| Konu: | Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 7 |
| Tarih: | 16.10.2019 |
CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklif sahiplerinin "Yargı reformu sürecinin bir parçası" diye hazırladığı, bir süre önce Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni hazırlayanların da "Yargıda reform yapıyoruz." diye sunmaya çalıştığı paketler dizisinin ilkini görüşüyoruz.
İkinci bölüme geçtik, bir kere maddelerle ilgili arkadaşlarımız birçok şey söyleyecekler, anlatacaklar, konuşacaklar ama önce temel bir meseleyi tespit etmekte yarar var.
Sayın milletvekilleri, bu teklifi hazırlayanlar, Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni hazırlayıp sunanlar ve saray rejimiyle ayrıldığımız temel bir nokta var, sorun algısında ayrılıyoruz. Teklifi hazırlayanların bambaşka bir dünyası var, 39 maddeyi açıp baktığınızda sorun algımız tamamen başka.
Bize göre, Türkiye'de yaşayan, samimi, hayatın içerisinde, yargısal uygulamalardan muzdarip olan herkese göre çok açıkça biliniyor ki yargının temel problemi talimatlı yargı sorunudur, bağımsız yargının olmamasıdır; siyasetin yargı üzerinde hâkimiyeti, tahakkümü ve talimatla iş gördürmesidir, temel mesele bu. 39 maddelik şu teklife baktığımızda, bu sorun algısıyla uzaktan yakından ilgili bir şey göremiyoruz. Ya, ne var? Sanki mesele bir kırtasiye sorunuymuş gibi anlatılan şu: "Yargıda hangi problemi çözeceğiz?" "Şurada uygulamada şöyle küçük bir mesele var, bunu alalım, çözelim." "Pasaport Kanunu'nda şunu değiştirelim." "İnfazla ilgili şu hükmü düzenleyelim."
Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi bu değişiklikleri her zaman yapabilir, bu değişikliklerin içinde olumlu, olması gereken şeyler de vardır, Komisyonda arkadaşlarımız söyledi ama meselemiz bu değil. Meselemiz, Türkiye'de gerçekten bağımsız ve tarafsız bir yargı yaratma meselesidir. Bunun için de binaya çatıdan başlayamazsınız. Bırakın bunu "reform" diye anlatmayı. Bir de duyduğumuza göre 8 tane daha gelecekmiş, 1'incisinden ne gördük ki 8'incisinden ne görelim? Yola nasıl çıkarsanız öyle gidecek. Yani çatıdan başlanır mı binaya? Temelden başlayacaksınız, temelden başlamanın yolu da geleceğiz bir araya, yargıyı bağımsız kılmak için Anayasa'yı elimize alacağız; Hâkimler ve Savcılar Kurulu başta olmak üzere yüksek yargı organları için, hâkimler ve savcıların teminatı için, bağımsız yargı için ne gerekiyorsa yapacağız. Bunu yapmadan atacağımız her adım lafügüzaftır. Bunun daha ötesi yok.
Bakın, şimdi, şunu da Türkiye'de artık herkes biliyor: AK PARTİ iktidarları için, hükûmetleri için yargı, bugüne kadar sadece ve sadece ele geçirilmesi gereken bir alan olarak görüldü, temel problem bu. Adalet dağıtması gereken bir alan değil, ele geçirilmesi gereken bir alan olarak görüldüğü için dün devlet düşmanı, cumhuriyet düşmanı, adalet düşmanı, hukuk düşmanı FETÖ gibi bir çeteye yargıyı teslim etmekte bir beis görmediniz; bu anlayış getirdi. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi durum farklı mı? FETÖ gitti, başka cemaatler geldi. Bugün gidin adliye koridorlarına, gidin Yargıtayın koridorlarına, hangi cemaatlerin nerelerde hâkim olduğu konuşuluyor. Bu utanç tablosunu düzeltmeden 39 maddeyle hangi reformdan bahsedeceğiz?
Değerli milletvekilleri, bakın, Yüksek Seçim Kuruluna talimat verildi; yaratılan düzeni söylüyorum, talimatlı yargıyı. İstanbul seçimlerini kaybettiniz, hazmedemediniz, Yüksek Seçim Kuruluna talimat verdiniz, seçim iptal ettirdiniz. Allah'tan millet 813 bin farkla bir şamar vurdu da ne olduğunu anladınız. (CHP sıralarından alkışlar)
Tarihimizde ilk defa savcılar elini sandıklara soktu. Çok partili rejime geçtikten sonra ilk defa savcılar ellerini sandıklara soktu, savcılara delil toplattınız. Bütün bunları hangi yargı düzeni kurdu? Sizin getirdiğiniz talimatlı yargı düzeniyle bunu yaptınız.
Şimdi, Cumhurbaşkanına hakaret suçu, madde 299'u "E işte Yargıtaya temyize tabi tutalım." diye koymuşsunuz; iyi, güzel de 299'u kaldırmanız lazım, kaldırmanız. Bugünkü partili Cumhurbaşkanlığı düzeninde bunu kaldırmadan bir şeyi çözemezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
2018 yılında, bir yıl içerisinde partili bir Cumhurbaşkanına hakaret etti diye sosyal medya paylaşımlarından 26.115 dava açılmış. Sayın Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin gördüğü ilk Cumhurbaşkanı değil, 12 Eylül rejiminden sonraki bütün Cumhurbaşkanları için toplam bu sebeple açılan dava 1.121. Onlar bir de partisiz Cumhurbaşkanıydı. 1.121 toplamı, Kenan Evren buna dâhil arkadaşlar, Kenan Evren buna dâhil. Helal olsun, onu bile geçtiniz, Kenan Evren'i bile geçtiniz! (CHP sıralarından alkışlar)
Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 126 ülkede 109'uncu olmuşuz. Türkiye'nin hâli bu, yaratılan yargı düzeni.
Barış Pınarı Harekâtı hepimizin, bizim, başarıyla sonuçlanmasını beklediğimiz, istediğimiz bir harekât. En azından benim bütün paylaşımları savunduğum söylenemez ama sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle 186 kişi hakkında soruşturma açıldı bir hafta içerisinde, 186 kişi hakkında. Hangi bağımsız yargı düzeni, hangi yargı reformu? İnsanlar böyle bir mesele hakkında bile Twitter'da parmaklarıyla tuşlara basarken korkmaya başladı insanlar; olur da yanlışlıkla bir şeyi beğenirsem arkamda bir talimatlı ordu gelir de hâkimin karşısına çıkarım diye.
Bakın, değerli arkadaşlar, bir hafta önce 22 yaşındaki bir gencimize bir yıl iki ay mahkûmiyet kararı verildi, sonra hükmün açıklanması ertelendi. Genç bir çocuğumuz, Mert Durgun -talimatlı yargının ne olduğunu anlatıyorum- üniversiteyi yeni bitirmiş. Niye hüküm giydi biliyor musunuz? Bir gün içerisinde duruşması bitti. Niye hüküm giydi? Benim bir mitingde söylediğim "şeddeli faşist diktatör" sözünü paylaşmış sosyal medyada, bir haberi paylaşmış, bir haberi; 22 yaşında. Yani saray rejiminin kimlerle ve nelerle uğraştığını görün. 22 yaşındaki çocuğun sosyal medya paylaşımıyla uğraşan bir anlayıştan yargı reformu çıkar mı arkadaşlar? Çıkar mı, Allah için, bir dönün, bakın. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, bu bölümde -görüşülecek biraz sonra- yeni usuller icat edilmiş, reform yapılacak ya. Seri yargılama usulü, basit yargılama usulü... Yeni yargı usulleri icat ediliyor, sorunun kaynağından tamamen habersiz yeni usuller. Bakın, ben size yeni icat ettiğiniz usulleri söyleyeyim mi, buraya yazmanıza gerek yok. Mesela bir basit yargılama usulünü, daha kanunu çıkmadan nasıl basitleştirdiniz bu işi anlatayım. Trump önce tehdit etsin, ondan sonra rica etsin, ondan sonra Erdoğan talimat versin, rahip serbest kalsın. İşte bundan daha basit bir iş var mı? Buraya yazmanıza gerek yok, yargıyı bu hâle getirdiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Basit yargılama usulüne hukukçular, hocalar bakacak ne yazmışlar diye. Ne yazmışlara gerek yok, ne yapmışlar, ona bakalım, ona bakalım. Bakın, seri yargılama usulü, basit yargılama usulü; yazmışsınız. Cumhuriyet gazetesi yazarları, Sözcü gazetesi yazarları -yaşamı boyunca FETÖ'ye karşı mücadele etsin- onlar, talimat verin, FETÖ'den yargılansınlar, tutuklansınlar ama FETÖ borsasından ihale alanlar, yaşamı boyunca FETÖ'nün kuyruğunda gezip ondan sonra da saraya yakın avukatlar bulup FETÖ borsasından ihale alanlar beraat etsin, serbest kalsın! Bundan daha basit yargılama usulü olur mu, niye yazıyorsunuz buraya? (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, mesele şudur: Yargıda icat çıkarmayı bırakın, yargıyı rahat bırakın yeter. İcat çıkarmayın, yargıyı rahat bırakın yeter. Sizin çıkardığınız icatlar sonucu dün yargı FETÖ'ye teslim edildi, bugün yeni cemaat ve tarikatlara teslim edildi. Cemaat, tarikat, nerede hakikat? Hakikat yok ortada. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Tezcan, tamamlayın lütfen.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, tabii, başta da söyledim, belli başlı maddelerde konuşacak arkadaşlarımız; onlarla ilgili belli düzenlemeler yapılabilir. Mesela bu düzenlemelerin içerisinde, özellikle temyiz sınırı ve infazla ilgili bazı önemli düzenlemeler var, bunlar yapılabilir ama yetersiz. Keşke sadece temyiz sınırını düzenleyerek çözmeseydiniz de mesela bir davada istinaf ve temyize tabi olan hükümlerin birisi temyize gitmişse diğerlerini de temyize gönderebilecek bir düzenleme burada olsaydı. Netice ceza verilirken ayrı ayrı istinaf sınırında kalanların toplamı temyiz sınırına giriyorsa onları da temyiz sınırına taşıyabilseydik. Yani Komisyonda, reform olmamakla birlikte, bu düzenlemeler yapılsaydı, belli başlı acil ihtiyaçlara da cevap verilebilirdi ama değil 1 tane -son cümleyle bitiriyorum Sayın Başkanım, son cümleyle, selamlayacağım- 8 tane de 80 tane de böyle paket getirseniz Türkiye'de bozduğunuz yargıyı bu paketlerle düzeltemezsiniz. Paket değil, samimiyet istiyoruz, samimiyet.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)