| Konu: | 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 31 |
| Tarih: | 14.12.2013 |
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
2014 yılı Ekonomi Bakanlığı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ederek sözlerime başlıyorum.
Öncelikle, sözlerimin başında, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerek Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bütçemizle ilgili görüş ifade eden, değerlendirme, öneri yapan tüm arkadaşlarıma bilhassa teşekkürlerimi ifade ediyorum ve yine, yapılan eleştirilerden faydalanacağımızı, bu anlamda, değerli arkadaşlarımıza teşekkür ettiğimi ifade etmek istiyorum.
Evet, birçok arkadaşımız görüşlerini ifade ettiler, Ekonomi Bakanlığının faaliyetleri, Ekonomi Bakanlığının Türkiye ekonomisiyle ilgili yapmış olduğu faaliyetleri ve ekonomiyle ilgili faaliyetlerimize çeşitli açılardan baktılar. Elbette ki muhalefetin bardağın boş tarafını göstermesi, boş tarafını anlatması bir kere işin doğasında var. Ancak şunu belirtmek istiyorum ki bazı belirtilen hususların aslında belirtildiği gibi olmadığını, sadece Türkiye'nin değil, bizim konuşmamızın ötesinde, tüm dünyada, IMF başta olmak üzere birçok kuruluş tarafından Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerin yapıldığını hepimiz biliyoruz ve bu noktada, biraz sonra, sizlere uluslararası kuruluşlar tarafından Türkiye'nin gerek ekonomik performansı gerek ihracat performansıyla ilgili söylenenleri tekraren hatırlatma konusunda bilhassa konuşmama önem vereceğim.
Evet, ben katılıyorum eski bir sanayici olarak, Türkiye ekonomisi büyümek zorunda. Bilhassa 2023 Türkiye'si döneminde 2 trilyon dolarlık bir millî gelire ulaşmak ve âdeta şampiyonlar liginde oynamak önemli bir hedef. Elbette ki bu hedefe ulaşmak için de Türkiye'nin her yıl ortalama yüzde 5'in üzerinde büyümesi kaçınılmaz. Elbette ki cumhuriyet tarihinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyeti kurduktan sonra çeşitli dönemlerde yapılan büyüme rakamlarının değerli konuşmacıların ifade ettiği gibi önemli olduğunu hiçbir zaman için kenara koymamak gerekiyor.
Ancak şunu izah etmek gerekiyor ki bilhassa 2008'de dünyada başlayan ve dünyanın son derece önemli bir krizi hâline gelen, âdeta ikinci bir krizi olarak kabul edilen, Amerika'da başlayan küresel krizle beraber, bakın, bugün Avrupa ekonomisinde toparlanmanın daha çok zaman alacağı, 17 euro bölgesi ülkesinin 7'sinin 2008 öncesi ekonomik performansa kavuşması için daha en az beş ila on yıl arasında sabretmesi gerektiğini bir kere buradan hatırlatmak istiyoruz.
Ancak, Türkiye'nin üçüncü çeyrekte bilhassa, geçtiğimiz gün açıklanan verilerle 4,4'lük büyümesini ben, böyle bir ortamda "dört dörtlük büyüme" olarak nitelendiriyorum. Daha fazla olur mu? Keşke olsaydı ama 4,4'lük büyümeyle Türkiye bugün OECD içinde üçüncü çeyrekte büyümesini en fazla artıran 2'nci ülke olmuştur ve yine G-20 içinde, bugün, Türkiye, büyümesini en fazla artıran, en hızlı artıran 4'üncü ülke olmuştur. Bunlar uluslararası veriler, benim verilerim değil.
Ümit ediyoruz ki Türkiye ekonomisi 2013 yılında Orta Vadeli Program hedefinde -aslında ilk, revizyon öncesi program hedefinde- belirttiğimiz gibi, inşallah yüzde 4'e yakın bir rakamla büyümesini gerçekleştirsin. Bu anlamda, Türkiye'nin büyüme performansının daha fazla artması, büyüme kalitesini daha fazla geliştirmesi, bir kere, Hükûmetimizin ve Bakanlığımızın öncelikleri arasındadır. Bilhassa ithalata dayalı bir ivme, büyüme ve bunun beraberinde getirmiş olduğu cari açık meselesi...
Değerli arkadaşlar, muhalefet partisi milletvekilleri; bilhassa şunu ifade etmek istiyorum ki bizim de sizinle bu konuda aynı görüş içinde olduğumuzu ve cari açığın Türkiye açısından her zaman için, bugün bir risk olmasa bile bir risk oluşturabileceği faktörünü her zaman göz önünde tutmamız gerekiyor. Ancak cari açığı tabii bir sonuç olarak gördüğümüz zaman, cari açığı oluşturan sebeplerin ne olduğunu iyi bir şekilde irdelemek zorundayız. Cari açık sadece Türkiye'ye münhasıran bir açık da değil. Bugün, Birleşmiş Milletlere kayıtlı 189 ülkenin 130'unda cari açık vardır ve cari açık rakamı, bilhassa ülkeler bazında baktığımız zaman, çoğu ülke açısından katlanılamaz ve son derece büyük rakamlara ulaşmıştır.
Bu konuda, bakın, cari açıkla ilgili Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Hindistan, Kanada, Avustralya, Brezilya, bu ülkelerin her biri cari açık veren ülkelerdir. Bunu söylerken cari açıkla ömür boyu yaşamak zorunda olmadığımızı tekrar buradan ifade ediyorum. Ancak, şunun bilinmesi gerekiyor ki ve bilindiğini tahmin ederek ifade ediyorum ki: Cari açıkla mücadele konusunda, cari açığımızı en temel alan konular, bilhassa GİTES uygulaması Bakanlığım tarafından başlatılmıştır. GİTES, Başkanlığımda yapılan bu toplantılarda gerek kamunun gerek özel sektörün ilgili tüm kuruluşları bu çalışma içinde yer almıştır ve GİTES'i Türkiye'nin en fazla dış ticaret açığı vermiş olduğumuz sektörleri bazında inceledik. İncelemeyi yaparken demir çelik sektörünü, makine sektörünü, otomotiv sektörünü, enerji sektörünü, tarım sektörünü, tekstil ve konfeksiyon sektörünü tek tek masaya yatırarak röntgen değil, âdeta bunların MR'ını çektik. Ve itiraf etmeliyim ki yirmi yedi yıllık sanayicilik hayatım boyunca öğrenemediğim, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı döneminde öğrenemediğim birçok veriyi de ben GİTES uygulaması sonucunda gördüm ve gördüm ki benim ülkem demir çelik üretimi yapmak için 10 milyar dolar demir çelik hurda ithalatı yapmak zorunda. 10 milyar dolar demir çelik hurda ithalatıyla Türkiye dünyanın en yüksek, en fazla demir çelik ithalatı yapan ülkesidir. Peki, sebebi ne bunun? Sebebi, geçmişten gelen demir çelik sektöründe bir sanayi stratejisinin olmayışı ve geçmişte yapılan teşviklerle, uygulamalarla demir çelik sektörüne önemli bir yolun, istikametin verilmemiş olmasıdır.
Ve bu noktada, bakın, 236,5 milyar dolar bizim 2012 yılı ithalatımızdı. 236,5 milyar dolar ithalatın, değerli arkadaşlar, 60,1 milyar doları Türkiye'nin kendisinde olmayan enerji ithalatıdır. Geriye kalan 174 milyar dolarlık ithalat içinde demir çelik ithalatı 10 milyar dolar, geçmişten beri gelen, sanayimizin yanlış yapılanmasından kaynaklanan ve geçmişte alınmamış olan tedbirlerin bir sonucudur. Aynı örnekleri bakır için verecek olursam, bakır sektöründe 3 milyar dolar, alüminyum sektöründe bugün Türkiye 2 milyar dolar açık vermektedir; 2012 rakamlarından size bahsediyorum 2013 kesinleşmediği için. Aynı şekilde otomotiv sektörü başımızın tacı. Bu sene ihracatımız yüzde 10'un üzerinde arttı otomotiv sektöründe. Ancak, otomotiv sektöründe ihracat yapmak için, üretim yapmak için 5 milyar doların üzerinde biz motor ve aktarma organları ithalatı yapıyoruz. Bunlar bugün Türkiye'nin sorunları değil, geçmişten gelen, sektörün getirmiş olduğu birtakım sıkıntıların ortaya çıkartmış olduğu durumlardır ve aynı şekilde, parça bazında, sektör bazında baktığımız zaman, Türkiye bu cari açığı, dış ticaret açığını bunlardan dolayı vermektedir.
Peki, tespitimizi yaptık, önemli olan bu tespitin yapılması. Tespit yapıldıktan sonra bunun tedavisi, bunun çözümü, bunun üretimi nedir, bunun çaresi nedir onun üzerinde geniş çalışmalar yaptık. Sanayi Bakanlığım döneminde 2008 yılında yapılmış olan Girişimci Bilgi Sistemi sanayi envanteri Türkiye'de bir ilk çalışma özelliğine, hüviyetine sahiptir. Yine, bu Bakanlık görevine geldikten sonra başlatmış olduğumuz GİTES çalışmasıyla altı sektörü didik didik ederek ithalatımızın nereden kaynaklandığını tek tek tespit etmemiz bu anlamda son derece önemli bir altyapı, bir veridir.
Ben sizlerin, sanayi üretiminde ithalata bağımlı, ihracatta ithalata bağımlı görüşlerinize katılıyorum, bunu inkâr etmiyorum ancak değerli arkadaşlar, bu, son yılların sorunu değildir; bu, geçmişten gelen yanlış sanayi kurgulamasının, sanayinin gerekli şekilde kurgulanmamasının ortaya çıkarmış olduğu bir sonuçtur. Nasıl düzelteceğiz? Elimizde en büyük unsur yatırım teşvik sistemi vardı. Yatırım teşvik sistemini bilhassa getirip bunların üzerine monte ettik.
Değerli arkadaşların bazıları konuşma yaptılar, dediler ki: Teşvik sistemi bölgesel. Bölgesel teşvikte Adana 2'nci sırada, bilmem başka il 3, 4, 5, 6'ncı sırada ve organize sanayi bölgesinde olduğu zaman farklı yerlerde. Size bilhassa şunu ifade etmek istiyorum ki yeni yatırım teşvik sistemi, bugüne kadar Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iddialı, en cömert yatırım teşvik sistemidir ve bugün, tüm dünyada dikkatle, ilgiyle izlenen bir yatırım teşvik sistemi. Nedir? Dünya konjonktüründeki bu sıkıntıların yaşanmış olduğu bir ortamda, yatırım teşvik sistemi hayata geçmiş olmasına rağmen, değerli arkadaşlar, bugün, bizim yatırım teşvik sistemimizde, 20 Haziran 2012'den itibaren ortaya konulmuş olan teşvik sisteminde bir önceki dönemin aynı aylarına, aynı yıllarına baktığımız zaman, teşviklerde son derece önemli artışlar olduğunu hep birlikte görüyoruz ve bugüne kadar, 20 Haziran 2012 itibaren yeni teşvik sisteminin devreye girmesiyle beraber, kasım ayı sonuna kadar geldiğimizde 108,5 milyar liralık yatırım teşvik belgesi alınmıştır. 108,5 milyarlık yatırım teşvik belgesinin size gerek sektörlerle gerek bölgelerle ilgili dokümanlarını ve rakamlarını vermek isterim ve yeni teşvik sistemini kurgularken biz, sadece bölgesel teşvik sistemi yapmadık, bilhassa bu konuda arkadaşlarımın dikkatini çekmesi adına söylüyorum, yeni teşvik sistemini 5 bacak üzerine yapılandırdık: Genel teşvik sistemimizi yapılandırdık, büyük ölçekli projeler teşvik sistemimizi kurduk, stratejik yatırımlar teşvik sistemimizi kurduk ve bunun yanı sıra "öncelikli teşvikler" dediğimiz, bugüne kadar olmayan, ilk defa uygulanan yeni bir yatırım teşvik sistemini ve hepsinden önemlisi Türkiye'nin en fazla cari açık vermiş olduğu sektörlerde, bilhassa cari açık odaklı, cari açığı azaltacak "stratejik yatırımlar" kavramını ortaya attık.
Gelmiş olduğumuz noktada şunu arkadaşlarımın bilgisine sunmak isterim ki: Değerli arkadaşlar. 30 Kasım 2013 tarihi itibarıyla 20 Haziran 2012'den gelmiş olduğumuz, teşvik sisteminde öncelikli teşviklerin payı yüzde 15'ti tüm teşviklerin içinde. Bölgesel teşviklerin payı sadece yüzde 29'dur ve bölgesel teşviklerdeki asıl, ana gaye; istihdama en fazla ihtiyaç duyulan emek yoğun sektörlerin bilhassa Uzak Doğu baskısıyla rekabet gücüne güç katacak bir bölge tasarlanarak 6'ncı bölge ağırlıklı bir bölgesel teşvik sistemi yapılmıştır ve bölgesel teşvik sistemi yapılırken sektörel öncelikler, ağırlıklar dikkate alınmıştır. Bunun yanı sıra, büyük projeler yüzde 4'ünü, stratejik yatırımlar yüzde 12'sini kapsamaktadır. Bugün itibarıyla, stratejik yatırımlar olarak Bakanlığımızdan 12,5 milyar liralık stratejik yatırım teşvik belgesi bağlanmıştır ve bu yatırım belgeleriyle beraber bakın, bilhassa kimya sektöründe -en fazla açık vermiş olduğumuz sektörlerden bahsediyorum- bilhassa enerji sektöründe önemli yatırımlar söz konusu olmuştur ve 12,5 milyar dolarlık bugünkü teşvik belgesiyle bağlanmış olan bu yatırımlar üretime döndüğü zaman, yatırımdan üretime dönüştüğü zaman, bakın, sadece kimya sektöründe, sadece rafineri sektöründe 8 milyar dolar, kimya sektörünü katın, 1 milyar dolar daha, 9 milyar dolarlık cari açığı azaltıcı bir etkisi olacaktır.
Ne yapalım? 60,5 milyar dolar, geçen yıl söylediğim gibi, enerji ithalatına para ödemek zorundayız ancak bunu da bir kader olarak görmedik. Bilhassa teşvik sistemimizi, öncelikli teşvikleri bu anlamda son derece önemli bir şekilde donanıma getirdik ve öncelikli teşviklerde, AR-GE projesiyle sanayiye dönüşmesi, üretime dönüşmesi gereken projelere, ister Adana'da yapılsın ister Kahramanmaraş'ta yapılsın, Tunceli'de yapılsın, ister İstanbul'da ister Ankara'da, hemen bu yakında yapılsın, aynı teşvik sistemini, 5'inci bölge teşvik sistemini uyguladık. Bunların gayesi, ifade ettiğim gibi, bilhassa öncelikli dediğimiz, gerek tıpta gerek ilaç sektöründe gerek medikal sektörlerde gerek bilhassa otomotiv sektöründe ve yine, en fazla cari açık veren, cari açığa sebep olan enerji sektöründe gerek dışa bağımlılığı azaltacak gerek açığımızı azaltacak önemli kararlar aldık.
Yapmış olduğumuz uygulamalarla, bugün, yerli kömürden enerji yatırımı elektrik üretimini Türkiye'nin neresinde olursa olsun 5'inci bölge destekleriyle destekliyoruz. Gayemiz burada doğal gazı... İthal kömüre dayalı teşvik belgesi artık vermiyoruz ve bilhassa, yapmış olduğumuz enerji sektöründeki bu uygulamalarla, beraberinde, Türkiye'nin neresinde olursa olsun, maden nerede olursa olsun madenlere 5'inci bölge destekleri uyguluyoruz ve bilhassa yine geçmişte verilmeyen yüksek kalorili kömür, demir cevheri başta olmak üzere bu alanları da bu dönemde ilk defa teşvik kapsamı içine aldık ve bunlar ümit ediyorum ki, inşallah, beraberinde, birlikte, Türkiye açısından, cari açık açısından, ödemeler dengesi açısından önemli kazanımlar getirecektir.
Elbette ki sizlerin de çok iyi bildiğini bilerek söylüyorum ki ben yirmi yedi yıl sanayicilik yaptım. Bugün yapmış olduğunuz bir rafineri yatırımını, bugün başlamış olduğunuz bir sanayi yatırımını öyle bir yılda, iki yılda bitirmeniz mümkün değil. Bunların kana karışması, bunların kendini geri ödemeye başlaması, ekonominin içine aktif olarak girmesi, nereden bakarsanız bakın, üç yıldan, dört yıldan sonra ancak faydasını gösterecek. Bu konuda biraz daha fazla sabırlı olmamız gerektiğini bilhassa ifade ediyorum ve yine bu teşvik sisteminde stratejik yatırımları bilhassa koyarak Türkiye'nin dışarıdan ithal etmek zorunda kalmış olduğu ürünlerin Türkiye'de yapılmasını önemsedik ve yüzde 40 katma değer şartı koyduk. Ben literatüre bir şey getirdim ve her fırsatta onu ifade ettim. Bugün, Türkiye, geçen yıl, ihracatının 1 kilogram fiyatını 1 dolar 58 sente yaptı. 2009 yılında bu ilk çalışmayı başlattığım zaman, ilk devlet bakanlığı görevime geldiğimde, o tarihte Türkiye'nin birim ihracat kilogram fiyatı 1 dolar 19 sentti. 2009'dan 2012 sonuna geldiğimiz zaman, ihracat birim kilogram fiyatında yüzde 36'lık bir artış var. Yeter mi? Tabii ki yetmez. Bu, tespiti yapma adına yapmış olduğumuz bir çalışmaydı. Niye? Maalesef, Türkiye, sizler de söylediniz, gerek sanayi üretiminde gerek ihracatında nitelikli, yüksek katma değerli, yüksek teknolojili, inovasyona, AR-GE'ye dayanan üretimler yapmıyor. Kim yapmıyor? Sanayi yapmıyor ama şunun da altını çizmemiz lazım ki ben de sanayici olduğum dönemde, 2007 öncesinde, geçmiş dönemlerde, Türkiye'de yüksek enflasyonun olduğu, yüksek koruma duvarlarının olduğu yerde, arkadaşlar, sanayiciyi, bakın, hiçbir zaman için AR-GE, inovasyon, teknoloji, yüksek katma değer ilgilendirmezdi çünkü sanayiciyi bir şekilde koruyan, ne yaparsanız yapın, dükkânındaki, fabrikasındaki, rafındaki malına her ay yüzde 6, yüzde 7 getiren bir yapı vardı. Türkiye'de ne zaman ki enflasyon tek haneye düştü, sanayici ondan sonra inovasyonun, AR-GE'nin, araştırmanın, katma değerin farkına varmaya başladı. Biz de bütün yapılanmamızı, bütün teşvik sistemlerimizi bilhassa bunların üzerine monte ederek çalışmamızı yapmaya çalışıyoruz.
Şunu yine ifade etmek istiyorum ki: İhracat konusunda gelmiş olduğumuz nokta, arkadaşlar, fevkalade önemli bir noktadır. Bakın, bugün Avrupa ithalatı yüzde 6 küçülürken Türkiye'nin Avrupa'ya ihracatı yüzde 5,6 artmıştır, Avrupa'nın Türkiye'den ithalatı artmıştır ve diğer taraftan, Türkiye'nin ihracatında gerek Afrika gerek Asya Pasifik Bölgesi'nde ihracatı artmıştır. Bugün, Türkiye'nin hiçbir ürününün dünyada girmediği hiçbir yer kalmamıştır şükürler olsun. 237 gümrük bölgesine ihracat yapan bir yapıya sahibiz. Ülkemizde üretilen 20 binden fazla ürün çeşidi dünyanın 237 gümrük bölgesine ve ülkesine ihracat malı olarak gidiyor. Yapılmayan -geçen yıl, konuşmamda burada ifade etmiştim- sadece Mikronezya ve Nauru vardı; şükürler olsun, bakın, bu yıl Mikronezya'ya ve Nauru'ya da ihracat yaptık. Şu anda, dünyada Türk ürünlerinin girmediği hiçbir pazar kalmamıştır şükürler olsun. Bunu yaparken ihracatta 97 faslın 80'inde ihracat artışı sağladık. İhracatımızda konjonktürel gelişmeden dolayı belki istediğimiz rakamları yakalayamayabiliriz ama en azından, revize edilmiş Orta Vadeli Program çerçevesinde geri gitmeme konusunda önemli çalışmalar yapıyoruz. Son, kasım ayı ihracatçı birlikleri açıklamasına baktığımız zaman, kasım ayı tüm zamanların en yüksek ihracatının gerçekleştiği ay olmuştur, 13,8 milyar dolar bir ayda ihracat yapılmış. Ben, buradan Türk sanayisinde üretim yapan, ihracat yapan tüm ihracatçılara, sanayicilere teşekkürlerimi de ifade etmek istiyorum. Ve bunun yanı sıra, bir taraftan Türkiye, mal ihracatını artırırken ümit ediyorum ki inşallah, aralık ayı ihracatı da -bugünden rakamlara bakacak olursak- önümüzdeki dönemde Türkiye'nin ihracat konfigürasyonunu önemli şekilde artıracak çünkü aralık ayı on üç günlük ihracat verilerine baktığımız zaman, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22'nin üzerinde bir artış, bu yılın bir önceki ayına yani kasım ayına göre yani rekor kırmış olduğumuz kasım ayına göre de yüzde 6'lık bir artış, öyle gösteriyor ki, inşallah, aralık ayında da Türkiye, tüm zamanların en büyük ihracat rekorunu kıracak ve Türkiye, mal ihracatında birçok ülke -Brezilya'sı, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa'sı- geri giderken Türkiye ihracatını, en azından geçmiş hâlini koruma imkânına sahip olacaktır.
Bana deniliyor ki: "İthalattan bahsetmiyorsun." Arkadaşlar, bu konudaki ithamı haksızlık kabul ederim. Ben göreve geldiğim günden beri, 2009'dan sonra ezber bozdum. İhracattan bahsettiğim gibi ithalattan da bahsetme cesaretini gösterecek bir yapıya sahibim.Her yıl ithalat rakamları netleştikten sonra, ocak ayı sonu itibarıyla, tüm yılın ithalat verileri çıktıktan sonra, çıkıyorum, basının önünde bir buçuk saat, iki saat ithalatla ilgili gelişmeleri tek tek anlatıyorum, ithalattan utanacak bir tarafımız yok bizim.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Sayın Bakanım doğru söylüyorsunuz ama bazı bakanlarda onun raporu yok.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ama Türkiye, burada söylemek istediğim hadise, ithalatını elbette yapacak ancak ithalat yapısı sizden fazla bizi daha çok rahatsız ediyor ve bu konuda önemli olan, bu rahatsızlığı sadece kabul etmek değil, bunu giderecek olan sistemleri dizayn etmektir. Ancak, arkadaşlar, tekrar söylüyorum yani bu ithalat üzerinde yıllardır yapılmamış politikaların, alınmamış tedbirlerin, hatalı uygulamaların faturasını getirip bugüne teşmil edersek hata yaparız, yanlış yaparız. İthalat rakamlarınıda her fırsatta açıklıyoruz, açıklamaya da devam edeceğiz, bundan kimsenin endişesi olmasın.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - On bir sene oldu!
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - On bir sene oldu, on bir sene!
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - İthalat rakamları zaten açıklanıyor, gümrük idaresini takip eden herkes, her ay sonunda Gümrük Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve diğer taraftan, TÜİK'le beraber ithalat rakamlarını hepimiz şeffaf bir şekilde görüyoruz.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Başbakanın konuşmasına neden giremiyor? Bir türlü girmiyor.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Bu rakamları saklayan yok, bu rakamları gizleyen yok. Bu rakamları saklamanın, gizlemenin bir mantığı da yok ama tekrar söylüyorum, "İthalatta bu kadar rakam niye?" diye soruyorsanız geçmişte alınmış olan yanlış politikaların sonucu olduğunu söylüyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) - İhracat sizden, ithalat başkalarından, öyle mi?
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Gelmek istediğim nokta bilhassa şudur ki her ne olursa olsun değerli arkadaşlarım, şunu ifade etmek istiyorum.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Bilgisayar programlarında bir şey var, ithalatı siliyor hemen! Virüs girmiş!
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Bakın, Türkiye sizler açısından farklı şekilde görünebilir ama tekrar söyledim, bugün bilhassa IMF Türkiye'yi dünyadaki ilk 30 ekonomi içinde 2013 yılında büyümesini en fazla artıracak 4'üncü ülke olarak görüyor. Geçenlerde -her yıl yayınlanan- Brand Finance kuruluşunun yapmış olduğu açıklamaya göre Türkiye'nin marka değeri 688 milyar dolara çıkmıştır. İster iktidar ister muhalefet olalım, ne olursak olalım, bunlardan hep birlikte iftihar etmesini mutlaka bilmeliyiz diye düşünüyorum ve bu noktada, Türkiye bir taraftan da uluslararası sermaye almaya devam ediyor. Dünyada uluslararası sermayenin ciddi bir şekilde daraldığı, dünyada bu konuda birçok yatırımcının frene bastığı, yeniden karar döneminde olduğu bir ortamda, bakın -1984'te Türkiye ilk yabancı sermaye almaya başlamıştı- 1984'ten 2002'ye geldiğimiz süreçte Türkiye'ye gelen toplam, bütün o yıllar çerçevesinde gelen rakam sadece 14,6 milyar dolardı. Ama arkadaşlar, bakın size bugün bir şey söylüyorum: Bugün ise 2003'te AK PARTİ'nin iktidara gelmesiyle beraber, bugüne kadar ülkemize gelen uluslararası doğrudan yatırım miktarı 132,5 milyar doları geçmiştir, ben bununla da iftihar ediyorum.
ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) - Şirketleri sattınız Sayın Bakan.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ve bunlar farklı farklı sektörlere gelmiştir.
ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) - Topkapı Sarayı'nı satın, daha çok sermaye gelir!
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - "Şirket ortaklığı yapmıştır." Biz de yapıyoruz şirket ortaklığı arkadaşlar. Niye utanıyoruz?
ÜMİT ÖZGÜMÜŞ (Adana) - Dolmabahçe Sarayı'nı satın daha çok sermaye gelir!
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ben de benim işletmelerim, Türk firmaları dışarıda işletme alsın, işletmelere ortak olsun diye Bakanlık olarak destek veriyorum. Türkiye bunları başarıyorsa, bakın bu başarıları bizim alkışlamamız lazım ve burada birçoğunun ifade ettiği gibi "Efendim, hangi sektörlere geliyor?" E, sektörler bazında baktığımız zaman da bunun yüzde 32'sinin finans ve bankacılık sektörüne; finans ve bankacılık sektörüne, bilhassa Türkiye'ye gelirken Türkiye'deki siyasi istikrarı ve güveni ve yapısal reformları görmekten dolayı geldiğini ifade ederken, bakın imalat sektöründe, enerji sektöründe, telekomünikasyon sektöründe, toplam perakende sektöründe Türkiye'ye önemli oranda uluslararası doğrudan yatırım gelmeye devam ediyor.
Değerli arkadaşlar, bilhassa, yine, bir iki arkadaşımın dile getirmiş olduğu bir husus vardı. Söylemezsem eksik kalır, üzerimde vebal olur.
Biraz evvel, bizim, daha evvelki bakanlığımızda önemli görev yapmış olan değerli kardeşim "50 milyon liranın üzerindeki teşviklerin Başbakanlıkta yapıldığını söylüyorlar." dedi.
Sizin ifadeniz değil, değil mi bu Haluk Bey? "Söylüyor." dediniz.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Ben ne söylediysem zabıtlarda var.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ben de diyorum ki bakın...
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Soruşturma açılmış.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ben de diyorum ki Ekonomi Bakanı olarak...
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Soruşturma açılmış, gösterdim sana.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Kim söylüyorsa yalan söylüyor, iftiradır ve müfteridir bu. Böyle bir şey yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Soruşturma açılmış.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Teşviklerin karara bağlandığı, teşviklerin verildiği tek yer var, Ekonomi Bakanlığı Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğüdür arkadaşlar. Ekonomi Bakanlığı Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü dışında herhangi bir yerde teşvik belgesi bağlanmışsa, veren bir yer varsa getirin bugün istifamı basmaya hazırım. Bakın bu kadar iddialı konuşuyorum. Ama, aksi hâlde, ispat edemeyen de aynı şekilde buradan istifa etsin.
Arkadaşlar, bakın, bir şey söylerken, ne olur, kurumlarımızı incitmeyelim, kurumlarımızın değerlerini düşürmeyelim. Başbakanlığın başka işi gücü yok da teşvik belgeleriyle mi ilgilenecek?
OKTAY VURAL (İzmir) - Ya, bütün gayrimenkulleri kendisine bağlamadı mı? Madenciler bekliyor.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ve bu noktada teşvik belgesinin nereden, nasıl bağlandığı ve orada çalışan arkadaşlarımızın ne yaptığı, bunların hepsi ayan beyan ortadadır.
OKTAY VURAL (İzmir) - Bütün gayrimenkuller Başbakana bağlı değil mi?
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Arkadaşlar, işsizlik konusunda biraz evvel görüşler ifade edildi çeşitli partilerimiz tarafından .
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Her şey durdu.
OKTAY VURAL (İzmir) - Her şey durdu ya! Madenciler perişan. Kaynak yapanlar alıyor.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - İşsizlik konusunda ne derseniz deyin. Bakın, geçmiş olduğumuz son dört yılda, dünyada küresel krizin yaşanmış olduğu bir ortamda Avrupa'da 5 milyon 200 bin insan işini kaybederken, Allah'a şükürler olsun, bizim ülkemiz 6 milyondan fazla istihdam sağlamıştır. Ülkemizin en son işsizlik rakamları yüzde 9,8'dir. Elbette ki bu rakam yüksektir. Ancak, bugün, Türkiye'nin işsizlik rakamı, euro bölgesinin de, Avrupa'nın da ortalamasının daha altında bir rakama sahiptir.
MÜSLİM SARI (İstanbul) - Oralarda kriz var. Gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırın.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ve bu noktada yapacağımız çalışmaları çok daha fazla artıracağız, çok daha fazla, Allah'ın izniyle, geliştireceğiz.
Şunun altını tek tek çizerek ifade etmek istiyorum ki: Arkadaşlar, Türkiye ekonomisinde öyle kırılganlık falan filan yoktur. Türkiye ekonomisi, şükürler olsun, kaya gibi sağlamdır, dimdik sağlamdır. Bunu, bir kere, herkesin bilmesini bilhassa buradan ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Yani "Gaza basalım." diyorsunuz Sayın Bakan.
MÜSLİM SARI (İstanbul) - Gaza mı basalım?
OKTAY VURAL (İzmir) - Siz gazcıydınız galiba.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Diğer yandan, arkadaşlar, şunu söyleyeyim ki: Şimdi, ihracatta, biz, ihracatın yapısını çalıştırmaya uğraşıyoruz, ihracatın yapısını değiştirmeye çalışıyoruz. Ancak, bugün, yüksek teknoloji, yüksek katma değer ihracatçının sorunu değil, sanayicinin sorunudur. Bu noktada, gerek 2008'de çıkarmış olduğumuz AR-GE teşvik yasasıyla gerek diğer taraftan benim Bakanlığım ve çeşitli bakanlıklar tarafından yapılan birçok uygulamayla bilhassa sanayicimize yüksek katma değer, yüksek teknoloji, inovasyonu, AR-GE'yi öğrenecek son derece önemli çalışmalar ve bununla ilgili destekler veriyoruz.
Bakanlık olarak yapmış olduğumuz çalışmaların en başında gelen şey hakikaten bir marka hâline gelen, maalesef bir biraz önce bir arkadaşımın eleştirdiği -başımın üstünde yeri var, her türlü eleştiriye razıyız- TURQUALITY ve markayla ilgili Türkiye, bugün, Avrupa'da, dünyada inşallah marka olacak. Yani, müsaade edin de "Seksen yılda marka olmamış firmaları getirin iki, üç senede marka yapalım." diye aceleci de olmayın.
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - İki üç sene değil, on bir sene, on bir sene.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Biz TURQUALITY'e beş yıl verdik, arkasından, ben Bakanlık görevine geldikten sonra -TURQUALITY 2005'te başladı arkadaşlar- beş yıl da ben devam ettirdim.
Şimdi, Türkiye sadece mal ihracatçısı değil, Türkiye aynı zamanda önemli bir hizmet ihracatçısı. Bugün, Türkiye dünya hizmet ihracatından yüzde 1 pay alan önemli bir yapıya sahip. Geçen yıl Türkiye 43,2 milyar dolarlık hizmet ihracatı yaptı. Buna karşılık, yapmış olduğu ithalatı koyduğunuz zaman, Türkiye sadece hizmet dış ticaretinde 20 milyar dolardan fazla dış ticaret fazlası vererek cari açığın azaltılmasında önemli bir yer oynadı.
Turizm konusunda -kabul edin veya etmeyin- bugün, Türkiye -şükürler olsun, iftihar ederek söylüyorum, dünyanın gittiğim her yerinde kasıla kasıla söylüyorum- turizmde Avrupa'nın 4'üncü, dünyanın 6'ncı büyük destinasyonudur. Ülkemize yerlilerle beraber 36 milyon turist gelmiştir, turizm gelirlerimiz 29 milyar dolara yaklaşmıştır.
Size sevineceğiniz başka bir şey söyleyeyim: Hizmet ihracatı bu yıl, son on ay itibarıyla baktığımız zaman yüzde 10'luk bir artış gösteriyor. Tarihimizde bugüne kadar gelmiş geçmiş -Allah'ın izniyle- en fazla hizmet ihracatını da bu yıl yapacak, 48 milyar dolar hizmet ihracatını yakalayacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bakın, turizmde bu çabalar yapılırken diğer taraftan lojistik sektöründe son derece önemli konumdayız. Bunun yanı sıra, müteahhitlik sektöründe sektör âdeta tüm dünyaya ders verir hâle gelmiştir. Benim de yakından bilmiş olduğum bu sektörde, bakın, dünyada Çin'den sonra uluslararası alanda en fazla iş alan ülkeler sıralamasında -Allah'ıma şükürler olsun, iftihar ederek söylüyorum- 2'nci hâle gelmiştir. Ve Türkiye, ilk müteahhitlik işine 1972'de Libya'da başlamıştı. 1972-2002'ye kadar aradan geçen otuz yılda Türk müteahhitlik sektörünün dünyada almış olduğu iş toplamı değerli arkadaşlar, sadece 44 milyar dolardı. Bugün ne oldu biliyor musunuz? Bugün itibarıyla Türkiye'nin müteahhitlik sektörü 102 ülkede, 7.300 projede toplam 264,7 milyar dolara ulaşmıştır şükürler olsun.
OKTAY VURAL (İzmir) - Bunu da siz yaptınız değil mi?
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Otuz yılda 44 milyar dolar müteahhitlik sektöründe, bakın son otuz yılda, 1972-2002'de...
OKTAY VURAL (İzmir) - Siz yaptınız değil mi?
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Kimin yaptığına milletimiz karar verecek.
OKTAY VURAL (İzmir) - Siz mi yaptınız?
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - 1972-2002'de 44 milyar dolar sadece müteahhitlik sektöründe iş alan firmalarımız...
Elbette biz aldık.
OKTAY VURAL (İzmir) - İthalatı Başbakan yapıyor, bunu da siz yapıyorsunuz yani Allah'ını seversen ya!
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - O tenkit etmiş olduğunuz o uluslararası seyahatlerle, Sayın Başbakanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın, bizim heyetlerle yapmış olduğumuz ve Türkiye'nin itibarının artmasıyla, Türkiye'nin kredibilitesinin artmasıyla bunlar oldu. Müteahhitlik sektörü durup dururken mi bunları yaptı?
OKTAY VURAL (İzmir) - Yani sizin yüzü suyu hürmetinize mi oldu?
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Bakın şunu söyleyeyim: Arkadaşlar, müteahhitlik sektörü, belki ben bunu size söylerken Allah bilir bir iki ülkede daha yeni işler alıp 265 milyar doları geçmiştir. Otuz yılda 44 milyar dolar müteahhitlik işi alan Türkiye, geçtiğimiz yıl, tek yılda 27 milyar dolar müteahhitlik işi almıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Şimdi, bunun altını şöyle çizeyim:
OKTAY VURAL (İzmir) - İçeride yandaşlara veriyorsunuz. Herhâlde "İçeride yandaşlar alıyor, dışarıda biz alalım." diyorlar.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) -Sektörümüz baş tacı, sektörümüzün gayretinden şeref duyuyoruz. Ancak, bugün, dünyanın en iddialı projeleri havaalanları konusunda Türk firmaları dünyaya şimdi "know-how" veriyor ve bilhassa altyapı projelerinde, Varşova metrosundan tutun dünyanın birçok yerinde müteahhitlik sektörümüz işler yapıyor. Müteahhitlik sektörü, şükürler olsun, 102 ülkede anlı şanlı, şerefli bayrağımızı temsil ediyor ve dalgalandırıyor. Müteahhitlik sektörü beraberinde 200'e yakın sektöre kapı açıyor. Müteahhitlik sektörü önemli bir katma değer yaratıyor. Bunların hepsi hizmet ihracatında ortaya koymuş olduğumuz önemli performanslar.
Bunun yanı sıra, sizlere zamanım içinde söyleyeceğim bir iki şey daha var ki, elbette Bakanlığımızın görevi sadece yatırım, teşvik, yabancı sermaye, ekonomide hizmet ticareti, bunun yanı sıra ithalat, ihracat değil; Bakanlığımızın diğer alanı içinde serbest bölgeler vardır. Bugün, 19 serbest bölgemizde Türkiye, önemli bir ihracat başarısı elde ediyor, yaklaşık yılda 2 milyar dolara yakın bir katma değer elde ediyor. Ve serbest bölgeler konusunda yapmış olduğumuz çalışmayla, inşallah, yeni nesil serbest bölgeyle bunu daha fazla yaygınlaştıracak, daha fazla geliştirecek önemli bir tasarıyı inşallah sizlerin dikkatine, Genel Kurulumuza getireceğiz.
Bunun yanı sıra, Bakanlığımız bilhassa ithalatta kendisine verilmiş olan yetki ve sorumluluk çerçevesinde, ürün güvenliği konusu da başta olmak üzere, birçok ürün güvenliği denetimi yaparken ithalatta Türkiye'ye karşı haksız yapılan uygulamaların, Türkiye'deki iç piyasada üretilen ürünlere karşı yapılan hatalı uygulamaların önüne geçecek olan, sanayicimizin, yerli sanayicimizin, Türkiye'de üretim yapan sanayicimizin haklarını da koruyacak çok önemli çalışmaları bir bir, arkası arkasına gerçekleştiriyor.
Bilhassa şunu söyleyerek konuşmamı bitirmek istiyorum: Evet, söylenecek çok şey var. Değerli arkadaşlarım çok şey söyledi. Bakın, söylediklerinizin hiçbirinden gocunmadım ama şunu ifade etmek istiyorum: Değerli arkadaşlar, doğruyu doğru kabul etmek zorundayız. Doğruyu yanlış göstermenin hiçbirimize faydası yok, sadece bu ülkeye zarar veririz. Bu ülkenin dışarıdan başarısını, bugün, gelenler kendileri anlatıyor. Önümüzdeki hafta, sürekli, dünyanın birçok ülkesinden devlet başkanları, başbakanlar geçmişte olduğu gibi ülkemizi ziyaret edecek. Her biri gelirken yanında 50 kişi, 100 kişi, 200 kişi, iş dünyasını getirip Orta Doğu'da iş yapmak için, Kuzey Afrika'da iş yapmak için, o bölgelerde yatırım yapmanın yolunun Türkiye'den geçtiğini görerek bunları ifade ediyorlar şükürler olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
OKTAY VURAL (İzmir) - Daha önce hiç gelmiyorlardı, ilk defa geliyorlar sanki.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ben bundan gurur duyarım, bunları siyaset yapma adına söylemiyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) - Daha önce hiç gelmiyorlardı, sanki yeni öğrendiler.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ama, Türkiye'nin gelmiş olduğu seviyeyi ve Türkiye'nin bu konudaki bilhassa yapmış olduğu çalışmaları belirtmek adına ifade ettim.
Ben bütçemizin Bakanlığımıza, milletimize, ülkemize hayırlar getirmesini temenni ederken...
Türkiye, sadece bölgesinde, sadece ülkesinde doğrudan yabancı yatırımları alan bir ülke olma özelliğinde Şükürler olsun, yeni dönemde iftihar ederek söylediğimiz ve Bakanlığımız tarafından desteklenen yeni bir çalışmayla firmalarımıza yurt dışında yatırımlar yapma konusunda destekler veriyoruz ve bugüne kadar Türk firmalarının yurt dışında yapmış oldukları yatırımları 31,5 milyar, 32 milyar dolara yaklaşmıştır. Artık Afrika'da 6 milyar dolar Türk yatırımları var; Avrasya coğrafyasına gidin, yaklaşık 10 milyar dolara yakın Türk firması yatırımları var. Evet, GİTES çalışmasını yaparken bilhassa girdi tedariki konusunda biz üretemediğimiz, üretemeyeceğimiz ancak dışa bağımlı olduğumuz ürünlerimizde istiyoruz ki firmalarımız gitsin, global markalar olsunlar, dünyanın her yerinde olsunlar ve bunları üretsinler.
Ben, bu duygu ve düşüncelerle tekrar, biraz evvel bütçemizle ilgili, Bakanlığımla ilgili yapılan eleştirilere, tenkitlere, önerilere, söylenen şeylere teşekkür ettiğimi ifade ediyorum. Bunlardan, faydalı olanlardan yararlanacağımızı tekrar tekrar ifade ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlarken önümüzdeki yılın her birimize önce sağlık, sıhhat, afiyet ve hayırlı seneler getirmesini temenni ediyor, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, efendim, Sayın Bakan bu demir çelik ithalatıyla ilgili "geçmiş yılların yanlışları" dedi. Ama 2011'de Sayın Başbakan, İskenderun'da demir çelik tesisi açtı. Dolayısıyla herhâlde en büyük katkıyı kendileri döneminde verdiler. Hem yapıyorlar hem şikâyet ediyorlar.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
EKONOMİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Mersin) - Sayın Başkanım, İskenderun'da yapılan, bizim baş tacımız, entegre tesisidir. Ben zaten yüzde 70 entegre olmayan, hurdadan üretim yapanları kastettim. İskenderun bizim için önemli.