GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:19
Tarih:19.11.2019

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avukatlık Kanunu'na göre karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu vekâlet ücreti, hiçbir şekilde müvekkilin borcundan dolayı haczedilemez, mahsup edilemez; sadece ve sadece avukata ödenebilir. Ama getirdiğiniz bu 16'ncı maddeyle uygulamada sıkıntılar yaşanacak, karışıklıklar olacak. Nitekim Komisyonda Barolar Birliği temsilcisi de bu hususu ifade etmiş. Burada avukatlıktan gelen milletvekili arkadaşlarımız da var, onlar da Avukatlık Kanunu'nu çok iyi bilirler. O yüzden 16'ncı maddenin bu şekliyle geçmesi çok yanlış, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum ama bu yasa teklifindeki tek yanlış bu değil, o kadar çok yanlış var ki hangi birinden bahsedelim.

Mesela konaklama vergisi getiriyorsunuz. Vatandaş zaten tatile gidemiyor, zar zor tatile giden de otel, motel, tatil köyü, kamping, apart gibi konaklama tesislerinde alacağı hizmet için konaklama vergisi alacaksınız. Âdeta vatandaşa "Konaklama!" diyorsunuz. Değeri yüksek meskenlerden değerli konut vergisi, internetten dijital hizmet vergisi alınacak. İnternetten konuta, Edirne'den Kars'a yine vergi yağmuru yağacak vatandaşa. Niye? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde hiç olmadığı kadar borçlanacak. 70 milyar iç ve dış borç alacaksınız çünkü kasada para bitti, bütçe açık veriyor. Bakın, yıl boyunca 80 milyar lira açık vermesi planlanan bütçe, daha ağustos ayına gelindiğinde 85 milyar lira açık verdi. Açığı kapatmak için bedelli askerlik, imar barışı getirdiniz hatta ve hatta Merkez Bankasından 10 milyarlarca lira ek hazine geliri bile tahsis ettiniz ama buna rağmen açık kapanmıyor. Nasıl kapansın? İsrafı, gereksiz harcamaları kısmak yerine siz vatandaşa ek vergi getirerek bu açığı kapatamazsınız. Örtülü ödenekler, arkabahçeniz olan dernek ve vakıflara aktarılan milyoncuklar, tek bakan için kiralanan uçaklar, bir bakanlık müşavirinin altına çekilen trilyonluk arabalar olduğu müddetçe bu açık kapanmaz. Onlara gelince para var, emeklilikte yaşa takılanlara gelince para yok, çiftçinin desteklenmesine gelince para yok, besicilere, tavuk üreticilerine gelince para yok, "Batıyorum." diyen esnafa gelince para yok, "Çocuğuma pantolon alamıyorum." diyen babaya gelince para yok, "Geçinemiyorum." diye haykıran işçiye gelince para yok. Maaşlara gıdım gıdım zam yapmayı çok görenler kendilerine gelince bakıyorum hamuduyla götürüyorlar.

Şimdi, asgari ücrete bakıyorum, 2005 yılında bir asgari ücret maaşıyla 17 gram altın alınabiliyormuş, bugün bir asgari ücretli maaşıyla 7 gram altını zar zor alabiliyorsunuz. Bakın, Avrupa'da, en düşük asgari ücret Yunanistan'da 721 euro, diğer bütün Avrupa ülkelerinde bin euronun üzerinde, hatta çok ciddi bir ekonomik kriz geçirmiş olan İspanya'da bile 1.050 euro ama siz Türkiye'de 2.020 lirayı bile asgari ücretliye lütuf olarak görüyorsunuz. BİRLEŞİK KAMU-İŞ Konfederasyonunun yaptığı araştırmaya göre ekim ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.625 liraya dayanmış, asgari ücretin bile üzerinde, yoksulluk sınırıysa 9.694 liraya dayanmış. Zamlar yağıyor yağmur gibi ama TÜİK'in ısmarlama rakamlarıyla enflasyon düşük gösteriliyor.

SGK öncesi doğum borçlanması bekleyen anneler, atama bekleyen öğretmenler, engelliler, kadro bekleyen geçici ve taşeron işçiler, statü değişikliği bekleyen üniversiteli işçiler, intibak yasası bekleyen emekliler, 669 sayılı KHK'yle okulları kapatılan askerî öğrenciler, malul sayılmayan gaziler ve bu toplumda görmezden geldiğiniz her türlü mağdurun sorunlarının çözümünü ne zaman bu Meclise getireceksiniz? Allah aşkına, seçim meydanlarında verdiğiniz sözleri de mi unutuyorsunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Getirmezler.

BURCU KÖKSAL (Devamla) - Özelleştirme, tek yaptığınız şey üretmeden tüketmek.

Bakın, bir örnek vereceğim: 2012'den 2019'a kadar 89 tane HES, 10 tane termik santral, 1 jeotermal santral, 1 gaz türbini ve 18 elektrik dağıtım şirketinin tamamını sattınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Devamla) - Toparlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Milletvekilim, bu Haydar Bey konuşmayı sabote ediyor. Hep sen konuşuyorsun Haydar baba!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Ben mi?

BAŞKAN - Evet, ben sana söyleyeyim, konuşuyorsun ve Burcu Hanım'ın hakkını gasbediyorsun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Yok Sayın Başkan, bütün gruba yetişmeye çalışıyorum tek başıma.

BAŞKAN - Buyurun Burcu Hanım.

BURCU KÖKSAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Denizcilik İşletmelerine ait 15 limanı ve canım şeker fabrikalarının 10 tanesini sattınız; bunlar sadece sattıklarınızdan birkaçı. Şimdi, Sümerbanka ait, kalan tesisleri de özelleştireceksiniz. Yazık ki ne yazık! Babanızın çiftliği olsa bu kadar rahat satamazsınız.

Bugün bir eli yağda bir eli balda olanlara, sofrasından ejder meyvesi ile badem sütü eksik olmayanlara şair ne güzel söylemiş:

"Saraylar, saltanatlar çöker.

Kan susar, bir gün zulüm biter.

Menekşeler açılır üstümüzde,

Leylaklar da güler.

Bugünlerden geriye,

Bir yarına gidenler kalır,

Bir de yarınlar için direnenler."

Genel Kurula saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)