| Konu: | EKONOMİ ESKİ BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN, İÇİŞLERİ ESKİ BAKANI MUAMMER GÜLER, AVRUPA BİRLİĞİ ESKİ BAKANI EGEMEN BAĞIŞ VE ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK ESKİ BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR HAKKINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGENİN (9/8) ÖN GÖRÜŞMESİ |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 05.05.2014 |
MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Mersin) - Sayın Başkan, yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri...
Sayın Başkan, konuşmaya başlamadan önce öncelikle...
OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, kaçta ara vereceksiniz?
BAŞKAN - On dakika sonra.
MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Konuşsunlar, çok fazla aldırış etmiyorum, yalnız bakın, dakikalardır konuşuluyor. Biz burada on dakikada neyin savunmasını yapabileceğiz? Ben burada sizden yarım saat süre istiyorum.
BAŞKAN - Şimdi, o mümkün değil. Ona ben baktırdım, o itirazı arkadaşlar söylediği için. Yani böyle bir şeyden dolayı, komisyon kurulacak ya, ondan dolayı böyle bir şey mümkün değil hukuki olarak.
MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Yüce Divanda...
BAŞKAN - Bir saniye...
Ancak bir danışma meclisi yapılıp getirilmiş olsaydı mümkündü, dolayısıyla böyle bir imkânım yok ama ben sizlere itiraz olmazsa eğer, iki veya üç dakika...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Biz dört bakanı on dakikada konuşuyoruz da onlar konuşamıyor mu?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Efendim, burada on dakika neyin savunmasını yapacak? Sizden yarım saat süre istiyorum Sayın Başkan.
OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, eğer böyle bir şey aranıyorsa her bakanla ilgili soruşturma önergesini ayrı ayrı görüşerek komisyon kurulsun, orada daha rahat olur mesela.
BAŞKAN - O zaman mesele yok.
Sayın Vural, kapattım ben, cihazı kapattım, şimdi Sayın Çağlayan'la konuşuyorum, tekrar açacağım. Allah rızası için ya, içim kurudu.
Şimdi, dolayısıyla, o danışma meclisi içinden bir karar alıp getirilmiş olsaydı onu uygulayabiliyorduk ama soruşturma komisyonu kurulduktan sonra Meclise gelecek ya, o zaman konuşma süreniz sınırsız. Yani maalesef benim böyle bir imkânım yok.
OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, Adalet ve Kalkınma Partisi, grup önerisinde sürelerle ilgili bir düzenleme öngörmemiş. Bu bakımdan, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu önergeyi hazırlamasında fayda vardı ama hazırlamamış.
BAŞKAN - Aynı şeyi söylüyoruz Sayın Vural. Ben de bir şey söylemedim. Sayın Çağlayan'a izah ettim, o da bir şey söylemiyor.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, sanıyorum gruplar da buna itiraz etmez yani...
BAŞKAN - Ettiler, ettiler. Sordum, ettiler.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Biz ederiz.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, gruplar burada, Meclis çalışmalarında gruplar "Tamam." derse rahatlıkla...
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Efendim, parası olan burada konuşmaz, öyle bir kaide mi var?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Kendilerini savunmak için, iddialara cevap vermek için on dakikanın yetersiz olduğunu düşünüyorum.
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Para burada geçmez Sayın Başkan!
BAŞKAN - Ama şimdi Sayın Tanal...
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bu para burada geçmez Sayın Başkan!
BAŞKAN - Yani bana karşı bu konuşmanız hiç hoş değil
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Burası para babalarının konuşacağı bir yer değil, para babalarının konuşacağı bir yer değil, İç Tüzük'e göre konuşsunlar.
BAŞKAN - Bakın, hiç hoş değil yani ilzam ettiğiniz kişi benim, hiç hoş değil. Yani farkında değilsiniz, ilzam ettiğiniz kişi benim.
Şimdi, bir talepte bulundu, ben de kendisine cevap veriyorum. Dolayısıyla, şöyle bir soru sordum Genel Kurula. Dolayısıyla, itirazlar olduğu için yapabileceğim bir şey yoktur, maalesef yani yok. Ama ara vereyim, aranızda anlaşıp Danışma Kurulu imzalayıp getirirseniz öyle olur.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Bakanım olayın daha açık bir şekilde ortaya çıkması ve Türkiye Büyük Millet Meclisini bilgilendirmek açısından ilave konuşma istiyorsa sanıyorum gruplarımızın da buna bir itirazı olmaz Sayın Başkanım, neden olsun?
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Yok, itirazımız var daha hâlâ yoktur diyor, var, benim var.
BAŞKAN - İtiraz ettiler diyorum Sayın Canikli.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sonuç itibarıyla, olaya her şey söyleniyor, her türlü iddiada bulunuluyor. Dolayısıyla, kendilerini savunmaları ve kendilerini ifade etmeleri kime ne zarar verir Sayın Başkan? Yani dolayısıyla...
BAŞKAN - Şimdi, herkes itiraz etti Sayın Çağlayan, maalesef böyle bir imkânım yok. Sıfırdan başlatıyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, milletvekilleri 4 bakanla ilgili on dakika konuştu yani
MEHMET GÜNAL (Antalya) - On dakika konuşuyoruz.
BAŞKAN - Ya bir şey demiyorum, tamam on dakika konuşacak, Allah rızası için.
Buyurun, buyurun Sayın Çağlayan.
Rica ediyorum Sayın Çağlayan'ı dinleyelim.
OKTAY VURAL (İzmir) - O zaman her bakan için onar dakika versin, grup önerisi getirelim yeniden görüşelim. Kabul ediyorum, kabul ediyorum ben.
MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Sayın Başkan...
OKTAY VURAL (İzmir) - Her bakanla ilgili onar dakika konuşalım.
MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Efendim, hâlâ konuşamıyorum.
BAŞKAN - Sayın Çağlayan, lütfen siz devam edin.
MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Konuşamıyorum efendim.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, rica ediyorum. On dakikası var, on dakika konuşacak.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Bütün basın ellerinde. Her gün konuşuyorlar Sayın Başkanım.
BAŞKAN - On dakika konuşacak tamam, itiraz mı ettim, itiraz mı ettim!
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Hayır bir şey demedim.
BAŞKAN - Tamam da niye bağırıyorsunuz onu anlayamadım.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Burada bir masumiyet havası yaratıyorlar.
OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, hatiple ilgili, sizinle ilgili değil.
BAŞKAN - Sayın Çağlayan, ben sizi şöyle alayım.
On dakika ara veriyorum, bir ferahlasın insanlar.