GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İsmet İnönü'nün dünyada çok az siyasi lidere nasip olacak siyasi olgunlukla Türkiye'nin demokrasiyle tanışmasını sağladığına, seçimlerin yapılıyor olmasının demokrasinin işlediği anlamına gelmediğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:41
Tarih:26.12.2018

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi...

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - 1950'ye kadar başka parti yoktu.

BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu, grup başkan vekiliniz konuşuyor, ona söz verdim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - İşte konuşan Türkiye'yi konuşturmadığınız için, herkes fırsat buldukça konuşuyor, bu da AK PARTİ'nin Türkiye'yi içine düşürdüğü bir hâldir, olumsuz bir hâldir.

BAŞKAN - Sizin için de öyle galiba.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, 1946'ya kadar olan dönem için kimse "çok partili rejim" falan demedi. 1946, hatta 1946'yı da geçiyorum, biz "1950'ye kadar Türkiye'de tıkır tıkır işleyen bir demokrasi var." demedik. Yani bir imparatorluğun küllerinden genç bir cumhuriyet kurulmuştu ve bunun üzerinde, demokrasiye geçmek için bütün iyi niyetli çabalara rağmen belli bir zamana ihtiyaç oldu. Ama her şeye rağmen, sizin sıkça eleştirdiğiniz İsmet İnönü, dünyada çok az siyasi lidere nasip olacak bir siyasi olgunluk ve demokrasi aşkıyla Türkiye'nin demokrasiyle tanışmasını sağladı. "1950'de Türkiye'ye demokrasi geldi." dersek de doğru söylemiş olmayız. Arkadaşın, milletvekilimizin söylediği çok yanlış değil, sandık demokrasinin temel, ana parametrelerinden biridir ama bir ülkede seçimlerin yapılıyor olması o ülkede demokrasinin tıkır tıkır işlediği anlamına da gelmez.

"Tek parti, parti devleti" kavramına gelince, 1950'ye kadar olan dönemde, evet, Türkiye'de bir tek parti vardı, merhum Menderes, Celal Bayar dâhil, şu anki Cumhurbaşkanının dedesi dâhil, herkes o partinin içindeydi. Dolayısıyla şu an AK PARTİ Grubuna mensup ve diğer partilere mensup arkadaşlarımızın da büyükbabaları ya da onların babaları bu partinin içindeydi. O parti devlet partisiydi, parti devleti değildi Türkiye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Demokrasiye geçiş sürecinde cumhuriyetle tanışma süreciyle ilgili bir partileşme zaruretine ihtiyaç vardı -partiler demokrasilerin olmazsa olmazlarıdır- önce bir büyük parti kuruldu -Cumhuriyet Halk Partisi- sonra bu parti içinden şimdi bildiğimiz duruma geldik. Ama asıl parti devleti -"parti devleti" diyorum- şimdi var. Devletin başını, millet ile devletin birlik beraberliğini temsil eden Cumhurbaşkanını ilde vali temsil ediyor ama AK PARTİ il başkanı da temsil ediyor; ilçede kaymakam temsil ediyor, AK PARTİ ilçe başkanı da temsil ediyor. Ayıptır, günahtır.

İŞKUR üzerinden senede beş ay, sekiz ay çalıştıracağınız insanların listeleri parti binalarında yapılıyorsa...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Kurayla alınıyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Kurayla yaptırıyoruz ya, kurayla alıyorlar.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - ...burada buz gibi, bal gibi parti devleti vardır ve millet bundan rahatsızdır. 31 Martta bunu hep beraber yaşayarak göreceğiz.

Şuna da sığınmayın: "On altı yıldır, on altı seçimdir millet bize oy veriyor." Veriyor işte, yazık günah zaten. Bu millet siz ne istediyseniz verdi, siz de bir yerlere ne istediyse verdiniz, Türkiye onun için bu hâlde. Ben milletin bu gelişmeleri önümüzdeki seçimde en iyi şekilde değerlendireceğine inanıyorum.

Polemik olursa ben de söze girerim.