| Konu: | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 30 |
| Tarih: | 12.12.2018 |
CHP GRUBU ADINA BAHA ÜNLÜ (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2019 yılı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce Divanınızı saygıyla selamlıyorum.
Bugün, mevcut siyasi iktidarın göreve başladığı 2003 yılından bugüne kadar izlediği enerji politikaları üzerinde biraz konuşmak istiyorum. Öncelikle, AK PARTİ'nin enerjiyle ilgili eleştirileri neydi, bunları birlikte hatırlayalım. Elektrik, doğal gaz, petrol ve benzeri yakıtların çok pahalı olduğunu, üretiminde ve ithalatında yolsuzlukların yapıldığını, doğal gaz anlaşmalarında kamu aleyhine maddeler olduğunu, yap-işlet-devret, yap-işlet modeliyle yapılan özelleştirmelerin düzmece ve yolsuzluk için yapıldığını, halka yansıyan faturaların yüzde 50'ye yakınının şişirme ve yolsuzluktan kaynaklandığını, enerji fiyatlarının yüksek olduğunu ve bu fiyatlarla üretim yapılamayacağını söylediler, yolsuzlukları engelleyeceklerinin ve enerji fiyatlarının düşürüleceğinin sözünü verdiler.
Avrupa Birliğine giriş sürecinde enerji sektöründe yaşananlara birlikte bakarak devam edelim. İktidara geldikten sonra Avrupa Birliğine giriş sürecinde bir müddet kuşku içinde yaklaşan bu iktidar, Avrupa Birliğine girmek için yoğun bir çaba harcamaya başladı. Avrupa Birliğine girmek için yoğun çabanın devam ettiği bu süreçte, tüm enerji mevzuatını Avrupa Birliği mevzuatına uyarlamak ve liberal bir enerji piyasası kurmak için sayısız değişiklikler yapıldı. Avrupa Birliği mevzuatının emrettiği enerji özelleştirmelerine hız verildi. Sektöre büyük bir dış ve iç sermaye girişi sağlandı. Yerli ve yabancı yatırımcıları Avrupa Birliği mevzuatıyla inandırdılar. Yandaş birçok iş adamına enerji özelleştirmelerinin önemli bir kısmı verildi. Özelleştirmeler sırasında yapılan usulsüzlükler karşısında mühendis odaları ve Cumhuriyet Halk Partisi dışında kimselerden ses çıkmadı.
Peki, 2009 ve sonrasındaki gelişmelere bir baktığımızda... Enerjide yaşanan arz güvenliği yani tüketime sunulan enerjinin tüketimi karşılamaması sorunu bahane edilerek Avrupa Birliği enerji müktesebatından adım adım vazgeçilmeye başlandı. Eski Enerji Bakanlarının Yüce Divana gönderilmesi gerekçelerinden biri olan alım garantili ihaleler tekrar başlatıldı. Bu ihalelere örnek göstermek istersek alım garantili rüzgâr santrali ve güneş santralleri ihalelerini gösterebiliriz. Bu ihaleler de kamuoyunun bildiği belli gruplara verildi.
Bugüne gelelim. 2008 yılı Ocak ayında ticarethanede elektriğin kilovat satış bedeli 11,85 kuruş iken bugün 54,11 kuruş olmuştur yani yüzde 458 zam gelmiştir. Yine 2008'in Ocak ayında sanayide 9,73 kuruş olan elektrik satış bedeli bugün 44,75 kuruştur, yüzde 459 zam gelmiştir. Meskende de aynı tarihte 10,23 kuruş olan elektrik satış bedeli bugün 45,30 kuruş olmuştur yani yüzde 443 zam gelmiştir. Bu değerler, vergi ve fonlar hariç değerlerdir. Örneğin, meskende vergi ve fonlar ilave edildiğinde fiyat 55,266 kuruşa ulaşmaktadır. Peki, soruyorum sizlere: On yıl içinde gelirlerimiz, sanayicinin, ticarethanenin ve mesken sahiplerinin geliri yüzde 460 artmış mıdır? Cevap, tabii ki hayır. Elektrik borcunu ödeyemeyen yüzlerce ticarethane kepenk kapatmış, elektrik borcunu ödeyemeyen vatandaşlarımız hacizli duruma düşmüştür.
Görevli tedarik şirketleri kamudan aldıkları elektrik enerjisinin karşılığı olan paraları zamanında ödeyememektedirler. Tüketimde beklenen artışın gerçekleşmemesi üretim santrali yapan serbest üretim şirketlerini etkileyerek yatırım için aldıkları kredileri de ödeyemez hâle getirmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAHA ÜNLÜ (Devamla) - Başkanım, toparlayabilir miyim?
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
BAHA ÜNLÜ (Devamla) - Öncelikle bilinmelidir ki gerek yerli ve gerekse yabancı yatırımcı yönetimden güven bekler. Yöneticilerimiz güven ile güvenceyi karıştırmaktadır. Yatırımcının yatırım kararı alması için ülkedeki yatırım ikliminin demokrasiye uygun, adil ve sözüne güvenilir bir ortam olup olmadığı önemlidir. Bu iklim sağlanamazsa siz yatırımcıya alım güvencesi gibi palyatif çözümleri sunsanız bile yatırımcıyı ikna edemezsiniz. Sonucu belli olmayan modeller yerine büyük projeler için kamu-özel sektör ortaklığının gündeme alınması faydalı olacaktır. Yerli ve yenilenebilir enerji yatırımlarının yapılabilmesi için günün şartları göz önüne alınarak yeni bir teşvik mekanizması geliştirilmelidir.
Sonuç olarak mevcut siyasi iktidar ilk başlarda hedeflediği hiçbir amaca ulaşamamıştır.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)