GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında Suçluların İadesi Andlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:75
Tarih:08.05.2019

TUFAN KÖSE (Çorum) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vallahi, 10 defa konuşma değiştirdim. Aslında hiç karışmayayım diyordum ama yüreğime söz geçiremiyorum.

"Mugalata" diye bir terim duydum, hukukçuyum ama ilk defa duyuyorum. Yahu, adamlar ne diyor? "YSK seçime soktu, sonra kazanınca mazbatayı vermedi." diyor. Mugalata bunun neresinde, AKP'nin grup başkan vekili ile Sayın Erkan Akçay bir izah ederse biz de anlayacağız.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Lügate bak, sözlüğe bak, mugalatanın ne olduğunu öğrenirsin. Cahilsen ne yapalım!

TUFAN KÖSE (Devamla) - Baktım ben sözlüğe, Ekşi Sözlük'e de baktım, Ekşi Sözlük'e de baktım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Ekşi Sözlük'e bakma, Türk Dil Kurumunun sözlüğüne bak.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Yani yanıltıcı söz söyleyen, boş, içi safsata dolu söz söyleyen vallahi sizsiniz, milleti kandırmayın lütfen, yapmayın.

Burada KHK'yle işine son verilip milletvekili seçilen arkadaşlarımız var, anayasa profesörü var, neyi konuşuyorsunuz siz, neyi anlatıyorsunuz? Bu insanları niye kandırmaya çalışıyorsunuz? Yapmayın lütfen arkadaşlar.

Değerli arkadaşlarım, şimdi...

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Gene mugalata yapıyorsun ha!

TUFAN KÖSE (Devamla) - Hiç mugalata filan yapmıyorum.

Değerli arkadaşlarım, iktidarın olağanüstü baskısına...

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Öğrendin mi mugalatanın ne olduğunu?

TUFAN KÖSE (Devamla) - ...olağanüstü adaletsiz koşullara rağmen yapılan 31 Mart seçimini, hiç kimseyi dışlamayan, kendi yankı odalarının dışına da seslenen, seslenebilen, vatandaşa giden, yüz yüze ilişkiler kuran, onlara dokunan, onların gönüllerine dokunan, nefret değil sevgi yayan bir dil kullanan Millet İttifakı'nın adayı Ekrem İmamoğlu kazanmıştır. Maalesef, bu defa kediler trafoya girememiş, atı alan Üsküdar'ı geçememiştir. Maalesef, bu defa ıslak imzalı tutanakların tamamı toplanmış ve Millet İttifakı'nın seçim bürolarında değerlendirilmiştir.

Şimdi, kazanmış da ne olmuş? Arkadaşlar, kazandı da ne oldu? Demin Sayın Ağbaba çok güzel bir şey söyledi, YSK eliyle gerçekten ülkemizin yüz elli yıllık, yüz kırk beş yıllık seçim müktesebatına -yazık, yüz kırk beş yıllık seçim müktesebatı bir günde oluşmuyor- ve yetmiş yıllık çok partili yaşamına ihanet edilmiştir. Yani mesele İmamoğlu meselesi ya da Binali Yıldırım meselesi değil, yüz elli yıllık seçim müktesebatına ihanet edilmiştir YSK eliyle. Yazık olan budur değerli arkadaşlar, böyle, beka sorunu falan boş laftır, mugalatadır. Yani İmamoğlu belediye başkanlığı yapınca beka sorunu oluyor da Binali Yıldırım belediye başkanlığı yapınca beka sorunu olmuyor mu? Şimdi, buna ihanet edildiği gibi Türkiye maalesef, göstermelik seçimler yapılan, aynı Suriye gibi, aynı Libya gibi, aynı Irak gibi, Baasçı rejimler gibi, totaliter sistemlerin hâkim olduğu ülkelerin ligine düşürülmüştür. Yani yazık ettiniz, gerçekten yazık ettiniz. Hukuki boyutu çok, çok şeyler konuşuldu burada, her şeyler konuşuldu.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - 367'de aynısını...

TUFAN KÖSE (Devamla) - "Bir şeyler var ama ne olduğunu bilemiyoruz, kesin bir şeyler var." Ali İhsan Bey diye bir Genel Başkan Yardımcısı söylüyor. "Mahkûm" dediler, araştırdık; on yedi gün boyunca "kısıtlı" dediniz baktık "deli" dediniz 40 bin seçmene, baktık; en son hiçbir şey bulamadınız, ne buldunuz biliyor musunuz? FETÖ, FETÖ'cü... Zaten YSK'yi FETÖ'yle tehdit ediyordunuz, 40 seçim kurulu üyesine de FETÖ soruşturması açtınız falan filan "Sonu cezaevi." dediniz. Yahu resmen tehditle, hileyle seçimleri iptal ettirdiniz, ne mugalatasından bahsediyorsun Sayın Akçay? Neyin mugalatası bu? Siz, Bank Asyaya para yatıran, havale yapan adamları FETÖ'den attınız; Bank Asyayı açan, 17-25'ten sonra bile Bank Asyadan kredi alan iş adamlarını uçaklarda gezdiren iktidarla yan yanasınız. Neyin mugalatasından bahsediyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - O ayrı bir bahis yahu, seçimlerden bahsediyoruz seçimlerden.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Şimdi, benim bir önerim var, samimi önerim. Sayın Cumhurbaşkanı YSK'nin o 7 üyesiyle toplansın -4'ünü de almasın yanlarına ki bir tevatür falan olmasın- biz 23 Haziranda yapılacak seçimde kaç oy fark atarsak bu seçimi alacağız, bunu söylesinler bize bilelim, ona göre çalışalım. Yani bin oy mu, 10 bin oy mu, 20 bin oy mu?

İSMET YILMAZ (Sivas) - 1 oy, 1 oy!

TUFAN KÖSE (Devamla) - Çünkü 10 bin oyu, 16 bin oyu kabul etmiyorlar. Hâlbuki akşamında "3 bin oyla biz seçimi kazandık." diye açıklama yapan bir il başkanı vardı, hatırlayın. Yok muydu "3 bin oyla" diye açıklama yapan? (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, ben rica ediyorum özellikle Sayın Cumhurbaşkanı bu işe el atsın ve YSK'nin 7 üyesiyle toplansın, Millet İttifakı kaç oyla kazanacaksa onu açıklasınlar, biz de ona göre yapalım. Samimiyetle soruyorum hepinize, bakın laf atanlara da soruyorum, yüce milletime de soruyorum, onlara da soruyorum. Eğer Cumhur İttifakı'nın adayı bu seçimi kazansaydı -ki "3 bin oyla kazandık." dediler, mugalata yaptılar o gün- YSK seçimi bu gerekçelerle iptal edebilir miydi? Gelin buraya, bunun cevabını verin.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - İtiraz eder miydiniz? İtiraz eder miydiniz?

TUFAN KÖSE (Devamla) - YSK bunu, bu seçimi iptal edebilir miydi? Mümkün müdür böyle bir şey? İnanabiliyor musunuz?

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - İtiraz edecek miydiniz?

TUFAN KÖSE (Devamla) - Seçim iptal edildi, sonrasında trajikomik açıklamalar, trajikomik açıklamalar.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Bu kadar da olmaz ki ya, farazalarla olmaz ki ama ya!

TUFAN KÖSE (Devamla) - Türkiye'nin tamamında 3 milyon 394 bin oy almış bir partinin genel başkanı, yalnızca İstanbul'da 4 milyon 170 bin oy almış bir partinin genel başkanını "sözde genel başkan" falan diyerek güya küçümsüyor ve "Mazbata almadan Anıtkabir'e gidersen karşılığı bu olur." diyor. Yahu, yazık bu yüz kırk beş yıla arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son cümlelerinizi alayım Sayın Köse.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Kolay olmadı, bunu, yüz kırk beş yılı siz yapmadınız; burada, Osmanlı paşalarının, padişahlarının, meşrutiyetin, cumhuriyetin, 1921 Anayasası'nın, 1924 Anayasası'nın, 1961 Anayasası'nın emeği var. 12 Eylülden ne farkı var bu işin? 12 Eylülün verdiği zarardan çok daha ağır sonuçlar doğuracak zarar verdiniz YSK'ye yaptığınız bu baskıyla. Yani yazık ettiniz Türkiye'ye, yazık ettiniz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu ülke öyle sizin dediğiniz gibi kolay kurulmadı, savaş meydanlarında kuruldu, öyle ufak tefek şeylerle de beka sorunu falan yaşamaz. Bir beka sorunu varsa zannediyorum, Sayın Bahçeli'nin, Sayın Cumhurbaşkanının falan bir koltuk beka sorunu var gibi görünüyor. Onu da anlaşılan, artık, seçimlerle çözme şansınız da kalmamış. E, ne yapacaksınız? "FETÖ" diyeceksiniz, "cezaevi" diyeceksiniz, tehdit edeceksiniz ve "Hiçbir şey olmasa da kesinlikle bir şey oldu." diyen adama "mugalata" demeyeceksiniz; seçime sokulan, kandırılan, aldatılan, yüzde 70-80'le kazandığı seçimde de mazbatayı yüzde 20'lik adama veren adama "mugalata" diyeceksiniz, kim inanır buna, kim inanır?

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)