GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:35
Tarih:16.12.2019

CHP GRUBU ADINA İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizi izleyen değerli vatandaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Atalarımız ne güzel demiş: "Toprağı işleyen ekmeği dişler." Maalesef topraklarımızı artık işleyemiyoruz ve çiftçimizi toprakları işlemekten küstürdük. Bakınız, AK PARTİ iktidarı, üreten değil ithal eden Türkiye istemektedir. "Paramız var ki ithal ediyoruz." diyorlar. Ya, bu açıklama bizlerin canını acıtıyor. Yine bakınız, çiftçimiz ve vatandaşlarımız 2002 yılına göre büyük ölçüde fakirleşti. Gelir hesabı yumurta hesabıyla yapılmaz arkadaşlar; gelir hesabı, altınla yapılır, dolarla yapılır. Bakınız, 2002 yılında çeyrek altın 31 liraydı, o gün 134 kilo buğday sattığında bir çeyrek altın alıyordu çiftçimiz; bugün geldiğimiz noktada ise bir çeyrek altın alması için satması gereken buğday 330 kilo yani çiftçimiz 2,5 kat fakirleşmiş.

Yine, bakınız, Cumhurbaşkanı Yardımcısı dedi ki: "Asgari ücreti en yüksek noktaya çıkardık." Bakalım, 2002'de 184 lira asgari ücret, bugün 2.020 lira; 184 lirayla 6 tane çeyrek altın alırken bugün 4,4 tane alıyoruz. Demek ki bizleri fakirleştirdiniz arkadaşlar. Hayallere artık "Dur." demek gerekiyor.

Bakın, geçen yılın patates soğanı... Evet, bunlar kimdi? Gıda teröristiydi, gıda teröristi. Stokları, depoları bastınız. Ama şimdi geldiğiniz noktada ise kimse patates soğan üreticisini sormuyor. İşte, patates, soğanın hâli burada; çöplerde arkadaşlar. "Gıda teröristi" deyip geçen yıl çiftçileri stokçu yaptınız, terörist yaptınız. İki teröristi size, Meclise getirdim; buyurun, patates, soğan. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, bakınız, çiftçimizin borcu yüzde 90 arttı arkadaşlar. Tarım arazileri yüzde 90 ipotekli hâle geldi. 2002 yılında 2 milyon 580 bin çiftçi varken kayıtlı, o zaman 2,5 milyar lira borç vardı; bugün 115 milyarı aşmış borç, artmış ve çiftçi sayısı aşağı düşmüş. Bakınız çiftçinin borcunu 116 milyara getirdiniz yani çiftçinin borcu 2002'de bin lirayken bugün 50 kat artırdınız, 50 kat artırdınız.

HALİL ETYEMEZ (Konya) - Yalan, yalan!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla)- Kimin eseri? Sizin eseriniz arkadaşlar.

Yine, bakınız, Erzurum ve Erzincan'dan geldim Sayın Bakan, değerli vekiller. Erzurum ve Erzincanlı çiftçilerimizin size selamları var sayın vekil arkadaşlarım. Bir gidin görün. İspir'deki tarım köylerindeki çiftçilerin düşmüş olduğu icra dosyası bu. Yine, Erzincan Tercan'daki Ziraat Bankası mağdurlarının icra dosyası bunlar. Uyumayın, gözünüzü açın, çiftçi perişan.

SALİH CORA (Trabzon) - Erteliyoruz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Ama siz ne yapıyorsunuz? Çiftçi ekiyor, kim biçiyor? Bankalar biçiyor arkadaşlar.

Bakınız, geldiğimiz noktada, bir Tarım Şûrası yaptınız...

SALİH CORA (Trabzon) - Uğradın mı? Niye katılmadın?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Tarım Şûrası'nda biz de çok şey bekledik ama Tarım Şûrası'nda dağ fare doğurdu; çiftçinin ne bir girdi maliyetine ne bir borcuna ne bir tarımsal desteğine çözüm bulduk. Sadece "Yapacağız, edeceğiz." hayalleriyle çarpıştık. Gene bakınız, geldiğimiz noktada 10.551 ziraat mühendisimizi hâlâ atamadık, atamayı da düşünmüyoruz; bakınız, siz kıyıma da devam ediyorsunuz. Dün Resmî Gazete'de, 1,5 milyon tona çıkan buğday ithalatı, mısır ithalatı, bakliyat ithalatı... Belgeler bunlar arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı Resmî Gazete'de yayımlanan, çiftçinin bitişinin noktası bu arkadaşlar. Siz bunlara kulak asmıyorsunuz.

Yine, bakınız, dün Dışişleri Bakanına sordum. Ya nasıl, Tarım Bakanlığı tarımla ilgili ithalatta -bana göre- dışarıda kalıyor, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı tali bakanlık, Dışişleri ana bakanlık oluyor? Tarım Bakanımız çıkıp diyor ki: "Ben et ithalatı yapmadım." Evet, Sayın Bakan doğru söylüyor; ne Sırbistan'dan ne Sudan'dan yapılan et ithalatında imzası yok; yapan Ticaret Bakanlığı. O zaman Tarım Bakanlığına da düşen kepengi indirmektir arkadaşlar. Sayın Bakan, kepenginizi indirin lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine bakınız, geldiğiniz noktada Sudan'dan et ithal ediyoruz, ya bardo, at, eşek, katır -kesilmiş et- nedir arkadaşlar?

SALİH CORA (Trabzon) - Kafadan atma ya!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Sudan'a seyahat etmek isterseniz bir sürü aşı oluyorsunuz. Sıtmasından, kolerasından, hepatit A, hepatit B... Ya, hijyenin olmadığı ülkeden siz nasıl eti, atı, unu getireceksiniz? Hani biz Sudan'dan 780.500 hektar arazi kiralamıştık, gurur duyuyorduk; biz oraya tarımı götürecektik, modern tarımı öğretecektik ama geldiğimiz noktada modern tarım üreticilerimiz ülkede şu anda un, makarna, domates... 2 milyon yumurta, evet, yumurta üreticilerimiz perişan, 2 milyon yumurta, bal ithal edeceğiz.

Yine bakınız, geldiğimiz noktada bir sürü sorunumuz var ama maalesef Bakan bunlara kulak asmıyor, kulaklarını tıkıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin Sayın Aygun, bağlayın sözlerinizi.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Sayın Bakan, bakınız, sizler ejder meyvesiyle yaşamayı, ejder meyvesi yemeyi düşünüyorsunuz ama şu Simit Sarayı, evet, Simit Sarayına göstermiş olduğunuz hassasiyeti, ben, millî tank fabrikamıza göstermenizi isterdim. (CHP sıralarından alkışlar) 500 milyon dolar için -50 milyon doları bulamadınız, Tank Paleti peşkeş çektiniz- geldiniz, Ziraat Bankasından kurtarıyorsunuz. Ziraat Bankasının asli görevi çiftçiyi kurtarmak, Tank Paleti kurtarmaktı, Simit Sarayını değildi. Evet, simidin hammaddesi un, buğday, susam, ayçiçek, bitkisel yağ. Siz, çiftçiyi kurtarmanız gerekirken, gittiniz nihai ürünü kurtardınız. Burada sanayiciyi değil, millî tank fabrikasını kurtarmanız gerekiyordu. 50 milyon doları bulamadınız ama 500 milyon doları buluyorsunuz. Yazıklar olsun size! (CHP sıralarından alkışlar)

Bir de bakınız, millet ekmek derdinde saray kremalı pasta derdinde. Şatafatınızla, israfınızla milletin gönlünden koptunuz. Artık yolcusunuz diyoruz.

Yine, bakınız, bizler üreterek büyüyen Türkiye için mücadele edeceğiz diyorum. Saygılar sunuyorum. Sizi halkımızla, çiftçilerle baş başa bırakıyorum. İnşallah, bölgenize gidersiniz; Erzurum'daki, Erzincan'daki çiftçilerin olduğu gibi sizlere de selamları var diyorum. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)