GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:2
Tarih:02.10.2019

CHP GRUBU ADINA İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken öncelikle yeni yasama döneminin hayırlı uğurlu olmasını dilerim.

Bugün basının mali ve fikir özgürlüğü sorunlarının incelenmesi için vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu önergemiz, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla ekip olarak gitmiş olduğumuz Erzurum'da ziyaret etmiş olduğumuz Gazeteciler Cemiyetine istinaden hazırlanmış olan bir önergedir. Buradan Erzurum'a da selamlarımı iletiyorum.

Bizlere, siyasetçilerin sözlerinin genelde suya yazıldığını söylemişlerdi, biz suya yazmadığımızı ve ilk gündem maddesi olarak getireceğimizi söylemiştik, sözümüzü tuttuğumuz için de mutluyuz. Teşekkür ediyorum grubumuz adına.

Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen saygıdeğer yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Basın, demokrasinin dördüncü gücüdür, medya özgür olmadan Türkiye özgür olamaz. Baskı ve sansürün olmadığı medya, demokratik hukuk devletinin sigortasıdır. Halkın doğru haber alma hakkı, kamu gücünün denetimi için olmazsa olmaz sektörlerden bir tanesidir.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak basının sorunlarını ülke sorunu olarak görüyor ve önemsiyoruz.

Değerli milletvekilleri, maalesef AKP iktidarı döneminde oluşturulan yandaş havuz medyasıyla Hükûmetin tüm politikalarının alkışlandığı, eleştirilere sağır kalındığı, muhalefetin sesine ise yer verilmediğini hep beraber yaşıyoruz.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün raporuna göre, Türkiye, Çin ve Mısır'la birlikte dünyada en çok tutuklu gazetecinin olduğu ülkelerden bir tanesidir. Karikatürle eleştirinin bile suç hâline getirildiği ülkemizde ne yazık ki toplumda açık açık muhalif tüm seslere yönelik cadı avı yapılmaktadır. Sosyal medya mesajları suç unsuru hâline gelmektedir. Bugün itibarıyla toplam 134 gazeteci tutuklu, hükümlü olarak cezaevlerindedir, bundan utanç duyuyoruz.

Bakın, AK parti döneminde yaratılan yandaş havuz medyası üzerinden medyada tüm dengeler değişmiş, taraflı ilan politikaları ve kamu kaynaklarının sadece yandaş havuz medyaya akıtılması sonucunda, yıllardır hizmet veren köklü medya organları birer birer kapanmış ve el değiştirmiştir. Bunun sonucunda 10 bini aşkın gazeteci işsiz kalmış, Sabah, Akşam, Star gazeteleri ile ATV, A Haber gibi kanalların havuz medyasına dönüştürülmesinin ardından Doğan Medya Grubu el değiştirmiş, yayın çizgisini değiştirmiş, birçok gazeteci de işten çıkarılmıştır. Yandaş medya öyle güçlenmiş, o da kendi içinde ayrışmıştır. "Pelikancı" olarak adlandırılan grup, iktidar içinde ayrı güç elde etmek isteyenlerin yayın organı hâline dönüşmüştür. Basın hiç bu kadar kötü duruma düşürülmemiştir.

Mali kriz sonucu büyük gazetelerin sayfa sayısı düşürülmüş, hafta sonu ekleri kaldırılmıştır. Biliyorsunuz, yakın zamanda Vatan gazetesi, Habertürk gazetesi kapanmış, yakın zamanda da Yeni Şafak gazetesi ekonomik sebepleri göstererek birçok gazeteci kardeşimizi işten çıkarmıştır. Şimdi de Türkiye'nin ilk özel yerel televizyon kanallarından biri olan ve yirmi beş yıldır faaliyet gösteren Bursa'daki Olay TV ve Olay gazetesinin kapanma kararı almasından da üzüntü duyuyoruz.

Değerli milletvekilleri, Basın İlan Kurumunun 2019 yılı verilerine göre Türkiye'de resmî ilan yayınlama hakkını haiz 1.075 gazete vardır. Gazetelerde çalışan sayısı 7.593 kişidir. Bu gazetelerde toplam 3.211 kardeşimiz basın kartı sahibidir. Yani sektör aynı zamanda önemli bir istihdam kapısıdır.

Medyanın darboğazda olmasının sebeplerinden biri de girdilerin yurt dışına bağımlı olmasıdır. Türkiye'nin kâğıdın ana ham maddesi olan selülozu üretemez olması ve kâğıdı dışarıdan almasıyla beraber ve tonunun da 600 dolardan 900 dolara çıkması basınımızı zor durumda bırakmıştır. Yine aynı zamanda kâğıdın dışında boya, kalıp gibi diğer gazete girdilerinde de dışa bağımlıyız.

Değerli milletvekilleri, ekonomik durgunluk sebebiyle özel sektör reklam bütçesini kısmış, bu da medya organlarının gelirini düşürmüştür. Resmî devlet kurumları artık ilana çıkamaz hâle gelmiştir ve 15 Temmuzdan sonra da davet usulü alımları tercih etmeye başlamasıyla beraber medya şu anda can çekişmektedir. Bu durum da yerel gazetelerin ilan gelirlerini büyük ölçüde sekteye uğratmıştır. Üstelik resmî ilan tarifelerinde iki yılı aşkın süredir artış yoktur. Basının mağduriyetini artırmıştır. İcra ilanlarının gazetelerde yayımlanma zorunluluğunun kaldırılması yönünde düzenleme yapılacağı yönündeki duyumlar endişe yaratmaktadır. Böyle bir düzenleme yerel ve ulusal tüm gazetelerin can suyunu kesecektir.

Değerli milletvekilleri, basınımızı kurtarmak ve özgürleştirmek için sektöre can suyu sağlayacak acil destek paketi hemen hazırlamalıdır. Araştırma önergemde teklif ettiğim üzere Basın İlan Kurumu kanalıyla kâğıdın ucuz fiyattan tedarik edilerek gazete sahiplerinin desteklenmesi doğrudur.

Bu paket, ucuz kâğıt tedarikinin yanı sıra sosyal güvenlik kurumu primleri ve vergi ödemelerinde kolaylıklar getirmelidir. Resmî ilanlarda eşit ve hakkaniyetli bir modele geçilmelidir. Basın Kartları Yönetmeliği'nde gazeteciler lehine düzenleme yapılırken erken emeklilik imkânları kolaylaştırılmalı, hem işsiz kalan hem de erken emeklilik imkânlarından edilen yani yıpranma payı ellerinden alınan gazetecilerin koşulları mutlaka iyileştirilmelidir.

Umarım ki AK PARTİ'yle beraber MHP de bu önergemize destek olur ve basının içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulması için araştırma komisyonu kurulmasına vesile olur.

Bu öneriyle konuşmama son verirken yüce heyetinizi, Meclisi ve ekranları başındaki yurttaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)