GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:22
Tarih:27.11.2018

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye kötü yönetiliyor. Eğitim, sağlık, adalet, ekonomi umurunuzda olmadığı gibi çevre de umurunuzda değil.

TÜİK verilerine göre tarım arazileri 1992 yılında toplam 27,6 milyon hektar iken 2017 yılında 23,4 milyon hektara gerilemiş durumda. Yani Türkiye yirmi beş yılda 4 milyon hektar tarım arazisi kaybetmiş. Bu ne demek? Bir Konya ili büyüklüğündeki tarım arazisini kaybetmişiz demek. 1920'lerde meralarımız yüzde 56 iken bugün yüzde 19'lara düşmüş durumda. Sonra "Hayvancılıkta neden geriliyoruz?" diyoruz, işte hayvanların doğal yem kaynakları olan meraları "kiralama" adı altında yandaşa, yoldaşa peşkeş çekersen hayvancılıkta ilerleyemezsin. Tarım alanlarını amaç dışı kullanırsan tarımsal alanda ilerleyemezsin, gerilersin.

Mustafa Kemal Atatürk bu ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak istedi, çağdaşlaşma yolunda adımlar attı, "bilim" dedi, "fen" dedi, Batı'yı bilim ve fende geçmek için uğraştı. Bizim de hedefimiz, Batı'yı bilim ve fende geçmek için uğraşmak ama görüyorum ki AKP'nin hedefi, Batı'yı bilimde ve fende geçmek değil, Batı'yı çöpte geçmek için uğraşıyorsunuz. Batı'dan çöp ithalatında rekor kırıyorsunuz. Milletin çöpünü Türkiye alıyor sizin sayenizde. Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere birçok ülke, bugün, ortaya çıkan atıklarıyla baş edebilmek için formül ararken, sizin yüzünüzden 6 milyon ton atık, Hindistan, Pakistan, Vietnam, Kamboçya ve Malezya gibi ülkelerle birlikte Türkiye'ye gönderiliyor. Bu da sizin iktidarınız döneminde yapıldı. Sadece 2018 yılının ilk üç ayında İngiltere Türkiye'ye gemiyle 27 bin ton plastik çöp gönderdi. Şimdi dersiniz ki: "Bunu geri dönüşüm yapıyoruz." Hayır, geri dönüşüm de yapılmıyor, Türkiye maalesef plastik atığın dörtte 3'ünü geri dönüştüremiyor. Türkiye plastik atıkları geri dönüştürmede başarısız ilk 20 ülke arasında.

"Çevreye sahip çıkalım." diyoruz zarar veriyoruz. "Göllerimize, denizlerimize, akarsularımıza sahip çıkalım." diyoruz ama dinlemiyorsunuz. Bakın, Göller Bölgesi'ndeki göller kuruyor, başta Eber ve Akşehir Gölleri can çekişiyor. Eber ve Akşehir için daha önce Mecliste defalarca kez çağrıda bulunmuştuk, bunu yineliyoruz. Dere yataklarını temizleyip diyoruz ki: "Gerekirse baraj kapaklarını açalım." O bölge için geçim kaynağı bu göller, ekosistem için vazgeçilmez bu göller ama bir türlü dinlemiyorsunuz. Diyoruz ki: "Eber Gölü, Akşehir Gölü, Salda Gölü, Eğirdir Gölü, Göller Bölgesi Türkiye için vazgeçilmez; o bölgenin insanı için, o bölgenin ekonomisi için vazgeçilmez." Ama yok, dinlemiyorsunuz.

Dere yataklarını acilen temizlemek gerekiyor. Oraya baraj yapıyorsunuz, göllere gitmesi gereken sular barajlarda birikiyor. O barajların kapaklarının bir an önce açılması gerekiyor. Can çekişen Eber Gölü'nün, Akşehir Gölü'nün ve Göller Belgesi'ndeki tüm göllerin bir an önce kurtarılması için ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor.

Gerçi şu da var: Bazen düşünüyorum, Eber Gölü seçmen değil ki sesini duyasınız. Hoş, seçmenlerinizin de mağdurların da sesini duymuyorsunuz ama biz buradan bir kez daha sesleniyoruz, bu ülkenin yurttaşı olarak sesleniyoruz, çocuklarımıza, torunlarımıza göllerimizi miras bırakabilmek adına sesleniyoruz: Gelin, bu işi siyasetüstü olarak görün ve can çekişen Göller Bölgesi'ndeki göllerimizi hep beraber kurtaralım.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)