GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmet Yılmaz'ın, Başkan seçilmesi dolayısıyla teşekkür konuşması
Yasama Yılı:1
Birleşim:3
Tarih:01.07.2015

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu yüce Meclise başkan seçerek omuzlarıma yüklediğiniz görev, sorumluluk ve onur nedeniyle hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Böyle bir Meclisin sade bir üyesi olmak esasen şereflerin en büyüğüdür. Bu ana kadar yürüttüğüm Millî Savunma Bakanlığı görevi de hukuken sona ermiştir.

Milletvekili arkadaşlarımın öncelikle şunu bilmelerini isterim: Meclis Başkanı olarak görevde kaldığım süre içerisinde Anayasa, İç Tüzük ve hukuk kuralları çerçevesinde tam bir tarafsızlıkla yüce Meclise hizmet etmeye çalışacağımı huzurlarınızda ifade etmek isterim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Şimdiden destekleriniz ve uyarılarınız için teşekkür ederim.

Konuşmamın başında, bu makama seçilen başta Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk Başkanı, Kurtuluş Savaşı'mızın Başkomutanı, cumhuriyetimizin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu ana kadar bu makamda bu ülkeye hizmet etmiş tüm Başkanları ve milletvekillerini şükranla, hayırla, rahmetle yâd ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yeni yasama döneminin hayırlı olmasını diliyorum.

Bu Meclis İstiklal Savaşı'nı yöneten, başkomutanını tayin eden, devleti ve cumhuriyeti kuran gazi Meclistir. Millî iradenin en somut göründüğü yerdir. Aziz milletimiz sorunların çözüm yeri olarak bu Meclisi görmektedir. Bu, hem Meclisin gücü hem de sorumluluğunu artırmaktadır. Burası demokrasinin kalbidir. Yasama organı iyi çalıştıkça, halkın sorunlarına çözüm buldukça halkın geleceğe yönelik umutları artacaktır. Bize düşen, Meclisin itibarını en yüksekte tutmaktır; bunu da bizden bekleneni yaparak gerçekleştirebiliriz. Yapacak çok işimiz var, vaktimiz az, kum saati işlemeye başladı; bu da bize Meclisin her anını değerlendirmemiz, bir dakikasını bile boşa harcamamamız gerektiğini göstermektedir.

Meclisimiz, milletimizin her sorununun çözüm adresidir. Meclisin daha iyi çözümleri ortaya koyabilmek için gerekli tartışmanın ve konuşmanın yeri olduğunu bu dönemde milletimize gösterebiliriz. Bizim milletimizden aldığımız yetkinin gereği de budur.

Milletimiz, 25'inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinden öncelikle yeni bir anayasa beklemektedir. Ülkemizin bugün ulaştığı ekonomik ve demokratik seviye yeni bir anayasayı zorunlu kılmaktadır. Yeni anayasanın gerekliliği noktasında toplumda esasen çok geniş bir mutabakat da mevcuttur. Hukukun üstünlüğü, insan hakları, güçler ayrılığı, çoğulculuk gibi demokratik anayasaların olmazsa olmaz unsurlarını göz önüne alarak yeni bir anayasayı birlikte yapmamız gerekir. İyi işleyen bir demokratik sistem içinde Anayasa'dan beklenen toplumsal, siyasal, ekonomik ve hukuksal sorunların çözümü için gerekli zemini sağlamaktır. Bu zemin sağlandıktan sonra sorunlar daha kolay çözülebilir. Yeni anayasa hepimizin ortak sorumluluğudur. Toplumun tüm kesimlerinin mümkün olduğu ölçüde bu sürece katılmasıyla herkesin sahip çıkacağı bir anayasa yapılabilir. Bu süreçte evrensel değerlerle birlikte içinde yaşadığımız toplumun temel değerlerinin de dikkate alınması yeni anayasanın ömrünü uzatacaktır. Bu dönemde devlet gücünü kullanan organlar arasındaki iş birliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu belirtmek isterim. Bu iş birliğinin gerçekleştirilmesinde de en büyük sorumluluk yine Meclisimize düşmektedir.

Kuvvetler ayrılığı hiçbir şekilde güçler kavgası değildir, kuvvetler ayrılığı Cumhurbaşkanının koordinasyonunda belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı, medeni bir iş bölümü ve iş birliğidir. Toplumsal çeşitliliği koruyarak bireylerin sahip oldukları değerleriyle barış içinde, bir arada yaşayabilecekleri bir siyasal düzeni tahkim etmek de yine bu Meclisin görevidir. Demokratik toplumlarda birlikte yaşamanın gereği diğerini olduğu gibi kabullenmeden geçer. Bu anlamda bize düşen farklı dünya görüşlerini ve yaşam biçimlerini bir arada zenginlik olarak görmektir. Bu şekilde bir anlayış çoğulcu demokrasinin de gereğidir. Çoğulculuk herkesin kendi kimliğiyle toplumsal ve siyasal yaşama katılmasıyla mümkündür. Barış içinde bir arada yaşamanın tarih boyunca en güzel örneklerini sergileyen bir medeniyetin mirasçıları olarak bu konuda ihtiyaç duyduğumuz şey kendi kültürel değerlerimize bir kez daha bu gözle bakmaktır. Adalet, eşitlik, özgürlük ve insan hakları gibi evrensel değerleri benimseyen, farklılıklarını barış içinde bir arada yaşatabilen ve bu suretle demokratik rejimini güçlendiren bir Türkiye'yle geleceğe umutla bakabiliriz.

Sözlerime son verirken bir kez daha şahsıma gösterilen itimada teşekkür ediyor, yeni yasama döneminin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından ayakta alkışlar)