| Konu: | CHP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 16.10.2018 |
CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün İstanbul üçüncü havalimanı ihalesini konuşacağız, bu havalimanı ihalesinde yapılan usulsüzlükleri konuşacağız. Bu konuşma milletin kürsüsünden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bir suç duyurusu niteliğindedir değerli arkadaşlar.
3 Mayıs 2013 günü Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek bedelli ihalesi yapıldı. Bu ihaleye göre 26 milyar 150 milyon avro kira karşılığında -yirmi beş yılda- İstanbul üçüncü havalimanı ihale tarihinden hemen sonra kırk iki ayda inşa edilmek ve yirmi beş yıl işletilmek kaydıyla deniz seviyesinin 90 metre üstüne 7 milyar 354 milyon avro yatırım yapılması sözüyle ihale yapıldı, sözleşme imzalandı ve hemen ihaleden sonra yer teslimi yapılması gerekirken yani -inşaat süresi kırk iki ay- yirmi beş yıllık işletme süresinin başlaması için hemen yer teslimi yapılması gerekirken iki yıl boyunca yer teslimi yapılmadı değerli arkadaşlar. Sebep olarak, "Kendi bakanlıkları izin vermedi." diye bir bahane ortaya koydular. Amaç ise, yılda 1 milyar 45 milyon avro kirayla işletilmesi gereken üçüncü havalimanı ihalesinde, üçüncü havalimanını 1 milyar 45 milyon avro yıllık kirayı vermeden iki yıl daha fazla işletmekti. Bunun zararı 2 milyar 90 milyon avrodur değerli arkadaşlar. 2 milyar 90 milyon avro iki yıl geç yer teslim edildiği için devletimize ödenmeyecektir. Bu 5'li müteahhit şirketin cebinde kalacak para sadece bu iki yıl geç teslimden 2 milyar 90 milyon avro.
Yapılan ihaleye göre, havalimanının 90 metre denizin üzerine yapılması gerekiyordu. Yani, şu Meclis yerleşkesinin bin katı bir alanın 90 metre denizin üstüne dolguyla çıkarılması gerekirken, ihale bu koşulla yapılmışken, ihaleden sonra bu 90 metre 60 metreye düşürüldü ve burada. Sayıştayın hesabına göre, 1 milyar 364 milyon avro kamunun zararı var, biz 2,5 milyar avro hesapladık. Yani müteahhit söz verdiği 7,5 milyar avronun 2,5 milyar avrosunu buraya, 90 metreye harcaması gerekirken, 60 metreye düşürerek 2,5 milyar avro da buradan haksız kazanç elde edildi.
Değerli arkadaşlar, geldik, bu havalimanı iki yıl önce açılması gerekirken "29 Ekimde açacağız." dediler. Açamıyorlar, çünkü bitiremediler. "31 Aralık." diyorlar, çok büyük ihtimalle 31 Aralıkta da açamayacaklar. Ve şimdi, Fatih Altaylı'nın yazısından öğrendiğim kadarıyla -buraya kadar anlattığım her şey Sayıştay raporlarından ama bundan sonraki kısmı Fatih Altaylı ve İGA'nın yöneticisinin konuşmasından- ilk iki yıl için yıllık 1 milyar 45 milyon avro kira yerine, 350 milyon avro ödenecekmiş. Yani iki yılda 2 milyar 90 milyon avro ödenecekken 700 milyon avro ödenecek. Buradan da 1 milyar 390 milyon avro zararımız var. Toplam zarar 5 milyar avro değerli arkadaşlar.
Şimdi, siz ihale yapıyorsunuz, 5 tane şirket giriyor, bu şartları ortaya koyuyorsunuz, diyorsunuz ki: "Ben kırk iki ayda yapacağım. 1 milyar 45 milyon avro kirayı ödeyeceğim, yirmi beş yıl işleteceğim. Bu sırada havalimanının yolcusundan para toplayacağım, oraları kiraya vereceğim, uçaklardan para toplayacağım, size de 1 milyar 45 milyon avro kira vereceğim." Başka şartlar da değişti, vaktim yok, anlatamayacağım ve ihale sonrasında bütün bu şartları değiştiriyorsunuz değerli arkadaşlar. Demin anlattılar, bu yolsuzluğun bedeli, Fatih Altaylı'nın son yazısında ortaya çıkan da doğruysa, 40 katrilyon lira, 40 milyar lira. Demin bir emeklinin 10 liralık kıyma aldığını anlattı Uğur Bayraktutan burada, 10 liralık kıyma almış. 40 milyar lira para demek hane başına, bu ülkenin bütün vilayetlerinde, nerede yaşıyorsa yaşasın her bir ailenin cebinden 2 bin lira alınması demek. Ülke ekonomik krizle boğuşuyor. 16 milyon yoksul var. 7 milyon işsiz var. Millet çocuğuna para veremiyor, eşine ekmek parası bırakamıyor. 40 katrilyon liradan bahsediyoruz, milletin kürsüsünden bahsediyoruz. Bunların hepsi Meclis kayıtlarında var. Sayıştay raporunu KİT Komisyonundan alın, eğer bu söylediklerim Sayıştay raporunda yazmıyorsa ben bu görevi bırakacağım değerli arkadaşlar. Bütün bunları Sayıştay utangaç bir şekilde yazmış. Ya, madem bu tespiti yapıyorsun, ihalenin şartları böyle değişmiş, niye suç duyurusunda bulunmazsınız, niye bu yolsuzluğu engellemezsiniz? Sadece gelecekten korkuyorlar "Başımıza ne gelecek?" diye tespiti yapıp cezasını yazmadan bırakıyorlar ve memleket çöküyor değerli arkadaşlar. Sıradan bir yolsuzluktan bahsetmiyorum, cumhuriyet tarihinin en büyük ikinci yolsuzluğundan bahsediyorum. Milletin kürsüsünde ben bir milletvekiliyim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Erdoğdu.
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu, hepimizin seçmenin parası. Biz 600 kişi bu milletin vekilleriyiz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gizli tanıklarla onca insanı hapishanelere attınız, onca öğrenciyi içeri koydunuz. Bir sürü mazlum içeri atılmış durumdayken 5 tane şirket sahibi... Bunlar mı bu memleketin sahibi? Biz mi dokunulmazız, onlar mı dokunulmaz? Biz milletvekiliyiz, bizim dokunulmazlığımız bunu anlatalım diye. Bize dokunuyorlar, bize dava açıyorlar, bu yolsuzluğa dava açılmıyor. Ben her türlü yargılanmaya hazırım. Eğer bu iddialarımda haksız çıkarsam müebbet hapis cezası çekmeye hazırım. Yazık günah değil mi? Gözümüzün önünde, Meclis kayıtlarında, hepiniz okuyabilirsiniz. 5 tane şirket sahibi bu ülkenin 40 milyar lirasının üzerine konabiliyorsa, böyle bir iddia ortadaysa İstanbul Cumhuriyet Başsavcısına düşen bu davayı açmaktır. Bugün çok güçlü olabilirler ama yarın bu halk bunun hesabını soracak.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Erdoğdu.