GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:36
Tarih:18.12.2018

CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 5'inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle madde üzerindeki tespitlerimi ifade etmek isterim. Özellikle 5'inci maddenin 3'üncü fıkrasında yer alan "Yatırımları Hızlandırma Ödeneği" başlığı altında verilen yetki son dönemlerde çok istismar edilmektedir. Burada çok soru yanıtını bulamıyor aslında. Mesela, çoğu yatırımın maliyetini bilemiyoruz. Bu yatırımlara ne kadar ödenek ayrılmış, net olarak göremiyoruz. Yani bütçe usulüne uymayan uygulamalar var burada.

Diğer taraftan, yeni bir torba yasa getirdiniz. Bu konuyla ilgili olduğu için değiniyorum. Bu yasanın 48'inci maddesi Cumhurbaşkanına "yatırım nitelikli projelerin gerçekleşmesi" adı altında Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının bütçesinden belediyelere yardım ödeneği verilebilme yetkisi getiriyor. Yetkiyi merkezîleştiren, o yetkiyle istediği belediyeye kaynak aktarımının önünü açan ve seçim öncesinde seçim yatırımı olarak da kullanılabilecek ve haksız rekabete yol açacak olan bu konu şu anda gündemimizde. Ayrıca, Sayıştay raporları incelendiğinde Bakanlar Kurulu kararı dahi olmadan merkezî yönetim bütçesinden sadece AKP'li belediyelere yatırım yapılması, kamu yatırımları konusunda siyasi ayrımcılık, eşitsizlik ve adaletsizlikle açıklanabiliyor ancak. Ekonomiyi yönetemeyen ve faiz lobisine çalışan iktidar, diğer taraftan bütün olanaklarını da ayrımcılık yaparak iktidarda kalmak ve göz boyamak için kullanıyor maalesef. Neden "ekonomiyi yönetemeyen iktidar" dedim?

Değerli vekiller, Türkiye zor bir finansman tablosuyla karşı karşıya. En önemli sorunlardan bir tanesi cari açık. Cari açık, dış ekonomik ilişkilerde kaybetmenin göstergesidir, dış ekonomik ilişkilerde kaybetmenin göstergesidir. Bu durumda dış borç ve sıcak paraya el açmak durumunda kalıyoruz maalesef. Yani yabancılara "Gelin, bizim hazine kâğıtlarımızdan alın, bize para verin. Size mecburuz, size muhtacız. Gitmeyin, en yüksek faizi biz vereceğiz." diyoruz ve gelen parayla günü kurtarıyoruz, finansal açığı kapayan demiyorum sadece yamayan bir durumda ve sürekli bu kısır döngüyü devam ettiriyoruz. Olayın gerçeği bu ve maalesef 2003 yılından 2018 sonuna kadar, ekim itibarıyla alıyorum tabii değerli vekiller, on altı yılda iktidarınız 600 milyar dolar cari açık vermiş. Feci bir rakam bu. Neden? Çünkü ekonomi iyi yönetilemiyor. Neden? Çünkü Türkiye, üretimde kullanılan ara malı ve ham maddede dışa bağımlı. Ve neden? Çünkü ihracata dayalı doğru bir büyüme politikası inşa edemediniz, daha doğrusu bu konunun üzerinde çalışmadınız bile. Sonuçta Türkiye, her gün daha fazla net dış borç ödeyen bir ülke hâline gelmiş durumda. Türkiye, üretimdeki ithal girdiyi dış borç alarak kullanıyor, sağlıyor ve yüzde 7 faizle dış borç alarak da bu sorun maalesef çözülmez. Sorun çözülmediği gibi mevcut durum da aslında korunamaz. Geçen yıl 97,1 milyar lira borç faizi ödenmişti, bu sene 40 milyar lira küsur üzerinde bir artışla 117 milyar liralık bir faiz yükü ödenmiş oldu. İşte bu, sözün bittiği yer.

Şimdi, başka bir konuya değinmek istiyorum: Diyorsunuz ki: "Dolardan vazgeçin." tamam, doğrudur. Biz Türk lirasına güveniyoruz. Siz güvenmiyor musunuz? Biz güveniyoruz. Acaba neden bir ikilemle dövize endeksli tahvil çıkarttınız? Bu nasıl bir konudur, nasıl yaman bir çelişkidir? Biz TL'ye güveniyoruz, siz niye güvenmiyorsunuz? Hadi yabancılara dövize endeksli tahvil çıkarttınız da yerli yatırımcıya, vatandaşımıza niye dövize endeksli tahvil çıkarttınız? Başka bir soru daha var. Siz bu tahvil için yüzde 7,5 faiz ödüyorsunuz yabancıya, peki, yerli yatırımcıya, kendi vatandaşınıza neden yüzde 4 ödüyorsunuz? Kusura bakmayın, burada şu soruyu sorarlar: Siz kendi vatandaşınıza mı çalışıyorsunuz, yoksa faiz lobisine mi çalışıyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli vekiller, 2019 bütçesi Türkiye'nin acaba hangi sorununu çözüyor merak ediyoruz? Asgari ücretin altında geliri olan 1 milyon 800 bin vatandaşımız var bu ülkede. Vatandaşın borcu maalesef iktidarınızda 80 kat artmış, yargıya olan güven yüzde 30'lara inmiş durumda her şey iyiymiş gibi gösterildiği sürece de zaten sorunlara pek çözüm üretilemez.

Millî geliri büyütemediniz, büyütemeyince hesaplama yöntemlerini değiştirdiniz, o da olmadı, yine küçülüyor. Yöntemi değiştirip kendinizce karşılaştırma, kıyaslama olanağını ortadan kaldırdınız. Enflasyon olmuş yüzde 25, işsizlik artmış, sanayi üretimi daralmış. On altı yıldır anlamadığımız şu: Elinizi tutan filan olmadı, istediğinizi aldınız, istediğinizi sattınız, istediğinizi özelleştirdiniz, bütün yetki sizdeydi. Şimdi dış güçler, dış dalgalar... Peki, o zaman on altı yıldır, ekonomiyi iyi yönetseydiniz ve dış risklerden korusaydınız, güçlü bir ekonomi yaratsaydınız, o dış dalgalar o zaman vız gelirdi ama bunu yapamadınız her gün daha fazla riske açık hâle getirdiniz, ülkenin risk primini artırdınız

On altı yıllık AKP iktidarında değişen bir şey var, kamu kesimi borç yükü özel sektör şirketlerinin ve vatandaşın üstüne kaydı. Önceden kamunun borcu vardı, şimdi biraz daha farklı bir şekilde, borç yükü özel kesim şirketlerine ve hane halkına devredilmiş oldu. Az önce de ifade ettiğim gibi, iktidarınızda vatandaşın borcu 80 kat arttı.

Diğer taraftan "Köprü yapacağız, yol yapacağız." diyorsunuz, evet, yapın ama kendi yarattığınız gelirle yapsanız başımızın üstüne zaten. El parasıyla yatırım yapmak, varlık satarak yapmak, geleceği borçlandırmak asla doğru bir yöntem değil. Hazine garantilerine bakarsanız, son on yılda 4 kat artmış durumda değerli vekiller.

Bir konu daha var gündemimizde: Varlık Fonu. Bu fon, Varlık Fonu, yeni bir dış borç alma yolunun aslında yeni bir adı, diğer bir adı. Değerli vekiller, Varlık Fonu diğer ülkelerde de var ama diğer ülkelerde parasal servete servet katmak için kuruluyor, bu amaçla kullanılıyor. Bizde ise dış borçları çevirip katlayıp yeni borçlara karşılık göstermek için kullanılıyor maalesef. Yani hiçbir şey kalmadıysa "Bakın, bunlar da var bizde, bunları size karşılık gösterelim, bunlar karşılığında bize borç verin çünkü biz yana yakıla borç bulma peşindeyiz." diyoruz.

Başka bir sorunumuz daha var: Net hata noksan kalemi. Evet, ödemeler bilançosunun bir parçasıdır net hata noksan kalemi. Bütün ülkelerde vardır ama bakınız ki on aylık dönemde cari açığın üçte 2'sinden fazlası net hata noksan kaleminde gösterilen kontrolsüz döviz girişiyle finanse ediliyor. Bu giriş zaten kurların düşmesini sağlamıştı. Değerli vekiller, her ülkede net hata noksan kalemi var ancak nereden geldiği belli olmayan bu döviz girişi, bu oranda ve bu kadar çok dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur, araştırınız.

Sonuç olarak, değerli vekiller, faiz var bu bütçede, haksızlık var bu bütçede. Bu bütçe, fakiri fukarayı, işsizi, kadrosuzu görmüyor. Bu bütçe, iş arayan engelliyi, çocuğuna harçlık veremeyen babayı görmüyor. Bu bütçe, rantçılar, tefeciler ve saray için yapılmış. Bu nedenle bu bütçeyi biz asla kabul etmiyoruz ve vicdanımıza sığdıramıyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)