| Konu: | Türkiye'nin Ulusal Güvenliğine Yönelik Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye'deki Tüm Terörist Örgütlerden Ülkemize Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Ulusal Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak İçin Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükümetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Yabancı Ülkelere Gönderilmesi, Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye'de Bulunması ve Bu Kuvvetlerin Hükümetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Hükümet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Gerekli Düzenlemelerin Yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 02.10.2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Kararıyla Hükümete Verilen Bir Yıllık İzin Süresinin Anayasa'nın 92'nci Maddesi Uyarınca 02.10.2015 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Tezkeresi (3/12) |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 9 |
| Tarih: | 03.09.2015 |
ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2 Ekim 2014 tarihli Irak ve Suriye tezkerelerinin bir yıl daha uzatılması hakkında söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, yaşadığımız terör saldırılarında hayatını kaybeden kahraman askerlerimize, polislerimize, vatandaşlarımıza, güvenlik güçlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.
Şehitlerimizin hatırası ve emaneti omuzlarımızda kutsal bir görev olarak ebediyete kadar sürdürülecektir.
Yine bu saldırılarda yaralanan güvenlik mensuplarımız ile tüm vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.
Bu terör faaliyetlerini gerçekleştiren örgütlerin ardında bulunan güçler kim olursa olsun hepsini lanetliyorum. AK PARTİ Grubu adına en kararlı mücadeleyi sürdüreceğimizi bir kez daha sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum.
Köklü tarihî, kültürel ve insani bağları paylaştığımız ve 911 kilometre ortak kara sınırına sahip olduğumuz Suriye'de 2011 yılı mart ayından bu yana devam eden ve çok sayıda masum insanın hayatına mal olan olaylar gerek Suriye'nin gerek ikili ilişkilerimizin gerekse bölgemizin gündemini yeniden belirlemiştir. Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve birliğinin korunması, ülkede akan kanın durması ve Suriye halkının meşru taleplerinin karşılanması yolunda demokratik reform ve dönüşüm sürecinin barışçıl bir şekilde sonuçlandırılması, Suriye'deki gelişmeler karşısında ülkemizin ilk günden bu yana izlediği politikanın temel unsurlarını oluşturmaktadır.
Öte yandan, güçlü tarihî bağlara sahip olduğumuz komşumuz Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması, güvenlik ve istikrarının tesisi, iç barışının sağlanması, ülkenin ekonomik refaha kavuşması, bölge açısından güvenlik ve refah üretebilen bir devlet hâline gelmesi, komşularıyla ve uluslararası toplumla yeniden bütünleşebilmesi Irak'a yönelik dış politikamızın temel parametrelerini oluşturmaktadır. Aynı zamanda, Türkiye, Irak'ın tüm kesimleriyle gelişen ilişkileri çerçevesinde Irak Kürt bölgesiyle de her alanda yakın iş birliği içinde bulunmaktadır. Ancak, Irak'ın herhangi bir kesimiyle kurduğumuz ilişkiler, bu ülkenin başka bir kesimiyle ilişkilerimizin alternatifi değildir.
Türkiye, Irak'ın toprak bütünlüğüne, siyasi birliğine ve egemenliğine saygı duymakta ve Iraklı tüm kesimlerle ilişkilerini Irak Anayasası'na ve uluslararası hukuka uygun şekilde yürütmektedir.
Türkiye, Irak'ın kurucu unsurları arasında yer alan ve Irak'la arasında bir dostluk köprüsü olarak addettiği Türkmenlerin durumunu yakından takip etmeye devam etmektedir. Türkiye, Irak halkının ayrılmaz bir parçası olarak Türkmenlerin Irak'ın yönetiminde daha fazla yer edinmeleri gerektiği görüşünde olduğunu her vesileyle dile getirmektedir.
Değerli milletvekilleri, Suriye'deki ihtilafın başlangıcından önce halkın demokrasi, hürriyet, insan hakları, dürüst yönetim ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlere sahip olma özlemi karşısında gerekli adımların atılması ve reformların zamanınca gerçekleştirilerek geçiş sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması amacıyla Suriye'deki yönetime her seviyede defalarca samimi telkinlerde bulunulmuştur. Ancak, bu çabalarımıza rağmen Eset rejimi halkın meşru taleplerini silah zoruyla bastırmaya çalışarak ülkeyi gün geçtikçe daha da derinleşen bir bunalıma sürüklemiştir. Fiilen meşruiyetini kaybetmiş bulunan ve sivil halka karşı kimyasal silah kullanılması da dâhil olmak üzere iktidara tutunmak için her yola baş vurmakta beis görmeyen rejimin ayrım gözetmeksizin sürdürmekte olduğu şiddet eylemleri sonucunda 200 binden fazla Suriyeli hayatını kaybetmiştir. Bu sayı her geçen gün artmaya devam etmektedir.
Komşumuz Irak'ın toprak bütünlüğünün, millî birliğinin ve istikbalinin korunmasına büyük önem atfeden Türkiye, terör gruplarının Irak'taki mevcudiyetine ve bunun doğurduğu tehditlere karşı askerî, siyasi ve diplomatik tedbir ve girişimleri artırarak sürdürmek durumundadır. Diğer taraftan Suriye'de rejimin beşinci yılına giren şiddet politikalarının insani, bölgesel güvenlik ve istikrar bakımından yol açtığı risk ve tehditler artmaktadır. Eset rejimi sivillere yönelik saldırılarını ayrım gözetmeksizin ve her türlü ağır silaha başvurmakta beis görmeksizin sürdürmektedir. Ayrıca meşruiyetten yoksun iktidarını idame ettirmek amacıyla terör gruplarına destek vermekte, etnik ve mezhepsel aidiyetleri istismar etmek suretiyle toplumsal farklılıkları fiilî çatışmaya dönüştürmektedir. Suriye rejiminin özellikle ülkemizde yakın bölgelerde faaliyette bulunmalarını teşvik ettiği PKK, PYD gibi terör örgütlerinin nüfuz arayışları çerçevesinde gerçekleştirdikleri eylemlerin neden olduğu güvenlik bunalımı derinleşmektedir. Eset rejiminin desteklediği ve iş birliği sayesinde Suriye'deki faaliyetleri için uygun zemin bulan söz konusu terörist gruplar eylemlerini Irak'a da taşıyarak bu ülkeyi kaos ortamına ve istikrarsızlığa sürüklemektedir. Dolayısıyla Suriye rejimi kaynaklı tehditlerin kapsamı terör tehlikesiyle birlikte genişlemiş, bölgesel ve uluslararası barış, güvenlik ve istikrara yönelik ciddi bir tehdit hâline gelmiştir. Türkiye bu risk ve tehditleri artan oranda ve en fazla hisseden bölge ülkesidir. Bu çerçevede Türkiye'nin bu risk ve tehditlere karşı kayıtsız kalması beklenemez.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin komşusu bu iki ülkeye olan yani güney kara sınırlarımız boyunca ulusal güvenliğimize dönük risk ve tehditler artmaktadır. Irak'ın kuzey bölgesindeki kamplarda silahlı PKK terör unsurları varlığını sürdürmektedir. Suriye ve Irak'ta diğer terör unsurlarının sayısı ve ortaya koydukları tehditte de önemli artışlar gözlemlenmektedir. Nitekim Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2170 ve 2178 Sayılı Kararlarıyla Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını teyit etmiş; bu ülkelerdeki terör faaliyetlerini kınamış; DAEŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı, Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere, 2001 yılında 1373 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunmuştur. Bu çerçevede ulusal güvenliğimizi tehlikeye atabilecek her türlü tehdide ve eyleme karşı uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız doğrultusunda gerekli önlemlerin tespiti ve uygulanması önem taşımaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin DAEŞ ve PKK kamplarına, mevzilerine yaptığı ve yapacağı operasyonlar uluslararası hukuka son derece uygundur. Türkiye bölgeye orantılı bir şekilde müdahale etmektedir. Şu anda hava operasyonlarıyla gerekli müdahale gerçekleştirilmektedir. Türkiye'nin yaptığı müdahale gerekli ve bir o kadar da kritik bir müdahaledir.
Bu süreç, bizlere, stratejist, istihbaratçı, bölgeyi iyi bilen siyasetçilerin, iyi eğitilmiş ve donatılmış Türk Silahlı Kuvvetleri askerlerinin, diplomat ve bunlar gibi yetişmiş bir uzman kadroyla çalışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Sözlerime son verirken söz konusu tezkerelerin bir yıl süreyle uzatılmasının doğru olacağı düşüncesiyle ülkemiz ve milletimiz adına doğru olacağını, tezkereye olumlu baktığımı beyan ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)