GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının Tümü münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:39
Tarih:21.12.2018

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sevgili milletvekilimiz diyor ki: "Artık gerilmeyelim." Haklısınız, gerilmeyelim. Ben buraya son konuşmayı yapmaya çıktığımda konuşmamım içeriği... Memleket bir ekonomik kriz içerisinde, bundan hep beraber nasıl çıkarız, bizim çözüm setimiz nedir diye konuşmak için çıktım ama Hükûmet temsilcisinin yaptığı konuşma bir çözüm önerisi seti konulabilecek bir çalışma değil, bir konuşma değil, bir içerik değil.

Arkadaşlar, eğitim, tarım, sağlık, adalet anlamında -hadi bunlar nitel konular ama- yani Türkiye ekonomisinin temel değerleri konusunda anlaşamıyoruz, rakamlar konusunda anlaşamıyoruz ve gerçekten Türkiye ekonomisinin önündeki en önemli risklerden biri bu konuşmanın içeriği; yani büyüme üzerine sürekli konuşuyoruz.

Değerli arkadaşlar, 2 kere büyüme rakamını değiştirdiniz, yüzde 30 artırdınız, sonra o zemin üzerine bir tartışma yaratıyorsunuz. Sürekli bir 2002 krizi tartışması. Kriz yılına endekslemişsiniz -gerçi bu konuya Milliyetçi Hareket Partisinin sayın yetkilileri cevap verir- ama bir kriz yılı üzerinden bir tartışma noktası çıkarmaya çalışıyorsunuz. Vallahi, kur üzerine "Kur düştü." lafını duyunca şok olduk. Ya, kur 5,35; nereye düştü? CDS var "Credit Default Swap" yani bizim ülkemizin batma riski bir tür; şu an 400, en kötü durumlardan biriyiz. "CDS düştü." dedi Fuat Bey. Kim bu metni Fuat Bey'e yazmış vermişse iyi etmemiş yani çünkü ciddi bir risk görüyorum ama daha fazla teknik detaya girmeyeyim. Buradan nasıl çıkarız? Çünkü bir kriz içerisindeyiz. Yani enflasyon 24, faiz 24; faizin 24 olmasına rağmen kur 5,35, işsizlik çift haneli; 6 milyon işsiz, gerçek işsiz, 16 milyon yoksul -dediğiniz gibi değil- yani altı yıldır da aynı bir düz çizgi şeklinde gidiyor. İyi durumda değiliz değerli arkadaşlar ve buradan hep beraber çıkabiliriz siz isterseniz ama istiyor musunuz bilmem.

Değerli arkadaşlar, buradan çıkabilmek için ülkemizde ilk ihtiyacımız, ilk yapısal reform adalet yani hukukun üstünlüğü, yani yargı bağımsızlığı, yani güçler ayrılığı. Adaletin olmadığı bir ülkede yatırım olmaz. Yani yabancı yatırımcılar şimdi pabuçlarını almış kaçıyorlar, yerli yatırımcı da gidiyor. Ee, adalet yoksa yatırım yok, yatırım yoksa ekmek yok, iş yok; işsizlik var demek. Onun için bir an önce, hiç bak, beş kuruş masraf etmeden bir an önce adaleti restore etmeliyiz.

Değerli arkadaşlar, bu toplumsal kutuplaşma meselesini çözmeliyiz. Meclise de yansıyan bu toplumsal kutuplaşma meselesini çözmeden bu krizden çıkamayız. Yani herkesin terörist olarak suçlandığı, muhalefetin ezilmeye çalışıldığı, birbirimizi gerdiğimiz, kimlik siyasetinin en doruk noktasına ulaşılmış bu ülkede bu toplumsal kutuplaşma içerisinde Türkiye ekonomisine bir çıkış yoktur ve bu toplumsal kutuplaşmayı çözmek, sadece bundan medet ummamak, biraz insani, biraz adil, biraz hakkaniyetli, biraz iyi niyetli olmak, beş kuruş maliyet yok. Şunu çözün, ülkemizdeki yatırımların nasıl artacağını göreceksiniz.

Değerli arkadaşlar, barışçı ve tutarlı bir dış politika yoksa bu krizden çıkış yok. Ya, Orta Doğu'da bütün komşularımızla kavgalıyız. Suriye'yle kavgalı, Irak'la kavgalı, İran'la kavgalı, Rusya'yla ilişki durumumuz karışık.

Yahu arkadaşlar, Almanya'nın Başbakanı Merkel Hanımefendi'ye sizin taraftarınız gazeteler gamalı haç koyuyorlar, bıyık takıyorlar, olmadık hakaretler ediyorlar. Ya, bir ay sonra bakıyoruz "Şansölye Merkel Erdoğan'la" işte, "dünya lideri..." Olmaz bu tutarsızlık. Yani Trump'a neler söylüyorsunuz, Trump'a bir sürü hakaret, sonra Trump'la ayaküstü görüşmek için bekleyen bir pozisyon oluyor. Ee, Putin'e neler söylediğinizi biliyoruz şu uçak düştüğünde, bugün Putin'le hangi noktaya geldiğimizi görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, ihracatçılara soruyorlar: "Sizin en büyük zorluğunuz ne?" "Vallahi, teşvik meşvik değil, ihracat yapacağımız hedef ülkelerle siyasal problem." Ya, bugün Orta Doğu'ya ihracat yapacağız, Suriye'den geçemiyoruz, Irak'tan geçemiyoruz, denizden Mısır'a gitmeye çalışıyorduk, Mısır'la da kavga; Avrupa Birliğiyle kavga, bütün ihracatımız orada. Bizim Avrupa Birliğine üye bir ülke olarak Orta Doğu'daki saygınlığımızı düşünün, o çok yönlü dış politikayı yürüttüğümüzdeki zenginliği düşünün. Bunun için bir kaynağa ihtiyaç var mı? Hayır, bir kaynağa ihtiyaç yok. Tutarlı, barışçı bir dış politika gerekiyor.

Arkadaşlar, kamu yönetiminde şeffaflık yoksa, kamu yönetiminde liyakat yoksa, kamu yönetiminde bütçe disiplini yoksa iyi bir ekonomi yoktur. Ee, şimdi buraya bütçe geldi, Sayıştay yok. Sayıştay Ulaştırma Bakanlığına -Sayın Binali Bey'in eski Bakanlığına- denetim yaptı darmadağın ekibi. Başkan Yardımcısı görevden alındı, "Kendi istifa etti." Arkadaşlar, bu raporlar çıktıktan sonra bir başkan yardımcısı istifa ediyorsa şüphe bırakır. TÜİK'te enflasyon açıklanıyor, tak, başkan yardımcısı görevden alınıyor, "Kendi istifa etti." Ee, kimse inanmaz. Kurumların bağımsızlığına saygı gösterin.

Ya, Merkez Bankasının üzerine bu kadar giderseniz, Başkanını genel merkeze çağırırsanız, Merkez Bankasının itibarı kalır mı? Merkez Bankasının itibarı yoksa paranızın itibarı kalır mı? Ne Merkez Bankasının itibarı kaldı ne de Türk liramızda itibar kaldı.

Değerli arkadaşlar, liyakat yoksa kamu yönetimi çöker. Allah aşkına koskoca Adalet ve Kalkınma Partisinde Berat Bey dışında bir Ekonomi Bakanı yok muydu? Olmaz, yakışmıyor yani Cumhurbaşkanının damadının ikinci adam olarak atanması bu ülke adına doğru bir görüntü değil, sizin adınıza da doğru bir görüntü değil. Liyakati sadakatle karıştırmayın, bürokraside bunu yaptığınız zaman çöküntüye gidiyoruz. Ele gelen metne bakıyorum, vallahi böyle bir metin, böyle bir bütçe tasarısı sunulmaz. (CHP sıralarından alkışlar) Şey yapmayın çok, yok, sadece böyle çözüm önerilerini anlatmaya çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlar, şeffaflaşma sağlamak zorundayız. Devlet şeffaf değilse kaynak israfı olur, yolsuzluk olur. Arkadaşlar, nasıl şeffaflık sağlayacağız? Bilgi edinme hakkıyla. Ne sorsak cevap alamıyoruz. "Aman bunların eline geçmesin." Biz bu ülkeye vergi veren, bu ülkenin eşit, özgür yurttaşlarını temsil ediyoruz. O bilgiler verildiği zaman yolsuzlukları engellersiniz. O bilgileri Meclisle paylaşıyorsanız, Sayıştayın iyi bir denetimi varsa o bütçe ancak etkin ve verimli olur. Var mı böyle bir şey? Yok arkadaşlar. Ekonomide en önemli şey, öngörülebilirlik. Yerli ve yabancı yatırımcı, sizin bir yıl sonra, üç yıl sonra, beş yıl sonra nerede olduğunuzu görmek ister. Allah aşkına, enflasyon hedefi koyuyorsunuz 2 katına çıkıyor, cari açık hedefi koyuyorsunuz 3 katına çıkıyor. Böyle sizin tahmin edilemez, öngörülemez olduğunuz bir yerde kim güvenip yatırım yapar, kim iş üretir, kim aş üretir? Ve değerli arkadaşlar, en önemli sorunumuz, üretimsizlik, daha doğrusu katma değeri düşük, verimsiz üretim.

Şimdi, bakın, bütün gün burada asgari ücret tartışması yapıyoruz. Evet, asgari ücreti çok artırırsanız enflasyon artar. Peki, asgari ücreti bu seviyede tutarsanız ne olur? Sosyal patlama olur. Bu kadar ağır bir gelir dağılımı adaletsizliğinin olduğu bir ülkede 2 bin lira üzerinden konuşmamalıyız. Bu ekonomi bunu kaldırabilir, eğer işverenin üzerindeki yükleri düşürebilirsek. İşverenin üzerindeki vergi yüklerini düşürün, kamuda da israfı düşürün, birbirini dengeler değerli arkadaşlar.

Peki, yüksek katma değerli üretim için bize ne gerekiyor? Çağdaş, nitelikli bir eğitim sistemi gerekiyor, özgür ve düşünen kafalar gerekiyor. "Gezi'ye çıkarsanız boynunuzu vururuz." Gezi'ye çıkan 15 milyon insan bu ülkenin insanı, onların da bir talebi var. Yani onun boynunu vuralım, buna "terörist" diyelim. Düşünmesine izin verin, gençlerin itiraz etmesine izin verin, özgür bireyler olarak yetişmesine izin verin ki oradan bir üretim, katma değeri yüksek üretim çıkar. Aksi takdirde, millî kaynaklarımızı ham madde olarak ihraç ederiz ve karşılığında hiçbir şey alamayız. Çok büyük bir borç sorunumuz var, siz ister kabul edin ister etmeyin. Bugün 456 milyar dolar dış borcumuz var ve biz her yıl 50 milyar dolar cari açık vermeden, bu dış borcu büyütmeden yaşayamıyoruz. Peki, dış borcu nasıl düşüreceğiz? İhracatımızı artırmamız lazım. İhracatı artırma yolu olarak kuru düşürmeyi düşünüyorsunuz? Kurla mücadele... E, kurla mücadele ne? "Asgari ücret düşsün, ücretler seviyesine baskı uygulayalım. Bizim alın terimiz ucuzlasın, ham madde satalım." Arkadaşlar, böyle olmaz. Bunun için yapılması gereken, o yukarıda hiçbir maliyeti olmayan önlemleri aldıktan sonra... Bir bakın dünyanın diğer ülkelerine; Finlandiya'da, İsviçre'de, İzlanda'da... Daha kötü bir ülkeyiz. Ama onlarda hukukun üstünlüğü var, onlarda demokrasi var, onlarda bütçe disiplini var, onlarda kamu denetimi gelişmiş. Bizde bir düşmanlık teorisi üzerinden elimizde olan bütün kaynakları yok etmeye çalışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, şu Kamu İhale Kurumunun durumuna bir bakın, Kamu İhale Kanunu'na bir bakın, büyük bir kayıp. "Gelirlerimiz artmıyor, giderlerimiz artıyor." diyorsunuz. Bu kadar yolsuzluğa, israfa olur değerli arkadaşlar. Sayıştay Kanunu'nu tekrar düzeltelim, Kamu İhale Kanunu'nu tekrar düzeltelim, Kamu Sözleşmeleri Kanunu'nu düzeltelim, 30 miyar tasarruf ederiz.

Şu üçüncü havalimanını anlattım. 6 milyar avro zarar var. Değerli arkadaşlar, yazıktır, günahtır ya, vallahi düzeltilebilir, vallahi giderilebilir bunlar. Ve şunu söyleyeyim ama sizin buna niyetiniz yokmuş gibi görünüyor, buna niyetiniz varmış gibi davranmıyorsunuz. Ve şu gün neye ihtiyaç var biliyor musunuz? Bir Kuvayımilliye ruhuna ihtiyaç var, bir millet iradesine ihtiyaç var, bir memleket sevgisine ihtiyaç var. Sanıyorum ki kurduğumuz cumhuriyeti kurtarma görevi de bize düşecek ve inşallah bunu da biz başaracağız diyorum.

Saygılar sunuyorum. İyi akşamlar diliyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)