| Konu: | Filistin'de yaşanan son gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 18 |
| Tarih: | 14.11.2019 |
ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dün Gazze'ye yapılan alçak saldırıda şehit olan Filistinlilere Allah'tan rahmet diliyorum. Terör devleti İsrail'i bir kere daha lanetliyorum. Filistinli Komutan Baha Ebu'l Ata'nın şehadetini de buradan selamlıyorum.
Yeryüzünde yaşayan bütün insanların güzel ve yaşanabilir bir hayat istemeleri elbette ki haklarıdır ancak ırkçılık, yaşanabilir bir hayatı sadece belirli bir grubun hakkı olarak gören sapkın bir anlayıştır. Irkçı ideolojiler, başkalarının dünyasını cehenneme çevirmek pahasına dünyada kendi cennetlerini inşa etmeye çalışırlar. Irkçılığı yeryüzünde devlet politikası hâline getirmiş organize yapılardan biri de hiç şüphesiz işgalci İsrail devletidir.
Emperyalist paylaşım savaşı olan Birinci Dünya Savaşı'nın ardından 2 Kasım 1917'de dönemin İngiltere savaş kabinesi Bakanı Balfour'un Siyonist temsilci Rotschild'e yazdığı mektup, Filistin topraklarının işgalini resmen başlatan bir hadisedir. Tarihe "Balfour Deklarasyonu" olarak geçen bu mektubun ardından Filistin topraklarına İngiltere himayesinde Yahudi göçü başlatılmıştır. Filistinliler buna karşı koymaya çalıştılarsa da işgal engellenememiştir. Nihayetinde ırkçı emperyalizmin hizmetkârı konumunda İngiltere başta olmak üzere küresel güçlerce 1948 yılında işgalci İsrail devleti kurulmuş ve ne hazindir ki İsrail'i resmen tanıyan ilk Müslüman ülke, Türkiye olmuştur.
Küresel güçlerin taşeronluğunu yapan iş birlikçi yönetimler, Orta Doğu'daki savaş ve çatışma süreçlerinde önemli roller oynayarak İsrail'in bölgede güçlenmesine sebep olmuştur. Körfez Savaşı, 28 Şubat darbesi, Irak'ın işgali, Arap Baharı süreci, devamında Mısır darbesi ve Suriye'deki iç çatışma; bütün bu gelişmelerin sonucunda işgalci İsrail devleti korunmuş, işgale karşı gelebilecek bir otoritenin oluşması engellenmiştir.
Gelinen süreçte işgal devleti, saldırılarını artırmış, Filistinlileri açlığa ve misket bombalarına mahkûm etmiştir, günden güne sınırlarını genişlettiği işgali ve katliamları olağanlaştırmıştır. Daha dün Gazze'ye saldıran terör devleti, onlarca Filistinliyi çocuk, yaşlı ve kadın demeden katletmiştir. Evinin balkonunda oturan baba, Nayfa Muhammed Kabneh adında anne, Hadeel Salah adında 18 yaşındaki bir genç kız şehit edilmiştir. Yine, bugün 6 milyon Filistinli, yurtlarından sürgün edilmiş, mülteci statüsünde yaşamaktadır. Yüz binlerce kadın, yaşlı ve çocuk, çadır kamplarda en basit imkânlardan bile yoksun bir şekilde yaşamaya mahkûm edilmiştir.
Ben aslında burada, huzurlarınızda bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Bundan tam on iki yıl evvel, 13 Kasım 2007 tarihinde, şu ana kadar bahsettiğim zulmün, akan kanın, katliamın ve bebek ölümlerinin baş müsebbibi olan terör devleti İsrail'in Cumhurbaşkanı Şimon Peres, bu salonda, bu Gazi Mecliste, milletin Meclisinde konuşturulmuş ve ne yazık ki ayakta alkışlanmıştır. Peres'i alkışlayan bu eller, süreç içerisinde terör devleti İsrail'le ticaret hacmini zirveye taşıyan eller olmuştur. Manavgat'ın suyunu, katil İsrail'e Kuzey Kıbrıs üzerinden pazarlayan eller olmuştur. Amerika'nın "yüzyılın anlaşması" safsatasıyla, Filistinlileri kendi yurtlarında turist konumuna düşüren anlaşmayı selamlayan ellerdir. Yine bu eller, bir taraftan "yerli ve millî" hamaseti pazarlarken öte yandan son bir yılda sadece İsrail'den tohum alımını yüzde 58 artıran eller olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, bağlayın sözlerinizi Sayın Karaduman.
ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) - İsrail'e yönelik hamasi nutukları terör devletinin kasasında nakde dönüştürenlerdir.
ŞAHİN TİN (Denizli) - Sen kendi söylediğine inanıyor musun? Kendi söylediğine inanıyor musun sen?
ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) - Mavi Marmara davasında verdiğimiz şehitleri 20 milyon dolara peşkeş çekmiş ve yetmediği gibi, Mavi Marmara yolcularına "Giderken bana mı sordunuz?" diyen ellerdir. Yine bu eller, sadece Mavi Marmara davasını satmakla kalmayıp Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan Ankara Anlaşması'nı imzalayan ellerdir. Kürsülerde "Filistin bizim kırmızı çizgimizdir." retoriklerini sıralayıp Kudüs'ün doğusuna ikna edilen ellerdir. Daha önce Gazze'ye gideceğini defaatle söylemesine rağmen bir defa bile gidememişken, onca hakaret ve tehdide rağmen daha dün gittiği Amerika'da Trump'ın elini sıkan ellerdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.
Buyurun.
ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) - Sonuç olarak, Peres'i alkışlayan bu eller, sözde Filistin'in yanında, amelde İsrail'le ittifak hâlindedir.
İFFET POLAT (İstanbul) - "One minute" diye kim söyledi?
ŞAHİN TİN (Denizli) - Kendi yalanınıza kendiniz inanıyorsunuz!
ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) - Ancak inanıyoruz ki, bütün bu yanlış politikalarınıza rağmen, hem AK PARTİ'den hem de diğer partilerden insanımız Filistin halkının ve haklı davasının yanındadır.
Yine, inanıyoruz ki Müslümanların en önemli görevi, toprakları gasbedilmiş bir halkı ana vatanları olan topraklara yeniden kavuşturmak olmalıdır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için bölge halkları bir araya gelmeli ve D8'ler acilen güçlendirilmelidir. İnanıyoruz ki Filistin özgürleşecek ve İsrail zail olacaktır çünkü zulüm ebedî olamaz ve kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)