| Konu: | Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 98'inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın kutlanması, günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 90 |
| Tarih: | 23.04.2018 |
BAŞKAN - Muhterem Cumhurbaşkanım, değerli milletvekilleri, sayın davetliler; Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 98'inci yılı sebebiyle düzenlediğimiz özel gündemli toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.
İstiklalimizin kazanılmasında ve bayrağımızın gölgesi altında hür ve bağımsız olarak yaşamamızın sağlanmasında ellerinden gelen gayreti gösteren, emek veren fedakâr ve asil insanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun. 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisinde özel gündemle toplanılarak kutlanmasına 1985 yılında başlanmıştır. Bu birlikteliğimizle 33'üncü toplantımızı yapmış olacağız.
Sayın hazırun, Meclis tecrübemiz 1876 Kanuni Esasi'ye dayalı olarak 18 Mart 1877'de toplanan Meclis-i Mebusan'la başlamıştır. Savaş dolayısıyla çalışmalarına ara verilen Meclis 14 Şubat 1878'de tatil edildi, Meclis-i Âyan ise açık kaldı. Uğradığımız yıkımları giderirken savaşlarla karşılaştık. Birinci Dünya Savaşı'nı başlatan emperyalist devletlerin hedefi, cihan devletimiz Osmanlı'yı yıkmak ve topraklarını paylaşmaktı. Bu harbe girmemiz sosyal, siyasi, ekonomik sahalarda büyük kayıplarımıza sebep oldu. 1910 yılında dünyanın ilk 6 devleti arasında olan, 9 milyon 100 bin kilometrekare yüz ölçümüne sahip cihan devletimiz, sekiz sene içinde Meriç Nehri ile Ağrı Dağı arasına sıkıştı. Savaşlarda büyük kayıplara uğradık. Birinci Dünya Savaşı'nda nüfusumuzun yüzde 10'unu askere verdik. 2 milyon 900 bin askerimiz 9 cephede çarpıştı. Çanakkale'de 60 bin, Sarıkamış'ta 70 bin, toplamda 400 bin şehit verdik. Kurtuluş Savaşı'nda, Gediz, İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz'da 9.200 şehidimiz var. Evlatlarımız milleti, vatanı, dini, imanı, namusu için kara toprağa girdiler, Peygamber Efendimiz'e komşu oldular.
15 Temmuzda, Fırat Kalkanı'nda, Zeytin Dalı Harekâtı'nda şehadet şerbeti içenleri ve bütün şehitlerimizi minnetle ve şükranla anıyoruz.
Orhan Şaik Gökyay'ın "Bu Vatan Kimin?" şiirinden birkaç kıtayı hatırlatmak istiyorum:
"Bu vatan toprağın kara bağrında,
Sıradağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda,
Kendini tarihe verenlerindir.
İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir."
Parlamenter demokrasi yolunda ilerlerken de birçok engel ve zorluklarla karşılaştık; onları aşmaya devam ediyoruz, edeceğiz. Engelleri aşa aşa "Yeniden Büyük Türkiye" yolunda daima ileriye yürüyeceğiz, engelleri yeneceğiz. Engelleri aşamayanlar, onları aşılmaz görenlerdir. Cesareti olmayanın başarısı, gayesi olmayanın hedefi olmaz. En büyük zafer, hiç düşmemek değil, her düşüşte yeniden ayağa kalkabilmektir.
Sayın hazırun, 20 Ocak 1920'de Misakımillî'yi ilan eden Meclis-i Mebusan son toplantısını 11 Nisan 1920 tarihinde yaptı ve çalışmalarına ara verme kararı aldı. İki hafta sonra, Ankara'da Büyük Millet Meclisi açıldı. Anadolu'dan çağrılanların yanında, Meclis-i Mebusan üyesi 88 kişi de çalışmalara katıldı. 1921 Anayasası millî egemenliği temel ilke olarak benimsedi, beşerî manada millî egemenliğin kaynağının millet olduğu açık bir şekilde ifade edildi.
Birinci Meclis, sonraki dönemlerde görev yapan meclislerden farklı olarak olağanüstü yetkilerle görev yapmıştır. Yasama, yürütme ve yargı erklerini de kendisinde toplamış, kurucu Meclis olarak çalışmıştır. İstiklal Savaşı'nı bizzat yönetmiş, milletin her türlü işiyle doğrudan ilgilenmiş, Millî Mücadele'yi zaferle neticelendirmiştir. Bu sebepledir ki Meclisimiz "Gazi"lik payesini kazanmıştır.
Değerli hazırun, doksan sekiz yıl önce ilk oturumunu gerçekleştiren Birinci Meclisin ruh ve heyecanı her zaman için ihtiyaç duyacağımız bir husustur. Aynı ruh ve heyecanla çalışmalara devam edilmelidir. Genç nesillerimiz ve çocuklarımız da aynı şuur ve hissiyatla yetiştirilmelidir.
Millî iradeyi temsil eden Meclisimiz ne yazık ki zaman zaman saldırılara maruz kalmış, vesayet altına alınmak istenmiş, bir tasdik makamı olarak kullanılmış, sistemin işlemesini zorlaştıran müdahaleler yapılmıştır.
Ne hazindir ki milletin Meclisi yani millet 15 Temmuz 2016 tarihinde bombalandı, kurşun yağmuruna tutuldu. Bu lain ve hain saldırıyı yapan ihanet şebekeleri, kahraman ordumuza ait üniformalar giyen teröristler, vatan ve millet düşmanları bertaraf edildi. Kendilerinden hesap soruluyor, sorulmaya devam edilecek.
Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı ve önderliğinde milletimiz meydanları doldurdu, demokrasi nöbetine geçti. O gece, milletin emanetinin sadakatli bekçisi olan Gazi Meclisimizi de açtık. Bombalar, kurşunlar ve saldırılar altında gece boyu 3 parti mensubu milletvekili arkadaşlarımızla bir bütünlük içinde toplandık. Ertesi gün olağanüstü toplantı için yaptığım çağrıya Mecliste grubu bulunan 4 parti de katıldı ve darbelere karşı ortak bir bildiri yayınladık.
Tarih önünde, 15 Temmuz gecesi Mecliste sabahlayan değerli arkadaşlarımı, Cumhurbaşkanımızın davetiyle parti farkı gözetmeksizin meydanları doldurup demokrasi nöbeti tutanları, 7 Ağustos 2016'da milyonların sel gibi aktığı Yenikapı Meydanı'ndaki necip milletimizi, tüm illerimizdeki insanlarımızı millî iradenin tecelligâhı olan bu kürsüden tebrik ediyorum. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)
Vatan hainlerinin, satılmış kuklaların saldırısı necip milletimiz, güvenlik güçleri, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarımızın inançlı karşı koyuşuyla akamete uğratıldı. İnanıyorum ki Türkiye'mizde darbeler dönemi sona ermiştir, dış veya iç herhangi bir güç böylesi bir kalkışmaya cesaret edemeyecektir.
Demokrasi, günümüzün en iyi yönetim biçimi olarak kabul görmektedir. Demokrasiyi özümsemiş bir ülke olarak geçmişten aldığımız ders ve aklımızın bize gösterdiği istikamet doğrultusunda ülkemizi, Meclisimizi ve kurumlarımızı yaşatıp demokrasiyi güçlendirmeliyiz. Bizler ruh kökümüze bağlıyız, Osmanlı Cihan Devleti'nin vârisiyiz, cumhuriyetçiyiz. Milletimizi ve devletimizi güçlü kılmak için hep birlikte özveriyle çalışacağız.
Muhterem Cumhurbaşkanım, değerli milletvekilleri; içinde bulunduğumuz 26'ncı Dönemin övgüye değer bir diğer başarısı, 1982 Anayasası'nda yaptığımız temel değişikliktir. 16 Nisan 2017 tarihinde milletimizin kabul ettiği Anayasa değişikliğiyle Türkiye'miz âdeta makas değiştirmiştir. Yeni anayasayla belirlenen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde ülkemiz yeni bir döneme girmiştir.
24 Haziran 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı ve 27'nci Dönem milletvekili seçimleri yapılacaktır. Milletimizin kararının ülkemize, devletimize, gönül coğrafyamıza ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini niyaz ediyorum.
Kıymetli hazırun, 23 Nisan 1920 Millî Egemenlik Günü olsa da diğer yönüyle Çocuk Bayramı'dır. Dünyadaki 196 ülke içerisinde Çocuk Bayramı ihdas eden tek ülkeyiz. Çocuk milletin geleceğidir, yarınıdır, üzerinde önemle durulması gereken bir varlıktır. Manevi ve millî değerlerle mücehhez kılınmalı, gereken ihtimam gösterilmelidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 98'inci yıl dönümünde milletimizin sağlık, huzur ve daha büyük başarılar içinde nice bayramlara ulaşmasını diliyorum. Zatıalinizi, şahsınızda necip milletimizi, aziz milletimizin seçkin temsilcileri olan değerli milletvekillerimizi tekraren hürmetle selamlıyorum. Bütün emeği geçenleri, Birinci Meclisten itibaren hizmet vermiş olanları, başta Mustafa Kemal olmak üzere saygıyla anıyorum.
GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Atatürk.
İSMAİL OK (Balıkesir) - Atatürk diyemiyor musun, Atatürk?
BAŞKAN - Hayırlı günler diliyorum. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerimize olsun. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)