| Konu: | TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 08.07.2014 |
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Önemli bir yasayı görüşüyoruz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bu yasa değil ki, ihanetin belgesi bu, ihanetin belgesi; yasa başka bir şey.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Burada görüşülen yasa üzerinde değerli fikirleriyle katkı veren, eleştiren arkadaşlara teşekkür ediyorum.
ALİM IŞIK (Kütahya) - Teslimiyet belgesi bu, teslimiyet belgesi; tasarı falan değil.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Gerçekten, Parlamentomuzun zenginliğidir bu. Bunu Komisyonda da söylemiştim, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosunda artık her şeyin bütün detayıyla, açıklığıyla, ülkemizin bütün sorunlarının hiçbir korku, endişe olmadan, hiçbir tabu olmadan konuşuluyor olması bile büyük bir kazanımımızdır ve bugün böyle bir konuyu açıklıkla konuşuyoruz. Onun için de bütün milletvekillerimizin düşüncelerini en açık şekilde söylemesi bizim için de memnuniyet vericidir. İnşallah, ülkemiz için, milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.
Bildiğiniz gibi, uzun süredir böyle bir yasa üzerinde çalıştığımızı ifade etmiştik, akil insanlar raporunda da yer almıştı bir çerçeve yasa...
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Hain insanlar, akil değil.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...ve Meclis Komisyonumuzun da bu konuda kurulan Komisyonun da bu konuda ifadesi vardı ve biz de işte, 26 Haziran Perşembe günü Meclise tasarı olarak bu yasayı sevk etmiş olduk, 4 Temmuz Cuma günü de İçişleri Komisyonunda tamamlanmış oldu.
Burada Grup Başkan Vekilimiz rica etti, kısa konuşayım diye, benim aslında yirmi dakikalık bir konuşma hakkım var ama programa yetişmesi için, iftardan önce bitmesi için çok kısa bir açıklama yapacağım ve kısa keseceğim. Zaten Değerli Kardeşim Ahmet Aydın grubumuz adına önemli hususlar ifade etmiş oldu.
Önce şunu ifade edeyim: Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, biz bu konuda ta partimizin kuruluşundan beri farklı düşünüyoruz. Yani her partinin farklı bakışları vardır, biz AK PARTİ olarak partimizi kurarken bu konularda farklı yollar izleyeceğimizi, ülkemizin her sorununa alışılagelmişlerin dışında çözümler arayacağımızı ifade etmiştik. Yani baştan sona bir paradigma değişikliği yaptık ve bu on iki yıldır bunu herkes zaten görüyor. Yani bu getirdiklerimiz yeni şeyler değil, bizim şu on iki yıllık icraatımızın bir devamı. Doğrusu, mümkün olabildiğince Türkiye'nin her bölgesinin, her kesiminin sorunlarını kucaklayan politikaları hayata geçirmeye çalıştık ve Türkiye'yi sivilleştirmek, normalleştirmek suretiyle, sivil siyasetin önünü ne kadar açarsak o kadar etkili olur diye düşündük ve doğrusu dokunulmayan konulara dokunduk ve pek çok kronik sorunları da bu şekilde çözdük. İşte, bu da onlardan birisi.
İster Kürt sorunu deyin ister terör sorunu deyin, aklınıza ne gelirse, ama biz bu soruna da alışılmış, sadece güvenlikçi yöntemlerle değil, çok farklı bakışları getirerek, hem toplumsal hem insani bakışları getirerek çözümler bulacağımızı söyledik ve hamdolsun sabırla bu konu üzerinde çalışıyoruz.
Burada özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Çözüm süreci önceki çalışmalarımızın bir devamı ve bugün çözüm süreci bir olgunlaşma safhasındadır. Biz Hükûmet olarak buna inanıyoruz ve artık bir sona doğru gittiğimize inanıyoruz bu sorunların çözümünde. Bundan sonraki başlıca hedefimiz örgüt mensuplarının silahlarını bırakması, devletin de bu insanların evlerine, normal hayata dönmeleri için gerekli çalışmaları yapmasıdır. Esasen çözüm sürecinin ana hedefi de zaten budur.
Biz, doğrusu -bunu samimiyetle söylüyorum, Komisyonda da söyledim- her şeyi söyleyebiliriz, her şeyi tartışabiliriz, ama bu sürecin, bu konunun partiler üstü bir konu olduğunu, hepimizin bu konuda yardımlaşmamız gerektiğini, burada bir defa daha ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, çözüm süreciyle ilgili şunu ifade edeyim büyük bir memnuniyetle: Son iki yıl içinde, hamdolsun, hem can kayıpları olmamış ve bölgeye huzur gelmiş hem de bölgedeki ekonomik hayat canlanmıştır. İnsanlarımızın on yıllardır özlemini çektiği normalleşme görüntüleri ortaya çıkmıştır. Nitekim, ilk defa anneler dağdaki çocuklarının geri dönmesi için seslerini yükseltebilmektedir. Terörle, şiddetle varılacak bir yer olmadığı açıkça görülmüştür. Bütün çabamız, bu huzur ve normalleşme ortamını kalıcı hâle getirmektir ve bu, daha fazla barış, kardeşlik, insan hakları ve demokrasi için çaba demektir.
Biz zaten bugüne kadar, demokratikleşme anlamında, bütün bölgelerimizde, her kesimde yaşayan vatandaşlarımızın hak ve hukukunu gözetme olarak, demokratikleşme adımları olarak çok mesafeler aldık, "sessiz devrim" diye niteliyoruz onları. O konuda bütün vatandaşlarımızın devlete güvenini sağlamak için büyük çaba sarf ettik. Doğrusu, eskiden yanlışlar yapılmıştı ve devlete güven pek çok kesimde sarsılmıştı. Ha, şimdi bunu biz artık daha nihai bir safhaya getirmiş olduk.
Önce şunu ifade edeyim: Bu çerçeve yasa, çözüm süreciyle ilgili Parlamentoya gelmiş ilk yasadır, önemi budur ve bu bir çerçeve yasadır. Bu soyut bir yasadır, bu somutluklar taşımıyor. Sadece çözüm sürecinin yasal olarak ismini koyuyor ve Parlamentoyu devreye sokuyoruz ve bu çözüm süreci yasasının, bu şemsiye yasanın altında Hükûmete pek çok görevler veriliyor. O görevleri Hükûmet yapacak, kurumları görevlendirecek, kişileri görevlendirecek ve yeni yasal hazırlıklar belki gerekecek, o yasalar yine buraya gelecek.
Ve burada getirdiğimiz önemli bir husus şudur: Şeffaflığı çok önemli görüyoruz. İnşallah, çözüm süreciyle ilgili -şunu burada açıkça söylüyorum- hem Parlamentonun hem de bütün milletimizin gelişmelerden haberdar edilmesi sürece katkıyı kolaylaştırmaktadır ve milletimizin desteğini artırmaktadır. Samimiyetle ne yaptığınızı millete anlattığınızda millet size daha fazla destek veriyor. Biz de bundan sonra daha fazla bilgilendirme yolunda çaba sarf edeceğiz.
Şunu ifade edeyim: Burada, şu anda üzerinde çalıştığımız husus, bu yasadan sonra, somut bir yol haritasıdır. Yol haritası hem somutluk taşıyor hem de zamanlı. Bunun üzerinde çalışıyoruz, buna göre bir eylem planı ortaya çıkacak ve belki orada yeni yasalar gerekecek. O çalışmalar da yine Meclis huzuruna getirilecek.
Ama ben sizlere, bu vakitte, mübarek vakitte şunu ifade edeyim: Kendimin de Hükûmet olarak da bizim umudumuz fazla. Süreç olgunlaşıyor. İnşallah, ülkemizin birliği, bütünlüğü için, huzur içinde bütün vatandaşlarımızın bu güzel ülkede yaşaması için bir çalışma yapıyoruz. Yaptığımız sadece budur. Ülkemizin birliğine, bütünlüğüne leke getirecek, zedeleyecek hiçbir çalışmanın içinde olmayız. Aksine, AK PARTİ bu ülkenin birliğinin, bütünlüğünün çimentosudur. Bunu hep söylüyorum. Ülkemizin her kesiminde biz varız ve bu ülkenin bütünlüğü bizim en önemli hedefimizdir. Bu çalışmalar yapılmazsa o tür sorunlar olur. Bunları öyle görelim.
Burada bir son hususa değinerek bitiriyorum. Yani buradaki görevler vesaire, yasanın içinde; bunlar Hükûmete verilmiş görevlerdir, yetkilerdir ve Hükûmet görevlendirmeler yapacaktır. Burada bir konuya değiniyor arkadaşlarımız: Yani özellikle 4/b'yle ilgili "Burada bir sorumsuzluk getiriliyor." deniliyor. Ona özellikle değinmek isterim.
Değerli arkadaşlar, önce şunu söyleyeyim: Değerli milletvekillerimiz, biz bu konuda, bu yasayı madde madde düzenlerken hem Adalet Bakanlığından arkadaşlarımızın hem bizzat Adalet Komisyonu, Anayasa Komisyonu Başkanlarımızın görüşlerini aldık. Hukukçuların öngördüğü bir metindir ve onlar bize bunun diğer yasalarda ve diğer ülkelerde de bu şekilde uygulanır olduğunu ifade ettiler ve burada, asla, bunların suç işlemesini teşvik anlamında falan bir şey değil bu, görevlerini yerine getirmelerinden dolayı bunların bir tehdit altında olmaması.
Değerli milletvekillerimiz, bunların daha önce örneklerini gördünüz. Başbakan MİT Müsteşarına talimat veriyor, "Git, örgüt mensuplarıyla şu görüşmeleri yap." diyor. O görüşmelerden sonra bir savcı o MİT Müsteşarını sorguya çağırıyor "Sen suç işledin." diye.
FARUK BAL (Konya) - Savcı doğrusunu yapıyor.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Tabii, bürokratları bu şekilde çalıştıramazsınız... Ve bu her ülkede geçerli. Ve ayrıca şunu da özellikle ifade ediyorum, bakın, Anayasa'mızın 137'nci maddesi: "Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz." Ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 24'üncü maddesi de aynı paraleldedir. Bunlar bizim üst mevzuatımızdır, bunlar bağlayıcıdır. Buraya tekrar bunları koymamıza gerek yok. Yoksa hiç kimse konusu suç teşkil eden emir veremez, o emri alan da asla yerine getirmez. Sadece bu yasadaki -bu yasanın 2'nci maddesidir bunlar- bu yasadan doğan, verilen görevleri sırf bu görevi yerine getiriyor diye kişiler suçlanamaz anlamında onları güvence altına almaktır, amacı budur.
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Suç teşkil etmese zaten gerek yok.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Tekrar, olan ve olacak katkılarınız için çok teşekkür ediyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)