| Konu: | 28 Mart 2018 tarihinde Meclis Sohbetleri toplantısı programında Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümü nedeniyle gerçekleştirilen gösteriye ilişkin konuşması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 05.04.2018 |
BAŞKAN - Efendim, bu grup başkan vekillerinin konuşmalarından sonra ben herkesin köpürttüğü şu sahne meselesini izah etmek istiyorum. Zira birçok yerde, burada da şahsımı hedef alan konuşmalar olduğu için açıklama getirmek, İç Tüzük'e de, mevcut duruma da uygun.
Bir kere şunu ifade edeyim: Yalan, iftira, tezvir. Kesinlikle a'dan z'ye yok böyle bir vaka. Olmayanı var diye göstermek ahlakın dışındadır, dürüstlüğün dışındadır, ar duygusunun dışındadır. Sahne var, eser var, oynanıyor...
KAZIM ARSLAN (Denizli) - Kadın var.
BAŞKAN - ...ve kadınlar o sahneden çıkartılıyor. Yalan, iftira, tezvir, asılsız ve tam bir provokasyon. Çok ayıp.
KAZIM ARSLAN (Denizli) - Yanda bekletiliyorlar.
BAŞKAN - Hadiseyi anlatıyorum.
Efendim, Meclisimiz geçen aydan başlayan, daha doğrusu, iki kere toplantısı yapılmış olan "Meclis Sohbetleri" diye bir faaliyet yürütüyor. Bu faaliyetlerden birincisi şubat ayında, 21 Şubatta yapıldı, bir diğeri de 28 Mart günü yapıldı, çarşamba günleri saat 20.00'de. Birincisinde Sayın Köksal Toptan oturum Başkanlığı yaptı, Meclisimizin eski başkanlarından ve şöyle bir şablonu var: Meclis başkanları oturum başkanı olacak. Nitekim ikincisinde de Sayın Mehmet Ali Şahin Başkanlık etti. Oturum başkanları her ay değişecek ve eski başkanlık yapmış olanlara ricada bulunacağız, oturum başkanlıkları yapacaklar.
Birincinin konusu, Türkiye'de demokrasinin gelişimiydi ve bu oturumda Köksal Toptan Bey oturum başkanı, Profesör Doktor İlber Ortaylı, Profesör Doktor Halil Berktay ve Gazeteci-Yazar Avni Özgürel de konuşmacılardı. Fevkalade faydalı oldu ve bir davetiye metninde de kendi hayat hikâyeleri anlatıldı, başarılı geçen, bir buçuk saat süren bir toplantı bitti.
İkincisi 28 Martta. Yine aynı şekilde: Oturum Başkanı Mehmet Ali Şahin, konuşmacılar: Profesör Doktor İsmail Hakkı Ünal, Profesör Doktor Mustafa Turan, Profesör Doktor Mustafa Budak.
Ahmet Aydın Bey her toplantının açılışını yapıyor.
"28 Mart 2018 Çarşamba, TBMM Tören Salonu"
Şu da program:
1.Açılış konuşması: Ahmet Aydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili, Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Başkanı.
2.Oturum Başkanın konuşması: Mehmet Ali Şahin, 23.Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı.
3.Sohbet: Profesör Doktor İsmail Hakkı Ünal, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı; Profesör Doktor Mustafa Budak, İstanbul Üniversitesi Öğretim üyesi, Profesör Doktor Mustafa Turan, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Soru ve cevap.
Kapanış konuşması: İsmail Kahraman, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
19.30-20.00 İkram.
20.00-21.30 Sohbet.
Konu: Birinci Meclis, Gazilik ve Şehitlik Ruhu
Program bu, program böyle tatbik ediyor, öbüründe de yine böyleydi. Bir tiyatro eseri, oyunu sahnelenmiş değil, zaten sahne yok. Biliyorsunuz Tören Salonu'nu, ne perdesi ne ışıklandırması ne sahnesi; bir salon. Orada, bildiğiniz gibi, törenler yapıyoruz, resepsiyonlar veriliyor. 18 Mart hepimizin müftehir olduğu, iftihar ettiğimiz Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümü. Kastamonu 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesinin talebelerinin bir gösterisini televizyonda tesadüfen gördüm. Bir AVM'de birisi çantasını açıyor, içinden bir klarnet çıkarıyor ve Çanakkale Türküsü'nün melodisini seslendiriyor. Derken Çanakkale askeri kıyafetinde bir genç yavrumuz, lise talebesi merdivenlerden aşağı doğru iniyor ve aşağıda enstrümanlar var, onlar müziği çalıyorlar ve bütün AVM'dekiler, herkes topyekûn Çanakkale Türkümüz'ü seslendiriyorlar. Böyle bir gün, 28 Mart olduğuna göre, 18 Marttan on gün sonra olduğuna göre ve "Birinci Meclis, Gazilik ve Şehitlik Ruhu", konumuz bu olduğuna göre "Başlangıçta bir sürpriz yapalım." görüşü hâkim oldu. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü arandı "Sizden -Çanakkale'deki ordumuz 5. Ordu'dur- 5. Ordu'yu temsilen 9 kişilik bir manga -manga o zaman 9 kişi- Çanakkale'deki asker kıyafetiyle gelsin, salonda yer alsın ve hanımlar, beyler; kadınlar, erkekler karışık -13'ü erkek, 16'sı kadın, 29 kişidir yekûnu, enstrümanlar, askerler ve türküyü söyleyenler- bu türküyü söylesinler." Ve ışıklar söndü -Ahmet Aydın Bey tam kürsüdeydi- sanki cereyan kesilmiş gibi, ne oluyor? Aa, içeriye Çanakkale'deki askerimizin kıyafetiyle askerlerimiz girdi. Büyük bir alkış, arkasından Çanakkale Türküsü, herkesten tebrik. Ne oyun var ne rejisör var ne senarist var ne perde var ne tiyatro var ne yazarı var. Sadece bir canlandırma ve 9 kişilik asker. Efendim, bir köpürtüldü. "Vay, kadınlar sahneye alınmadı, sahneye konmuyor." Kadınlardan yürüyüş... Çok ayıp oluyor, ülkeme de yakışmıyor. Çok, çok tuhaf.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Neden çıktı o zaman Sayın Başkan?
BAŞKAN - Ben Kültür Bakanlığı yaptım.
TANJU ÖZCAN (Bolu) - Pek başarılı olamadınız galiba.
BAŞKAN - Devlet Tiyatroları bana bağlıydı. Birçok eseri ortaya koydum, birçok eseri seyrettim.
TANJU ÖZCAN (Bolu) - Keşke yapmasaydınız.
BAŞKAN - Hepiniz gibi okul sıralarında piyeslere çıktık. Namık Kemal'in "Vatan yahut Silistre"sinde, Küçük Şehir'de, Paydos'ta başroldeydim.
ALİ ŞEKER (İstanbul) - Provayı sahne önünde yaptılar. Niye arkada durdular?
BAŞKAN - Tiyatroya yabancı olmayan ve çok önem veren bir kişiyim. Millî Türk Talebe Birliği Genel Başkanlığında Sinema, Tiyatro Müdürlüğümüz vardı. Yücel Çakmaklı Sinema Müdürümüzdü. Cumhurbaşkanlığımızı yapmış Abdullah Gül Tiyatro Müdürümüzdü.
ALİ ŞEKER (İstanbul) - Kanlı Pazar'ı da biliriz.
BAŞKAN - Kültür Müdürlüğünü de Cumhurbaşkanımızın yaptığı bir dönem var.
ALİ ŞEKER (İstanbul) - Türk Talebe Birliği Başkanlığını da biliriz.
BAŞKAN - Biz sanatın yanındayız. Kadın-erkek ayrımı yapmıyoruz.
TANJU ÖZCAN (Bolu) - Sayın Başkan, on dakikadır anlatıyorsunuz. Hiçbir şey anlamadık.
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Söyledi adam.
BAŞKAN - Kadınlar bizim annemiz. Nene Hatunlar... Hatta toplantıda yani kapanışta hediyeleri vermeden evvel ben bir konuşma yaptım, dedim ki...
ALİ ŞEKER (İstanbul) - Kanlı Pazar'ı da hatırlıyor musunuz? Duran Erdoğan'ı, Ali Turgut Aytaç'ı hatırlıyor musunuz?
KAZIM ARSLAN (Denizli) - Durup dururken neden çıktı?
BAŞKAN - "Burada şu anda bir hanım var, o akşam 15 Temmuz gecesi Mecliste olan bir hanım arkadaşım var, Sema Kırcı Hanım." Sema Kırcı'nın tavrını anlattım. Buraya geldiğimde ben Meclisi kendi irademle açtım 15 Temmuz gecesi. "Sema Hanım, hoş geldin." dedim. "Evet, geldim." dedi. "19 yaşında oğlum. Oğlum, abdest alalım, iki rekat sefer namazı kılalım. Meclise şehit olmaya gidiyoruz dedim ve öyle geldik." dedi.
ALİ ŞEKER (İstanbul) - Damat nerede, damat?
BAŞKAN - "Bennur Hanım'ı gördüm. Bennur Hanım "Evet, şehit olmaya geldim." dedi. Annem evde "Salaten Tüncina" okuyor. "Bize bir şey olmaz evelallah ama olursa da şehidiz." dedi Bennur Karaburun. Bu iki hanım milletvekilinden de "Gazi ve şehitlik ruhudur." diye bahsettim konuşmamda, kapanış konuşmasında. Aman Allah'ım, neler demiyorlar.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bu olay durup dururken nereden çıktı Sayın Başkan?
BAŞKAN - İftira, tezvir, yalan... Yakışmaz, çok ayıp.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Nasıl oldu da ortaya çıktı?
BAŞKAN - Ben bu güruhun, ufak bir güruhun provokasyonuna ehemmiyet vermiyorum çünkü ben kendimden eminim, kendimi biliyorum. Bu izahatı vermek durumunda kaldım, biraz zamanınızı aldım.
Teşekkür ederim, sağ olunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)