| Konu: | 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 17.12.2019 |
VELİ AĞBABA (Devamla) - Sayın Başkanım, hele bir de kayyumlar var -tam burada kalmıştım- kayyumların yönetmiş olduğu belediyeler var ki odalarına bakınca insanın ağzı açık kalıyor; saunalar, hamamlar vesaire vesaire. Yine, aynı kayyumların bakanlara, devlet görevlilerine 600 bin lira hediye aldığını bu dönemde gördük.
Örnekler çok uzatılabilir ama benim de çok önem verdiğim, sizin de dikkatinizi çekmek istediğim iki kurumdan bahsetmek istiyorum sizlere değerli arkadaşlar: Biri Anadolu Ajansı, diğeri TRT.
On yedi yıl önce devleti şirket gibi yönetmeye gelenler, devleti şirket gibi yönettiler, cumhuriyetin bütün maddi kazanımlarını satarak çarçur ettiler, manevi kazanımlarını ise sürekli tahrip ettiler. Şu anda devlet şirket gibi değil -biraz sonra anlatacağım Anadolu Ajansı ve TRT'ye bakınca- âdeta bir suç örgütü gibi yönetiliyor.
Değerli arkadaşlar, "İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlak yozlaştırır." Önemli bir söz. Devletin bazı kurumları suç örgütü gibi yönetiliyor. Bakın, size birkaç örnek vereceğim: Atatürk'ün cepheler arası doğru haberleşme için sesini millet duysun, milletin ve Türkiye'nin sesini de dünya duysun diye kurduğu Anadolu Ajansı, bir partinin manipülasyon aracına dönüştü. Birçok seçimde yanlış sonuçlar açıkladılar ama ben size iki örneği vermek istiyorum: Biri, 16 Nisan 2017 referandumundaki açıklanan sonuçlar. Bütün anket firmaları başa baş gittiğini gösterdi ama o akşam açılan sonuçlara bir bakın değerli arkadaşlar, yüzde 63,4'e yüzde 36,6'yla Anadolu Ajansı sonuç açıkladı, aynı Anadolu Ajansı arkadaşlar ve bu sonuç yüzde 51'e yüzde 49 olarak bitti; Anadolu Ajansı yöneticileri bundan hiç utanmadılar, hiç sıkılmadılar. Niçin yaptılar bunu? Sandık görevlileri umutsuzluğa kapılsın, evlerine gitsin, rahat rahat hırsızlık yapılsın diye onun önünü açtılar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ve yüzde 64'le başlayan sonuç yüzde 51'le tamamlandı. (CHP sıralarından alkışlar)
Daha sonra, 31 Mart seçimleri akşamı, dünyada örneği olmayan bir rezilliği dünya canlı yayında izledi değerli arkadaşlar. 31 Mart akşamı Anadolu Ajansı ilk açıklamada Ankara'da Özhaseki'yi yüzde 73,24; Sayın Binali Yıldırım'ı yüzde 78,57 olarak gösterdi, Antalya adayınızı yüzde 55,97 olarak gösterdi. Bu rakamlar, bu oy oranında Millet İttifakı'nın oyları artmaya başlayınca yarım saat boyunca veri girişi durduruldu.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Hangi sandıklarda? Kaç sandık açılmış?
VELİ AĞBABA (Devamla) - Yeniden veri girişi başlayınca Anadolu Ajansı 23.23'e kadar verileri güncelledi. Yıldırım ve İmamoğlu arasındaki oy farkı 3.500'e düştü, 23.20'de Anadolu Ajansı tarihimizde görülmedik bir rezilliğe, bir kepazeliğe imza attı. (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar ve gürültüler)
BURHAN ÇAKIR (Erzincan) - Sen burada...
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Otur, yeter artık!
BAŞKAN - Beyler, bir dakika.
Veli Bey, bir saniye.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Tam on üç saat verileri kesti, verileri girmedi. 23.30'da Binali Yıldırım İstanbul seçimlerini kazandığını açıkladığı. Sonra, gece birde... (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar ve gürültüler)
BURHAN ÇAKIR (Erzincan) - İftira atmasın!
VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, lütfen dinleyin.
Değerli arkadaşlar, bakın, 23.23'te Anadolu Ajansı tarihinde görülmemiş bir rezilliğe imza attı, on üç saat boyunca verileri kesti, 23.30'da çıktı, yedi dakika sonra Binali Yıldırım seçimi kazandığını söyledi, saat gece birde Sayın Erdoğan balkon konuşmasında "Halkımız büyükşehirde CHP'ye oy verdi ama ilçelerde bize oy verdi." dedi. İkinci gün, 1 Nisan on birde YSK Başkanı bir açıklama yaptı, dedi ki: "Anadolu Ajansı benim müşterim değil, benden veri almıyor." Saat 13.00'te Anadolu Ajansı, on üç saat boyunca verileri girmeyen Anadolu Ajansı çaresizlik içinde İstanbul'da Ekrem İmamoğlu'nun kazandığını söyledi. (CHP sıralarından alkışlar) Hem dünya gördü hem Türkiye gördü; bir ajans değil, İstanbul seçimlerinde âdeta bir çete gibi sandığı değiştiren bir kurum hâline dönüştü. İstanbul ittifakına destek veren, o seçimin alınmasını sağlayan insanlara da partilere de buradan teşekkürlerimi sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, Anadolu Ajansı bir suç örgütü gibi yönetildi, yetmedi, bir de âdeta suç örgütü gibi yönetilen bir kurum, TRT var. Uzunca bir süreden beri sadece iktidarın sözcülüğünü yapıp muhalefete hakaret eden TRT bir şeye imza attı değerli arkadaşlar: Bakın, arkadaşlar, milletin vergisiyle yayın yapan TRT, kendine verilen talimat sonucunda MİT'in ve Emniyetin kırmızı bültenle aradığı ama bulamadığı Osman Öcalan'ı Erbil'de eliyle koymuş gibi buldu ve ona mikrofon uzattı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TAMER DAĞLI (Adana) - Teröristleri en iyi sen bilirsin!
BAŞKAN - Veli Bey, toparlayın.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
Boşuna "suç örgütü" demiyorum. Bakın, MİT'in ve Emniyetin arayıp bulamadığı Osman Öcalan'ı İstanbul seçimini almak için Erbil'de eliyle koymuş gibi buldu, TRT mikrofon uzattı. Biliyorum ki bugün siz de utanıyorsunuz bu durumdan.
Yine, aynı TRT... Değerli arkadaşlar, İstanbul seçimlerini almak için -avukatlarının ve ailesinin yıllardır görüşmediği- Türkiye'nin en iyi korunan yüksek güvenlikli cezaevine iktidar tarafından bir akademisyen gönderildi ve oradan alınan mektup canlı yayında bütün Türkiye'ye duyuruldu; amaç, İstanbul seçimleri.
Değerli arkadaşlar, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde devletin bakanları, belediye başkanları, hatta Cumhurbaşkanı hem rakiplerine hem de karşıdaki adaylara hakaretler ettiler, teröristlikle suçladılar. İmamoğlu nezdinde Trabzonlulara "Pontus" denildi. Güneydoğu siyasetçilerine "terörist" denildi. "Beka" "savaş" "terörist" terimleri âdeta havada uçuştu. "İstanbul seçiminde eğer bize oy vermezseniz Sisi'ye oy verirsiniz." denildi. Ankara'da seçimi CHP kazanırsa su faturalarınızı 6-7 yaşındaki teröristler...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Başkanım, demin mağduriyeti olmuştu ya, bir dakika daha verirseniz... (AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Mesajını verdin Veli Bey, tamam.
Bir dakika veriyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, ama bir dakika alacağımız var.
BAŞKAN - Verdik, verdik yahu. Söylemediğin ne kaldı yahu? (MHP sıralarından alkışlar, gülüşmeler)
VELİ AĞBABA (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım, hemen bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun, bir dakika daha verelim.
VELİ AĞBABA (Devamla) - "İstanbul'da İmamoğlu seçimi alırsa İSPARK'ta teröristler görev alacak." denildi ama bunların hiçbiri olmadı.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Meclisteki misafirlerinden bahset.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Bir şey daha söyleyerek sözlerime son vermek istiyorum. Hele bir olay yaşandı ki bir olay...
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Mecliste ağırladıklarından bahset Sayın Ağbaba.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Bu "devleti çete gibi yönetenler" diyorum ya...
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Mecliste kimleri ağırladın, ondan bahset.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Hele bir olay yaşandı ki Ankara'nın göbeğinde, 21 Nisanda, bir partinin genel başkanını linç etme, öldürme girişiminde bulunuldu.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Mecliste ağırladıklarından bahset. Misafirlerin kim, ondan bahset.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Bunu da tahrik eden İçişleri Bakanıydı. Bunu da tahrik eden sizin söylemlerinizdi. Hırsız Osman hâlâ dışarıda geziyor, Cumhurbaşkanına "tweet" atan, Facebook'ta beğeni yapanlar da cezaevinde. Batsın sizin adaletiniz, batsın sizin iktidarınız. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)