GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:19
Tarih:20.11.2018

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, gün döndü ama yine de Dünya Çocuk Hakları Günü'nde çocukların özgür, eşit oldukları; tacize, tecavüze uğramadıkları; eğitimden eşit şekilde pay aldıkları, işçi olarak kullanılmadıkları bir dünya yaratılması dileklerimi ileterek başlamak istiyorum sözlerime.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine partimiz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik krizin esnaf ve sanatkârlar ile iş dünyası üzerindeki yıkıcı etkisinden bahsetmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı "Kriz mıriz yok." dese de ekim ayı itibarıyla konkordato başvurusunda bulunup talebi sonuçlanan borçlu sayısı 3 bini geçmiştir. Mahkemelere yapmış oldukları konkordato talepleriyle ilgili kararları bekleyen ve konkordato talebi için hazırlık yapan borçlu sayısı göz önüne alındığında 2018 yılı bitmeden bu sayının 7 bine ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye'de en çok iş yapan restoranlar bile iflas bayrağını çekmiş durumda. Madem kriz mıriz yok, mali durumu bozulmuş olan borçlunun borçlarını belli bir oran ve vadede ödemesine ilişkin, alacaklılarıyla yaptığı, mahkemece onaylanan bir sulh anlaşması olan konkordato talebi neden bu kadar artmıştır?

Önceleri "Kriz mıriz yok." deyip sonra emeklilikte yaşa takılan vatandaşların haklı taleplerine karşı çıkmak için "Ekonomik savaşın içindeyiz." demeniz sizi haklı bir konuma ulaştırmaz. Ulaştırmaz çünkü iktidarın nimetlerinden faydalanan, lüks tüketim içerisinde şatafatlı bir yaşam sürülmesine sesiniz çıkmıyor. Yatlardan, katlardan, uçaklardan, tatil köylerinden, saraylardan, binlerce lüks araçtan, zırhlı makam araçlarından vazgeçilmiyor. Evet, bunlardan vazgeçmiyorsunuz ama emeklilikte yaşa takılanlara, atanamayan öğretmenlere, ziraat mühendisine, gıda mühendisine, veterinere, sağlık emekçilerine, emekliye, işçiye, asgari ücretliye, kadro bekleyen 4/B'lilere, sokaktaki vatandaşa, çocuk işçiliğine karşı durmak için sunduğumuz bütün önergelere, önerilere kapıları kapatıyorsunuz. Çeşitli bahanelerle, kanun hükmünde kararnamelerle, yıllarca emek veren, bilimselliği içselleştiren, dünya ölçeğinde başarılara imza atmış akademisyenlere, bilim insanlarına, doktorlara çalışma izni vermiyorsunuz, yaşam hakkı tanımıyorsunuz.

Çiftçi, girdi maliyetlerindeki yüksek artışa karşın buğdayını, pamuğunu, narenciyesini geçen yılki fiyatın altında satmak zorunda kalıyor. Arkadaşlar, hafta sonu kendi bölgemde 11 tane köye yaptığım ziyarette, 4.500 liraya alınan pamuğun şu anda 2.800 liraya alıcı bulmadığı, girdi fiyatlarını karşılayamadıkları ağıdıyla karşı karşıya kaldık. Lütfen bunları duyun artık. (CHP sıralarından alkışlar)

Satamayanların ürünü tarlada, bahçede, dalında kalıyor. Şeker pancarı üreticisinin içler acısı durumunu hepiniz görüyorsunuz. Fabrikaları satıp yerine alışveriş merkezleri açıyorsunuz. Memleketi üretim toplumundan tüketim toplumuna evirirseniz, tarıma, tarım topraklarına, doğaya, çevreye sahip çıkıp desteklemezseniz, vatandaşı kırdan kente göç etmek zorunda bırakırsanız, işte böyle, sonuçta ekonomik kriz yaşarız ve bu kriz şu anda olduğu gibi tüm kılcal damarlarımıza kadar işler hâle gelir.

Kâğıt fabrikaları elden gitti. Taşucu'nda ben SEKA fabrikasını gördüğüm zaman içim yanıyor arkadaşlar. Dışarıdan kâğıt ithal ediyoruz, kâğıt sıkıntısı yaşıyoruz; orada, o alanda SEKA fabrikası çürümeye terk edilmiş durumda.

Adana'da son on beş yılda 55 büyük fabrikanın kapısına kilit vuruldu. Yine, Adana'da, resmî verilere göre, bir yılda 1.071 ticari işletmenin kapısına kilit vuruldu. Son beş yılda kapanan işletme sayısı 6 bini geçti.

Türkiye'de esnaf ve sanatkârın, vatandaşın can damarı mahalle bakkalının âdeta canına okundu. Kepenkler inmeye başladı. Memlekette 429 büyük AVM oluştu. Ankara, İstanbul, Bursa, Antalya, Adana, Çanakkale, Samsun, Malatya ve yurdun birçok yerinde faaliyette bulunan AVM ve rezidanslara dönün, bir bakın. Hepsinin arsaları üzerinde, geçmişte kamuya ait fabrikalar bulunuyordu. Sadece Adana'da 43.500 metrekarelik Tekel sigara fabrikası yerine bugün 3 tane AVM yapılıyor arkadaşlar. Fabrika 2008'de British American Tobacco şirketine satıldı, BAT araziyi 3 Aralık 2014'te bir firmaya sattı. Kent merkezinde 40 dekarlık alan üzerine alışveriş merkezi yaptı. Şimdi bakın bu AVM'lerin ne hâlde olduğuna. Çoğu müşteri bulamıyor, birçoğu kapasitesinin yarısı oranında hizmet veriyor. AVM'lerdeki kiralar düşmeye başlamasına rağmen dükkânlar boş.

İnşaat sektörü uçurumun kenarına itildi. Dışarıdan inşaat sektörü için, suni büyüme için alınan kaynaklar tükenince doğal olarak kendimizi kriz sarmalının içinde bulduk.

Sayın milletvekilleri, Adana'da Kamu Müteahhitleri Derneği cenaze namazı kıldı kamu müteahhitleri için. Kamu müteahhitlerine de para ödeyemiyorsunuz arkadaşlar.

Ekonomide bu kadar daralma yaşanırken, insanların mutfağında yangın varken, fiyatlar almış başını giderken ve maaşlar yerinde sayarken müteahhitler, iş insanları intihar ederken -Adana'da son altı ayda 6 müteahhit intihar etti arkadaşlar, onu da belirtmek isterim- adrese teslim kanun maddeleriyle şu saatte uğraşmak zorunda bırakılıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi, bu kanun teklifine sadece Türkiye Odalar Birliği özelinde yaklaşmamaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi konuya sayısı 20'yi bulan tüm kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yetki ve görevleri, yönetim organlarının oluşumu, istifaları, görevlerine geri dönme olanakları açısından tutarlı, eşit ve adil yaklaşılması gerektiğini savunmaktadır. Aksi hâlde Anayasa'da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilişkin ana hükümlerin seçilme hakkının ihlali, hukuk devleti önünde eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olacaktır. Teklif bu hâliyle Anayasa'ya aykırıdır. Diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetimlerinin istifa, adaylık ve geri dönme süreçleri arasında eşitsizlik doğurmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi bir kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun kendi kanununda tanımlanmış organlarının göreve gelme ve görevden ayrılma süreçlerine dair kıstasların diğer bir kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu için de geçerli olması gerektiğine, başkan ve yönetim kurulu üyelerinin görevden ayrılma, istifa, göreve geri gelme süreçlerinde herhangi bir değişikliğin ilkesel olarak diğer kurumlarda da uygulanması gerektiğine inanmaktadır. Aksi hâlde tam da bu teklifte olduğu üzere adrese teslim bir kanun maddesiyle karşı karşıya kalırız. Kanun maddesi bu hâliyle Türkiye Odalar Birliğinden başka kamu kurumu niteliğindeki diğer meslek kuruluşları olan Dişhekimleri, Eczacılar, Esnaf ve Sanatkarlar, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Veteriner Hekimler, Bankalar Birliği, Barolar Birliği, Değerleme Uzmanları Birliği, Katılım Bankaları gibi 19'a yakın birliğe haksızlık yapılmış olacaktır.

Seçimler öncesinde Türkiye Odalar Birliği içindeki siyasetten özerk yönetim yapılanması hedefi bu son dakika müdahalesiyle boşa çıkmamalıdır. Konu hakkında Rifat Hisarcıklıoğlu'nun açıklamasıyla ilgili bütün arkadaşlarım yorum yaptı, bunu geçiyorum. Tek başına Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ruhunu zedelediğini söylemişti, o nedenle bunu atlamak istiyorum. Ayrıca, diğer kurumların yönetim kurulları ile Türkiye Odalar Birliği arasında milletvekili ve yerel seçimlerde aday olma ve seçilmeme hâllerinde görevine dönmemek açısından anayasal eşitlik ilkesine aykırılık içermektedir. Teklif bu hâliyle diğer kurumların başkan ve yönetim kurulu üyelerinin aynı şartlarda aday olabilme ve seçilme hakkının engellenmesi hukuk ilkesi gibi anayasal değerlere engel teşkil etmektedir. Türkiye Odalar Birliği özelinde, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği özelinde getirilen bu teklif ya tümüyle geri çekilmeli ya gözden geçirilip kapsamı genişletilerek diğer kamu niteliğindeki kurumların lehine eşitlikçi düzenlemeye gidilmelidir. Bunun için her kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun kendi kanununda düzenlenmiş olan adaylık için görevden ayrılma ve göreve dönüş için dönüş usulleri ayrı ayrı düzenlenebilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Milletvekili.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - 31 Mart 2019 yerel seçimlerine siyasi yatırım anlamı taşıyan tek maddelik bu yasa teklifinin sadece hangi il ve ilçelerdeki başkan adayları için çıkarıldığı yazılmamıştır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kurumu kimliği taşıyan Odalar ve Borsalar Birliği ve Esnaf Sanatkârlar Odaları Birliğinin aday adayı olması düşünülen başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine siyasi ve idari koltuk garantisi vermek üzere kurgulanmıştır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kanunu'nda özünü rahatlıkla görebileceğimiz gibi ahilikten bugüne dek meslek örgütlerinin uzmanlık alanları çerçevesinde bir araya getirilen oda ve borsalar, birlikler, her biri ayrı ayrı kanunla yetkilendirilmiştir. Anayasa'mızda ifadesini bulduğu üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları üyelerinin seçimle iş başına getirdiği yönetimler yoluyla ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahiptir.

Tüm bu gerçekler ışığında tüm meslek kuruluşlarının, iktidarın önceliğinin ekonomik krizin sona erdirilmesine yönelik girişimler olması gerektiğine inanıyor, parti grubumuz adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)