GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:100
Tarih:10.07.2019

CHP GRUBU ADINA ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, gecenin ilerleyen saatinde Türkiye'nin ayakta kalmış tek sektörünü tartışmak aslında biraz da zül geliyor. Arkadaşlarımız dinlemekten yoruldu, biz Komisyona anlatmaktan yorulduk. Bu zamanda bunun gelmesiyle özellikle de yıllardır konuşulan turizmin tanıtımında sivil örgütlenmenin olması gerektiğini söylememizin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum.

Şimdi, birincisi, Türkiye'de en önemli sektörlerden bir tanesi tarım. Tarımı bitirdik. İkinci en önemli sektör ve istihdam sağlayan sektör neydi? Sanayi. Sanayi de yoğun bakımda. Şimdi ayakta kalmış bir sektör var, o da turizm. Fakat turizm öyle bir sektör ki pamuk ipliğine bağlıdır. Siyasi yanlışlar turizmi bir anda yerle bir edebilir.

Örnek derseniz, 2015 yılının sonunda düşürülen Rus uçağı. 2015 yılının sonunda düşürülen Rus uçağıyla birlikte, hatırlarsınız, yarışlar yapılmıştı "Ben düşürdüm, sen düşürdün." yarışması yapılmıştı ve daha sonra Rusya'dan seçim bölgem olan Antalya'ya sadece 48 bin kişi geldi bir yıl boyunca, 2016 yılında.

Şimdi, bu kadar pamuk ipliğine bağlı, siyasete bu kadar entegre olmuş bir sektörün ajansla, tanıtımla kurtulabilmesi ihtimalini ben sıfır görüyorum. Şimdi, bir kere, 2016'dan sonra, 2017'de rakamlara baktığımız zaman, sektörün kârları sıfırlanmış yani sektörde kâr yok 2017'de. 2018'de durum aynı, 2019'da biraz para kazanacaklardı. Hangi sektörler kazanacaktı? Efendim, konaklama sektörü, acenteler falan. Şimdi onu da burada ellerinden alıyorsunuz yüzde 1'le yani faaliyetleri üzerinden elde ettiği ciroyu siz kâr zannediyorsunuz, yüzde 1 alıyorsunuz. Şimdi, bakıyorsunuz, Merkez Bankasının kayıtlarına göre, bu sektör yüzde 4 kâr ediyor. Oran ortada, yüzde 4. Siz yüzde 25'ini almayı teklif ediyorsunuz. Zaten ruhunda bir sakatlık var, daha sonra da "Efendim, işte, burada aramızda pazarlık yaptık, yüzde 1'in yüzde 25'ini -yani 0,75'e- indirdik." diyorsunuz. Bunun ruhunda sakatlık var; böyle tanıtım yapılamaz, böyle tanıtım yapılacağı iddia edilemez.

Tanıtımın da önemi şudur: Eğer ülkenizde gerçekten kaliteli bir demokrasi varsa, eğer ülkenizde insanların can ve mal güvenliği varsa, eğer ülkenizde hukuk güvenliği varsa insanlar zaten sizi tercih eder çünkü dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz "açık hava müzesi" diyoruz, sahillerimiz öyle, tarihimiz öyle, kültürümüz öyle. E, sizin zaten başka bir şey yapmanıza gerek yok, geçmişte böyleydi ve geldiğimiz noktada, kişi başına ortalama 850 dolara kadar çıkan turizm, şu anda 647 dolara düştü ve bunu yukarı doğru çıkarmaya çalışan bir sektör var. Sektörün kendi gayretleriyle, kendi tanıtım gücüyle buraya getirildi. Yani sektörün bütün dinamikleriyle, emekçileriyle, yatırımcılarıyla, o kentlerde yaşayan insanlarımızla buraya getirildi turizm ve bugün diyoruz ki: "Elimizde kalmış tek sektörü de yerle bir edelim."

Bakın, geçenlerde oturdum, özellikle bu geldiği zaman çalıştım, kaliteli denilebilecek satış firmalarından yani dünyada satış yapan emlak firmalarından bir araştırma yaptım, 1.347 otel satılık arkadaşlar. Kâr ediyor olsa insanlar kendi otellerini niye satsınlar? Ve başka bir şey gördüm, eskiden, 1990'lı yıllarda bir otel üç dört yılda kendini amorti ederdi, şimdi on beş on altı yıla çıktı ve otellerimiz eskidi. Her şey dâhil sistemi var, oteller eskidi ve renovasyon yapılamıyor; kimse yatırım yapamıyor çünkü para kazanmıyor.

Dün On Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda turizmle ilgili bölümde dikkatimi çeken bir şey vardı: "300 bin yatak daha ilave edilecek 2023 yılına kadar." deniyor ve hiçbir açıklama yok. Nereye yapacaksınız? Sahillere mi yapacaksınız, Orta Anadolu'ya mı, Doğu Anadolu'ya mı, Güneydoğu Anadolu'ya mı, nereye yapacaksınız, bir tanımı yok. Eğer sahillere yapacaksanız turizmi bir kere daha yerle bir edeceksiniz çünkü Türkiye'deki otellerin ortalama doluluk oranı yüzde 55, on iki aylık ortalama doluluk oranı yüzde 55. Ve bir iddiada bulunuyorsunuz, 300 bin yatak daha yapacaksınız, şu anda 1 milyon 182 bin yatak var zaten. Yani dörtte 1'i kadar, hatta neredeyse yarısına yakın yeni ilave yatak yapacağız diyorsunuz; bu da planlamanızın planlamasız olduğunu gösteriyor.

Ciro üzerinden vergi alınmasının ben haraç olduğunu düşünüyorum. Siz zarar eden firmadan yüzde 1 -haydi 0,75 diyelim- alacağım diyorsunuz; e, zarar etmiş firma. Bu, vergi adaletine de, genel adalete de aykırıdır.

Bir de ayrıca, burada nereye gideceği belli değil bu toplanan paranın. Gene benim yaptığım hesaba göre 360 milyon dolar para toplanacak burada. 360 milyon dolar çok büyük bir para. Bu paranın nasıl harcanacağı belli değil, aynı zamanda da merkezden harcayacaksınız. Peki, yereller niye yok burada? Ticaret, sanayi odaları, esnaf odaları, en çok kahrını çekenler bunlardır, özellikle ticaret odalarında bütün sektör mensupları vardır. Siz oradan 1 kişiyi bile dinlemeden, hatta Odalar Birliğini de aynı zamanda, Belediyeler Birliğini de aynı zamanda nereye alıyorsunuz? Danışma kuruluna. Danışma kurullarına kimse hiçbir şey danışmaz. Yani siz yerelden elde ettiğiniz geliri yine merkeze çekiyorsunuz ve merkezde nasıl harcayacağınız belli değil ve nereye harcayacağınız da belli değil. O yüzden belediyelerin bunu harcaması gerektiğini şöyle bir dayanak bularak söylüyorum: Antalya'ya, kendi seçim bölgeme bu yıl tahminen 15-16 milyon turist gelecek. 15-16 milyon turistin bütün kahrını Antalyalı çekecek; Antalya'nın emekçisi, Antalya'nın -affedersiniz- çöpçüsü, aynı zamanda da belediyesi, yolları. Havaalanında inip sadece otellere gidip konaklayacaklar. Peki, Antalya'ya ne bırakacaklar? Hiçbir şey. Peki, yerel yönetimlerde, örnek vermek gerekirse Erzurum da merkezî bütçeden pay alıyor; Antalya, Muğla İzmir gibi iller de pay alıyor. Birisi artı 16 milyon kişiye, yabancı turiste -yerli turist yok bunun içinde, onu da koyarsanız 20 milyon kişiye- hizmet ediyor; öbür taraftaki, Erzurum ya da başka bir ildeki sadece kendi yaşayanlarına hizmet ediyor. Bu, adalet değil. E peki, buradan böyle bir pay alıyorsunuz, bu payı niçin yerel yönetimlerdeki hizmetler için kullanacağınızı burada belirtmiyorsunuz?

Ve ayrıca "Tanıtma Genel Müdürlüğü" diye bir müdürlük var, yıllardır "tanıtmama genel müdürlüğü" olarak durur orada. Turizm fuarlarına gideriz ve oradaki tanıtımın şeklini görürüz. Asıl tanıtanlar, sektörün gene kendi mensuplarıdır. Turizm Bakanlığı eğer 100 lira harcıyorsa sektörün kendisi 500 lira harcar ve tekrar o sektörün kendisinden, cirosundan pay alıyorsunuz. Doğru değil, adaletli de değil.

Aynı zamanda, yerelden bahsetmişken 54 sektörün... Yani Kars peynirini de Antalya'da satarsınız, efendim, Erzurum'un Oltu peynirini de Antalya'da satarsınız, Ege'nin zeytinini de Antalya'da satarsınız yani 54 sektör buradan besleniyor, Türkiye'nin her yerinden buraya mal satılır. Şimdi, böylesine bir kentte, böylesine ekonomiyi döndüren bir sektörü, aynı zamanda istihdam sağlayan yani emekçilere iyi kötü iş bulduran bir sektörü siz ne olduğu belli olmayan vergiye mahkûm ediyorsunuz.

Denetim yok dedik. Evet, denetlenmeyen yerde yani Sayıştay denetiminin olmadığı yerde bu paranın nasıl kullanılacağını hiç kimse bilemez. Ve onun dışında da bir madde benim dikkatimi çekti burada, 8'inci maddenin (1)'inci fıkrası. "Ajans, her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma mükellefiyetlerinden muaftır." diyor. Ya bu, şu demek; benim aklıma bu geldi: Bunu ödeyemeyenleri biz icraya verelim -büyük paralar tutar bunlar çünkü, 360 milyon dolar gibi bir rakamdan bahsediyoruz- orada da teminat falan koymayalım. Yani şimdiden kılıf hazırlanmış; icraya verilecek bir şirket, batırılmak istenen bir şirket gibi duruyor.

Ben burada son sözü şöyle söylemek istiyorum: Eğer siz ülkenin imajını düzeltirseniz çok fazla tanıtıma ihtiyacınız olmaz. Ülkenin imajını düzeltmek için önce demokrasiye döneceksiniz, önce hukukun üstünlüğüne döneceksiniz ve daha sonra da turizmi yapabilir hâle getireceğiniz bir ülke olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Budak, son cümlenizi alayım, buyurun.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Bunun için de Meclisin işlevsel hâle gelmesi gerekiyor. İnsanların kendilerinin bu ülkede özgür olduklarını bilmeleri ve bu ülkede artık gazetecilerin, artık yazarların, aynı zamanda akademisyenlerin hapse girmeyeceğinden emin olması ve dünyaya da bu mesajın verilmesi gerekiyor. Var mı? Maalesef yok. Temennimiz, bu yasanın bu şekilde geçmemesi hatta bunun kaldırılıp bütün kesimlerle, toplumun bütün kesimleriyle tartışılıp tekrar gündeme getirilmesidir.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)