| Konu: | Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve siyasette "diktatör" kavramının hakaret olmadığına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 19.12.2018 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, sayın mevkidaşım, grubumuza mensup sayın milletvekilimizin -ki genel başkan yardımcımızdır- kullandığı dilin temiz olmadığını söyledi fakat iddiaları da çürütmedi. Lakin, Sayın Cumhurbaşkanıyla ve Hazineyi teslim ettiği Sayın Bakanla -damadıyla- ilgili söyledikleri kamuoyuna yerleşmiş ve kabul görmüş nitelemelerdir. Eğer sayın milletvekilimizin konuştuğu dil temiz bir dil değil ise demek ki bu saatten sonra biz hiç temiz dil kullanmayacağız çünkü gerçekleri söylüyoruz. Güneş balçıkla sıvanmaz. Hangi ekonomik verilerle ilgili iddialarını yalanlıyorsunuz? Yok. "Efendim, Cumhurbaşkanına niye 'diktatör' dedi?" Ya, diktatöre "diktatör" denir ve biz, şahsen ben, Sayın Cumhurbaşkanına dört senedir "diktatör" diyorum, başkaları da diyor. Size Türk Dil Kurumu sözlüğünü gösterdik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bütün hükûmet yetkilerini elinde toplayan kimseye "diktatör" denir arkadaşlar ve bu çerçevede Erdoğan diktatördür. Bu, yeni değil, daha önce söylerdik kılınız hiç kıpırdamazdı genellikle. Sizin de ruh hâliniz Sayın Cumhurbaşkanının ruh hâline dayalı olarak, paralel olarak değişiyor yani Cumhurbaşkanı gerginse siz de geriliyorsunuz, Cumhurbaşkanı relakssa siz de relaks oluyorsunuz. Siz Cumhurbaşkanına göre düzen tutabilirsiniz ama biz Cumhurbaşkanına göre düzen tutamayız. Biz sizi eleştireceğiz, dün de söyledim, dün de söyledim.
ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) - Bu eleştiri değil ki ama "diktatör" demek eleştiri mi olmuş? Değil, basitlik.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Milletvekilim, siyasette "diktatör" kavramının hakaret olmadığını ben o dönemin oturumu yöneten Meclis başkan vekiline -ki AK PARTİ grubuna mensuptur- tescillettirdim. Bu söylenir, rahmetli Özal'a, rahmetli Demirel'e neler söylenmedi? Hakarete ben de karşıyım Sayın Milletvekili, hakaret ayrı bir şey ama siyasetin de bir dili var.
ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) - Hakaret.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Siz bizden alkış bekliyorsunuz, iltifat bekliyorsunuz. Hiç muhalefet iktidara iltifat eder mi ya? Dünyanın neresinde görülmüş bu ya?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Gel, "Millî Şef" diyelim.
NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Doğru şeyleri eder, doğru şeyleri Engin Bey, doğru şeyleri.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Doğruları söylüyoruz. Sayın Erkek'in söylediklerinin tamamı...
ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Millî Şef'te anlaşalım, "Millî Şef" desinler.
BAŞKAN - Sayın Altay, açalım mı mikrofonu?
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Açalım efendim, bitireyim hemen, tümünü kullanmayız.
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çıkın, "Sayın Erkek şunu iddia ettin, yanlış." deyin, "Sayın Erkek, bunu iddia ettin, yanlış." deyin. Hayır, bunu demiyorsunuz: "Temiz dil kullan." Kullanılan dil gayet de temiz bir dildir ve Parlamentonun üslubuna da ayar veremezsiniz. Tayyip Erdoğan gazetecilere ayar verebilir, tehdit edebilir, bizi de tehdit edebilir ama siz ondan etkilenip de Parlamentoya ayar vermeye kalkarsanız olmaz sayın milletvekilleri. Herkes burada Anayasa'dan ve milletten aldığı hakkı da yetkiyi de sonuna kadar, sapına kadar kullanır.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)