GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:31
Tarih:12.12.2019

CHP GRUBU ADINA BAHA ÜNLÜ (Osmaniye) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben de grubum adına Enerji Bakanlığının 2020 bütçesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Elektrik Piyasası Kanunu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve bu kurumun izlediği enerji politikaları hakkında konuşacağım.

Bilindiği üzere, Elektrik Piyasası Kanunu'nun temel amacı, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulmasıdır. Bu amaç, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanması olarak başlar ve çapraz sübvansiyonların yani bir faaliyetin bölgeye ya da abone grubuna ilişkin maliyetinin bir kısmının ya da tamamının diğer faaliyetler, bölgeler ya da abone grupları tarafından karşılanmasının sona erdirilmesi olarak devam eder. Elektrik Piyasası Kanunu'nun ilk olarak 2001 yılında yayınlandığı günden bugüne kadar elektrik piyasasında doğru yatırımların gerçekleştiği görülmektedir fakat yapılan yatırımları gölgede bırakarak zamlar en ön plana çıkmıştır. Hâlbuki bu kanunun ilk yayınlandığı dönemden itibaren elektrik sisteminde özellikle dağıtım ve üretimin özelleştirilmesi, bunun sonucu rekabet ortamının gelişmesi, kayıp ve kaçakların azaltılması, bölgesel tarifeye geçilmesi ve tüketicilere ucuz ve kaliteli elektrik sunulması hedeflenmiştir fakat bugün geldiğimiz noktada bu durumun ne kadar gerçekleştirilebildiği ortadadır. Zira, kayıp kaçakların azaltılması ve ulusal tarifeden bölgesel tarifeye geçilmesi serbest piyasa sisteminin hedefi ve sonuçları olmalıydı. Buna rağmen bu süreç hep ertelenmektedir. Nitekim daha önceki dönemde yayınlanan kanunla, 2015 yılına kadar ulusal tarife uygulamasının gerekleri esas alınır ve ulusal tarifede çapraz sübvansiyon uygulanırdı. Daha sonra yine 2015 yılında çıkarılan bir kanunla fiyat eşitleme mekanizmasının uygulanmasına ilişkin süre ve ulusal tarife ve ulusal tarifede çapraz sübvansiyon uygulanmasına ilişkin süre 31/12/2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Hâlbuki bölgeler arasında işletme ve yatırım maliyetleri kayıp ve kaçaklar nedeniyle aynı değildir, buna rağmen tüm tüketiciler kayıp kaçak bedelini ülke genelinde eşit ödemeye devam etmektedirler. Fiyat eşitleme mekanizması yani ulusal tarife kapsamında bölgeler arasında para aktarımıyla bu süreç devam ettirilse de çapraz sübvansiyonun tarifeyi kötü yönde etkilediği herkes tarafından kabul edilen bir unsurdur. Bu nedenle bir an önce maliyet esaslı tarifeye geçilmesi ve çapraz sübvansiyonun sonlandırılması, gerek kayıp kaçağın düşürülmesi ve gerekse şirketlerin veriminin ölçülmesi açısından önem arz etmektedir. Bu konuda nasıl hazırlık içinde ve düşüncede olduğunuzun ve hedeflerinizin bugünden bilinmesinde fayda vardır.

Doğal gaz piyasasına baktığımızdaysa Akdeniz'de yapılan çalışma ve girişimlerle faaliyete geçen TANAP projesi dolayısıyla Kurumunuzu takdir ve tebrik ediyoruz. Ancak, yıllardır dilinizde dolaşan, ülkemizin, bölgenin doğal gaz hat merkezi olması konusunda hedefleriniz ne durumdadır? Bu konuda son durumu merak ediyor, bilgileri paylaşmanızı diliyoruz. Zira son günlerde, gündemde bu konu hiç yer almamakta ve konuşulmamaktadır.

Değerli arkadaşlar, ayrıca RES ve GES'lerin katkıları konusuna da değinmek istiyorum. Bu konuda çok talep ve gerçekleşmeler oldu. Ülkemizin doğal kaynakları bu bağlamda büyük ölçüde kullanılabilir hâle geldi. Ancak bazı doğal gaz santrallerimizde üretime ara verildi, bu durumun açıklanmasını da beklemekteyim. Yetkililere buradan sormak istiyorum: Üretim kapasite projeksiyonunuzda bir sapma mı vardır yoksa talep artışı mı düşmüştür?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, sözlerimizi tamamlayalım Sayın Ünlü.

BAHA ÜNLÜ (Devamla) - Diğer bir sorumsa lisanssız RES ve GES'lerde de öz tüketim ile şebekeye veriş miktarları arasında herhangi bir değerlendirme yapılmakta mıdır? Zira, lisanssız projelerin öz tüketim amaçlı olarak planlandığı, ancak zaman içerisinde bu durumun bazı suistimallere maruz kaldığı da ortadadır. Bu suistimaller sonucu orantısız bir şekilde şebekeye verilen enerjinin tüketiciye yansıyan fiyatlara etkisi nasıl olmuştur?

Yine, diğer bir zam furyasından yola çıkarsak akaryakıt konusunu da unutmamak gerekmektedir. Dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanmaya ne kadar daha devam edeceğiz? Bu konuda bütün suç vergilere atılmaktadır fakat vergileri de düzenleyen sizlersiniz.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyor, teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)