GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:111
Tarih:15.07.2017

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gündemimize göre, Genel Kurulun 17 Haziran 2017 tarihli 109'uncu Birleşiminde alınan karar uyarınca, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün anlam ve ehemmiyetinin belirtilmesi gayesiyle yapacağımız görüşmelere geçiyoruz.

Muhterem Cumhurbaşkanım, değerli milletvekilleri; devletimizi yıkmak, milletimizi dağıtmak isteyen hainlerin, iş birlikçi FETÖ mensuplarının yaşattığı meşum 15 Temmuz 2016 gecesinin 1'inci yılında bu kalkışmayı unutmamak ve unutturmamak gayesiyle toplanan Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmak için meydanlarda demokrasi nöbetine duran asil milletime şükranlarımı sunuyorum. Birliğimize ve dirliğimize uzanan elleri kırmak için canını feda etmekte bir an olsun tereddüt etmeyen aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum, hepsini Fatihalarla yâd ediyorum. Yaralılarımıza, gazilerimize şifalar ve sağlıklı, uzun ömürler niyaz ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - CHP'li vekiller yok muydu o akşam? Babasının çiftliği ya burası! İsmail ağanın çiftliği burası!

BAŞKAN - 15 Temmuzda milletimizin yiğit evlatları meydanlara inmiş ve gözlerini kırpmadan şehadete yürümüşlerdir, devletimize ve istiklalimize sahip çıkmışlardır. Kadını erkeği, yaşlısı genci ay yıldızlı bayrağıyla göğsünü siper ederek Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü bütün dünyaya haykırmışlar, göstermişlerdir. Milletimiz demokrasiyi özümsediğini, millî meselelerde gerektiğinde tek yumruk hâlinde bir araya geldiğini göstermiştir.

Bilindiği gibi, demokrasi "demos" ve "kratos" kelimelerinden türedi, "halkın hâkimiyeti" ya da "halkın iktidarı" demektir. Halk, iradesini sandıkta ortaya koyar. Demokrasinin göstergesi sandıktır, sandık demokraside her şeydir; unsur değil, asıldır.

Türkiye'de demokratik hayatı, bazı kesintilere rağmen, 1876 yılında Birinci Meşrutiyet'e dayandırabiliriz.

Bugün Türkiye, demokratik bir sistemle yoluna devam etmektedir ve devam edecektir, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü bunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Türkiye'miz, Anayasa'da belirtildiği gibi, sosyal, toplumla bütünleşen, laik, her fikre ve inanca hürriyet tanıyan, saygı gösteren, halk hâkimiyetine dayalı bir hukuk devletidir.

Muhterem Cumhurbaşkanım, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz günü, millet olarak, her kurum ve kuruluşuyla başarılı bir imtihan verdik. Milletin temsilcisi olan Meclisimiz de bir imtihan verdi. Sizlerin içinde bulunduğu 26'ncı Dönem, darbeyi göğüslemekte üzerine düşeni layıkıyla yerine getirdi. Alçak darbecilere karşı burada bulunarak, Meclisimizi bombalar ve kurşunlar altında açık tutarak, milletin sesinin ne kadar gür olduğunu ve iradesinin pranga kabul etmeyeceğini gösterdi.

Karanlık emellerine ulaşmak için her kuruma sinsice sızmış olan hainler, o gece, milletimizi, milletin Meclisini de hedef aldılar. Üzerimizde saatlerce uçuş yaparak helikopterlerden mermiler, uçaklardan bombalar yağdırdılar, tanklarla kuşattılar. Onlar korkutmaya, milletin vekillerini yok etmeye çalıştıkça, 27 milletvekiliyle açtığımız Genel Kurulda 107 milletvekili çelikten iradeleriyle kenetlendiler ve Meclisimizi hain darbe teşebbüsü sona erdirilinceye kadar açık tuttuk ve terk etmedik.

İnsan suya düştüğü için değil, sudan çıkamadığı için boğulur. Biz o gece, her üç parti mensupları suda çırpınmadık, selamete nasıl ulaşacağımızı konuştuk, ortak irade ortaya koyduk. Tarih, cesareti olmayanın başarısı olmayacağını bize öğretti. Cesaret korkmamak değil, korkuyu yenmektir. Önceki darbe ve muhtıralar karşısında siyasetin dik durmayışının bedelini milletimiz çok ağır ödemiştir.

O gece, televizyonda darbe teşebbüsünün başladığını görür görmez, herhangi bir yerden talep olmaksızın derhâl Meclisi açma kararını da verdim. Başkanlık Konutu'ndan Meclise geldim, beni arayan milletvekili arkadaşlarıma Meclisi açacağımı bildirdim ve cumartesi günü -bir gün sonra- 16 Temmuz saat 14.00'te Türkiye Büyük Millet Meclisini toplantıya çağırma yetkimi kullandım. Davet ve ilan metinlerini hazırladık, Çankaya'ya Başbakanlığa gittim. Örnek bir olağanüstü toplantı yaptık. Gece üç partinin hazırladığı bildiriyi, Mecliste görüşmelerde bulunan dört partinin imzasıyla ortak olarak kamuoyuna açıkladık.

Bildiğiniz gibi, cuma günü Genel Kurulun toplantı günü değildir. Milletvekilleri haftanın dört günü kendi seçim bölgelerinde bulunurlar. Ankara'da ve yakın illerde bulunanlar Meclise koştular. Burada bulunmayanlar da bulundukları illerde gereken gayreti gösterdiler ve meydanları idare ettiler. Adalet ve Kalkınma Partisinden 18'i kadın olmak üzere 81 milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisinden 16 milletvekili ve Milliyetçi Hareket Partisinden 10 milletvekili katıldılar. Meclisteki sayıya oranladığımızda görüyoruz ki yüzde 22 ila 17 arasında bir katılım var ve öyle bir tatil gününde ve gece bu katılım, fevkalade güzel bir imtihan vermedir.

Bu arada, hanımefendi milletvekillerinin cesaretini, her birinin Nene Hatun olduklarını gösterdiğini ifade etmek isterim. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Yani bu, benim hanımlara ayrıcalık, pozitif ayrımcılık gösterme isteğimden değil, o günkü şevk, heyecanlarını da tekrar tekrar tebrik ediyorum. Ama Nene Hatunlar yalnız değil, Sütçü İmamlar da burada. Topyekûn, bütün hepimiz, bütün Meclis Sütçü İmamdı, Nene Hatundu. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Tabii, milletvekillerimiz, bakanlarımız da aynı yüreklilik ve cesaret içinde toplantıya katıldılar, fikirlerini, görüşlerini beyan ettiler.

Kâtip üye arkadaşlarım Başkanlık Divanında yer almak üzere geldiklerinde, kendilerine mevcut siyasi partilerden grup başkan vekillerinin Divanda olmasının daha uygun olacağını söyledim. Başkanlık Divanına AK PARTİ'den Sayın Mehmet Muş'u, Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Özgür Özel'i, Milliyetçi Hareket Partisinden Sayın Erkan Akçay'ı davet ettim.

Bu arada, bir anekdotu aktarmak isterim. Oturduk ve Özgür Bey'in o zaman ceketi yoktu, gömleğiyle oturdu, beraber olduk 3 grup başkan vekili ve bendeniz. (CHP sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Resmini koymayı unutmuşsun, resmini, fotoğrafını koymayı unutmuşsun albüme! Bir tane fotoğrafı yok!

BAŞKAN - Efendim?

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Yok Sayın Başkan. Fotoğrafını niye koymadınız? Sadece AKP var!

MEHMET TÜM (Balıkesir) - Bunları gör, bunları!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Duymayın, duymayın Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Fotoğraf gönüllerde, gönüllerde.

VELİ AĞBABA (Malatya) - İsmail ağanın çiftliği!

BAŞKAN - Hele oturun. Böyle bir günde, böyle bir günde... Her zaman olacak da bugün de gene sabredin. Olur efendim, yeniden gözden geçer.

Ahmet Gündoğdu Bey geldi, Özgür Bey'e dedi ki: "Özgür Bey, biraz sonra televizyoncular gelir, çekim yapılır. Seninle şöyle bir işe girişelim: Ben ceketimi sana vereyim, olur sana." Özgür Bey "Hayhay." dedi, aldı ve güzel bir konuşma yaptı, güzel bir söz söyledi: "Kaderde Millî Görüş gömleğini giymek de varmış." (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AKIN (Balıkesir) - Mecazi anlamda.

BAŞKAN - Şu şuuru hiçbir zaman unutmamalıyız: Evet, partiler olarak ayrı olabiliriz. Niye? Görüşler, reçeteler ayrıdır ama aynı bilekteyiz ve gerektiğinde bir yumruk hâlinde bir araya geliriz. 15 Temmuz bunun bir ispatıdır, 7 Ağustos bunun bir ispatıdır. Bu ispatı her zaman yapacağız, bağırmayacağız, kavga etmeyeceğiz ama fikirlerimizi muhakkak ki ifade edeceğiz.

Atılan ikinci bombanın Mecliste meydana getirdiği büyük hasar, Genel Kurul sıralarının üzerine tozların inmesi, camların kırılması üzerine üç partimizin milletvekilleri, bakanlar, önceki dönemde Mecliste bulunmuş milletvekilleri, danışmanlar, Meclis personeli ve basın mensuplarıyla binamızın alt katındaki sığınağa indik ve orada üç parti ortak bir bildiri metni hazırladık. Cumartesi günü öğlene doğru dördüncü partimiz de bildiriye imzalarını attılar ve dörtlü bir bildiri hâline geldi.

Büyük ihanete karşı direniş, Türkiye Büyük Millet Meclisimize ikinci defa gazilik unvanını hak ettirdi.

Mecliste bombanın düştüğü yerlerin "Demokrasi Müzesi" ve "Demokrasi Yolu" olarak düzenlenmesi çalışmaları devam etmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan milletimizin temsilcilerine, bütün milletvekillerimize tekraren teşekkürlerimi sunmak isterim.

Bu meşum gecede hain teşebbüsün engellenmesinde en büyük pay Cumhurbaşkanımız Muhterem Recep Tayyip Erdoğan Bey'in meydana milletleri çağırması olmuştur. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Milletimizi meydanlara daveti, halkımızın zatıdevletlerine olan itimadı, millî birlik ve beraberlik şuuru meydanları doldurdu. Parti farkı olmaksızın herkes, ülkemizin bu karanlık geceden kurtulması için üzerine düşen görevi yerine getirdi, partiler ve herkes elinden geleni yaptı. Lider nasıl olmalıdır sorusunun cevabı en vazıh şekilde verildi. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

Aziz milletimiz demokrasi nöbetlerine günlerce devam etti. 7 Ağustosta İstanbul Yenikapı Meydanı'nda 5 milyon kişinin katılımıyla muhteşem bir miting düzenlendi.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - 180 bin, 180 bin!

BAŞKAN - Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanı olarak bendeniz, AK PARTİ Genel Başkanı, Başbakanımız, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı ve Genelkurmay Başkanımız mitingde birer konuşma yaptılar. Diyanet İşleri Başkanımızın yaptığı duayla Demokrasi ve Şehitler Mitingi'miz sona erdi. Milletimiz ortaya koyduğu tabloyla millî birlik ve bütünlük şuurunu dosta ve düşmana karşı sergiledi.

Darbenin önlenmesinde elinden geleni esirgemeyenler arasında gerçek ordu mensuplarımız, başta Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Sayın Hulusi Akar var, selalarla milleti uyandıran, cami minarelerinden "Allahuekber" nidalarıyla ezan seslerini milletin kalbine ulaştıran din görevlilerimiz var. Diyanet İşleri Başkanımız Profesör Sayın Mehmet Görmez'in şahsında onlara da teşekkür ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız, sendikalarımız, üniversitelerimiz, görsel ve yazılı basınımız fevkalade bir tavır takındılar. Bunlar hep güzel taraflardır, güzel katılımlardır, güzel kazanımlardır.

Hani bir söz var "Bir musibet bin nasihatten evladır." diye. Ama artık musibetlerle karşılaşmayacağız, evelallah karşılaşmayacağız ve bir daha Türkiye darbelerle yüz yüze gelmeyecek. Zira kendini millete kabul ettirmeyen hiçbir hareket muvaffak olamaz, millette bir demokrasi şuurunun varlığı ve onu özümsediği ortaya kondu. Darbe teşebbüsü senaryosunu hazırlayan, teşvik eden mihrakların umutları kursaklarında kalacak. Artık Türkiye'de hükûmet buhranları, kısa süreli hükûmetler ve düşürmeler yaşanmayacak; yeni bir sistem var. Toplum tümüyle özümsedi demokrasiyi. Eline bir bildiri alan, mikrofon başına geçip "El koydum." diyemeyecek. Türkiye'de darbeler dönemi bitmiştir, Türkiye darbelerden çok çekti ve bu son örneği olur evelallah.

1950'de gelen demokratik hayattan sonra gizli açık, gerçekleşmiş veya teşebbüs hâlinde kalmış darbe sayısı 16 idi, 15 Temmuzla beraber bu 17'ye çıktı ama biiznillah tarihe gömüldü darbeler ve Türkiye bundan sonra böyle belalarla karşılaşmayacak.

Bunun dışında söylenti yaymak isteyenler, hava meydana getirmek isteyenler, birliğimizi ve bütünlüğümüzü bozmak emelinde olanlar Türkiye'nin gelişmesini istemeyip ilerlemesini durdurmak isteyen mihraklardır ve toplum bu oyunların farkındadır, bu tuzaklara düşmeyecektir.

Bu noktaya gelişte hukuki düzenlemeler, millî ruh ve şuurun oluşmasında yapılan gayretler her türlü takdirin ötesindedir.

Şehitlerimiz var, elbette ki üzgünüz ama şehitlik, bu fani hayattan ayrılma, bayrağı uğruna, vatanı uğruna ve mukaddes değerleri uğruna kara toprağa gülerek girmektir.

Millî şairimiz Mehmet Akif'imiz "Çanakkale Şehitlerine" şiirinde ne diyordu:

"Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,/Sana aguşunu açmış, duruyor Peygamber."

Şairimiz, düşünürümüz rahmetli Erdem Beyazıt ne diyor:

"Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm/Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm."

Evet, 150'si Ankara'da, 2'si Marmaris'te, 98'i İstanbul'da olmak üzere 250 şehidimiz var. Onlar doğrudan cennete giden kişilerdir, yakınlarına şefaat edeceklerdir. Hepsine rahmetler niyaz ediyoruz, ailelerine ve milletimize sabırlar diliyoruz.

Bu vesileyle Bedir'den başlayarak Çanakkale, Sarıkamış'tan yürüyerek şehadet şerbetini içmiş bütün şehitlerimizi sonsuz minnet ve şükranla anıyoruz. Şehitlerimizin ailesine tekraren başsağlığı diliyorum.

2.193 gazimiz var, bunlardan birisi de AK PARTİ Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ve hanımıdır. Ağır yara almışlar, ameliyatlar olmuşlar, hamdolsun şimdi sıhhatlerine kavuşmuşlardır.

Yine Meclisimizde ilk saldırıda 14 polisimiz yaralanmıştır. Polisimiz cansiparane bir mücadele ortaya koymuştur, hepsini tek tek tebrik ediyorum. Gerek Çankaya gerek Dikmen Kapısı'na birkaç defa helikopterden inme teşebbüsünde bulunuldu ve silahla ateş açıldı. Buna polisimiz mukabele etti, gelen hainler inemediler. Bu vesileyle polis arkadaşlarımı, topyekûn Türkiye'mizdeki güvenlik güçlerini, kolluk kuvvetlerini tebrik ve teşekkürle yâd etmek isterim. Allah bir daha böyle günleri göstermesin, milletimize zeval vermesin.

Programımız devam edecek. Toplantıyı teşrif edeceklere teşekkür ediyorum. Bu gece Ulus'taki Birinci Melis binamızdan başlayarak yürüyüp Meclise gelinecek, burada vatandaşlarımızla tekrar kucaklaşacağız, Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasını dinleyeceğiz. Biz Türkiye'yiz, bölünmeyiz, bölemezler, böldürtmeyiz, bütün gücümüzle yolumuza devam edeceğiz. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

Değerli şairimiz Nurullah Genç ne güzel ifade ediyor: "Zalimlere 'Dur' diyen isyanımız bir bizim / 'Ya Allah' nidasıyla devirdik tiranları / Devlere mezar olan destanımız bir bizim"

Sözlerimi tamamlarken hepiniz adına bütün şehitlerimize tekrar rahmet niyazında bulunuyorum. Ya Rab, memleketimize bir daha böyle kötü günler gösterme, ebet müddet olarak devletimiz yaşasın. Kardeşlik şuuru içinde herkesin fikrini rahatlıkla söyleyebileceği ama asla kavga ve gürültüye prim vermeyen bir Türkiye'de hep birlikte yaşayalım, Meclisimiz daha nice başarılara imza atsın.

Sizleri tekraren selamlıyorum, hayırlı çalışmalar diliyorum. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerimize olsun. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)