GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:97
Tarih:03.07.2019

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

(HDP ve İYİ PARTİ sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

FATMA KURTULAN (Mersin) - Benim oyumla senin Meclis üyen o koltukta oturacak, oturuyor.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlamakla birlikte, Genel Kuruldaki tartışmayı bitirmenizi talep ediyorum efendim.

FATMA KURTULAN (Mersin) - Hepiniz muhtaçsınız o oya, hepiniz muhtaçsınız bizim oyumuza, bizim desteğimize.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Vermeseydin, kim yalvardıysa ona söyle.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) - Biz oy için yalvarmadık kimseye, "Oy verin." demedik ki.

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, sayın milletvekilleri; bir grup başkan vekili konuşma yapıyor, sizi sükûnete davet ediyorum.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, bu kürsüde -ben diyeyim 50, siz anlayın 100 defa- Türkiye'nin Kürt sorununa, siyasetçiler için bir siyasi çıkar, bir siyaseten oy devşirme, güç toparlama meselesi olarak bakılmaması gerektiğini hep söyleyegeldim. Kim kime ne diyecekmiş, bu bizim işimiz değil. Yani şöyle yaklaşmayı da doğru bulmuyorum: PKK'nın, PKK terör örgütünün Kürt sorunundan beslendiği bir vakıa ama siyasetin terörden beslenmesi daha vahim bir durum ve tablodur. Siyasetin ve siyaset kurumunun bundan uzak durması lazım.

Değerli arkadaşlar, "Vay sen PKK'ya şu kadar düşük sesle 'terörist' dedin, ben bu kadar yüksek tonla 'terörist' dedim."le bu mesele çözülmez, olan evlatlarımıza olur, bu coğrafyanın çocuklarına olur; bir kere bunu söyleyeyim. Yazık, günah! Yazık, günah! Yani şehitler ölmez, vatan bölünmez... Doğrudur, inancımıza göre şehitlerimiz ölü değillerdir; bu vatan da bölünmez, kimse bölemez. Ben buna da inanıyorum ama arkadaşlar, orta yerde bir tablo var. Kürsüye göre sol taraftaki partinin içinden çıkan hükûmetlerin bu konuda geriye dönük sicili zaten hırlı değil, iyi değil. Sıfır terörle teslim alınan Türkiye'de gelinen nokta, verilen şehit sayısı belli.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Kaç sıfır? Kaç sıfırdı Engin Ağabey?

ENGİN ALTAY (Devamla) - Efendim, ben söylüyorum, bu benim düşüncem.

19 Ekim 2009'da başlayan, 11 Kasım 2014'te biten çözüm süreciyle ilgili herkes laf etti, söz etti; biz de ettik. Mesela, bizim orada çok samimi söylediğimiz bir şey var: Bu meselenin adını koymak lazım, cesurca koymak lazım; bunun adı Kürt sorunudur kardeşim.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) - Değildir efendim.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Edersin, etmezsin; sen de "Değil." dersin. Sen diyorsun ki "Burası Türk yurdu." Türk kavramına kafatasçı bir yaklaşımla bakarsam ben de derim ki "Hayır efendim, burası Gürcü yurdu." Böyle bir şey olabilir mi?

Burada şunu nakledeyim madem, sürem de az, biraz da tatlıya bağlayalım, bu iş bitmez ama bir şeyin bilinmesini istiyorum: Siyasi partilerin terör örgütleriyle, devletin terör örgütleriyle ilişkileri noktasında, AK PARTİ'nin, HDP'nin, diğer partilerin PKK'yla, şu bu terör örgütleriyle ilişkisi noktasında Türkiye'de çok tartışılacak konu var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - Başkanım, toleransınıza sığınıyorum efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Ben yeni bir tartışma açayım: 7 Şubat 2012, ne ifade ediyor? MİT operasyonu, meşhur. Şimdiki Sayın Cumhurbaşkanımızın ameliyat yatağından kalkıp MİT Müsteşarına yönelik operasyona müdahale ettiği gün değil midir arkadaşlar? Bu 7 Şubat operasyonunu Fetullah Gülen'e bağlı, devlete yerleştirdiğiniz savcıların, kolluk kuvvetlerinin yaptığı yanlış mıdır? Doğrudur, burada mutabıkız zaten. Şu arka odanın dili olsa da konuşsa -orada konuşulanları biz konuşamıyoruz- AK PARTİ'nin o dönemki yöneticileriyle konuştuklarımızı konuşsak. Peki, şimdi soru şu: 7 Şubat 2012'den 17 Aralık 2013'e kadar tahminen yirmi iki ay, iki yıl...

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Karıştırıyorsun, on sekiz ay.

ENGİN ALTAY (Devamla) - On beş ay olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Teşekkür ederim, çok naziksiniz.

7 Şubat MİT Müsteşarı kriziyle başlayan süreçten 17-25 Aralıktaki son darbe ve ayrılışa kadar geçen yaklaşık iki yıllık süre içinde AK PARTİ'nin, kimi AK PARTİ'li siyasetçilerin FETÖ'yle, ne pazarlıklar yaptığının, neler konuştuklarının da burada konuşulması lazım. Hani "Gittiler, Abdullah Öcalan'la konuştular." diyoruz ya yani PKK, FETÖ'den daha mı tehlikeli ya da FETÖ, PKK'dan daha mı az tehlikeli? Bunu da sorgulamak lazım.

Son süreçte, İstanbul seçmeninin aklıyla ve hâliyle alay edercesine İmralı'dan mektup taşıyarak İstanbul'daki Kürt seçmenin oyunu alabileceğini zannedenler, İstanbul'daki Kürt seçmenden çok güzel bir ders ve cevap aldı. Devlet adabını, devlet adamlığını, siyasi ahlak ve etiği İstanbul'daki Kürtler AK PARTİ'ye öğretti. Onları kutluyorum, helal olsun onlara. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - Açmayın Başkan, suistimal etmiş olmayayım, kürsü işgali gibi de olmasın.

BAŞKAN - Teşekkür ederim, sağ olun.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu tür meseleleri çok kaşıyarak bir şey elde edilmez.

Arkadaşlar, olan, ölen evlatlarımıza oluyor; olan, ağlayan analara oluyor. Bizim burada tuzumuz kuru. Gelin, biraz, Allah'tan korkalım, milletten utanalım, bu meseleye samimi ve objektif bakalım diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)