| Konu: | 26'ncı Dönem Üçüncü Yasama Yılının hayırlı olmasını dilediğine ilişkin konuşması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 1 |
| Tarih: | 01.10.2017 |
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, aziz ve necip milletim, kıymetli davetliler; Meclisimizin açılışından günümüze kadar, milletimiz ve devletimizi yaşatmak için büyük zorluklara göğüs gererek çalışan, mücadele eden tarihî şahsiyetlerimizi, manevi ve millî önderlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Bu mübarek çatı altında yapacağımız çalışmaların ve alacağımız kararların milletimiz adına hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.
Değerli milletvekilleri, 1876 yılında açılan Meclis-i Mebusandan günümüze kadar -arada kesintiler de olsa- yüz kırk bir yıllık Meclis geleneğimiz var. Millî iradenin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi, açıldığı günden bu yana milletimizin istikbalini ilgilendiren kanun ve kararlara imza atarak ülkemizin karşılaştığı meselelerin çözüm yeri olmuştur.
Toplumumuzda demokratik düşünceye karşı olanların Meclisi zaafa uğratmak maksadıyla yaptıkları propagandalar her zaman olagelmiştir.
Bilindiği gibi, milletvekilleri, uzun ve meşakkatli bir siyasi mücadelenin sonunda seçilen, donanımlı ve saygın kişilerdir. İçinde bulunduğumuz 26'ncı Dönemde 81'i kadın olmak üzere 550 milletvekilimizin 507'sinin yükseköğrenim mezunu ve bunların da 238'inin akademik kariyer yaptığını görmekteyiz. Geçmiş yasama dönemlerinde de benzeri tabloların var olduğunu ayrıca vurgulamak isterim.
Muhakkak ki Meclisimizin mehabetinin korunması ve şahsiyetlerin incitilmemesi herkesin ihtimam göstermesi gereken bir görevdir.
Değerli milletvekilleri, Meclisimiz dünya meclisleri arasında doğrudan harp idare eden tek meclistir. İstiklal Harbi'nde yaptığımız dört savaşta; Gediz, İnönü, Sakarya ve Dumlupınar'da 9.167 şehit verdik ve millî mücadeleyi doğrudan bu Meclisimiz idare etti ve böylece "Gazi Meclis" unvanını aldı. Ankara semalarında top sesleri yankılanırken Birinci Meclisin o mübarek azaları idare lambalarının ışıkları altında, ürkmeden tam bir cihat ruhuyla cesaretle aylarca çalıştılar. O günden günümüze millet ve devlet düşmanları boş durmadılar, tuzaklar hazırladılar, hazırlattılar.
Ülkemiz, emperyalist güçlerin kuklası ve uşağı olan FETÖ terör örgütünün eliyle bir darbe teşebbüsüne maruz kaldı. 15 Temmuz 2016 tarihinde Meclisimiz darbeye karşı duruşu, hainlere karşı korkusuzca örnek direnişiyle ikinci kez "Gazi" unvanını almayı hak etti. Bu darbenin önlenmesinin önderi, lideri halkımızı meydanlara, bütünlüğe ve direnişe çağıran Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Yaptığı çağrı üzerine kurum ve kuruluşlarıyla bütün milletimiz bir araya geldi, meydanları doldurdu ve demokrasiyi özümsediğini bütün dünyaya gösterdi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Taşıdığı üniformayla peygamber ocağının bir mensubu olduğu şuurunda olan subaylarımız ve askerlerimiz, selalarıyla katılan minarelerimiz, bulundukları şehirlerde önderlik yapan milletvekillerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız topyekûn "darbeye hayır, demokrasiye evet" dedi.
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) - Mustafa Kemal Atatürk nerede Başkan!
BAŞKAN - Bu kutlu direnişe katılan herkese Büyük Millet Meclisimiz adına şükranlarımı sunuyorum.
Mankurt kafalı, kiralık beyin sahipleri FETÖ'cü teröristlere karşı, partisinin adı ne olursa olsun ay yıldızlı bayrağımızın altında birleşen, demokrasinin yanında yer alan necip milletimize Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak tekrar teşekkür ediyorum. 250 şehidimizi rahmetle, minnetle anıyorum.
Gemiler için en emniyetli yer limanlardır; ne var ki gemiler, limanda durmaları için değil denizlere ve okyanuslara açılmaları için inşa edilir. Fırtınalarda kaptanlar gemilerini terk etmezler, gemiyi ilk terk eden farelerdir.
"Bir musibet bin nasihatten evladır." diye bir sözümüz var. Bu darbe teşebbüsü milletimizin ruh kökünde bulunan birlik ve beraberlik duygusunun yeniden ortaya çıkmasına vesile oldu. Darbe girişiminde bulunanlara karşı meydanlarda bir ay boyuncu tutulan "Demokrasi Nöbeti" nin ardından Muhterem Cumhurbaşkanımızın davetiyle İstanbul'da "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" adı altında muhteşem bir miting yapıldı. O gün o meydandaki 5 milyon kişi sadece kendilerini değil 80 milyonu, aynı zamanda gönül coğrafyamızın bütün insanlarını temsil ediyordu. Cenab-ı Hak birlik, beraberlik ve bütünlüğümüzü bozmasın, milletimize, devletimize zeval vermesin.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz yasama yılında Meclisimiz yoğun bir mesai sarf etti. Yaptığımız en önemli çalışmalardan ilki, Anayasa'da köklü bir değişiklik yapmak oldu. Genel Kurulda yapılan görüşmeler ve oylamalar sonrasında kabul edilen Anayasa değişikliği 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumdan sonra halkımızın "evet" oyuyla oylanarak yürürlüğe girdi. Kabul edilen Anayasa değişikliğine göre, 3 Kasım 2019'da yapılacak genel seçimlerden sonra 27'nci yasama döneminde Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmiş olacağız. Bu sistem Türkiye Büyük Millet Meclisinin fonksiyonlarını yeniden tanımlıyor ve güçlendiriyor.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi yasamaya odaklanacak ve denetleme görevini daha güçlü bir şekilde yapacaktır kanaatindeyim. Yeni sistemde kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği olarak kanun teklifleri milletvekillerimiz tarafından verilecek ve milletvekillerinin, yasama faaliyetlerine daha etkin bir şekilde katılımı sağlanacaktır.
Yeni sistemin en önemli gayelerinden biri de yasama, yürütme, yargı erklerinin yetki ve sorumluluklarını netleştirerek yönetimde istikrarı temin etmektir. İnşallah Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ülkemiz bir daha hükûmet krizleri yaşamayacaktır.
Yakın tarihimize baktığımızda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından günümüze kadar geçen doksan yedi yıllık sürede 65 hükûmet kurulmuştur. Bir hükûmetin ömrü ortalama bir buçuk yıl olabilmiştir. Siyasi tarihimizde iki aylık, hatta yirmi sekiz günlük koalisyonlar gördük. Ülkemiz bütün ekonomik ve sosyal atılımlarını uzun soluklu hükûmetler döneminde gerçekleştirdi. Sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınma siyasi istikrara dayanır. Yapılan değişiklik istikrarlı bir döneme girişimizi sağlayacaktır ümidindeyiz.
Yaptığımız diğer çalışmalardan birisi de İç Tüzük'te 27 Temmuz 2017 tarihinde yaptığımız kısmi değişikliktir. Bu değişiklikle Genel Kurulun çalışma usul ve esasları yeniden belirlendi, yasama faaliyetlerine hız kazandırılmak istendi.
Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere içinde bulunduğumuz bina Türkiye Büyük Millet Meclisinin 3'üncü binasıdır. Bu binanın yapımıyla ilgili kanun 1937 yılında kabul edilmiş, temeli de 26 Ekim 1938 tarihinde atılmıştır. Ancak bina 1950 yılına kadar çeşitli sebeplerden, araya Cihan Harbi'nin girmesinden dolayı gerçekleştirilememiş, inşaatı yapılamamış, yeni binaya kavuşmak Demokrat Parti döneminde nasip olmuştur. Ne garip tecellidir ki binanın açılışı Millî Birlik Komitesi adı altındaki, Anayasa'yı çiğneyen eli kanlı çeteye nasip olmuştur.
Binamızın kullanılmaya başlandığı 1961 yılından günümüze kadarki eskimeleri, 15 Temmuzda bombalanan ve mermilerle tahrip edilen alanları temizleyebilmek ve aslına uygun hâle getirebilmek için onarımlar yaptık. Artacak milletvekili sayısına uygun olarak gelecek dönemde yeni çalışmalar yapılacağı muhakkaktır. Bu arada, Külliye içinde rahmetli Başbakan Turgut Özal zamanında yapılan cami ise günümüz şartlarına uygun şekilde yeniden inşa edilecektir.
Değerli milletvekilleri, devletimizin nitelikleri Anayasa'da belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, milletini özne olarak kabul eden demokratik bir devlettir; insan haklarına ve hürriyetlerine öncelik tanır ve hukukun üstünlüğünü kabul eder. Siyaset, felsefe ve din karşısında tarafsızdır. Büyük devletlerin umutları da çözüm bekleyen meseleleri de büyük olur. Bu dönemde Meclisimizi oldukça yüklü bir dönem beklemektedir. Millî gelirine göre dünya devletleri arasında en fazla dış yardım yapan, Arakan ve Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyasında bulunan bütün mazlum milletleri kucaklamaya devam eden 21'inci yüzyılın lider ülkesi büyük Türkiye hedefine uygun çalışmaların yapılması ve yasaların çıkartılması gerekmektedir. Milletvekillerinin hakları ve yükümlülüklerine ilişkin değişik kanunlarda yer alan hususlar tek kanun altında toplanmalıdır. Çalışmaların partiler arası uyum içinde yapılmasını temenni ediyorum.
Yeni yasama yılının örnek olması ve siyasi tarihimizde taçlanmış bir dönem olarak anılması hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Toplum Meclisi örnek alır. Mecliste hakaret, kavga görüntülerinin olmaması elzemdir. Bunu sağlamalıyız ve inşallah sağlayacağız. Bu hususta partilerimizin ortak inanç içinde olduğuna inanıyorum. Hedefimiz millî birlik ve kişiliğimizi koruyup, Türkiye'mizin ileri hedeflere yürüyüp ebet müddet olmasıdır. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın özetlediği güzel bir ana Anayasa var: Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. İnşallah bu ana istikamette yürüyeceğiz. Ham heves içinde olanlar mercimek kafalarına soksunlar ki bu istikameti bozdurmayacağız. Ahtapotlar güçlü Türkiye yürüyüşümüzden bizi alıkoyamayacaklardır.
Değerli milletvekilleri, müsaade ederseniz bu açılış toplantımızda iki edebî şahsiyetimizi misafir etmek istiyorum. Gönüller mimarı Yunus diyor ki: "Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için/Dost'un evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim."
Çağımızın hastalığı olan sevgisizliğe neşter vuran Yunus'umuzun yanında 2012 yılında Rahmetirahman'a kavuşan Abdurrahim Karakoç Bey'in "Birlik" şiirinden birkaç kıta okumak istiyorum:
"Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun!
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.
Bölücü sapıklar aklına koysun
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz." (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)
"Allah bir, vatan bir, bayrak bir beden
Yanlış yola sapmayalım bilmeden!
Doğu, batı diye ayırmak neden?
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.
Yırtılıp atılmaz tarih sepete!
Birlik olduk camide ve cephede;
Mohaç'ta, Kıbrıs'ta, Kocatepe'de
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.
Kalacak adımız, kaldığı gibi,
Âleme velvele saldığı gibi
Dün Çanakkale'de olduğu gibi
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.
Ne zulmü severiz, ne kinimiz var!
Hayrı emreyleyen hak dinimiz var;
Dağlar, çağlar boyu yeminimiz var:
Tek vücut, tek kardeş, hep kardeş, tek bir milletiz."
Bu vesileyle, bu dünyadan göç etmiş ediplerimizi, şairlerimizi, yazarlarımızı, fikir ve dava adamlarımızı da rahmetle anıyorum.
Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri, necip milletim; sözlerime son verirken yeni yasama yılının hayırlı ve uğurlu olmasını niyaz ediyorum. Meclisimizin açılışından günümüze kadar hayrî ve hasbi hizmetleri geçenleri, Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere millî bekamızı temin etmek gayesiyle büyük bir azimle hizmet edenleri, aramızda bulunmayan Meclis başkanlarımızı, milletvekillerimizi ve meçhul kahramanlarımızı saygıyla anıyorum.
Milletimizin dirlik ve düzeni, devletimizin beka ve bağımsızlığı için şehadet mertebesine eren aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum, gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyorum.
Örnek çalışmalarla yeni yasama yılının hayırlı olmasını diliyor, sizleri tekraren saygıyla selamlıyorum.
Sağ olunuz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, yasama yılının açılış konuşmasını yapmak üzere Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan şu anda Genel Kurul salonunu teşrif etmektedirler. Kendilerine Meclisimiz adına hoş geldiniz diyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından ayakta alkışlar)
Efendim, şimdi İstiklal Marşı'mız okunacaktır, buyurunuz.
(İstiklal Marşı)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.