GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN GELİŞTİRİLMESİ AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:71
Tarih:01.03.2014

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Uzun bir çalışma döneminden sonra, bugün inşallah demokratikleşme paketiyle ilgili tasarının kabulünden sonra Parlamentodaki arkadaşlarımız seçim meydanlarına gidecek. İnşallah seçimler de ülkemiz için hayırlı olsun. Demokrasinin güzelliği bu ve ben de doğrusu, Parlamentomuzun seçime gitmeden önce son tasarı olarak demokratikleşme alanında bir çalışmayı gündemine almasından dolayı memnuniyetimi ifade ediyorum. Bu, ülkemiz için, doğrusu, özgürlüklerin arttırılması anlamında önemli bir tasarı.

Kısaca, huzurunuza getirdiğimiz, Hükûmet olarak getirdiğimiz bu tasarıdan sizlere bazı bilgileri sunmak istiyorum. Bilindiği gibi -önceki konuşmalarda da ifade edildi- bu on bir yılda, doğrusu, sivilleşme, normalleşme adına Türkiye'de önemli reformlar yapıldı, bu Meclis bunların tamamını gerçekleştirdi. Millî iradeye, sandığa, demokrasiye yönelik her türlü saldırıya, her türlü riske, millî iradeden, sandıktan ve demokrasiden taviz vermeyerek karşı konuldu. Millet bize bir emanet yükledi. Biz de bu emanetin hakkını vermek, bu emanetin gereğini yerine getirmek için cesaretle, kararlılıkla, dimdik durarak, aldanmayarak ve aldatmayarak Türkiye'yi bu seviyelere taşıdık ve gerçekten Türkiye bu on bir yılda demokratikleşme anlamında, sivilleşme, normalleşme anlamında büyük kazanımlar elde etti. Özellikle temel hak ve özgürlük alanlarını genişleten, vatandaşlarımızın gündelik hayatını kolaylaştıran, toplumda karşılıklı güveni pekiştiren çok sayıda reform paketi bu sürede gerçekleştirildi. Toplumun tüm kesimleri düşünülerek gerçekleştirilen bu reformlar, çok boyutluluğu, ilgilendirdiği geniş siyasal yelpaze ve derin etkileri itibarıyla "sessiz devrim" olarak da nitelendirilmeyi hak etmiştir. Burada ifade ediyorum, bunu kitaplaştırdık da. Bütün milletvekillerimiz için ifade ediyorum. Hangi tarihte, hangi reform yapıldı bu on bir yılda, bunun bir envanteridir.

Son on bir yılda, hukuk ve demokrasi alanında yaşadığımız sessiz devrimle birlikte, yukarıdan dayatmacı, buyurgan, ceberut, kibirli bir devlet ve siyaset anlayışı artık gerilerde kaldı. Bugün Türkiye'de insanıyla, vatandaşıyla var olan, insanı için var olan, bütün vatandaşlarına karşı aynı mesafede duran bir devlet anlayışı vardır ve meşruiyetin kaynağı artık sadece ve sadece millettir, herhangi bir vesayet makamı da söz konusu değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 30 Eylül 2013 tarihinde Başbakanımız tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve sonradan eklenen düzenlemelerle daha da zenginleşen demokratikleşme paketi, AK PARTİ Hükûmetinin son on bir yıllık süreç içerisinde almış olduğu siyasi kararlar, uyguladığı mali, ekonomik, sosyal, kültürel politikalar, temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesine yönelik gerçekleştirdiği düzenlemeler, insan odaklı güvenlik yaklaşımı ve terörle mücadeleye ilişkin paradigma değişimi çerçevesinde toplumun tüm kesimlerine daha çok demokrasi ve daha çok özgürlük sunmayı hedeflemektedir. Bu paket üzerinde doğrusu çok çalışıldı -dört ay kadar- ve çok kesimlerle görüşüldü. Daha sonra, Meclise intikal ettikten sonra Anayasa Komisyonumuz, üzerinde verimli çalışmalar yaptı, alt komisyona havale etti, alt komisyon olgunlaştırdı ve Anayasa Komisyonunda da doğrusu çok seviyeli değerlendirmeler oldu.

Bugün görüşülecek olan tasarının hazırlanmasındaki temel amaç, insan haklarının güçlendirilmesi ve demokrasinin temellerinin sağlamlaştırılmasıdır ve ön yargısız biçimde ele alındığında, bu paketin on yılların tortusunu kaldırdığı, on yılların sorunlarına çözüm ürettiği, kardeşliğimizi daha da güçlendirdiği açık bir şekilde görülecektir.

Demokratikleşme paketinin kapsamı, bugüne kadar farklı nedenlerle mağduriyete uğramış değişik toplum kesimlerinin ihtiyaçlarına cevap veren paketin içerdiği hususlar, mağduriyetlerin giderilmesi açısından anlamlı ve işlevsel bir görünüm arz etmektedir.

Paket, düzenleme getirdiği konuların sayısı, içeriği, hitap ettiği geniş kesimler düşünüldüğünde bugüne kadarki bir defada yapılan en kapsamlı çalışmadır. Pakette yer alan sorunlar, çoğunluğu son otuz yılın olmak üzere cumhuriyet tarihimiz boyunca var olan ve sürekli konuşulan konulardır. Bu paket, on bir yıl önce hayal dahi edilemeyen, kurulamayan, telaffuzu dahi yasak olan hak ve özgürlükleri getiren bir pakettir. Paket, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim, siyasi hakların genişletilmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının güçlendirilmesi, nefret ve ayrımcılık suçlarına ilişkin düzenleme yapılması, yaşam tarzına saygının güvence altına alınması gibi bir dizi güncel toplumsal talebe de cevap vermektedir.

Ve demokratikleşme paketinin dayanakları, referansları şunlardır, onları da kısaca arz etmek isterim. Bütün reformlarımızda olduğu gibi bu reform paketimizde de referans noktamız önce millettir. Demokratikleşme paketi hazırlanırken her bir sorun alanıyla ilgili olarak tüm tartışmalar, görüş, öneri, tavsiyeler dikkate alınmış, çözümler ona göre şekillenmiştir.

Paket, geçmiş dönemlerde açıklanan diğer paketlere nazaran çok daha geniş yelpazede bir dizi referans metne dayanmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: AK PARTİ Programı'mız, 2023 Vizyon Belgemiz, 61'inci Hükûmet Programı'mız, çözüm sürecinde ayrı ayrı komisyonlar hâlinde yedi coğrafi bölgede görev yapan Akil İnsanlar Heyetinin nihai olarak tek bir rapor hâline getirilen raporlarındaki ortak veya öne çıkan önerileri; ülkemiz yargı yetkisinin ve kararlarının bağlayıcılığını kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları; ülkemizin katılım yolunda müzakere sürecini yürüttüğü Avrupa Birliği ilerleme raporlarında dile getirilen bazı hususlar; mevzuatımız ile adli ve idari makamlarımızın uygulamalarına ulusal ve uluslararası kamuoyunda insan haklarının korunması ve geliştirilmesi bağlamında dile getirilen eleştiriler; ülkemizin gelişiminde her zaman için büyük değer ve katkısı olan sivil toplumun ve kamuoyunun demokratik talep ve beklentileri.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu paket, demokratikleşme paketi üç unsurdan meydana geliyordu: Birincisi, idari tasarruflardı açıklandığında hatırlarsanız. Bunları, biz, paketi açıkladıktan sonra Hükûmetimizin yetkisi içinde olan bu hususları düzenledik. Bunlar nelerdi, tekrar hatırlatırsam: 1) Okullarda andın kaldırılması. 2) Kamu kurumlarında kılık kıyafet özgürlüğünün sağlanması. 3) Süryani vatandaşlarımızla ilgili, Mor Gabriel'deki arazilerinin iadesiydi. Onları idari tasarruflarla, yönetmeliklerle gerçekleştirmiş olduk.

İkinci kısmı, müstakil yasalardır. Bu müstakil yasalar -bir yerde daha önce ifade etmiştim, komisyonda- kişisel verilerin korunması yasası, ayrımcılıkla mücadele yasası -ayrımcılıkla mücadele kurulu oluşturuyoruz- ve bir de kolluk gözetim mekanizması. Bunlar, üçü bağımsız yasalar olarak gelecek.

Peki, bu pakette neler var? Bu pakette değişik yasalardaki maddelerden oluşan -bir anlamda üçüncü kısmıdır bu paketin- özellikle Ceza Kanunu ağırlıklı olmak üzere, Seçim Kanunu ağırlıklı olmak üzere, Siyasi Partiler Kanunu ağırlıklı olmak üzere bazı değişiklikler öngörüyoruz.

Burada, aslında, grupladığımız zaman bugünkü görüşeceğimiz paketi, başlıca dört gruba ayırabiliriz: Birinci grup, siyaset yapmayı kolaylaştıran hükümler. Yani siyaseti destekleyen, siyaset alanını biraz daha genişleten maddelerimiz var.

Bunlar neler? Hem yerel hem de genel seçimlerde her türlü propagandanın Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapılabilmesi.

Siyasi partiler, tüzüklerinde yer almak ve ikiden fazla olmamak koşuluyla eş genel başkanlık sistemini uygulayabilirler.

Siyasi partilerin bir ilçede teşkilatlanmaları için beldelerde teşkilat kurma zorunluluğu kaldırılıyor.

Siyasi partilere hazine yardımı, devlet yardımı yapılabilmesi için milletvekili genel seçimlerinde alınması gereken oy oranı yüzde 7'den yüzde 3'e düşürülüyor. Birinci grup bunlar.

Aslında, burada çok tartışılan seçim barajı da vardı biliyorsunuz. Seçim barajında biz, bu paketin içinde üç alternatif sunduk. Yani "Bunu diğer partilerimiz de değerlendirsin, hangisi üzerinde mutabakat sağlanırsa biz üçüne de katılırız." dedik. Birincisi, seçim barajının yüzde 5'e düşürülmesi ve daraltılmış bölge sistemi; seçim barajının sıfırlanması ve dar bölge sistemi ve bir de, şimdiki uyguladığımız yüzde 10 sistemi. Doğrusu, bu tartışılmadı, üzerine gidilmedi, siyasi partilerimizden de çok fazla bu konuda bir karşılık alınmadığı için bu pakette tabii barajla ilgili bir konu yer almıyor. Ama o bizim gündemimizde. Ne zaman bunun üzerinde mutabakat sağlanırsa biz onu yine yürütmeyi arzu ediyoruz.

Diğer grup, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılacağı yer ve güzergâhın belirlenmesi ile toplantı ve gösteri yürüyüşü saatleri ve bir de toplantı ve gösterilerdeki hükûmet komiserliğinin kaldırılmasıdır. Burada yer belirlemede mevcut uygulama şudur: İllerde valiler, ilçelerde kaymakamlar miting alanlarını belirliyorlar ve miting veya toplantı ve gösteri yapacak olanlar o meydanlardan birini tercih ediyor. Mesela, Ankara'da valilik belirlemiş, Tandoğan Meydanı veya Sıhhiye Meydanı miting alanlarıdır. Şimdi, yeni bir madde getiriyoruz. Bir ilde, ilçede bu alanları belirlerken valilik, kaymakamlık, oradaki siyasi partilerin il, ilçe başkanlarının, meslek örgütlerinin temsilcilerinin sendikaların da görüşünü alacak. Onlarla istişare içinde belirlenecek ve ondan sonra toplantı ve gösteri yürüyüşü yapacaklar veya o alanları kullanacaklar bunlardan birini seçmiş olacak.

Toplantı saatleri... Özellikle açık yerlerde toplantı ve yürüyüşler gün batmadan önce dağılacak, kapalı yerlerdekiler ise -23.00'tü- gece 24.00'e kadar uzatılıyor.

Bir de, hükûmet komiseri uygulaması kaldırılıyor. Bunu sivil toplum kuruluşları arzu ediyorlar, karışıklıklara sebep oluyor. Yani bir de onlar şunu arzu ediyor: Toplantıyı düzenleyenler sorumluluğunu da alsın. Biliyorsunuz, her toplantının organizasyonunu bir organizasyon grubu, bir heyet düzenler, toplantıyla ilgili bütün konulara da onlar karar verecekler.

Bundan sonrakiler ise Ceza Kanunu'nda bazı maddeler... Pardon, Ceza Kanunu değil. Farklı dil ve lehçelerle eğitim öğretim yapmak amacıyla özel okullar açılması, bu, Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda. Biliyorsunuz, bu çok tartışılan bir konuydu. Dünya örneklerini inceledik ve ana dillerde, farklı lehçelerde özel okulların açılması da ilk defa ülkemizde bu şekilde gündeme gelmiş oluyor.

Ayrıca, eğitim ve öğretim hakkının kullanılmasının engellenmesi, kamunun sunduğu hizmetlerden yararlanılmasının engellenmesi, bireysel ibadetlerin engellenmesi Ceza Kanunu'nda suçları ağırlaştırılan hususlar ve bir de yaşam tarzına ilişkin tercihlere müdahale, yine, cezası ağırlaştırılan bir husus. Bir anlamda hem düşünce özgürlüğünü hem de yaşam tarzını daha da özgür kılan, rahatlatan maddeler.

Önemli bir kavramı getiriyoruz ilk defa Ceza Yasası'na, "nefret suçları" diye bir kavramı. Uluslararası alanda çok zikredilen bir ifadedir bu, onu da buraya getirmiş oluyoruz. Nefret suçlarıyla ilgili bazı konularda cezalar ağırlaşıyor.

Diğer bir konu, köy ve yer isimlerinin değiştirilmesiyle ilgili. İl İdaresi Kanunu'nda bir madde var, 49 yılında konulmuş, "Türkçe olmayan yer isimlerinin değiştirilmesi" diye. Kamuya görev verilmiş, pek çok yer ismi de değiştirilmiş, yaklaşık 12 bin yer ismi. Şimdi o maddeyi kaldırıyoruz. Yine, köylerin falan yer ismi değiştirilmesinde, tabii, o köydekilerin referandumu yapılacak, onlar karar verdikten sonra da İçişleri Bakanının onayıyla yer ismi değişiyor. Biliyorsunuz, il ve ilçelerde zaten yasa gerekiyor.

Her nevi fitre, zekât, kurban derisi gibi konularda müdahalenin kaldırılması... Vatandaş istediği şekilde tasarruf edecek. Bu da doğrusu önemli tartışma konularından birisiydi.

Ayrıca, Türk Harflerinin Kabulü ve Tatbiki Hakkında Kanun var biliyorsunuz, bunlar inkılap kanunları statüsünde. Bir de Şapka İktisâsı Hakkında Kanun var. Bu iki kanuna dokunmuyoruz ama bunların Ceza Kanunu'nda müeyyidesiyle ilgili 222'nci maddeyi kaldırıyoruz. Böylece, bu kanunlar duruyor ama bunların müeyyidesi -zaten uygulamada da alanları yok- ortadan kalkmış oluyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, bu yasanın bir özelliği de çözüm süreciyle de ilgili bir boyutu var yani çözüm süreciyle irtibatlı, onunla ilgili konular bunun içinde. Bilindiği üzere 2002 yılından itibaren kararlı bir şekilde uygulanan demokratikleşme adımlarının bir devamı olarak daha güçlü, demokratik, özgür ve huzurlu bir Türkiye için, çözüm süreci olarak adlandırılan bir süreç şu anda yürüyor ve çözüm sürecinin nihai hedefi terörün tamamen sonlandırılması. Ülkemizde silahı aradan çıkarma; sözü, düşünceyi, siyaseti devreye alma sürecidir çözüm süreci. Çözüm süreci çok büyük bir hassasiyetle, büyük dikkatle, yaralı duyguları tamir etme, karşılıklı güven tesis etme ve kardeşlik hukukunu yüceltme süreci olarak devam ediyor ve şu anda da milletimiz tarafından da büyük onay görüyor. Özellikle, Doğu, Güneydoğu bölgeleri, on yıllardır özledikleri normalleşme görüntülerini bu süreç sayesinde şu anda yaşıyorlar ve doğrusu, bu yönde hem vatandaşlarımızın, milletimizin büyük desteği var hem de Hükûmetimizin büyük bir kararlılığı var.

Bugün geldiğimiz noktada, çözüm sürecinin tıkandığı, kilitlendiği eleştirileri dile getiriliyor. Farkındayız ama yüce Parlamentoya ben şunu ifade edeyim: Benzer sorunları yaşayan ülkelere bakıldığında, bu tür süreçlerin inişli çıkışlı olduğu, hiçbir şekilde düz gitmediği görülmektedir. Bu nedenle, süreçteki hızlanmaları, yavaşlamaları olağan karşılamak gerekir. Bunlara bakarak umutsuzluğa kapılmamak, telaşa düşmemek gerekir yani bizim burada hem samimiyetimiz hem de kararlılığımız devam ediyor. Unutulmamalıdır ki bu, tabii, kökü yaklaşık yarım asırdır devam eden terör problemini çözebilmek anlık bir mesele değil; sabır, zaman ve emek istiyor bu. Ve çözüm sürecini yürütme konusunda şu anda kararlılık tamdır. Tekrar yüce Mecliste bunu ifade etmek isterim.

Doğrusu, bir başka açıdan bakıldığında da, bu çözüm süreci siyasetin çözüm kabiliyetinin de önemli göstergelerinden birisi olacaktır yani silahın, şiddetin sorun çözmesi değil, siyasetin sorun çözmesi bir anlamda yürürlüktedir ve bizim de hedefimiz zaten budur. Yani, eminim, çözüm süreci hedeflerine ulaştığında siyaset kurumu da ülkemizde daha güçlenmiş olacaktır ve bundan sonra sorunlar siyaset kurumu içinde konuşulacaktır.

Esasen, bu paket vesilesiyle şunu da ifade etmek isterim: Yani, biz, bu sürece muhalefetten daha fazla destek almayı hep arzu ettik ve ediyoruz, bu konuda gene elimizden geleni yapma kararlılığı içindeyiz.

Netice olarak, ben, sizlere kısaca bu paketi ve önemini arz etmiş oldum. Doğrusu, seçime doğru giderken, Parlamentonun, vatandaşlarımıza umut veren, daha geniş alanlar açan, özgürlük alanları açan böyle bir düzenlemeyle gitmesi gerçekten bütün partilerimiz açısından önemlidir. Ben, hem komisyonlara, Anayasa Komisyonu Sayın Başkan ile üyelerine, alt komisyona çok teşekkür ediyorum -orada da olgunlaştı bu- ve bütün partilerimizin katkılarına teşekkür ediyorum.

Hepinizi en derin sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)