler İstanbul üzerinden oluyor, Balkanlardaki transferler İstanbul üzerinden oluyor, velhasıl Orta Asya, Kafkaslardaki transferler Türkiye üzerinden oluyor. 2003 yılında sadece 60 noktaya uçuş yapan Türkiye, bugün 236 ülkeye uçuş yapıyor. Dünyada en fazla noktaya uçan ülke Türkiye'dir. Böyle bir konuma geldik arkadaşlar. Bakın, havacılığın on yıllık gelişimi de şurada kısaca gözüküyor. Şu, 2003 yılının havacılık haritası, bu da 2013'ün havacılık haritası. Yani, "Hava yolu halkın yolu olacak." söylemi boşlukta kalan bir söylem olmadı, gerçekleşti. Ciro 2 milyardan 22 milyar dolara çıktı. Çalışan sayısı 47 binden 165 bine çıktı. Aktif havalimanı sayısı 26'dan 52'ye çıktı. Sırada bekleyen havalimanları var, onların yapımı da devam ediyor.
Değerli arkadaşlar, demir yollarında durum ne? Demir yollarına biraz değindim. Demir yollarında 2000'li yılların başına geldiğimizde hakikaten yürekler acısı bir durum vardı. Ben kimseyi tenkit etmiyorum, bir durum tespiti yapıyorum. Rayların bakımı yapılmamış, tren gidiyor, raylar da beraber hareket ediyor, o hâle gelmiş. Traversler ahşap, lime lime olmuş, cıvataları artık laçkalaşmış. Böyle bir demir yolu var. 1947 öncesi yapılan demir yollarında 140 kilometreye kadar hız planlaması vardı. Altyapıyı yenilemediğiniz için ne oldu? Altyapı bakımı yapılmadıkça yenilemek yerine hızı düşürmüşler. Demir yollarında buna "takayyüdat" diyorlar. "Takayyüdat var bu yolda..." "Ne demek ya, hayalet mi, 'takayyüdat' ne demek?" diyorum. Efendim, demir yolu yenilenmediği için hız 80 olacağına 70'e düşüyor, biraz daha kötüleşiyor, 60'a düşüyor; ortalama hız yükte 5 kilometreye, yolcuda 20 kilometreye kadar düşmüş. Bu demir yolculuğu iflah olur mu, buna kimse itibar eder mi? Bu ülkenin bağımsızlığında hayati rol almış, görev almış, ülkenin kültürünü, doğusunu batısını birbirine birleştirmiş, kazmayla, kürekle tüneller açılmış, yollar yapılmış ama bakımsızlıktan maalesef demir yollarının yükünü ülke taşıyamayacak hâle gelmiş. Burada da bir karar vermemiz gerekiyordu, o karar şuydu: Ya bırakacaktık demir yollarını ya da ayağa kaldıracaktık. Tabii ki ayağa kaldıracağız çünkü demir yolları bizim en önemli varlığımız. Sultan Abdülhamit 1905 yılıyla 1909 yılı arası 1.700 kilometre demir yolu yaptı; 1 kuruş Batılılardan, tefecilerden para almadan yaptı. Ve o demir yolu, Hicaz Demir Yolu Sultan Abdülhamit'in sonunu hazırladı çünkü İngilizler başta olmak üzere Batılı ülkeler bunu hazmedemediler. "Nasıl Osmanlı bizden bağımsız demir yolu yapar?" ve ondan sonraki süreci biliyorsunuz.
Ne yaptık? Hızlı geçiyorum. 7.600 kilometre demir yolunu bugüne kadar yeniledik. Ne kadarın? 11 bin kilometrenin. Başka ne yaptık? Sinyalli hatlarımız maalesef çok düşük, yüzde 20 bile değil. Çift hatlarımız yüzde 5, elektrikli hatlarımız yüzde 20'nin altında. E, böyle bir şey olursa... Tek hatta, sinyal yok, nasıl tren işletmeciliği yapacaksınız? "A" noktasındaki tren bekleyecek, "B" noktasındaki oraya gelecek, ondan sonra öbür tren hareket edecek, bunda bir mantık yok, bunda bir ekonomi yok, bunda bir verimlilik yok. Şu anda sinyalleri artırıyoruz ve üstelik de yerli sinyal yaptık, bir hatta da bunu deniyoruz. Burada da dünyada tekel var. Ben demir yollarında, arkadaşlar, üç sene ray alamadım, tekel, dünyada tekel olmuş, böyle bizimle âdeta oynuyorlar. Sonunda dedik ki: Kardeşim, bunu biz yapacağız. Karabük'ü çağırdık, dedik: "Demir yolu rayı yapacaksın kardeşim. Biz alım garantisi veriyoruz, yapacaksınız." Yaptılar, hızlı tren rayı da yaptılar, bizim garantimize lüzum kalmadı, çoğunu ihraç ediyorlar. Artık traversimizi yapıyoruz, rayımızı yapıyoruz, bağlantı elemanlarımızı yapıyoruz, en gelişmiş lokomotifleri dahi yapıyoruz, tren setleri yapıyoruz. Şimdi bir çalışma da başlattık, hızlı tren, millî hızlı trenimizi yapacağız, bunun da kararını verdik.
Evet, şimdi, demir yollarında bu çalışmaları yaparken aynı zamanda da kendi yerli demir yolu sanayimizi geliştirdik. Ankara metrolarının araçları OSTİM'de yapılacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Fabrika bitti. İlk tren seti martta kurulacak ama bu arada hattı, ocak ayı içerisinde Batıkent-Sincan'ı açıyoruz, şubat ayı içerisinde de Çayyolu-Kızılay'ı açıyoruz. Böylece 33 kilometre, mevcut 23 kilometrenin üzerine 33 kilometre daha raylı sistem, toplu taşımayı Ankaralıların hizmetine veriyoruz. On altı ayda tamamladık, dünya rekoru, on altı ay; bize geçtikten sonra, 2012 Martından sonra.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Melih Bey de on altı senede tamamlayamadı.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Evet, şimdi...
MUHARREM İNCE (Yalova) - Sizin on altı ayda yaptığınızı yirmi senede birileri niye yapamadı?
BAŞKAN - Sayın Bakan, devam edin lütfen.
MUHARREM İNCE (Yalova) - Öbürü niye yirmi senede yapamadı da siz on altı ayda yaptınız?
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Onun hesabını sen sorarsın artık. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Bakan, otuz beş dakikanız kaldı. Siz mi devam edeceksiniz; Sayın Çelik konuşacak mı?
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ben bir beş dakikada toparlıyorum.
OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Sayın Bakanım, İzmir'i de siz yaptınız.
BAŞKAN - Buyurun.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Efendim, şimdi, tabii, denizciliğe girmedik.
KAMER GENÇ (Tunceli) - Esas denizcilik önemli yani.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Denizcilikten biraz bahsedeyim.
Efendim, şimdi, denizcilikle ilgili İhsan Bey'e teşekkür ediyorum. Tenkitlerini yaptı ama tekliflerini, önerilerini de sundu. Bir kısmı hakikaten doğru öneriler, biz de katılıyoruz bunlara. Durmuş Ali Torlak kardeşimiz de aynı şekilde sektörden gelen arkadaşımız. Biz bir sektörden olduğumuz için birbirimizin hâlinden daha fazla anlıyoruz, bu doğal.
İşte, denizcilikte aslında durum o kadar vahim değil. Denizciliğin özelliği şudur: Denizcilik, küresel bir sektördür. Dolayısıyla, küresel değişimlerden en önce etkilenen ve en fazla etkilenen sektör denizciliktir. Bunu sizler biliyorsunuz. Peki, ne oldu? Denizciliğin de en fazla... Şöyle, küresel ticaret, daha doğrusu küresel ticaretin finansmanında zorluk yaşanmaya başlayınca küresel ticarette zorluk başladı ve -bugün bütün taşımaların, uluslararası taşımaların yüzde 87'sini deniz yoluyla yapıyoruz- bundan en önce etkilenen deniz taşımacılığı oldu. Tabii, deniz taşımacılığı etkilenince gemi inşa sanayi otomatik olarak daralmaya başladı. Navlunlar düştü, yeni gemi siparişleri yapılmamaya başlandı vesaire. Uzatmayalım, 2009'da başlayan bu daralma 2010, 2011, 2012'ye kadar devam etti. Şimdi toparlanma var, hem navlun piyasasında toparlanma var hem gemi inşasında toparlanma var. 7 bine kadar düşmüştü Türkiye'de doğrudan gemi sanayisinde çalışanlar, şu anda 22 bine geldi. Sipariş sayısında da hâlâ dünyada 5'inci sıradayız. 22 tane siparişimiz yurt dışından alındı. Dolayısıyla, toparlanma süreci devam ediyor. Bu arada sıkıntılar yaşandı mı? Yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Ama, bu sıkıntıların bir kısmı krizden, bir kısmı da firmaların hiç kriz olmayacakmış gibi ucu açık yatırımlarından, açığa gemi yapmalarından kaynaklandı. Bu da ayrı bir konudur, detayına girmeyeceğim.
Bu arada, biz Kredi Garanti Fonu'nu çıkardık ve 15 projeye 167 milyon teşvik verdik, tersaneler 2'nci bölgede olmasına rağmen 5'inci bölge teşviki uyguladık, hazineye verilen ecrimisilleri sıfırladık. Bunları da teşvik verdik. Bunlar yetti mi? Yetmedi, piyasa zamanla kendini toparlamaya devam ediyor; bu, biraz süreç alacak. Ama, bir şey söyleyeyim: Şu anda dünya ticaretini kontrol eden filo 30 ülkeden oluşuyor. Bu 30 ülke içerisinde Türkiye 13'üncü sırada. Türk bayraklı ve Türk sahipli gemilerin tonajı 9 milyon dwt'du, şu anda 30,5 milyon dwt'a çıktı, dünya 13'üncüsüyüz.
Türkiye önemli bir denizci ülkedir. Bunun sonucunu nerede görüyoruz? Türkiye geçtiğimiz 27-28 Kasımda (IMO) Uluslararası Denizcilik Örgütünde yapılan genel kurulda konsey üyeliğine 138 oyla 2'nci olarak seçildi, bizden bir önce Singapur var. C grubunda biz buraya dört sene önce 100 oyla ancak seçilebilmiştik, Genel kurul başkanlığı da Türkiye'ye verildi. Dolayısıyla denizciliğimiz, gemilerimiz bu süre içerisinde kara listeden beyaz listeye geçti. Denizcilik eğitimi veren kurum sayısı 56'ya yükseldi, 10'dan azdı. Tabii, bu dönem içerisinde 45 tane yeni balıkçı barınağı yaptık. Yat kapasitemizi, bağlama ve konaklama kapasitemizi 9 binden 17 bine çıkardık.
OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Çandarlı Limanı Sayın Bakanım, Çandarlı Limanı.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ayrıca, denizciliğimizle ilgili Çandarlı Kuzey Ege Limanı Türkiye'nin en büyük limanı olacak. Altyapısı yüzde 90 oranında bitti, üstyapısını da yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştireceğiz. Yük elleçleme miktarı; 1,9 milyon TEU konteyner elleçlerken 7 milyonun üzerine çıktı. 362 milyon taşıma yapıyoruz. Ticaretimiz, ihracatımız 3 kat arttı. Nasıl başardık bunu? Eğer, bu taşımalar olmasaydı, bu yollar olmasaydı bunların hiçbiri gerçekleşmezdi.
Değerli arkadaşlar, şimdi...
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Körfez'i doldurduk Sayın Bakanım Körfez'i, İzmit Körfezi'ni doldurduk.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - İzmit Körfezi...
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - İzmit Körfezi'ni doldurduk limanlarla. Körfez'den yaya geçiyoruz artık.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Evet.
E, tabii, o yapılaşma doğru bir yapılaşma değil, biz bunu söylüyoruz ama bunun vebalini bize yüklemeniz haksızlık olur. Bunlar bizim...
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - 450 bin metreküp yeni verdi TCDD, ihaleye çıkıyor, 450 bin metreküp deniz dolgusu.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Evet.
Neyse, şimdi, Sayın Bakanım sıra sizin. (Gülüşmeler) Ben daha sorulara geçeyim...
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Devam edelim, devam edelim...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Devam edin Sayın Bakanım, devam edin.
BAŞKAN - Soru-cevap kısmında da devam edebilirsiniz Sayın Bakan.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bir daha bu fırsat her zaman bulunamayabilir, devam edin.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ben, soru-cevap... Bu kadar haksızlık olmasın, soru-cevap kısmında bunları hazırladım. Faruk Bey'den dinleyecekleriniz elbette vardır.
Gördüğünüz gibi arkadaşlar, iletişime giremedik, posta hizmetlerine giremedik, birçok konuya giremedik çünkü yapılan iş çok, anlat anlat bitmez. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Bayramda mektup attım, tam kırk beş günde gitti mektup.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yanlış adrese göndermişindir, yanlış adrese!
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Efendim?
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Bayramda mektup attım, tam kırk beş günde gitti.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Amerika'ya gönderdin sen onu!
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Bir şey söyleyeyim: PTT'nin...
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Tam kırk beş günde gitti.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Olabilir, bir aksaklık olmuştur yani bir...
MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Aynı şey Sivas'ta da oldu Sayın Bakan.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Onu genellemek doğru olmayabilir.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - 4 bin kişi istifa etti PTT'den.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - 4 bin kişi ayrıldı, 4 bin kişi tekrar başladı. Hatta, 3.500 kişi ayrıldı, şu anda KPSS'den 4.500 kişi alındı, KPSS'den alındı.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Alındı da, neden alındı? Mektuplar gitmiyor çünkü.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - E, şimdi onlar gidecek yerlerine, mektuplar da gidecek. (Gülüşmeler)
OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Adresi yanlış yazmış Bakanım.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Şimdi, şöyle... Ama ben bir rakam vereyim. Yani ne var? Doğruları konuşuyoruz, işi cilalamaya lüzum yok, mutlaka aksaklık olur. Yani bu kadar büyük bir kuruluşta -4.500 noktada iş yeri var, 35 bin çalışanı var- aksamalar var mıdır; vardır, itirazım yok. Ama bir şey söyleyeceğim.
MUHARREM İNCE (Yalova) - Haydar Bey haksızlık yapıyor, kırk beş günde mektup gitmiş. İki buçuk senede soru önergesine cevap gelmedi, kırk beş günde ne olmuş yani? (AK PARTİ ve CHP sıralarından gülüşmeler)
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Doğru, bu da doğru.
Şimdi, bakın, PTT'de 2,6 milyon işlem yapılıyordu arkadaşlar, 2,6 milyon; şu anda yapılan işlem sayısı 27 milyon.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Bakanım, PTT asıl hizmetini unuttu, bankacılığa başladı.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Yani PTT çok verimli çalışıyor.
Hülasayı kelam, gecenin bu vaktinde beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Hepinize çok teşekkür ediyorum. Yani burada daha ne zaman beraber oluruz, bilemiyorum.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Bakanım, gerçekten çok güzel bir konuşmaydı, teşekkür ederiz.
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ama on bir yıl içerisinde verdiğiniz her türlü destek için, katkı için hepinize çok teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
Bütçemizin hayırlı uğurlu olmasını Mevla'mdan niyaz ediyorum; sağ olun var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)