GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 24 Ocak akşamı Elâzığ ve Malatya illerinde meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet dilediğine, gelişmiş ülkelerde 6 şiddetindeki depremlerde can kaybı olmazken Türkiye'de can ve mal kaybı yaşanmasının sorgulanması gerektiğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Tabii bu tür afetler bizler için çok büyük bir imtihan ve bu konuda Müslüman olmanın, bu noktada teslimiyetin hep en güzel örneklerini vermişiz." ifadesine, Marmara depreminden yeterince ders alınmayarak gerekli tedbirlerin alınmadığına, olası depremlere karşı bina onarım ve güçlendirme çalışmalarının incelenip yaşanılan aksaklıkların saptanarak giderilmesi amacıyla 2018 yılında TBMM Başkanlığına sundukları Meclis araştırması önergesini gündeme getirdiklerine ve depremle ilgili komisyon kurulmasına ihtiyaç olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:48
Tarih:28.01.2020

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Ocak akşamı sadece Elâzığ ve Malatya değil, tüm Türkiye ve 82 milyon sarsıldı. Ölenlere Allah'ımdan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun; bölge halkına ve Türkiye'ye geçmiş olsun diyoruz. Hani, bu son olsun inşallah demek istiyorum ama depremlerin son olmasını temenni etmek bile akla ve mantığa aykırı. O hâlde, Türkiye, üstünde bulunduğu fay hatları da dikkate alındığında, jeolojik şartlar ve koşullar dikkate alındığında tedbir almak durumunda. 13 Mart 1992 Erzincan depreminden bugüne kadar Türkiye'de 6.0 ve üstünde -şiddet olarak- 18 deprem olmuş. Bakıldığı zaman, bu depremlerin tamamında da can ve mal kayıpları yaşanmış ve aradan geçen bunca sürede de Sayın Başkan, yürütmenin, devletin ve yasamanın bu konuyu sadece depremin olduğu an itibarıyla ve sonrasında konuşmanın dışında, üzülerek ifade etmek istiyorum, milletimize mahcup bir şekilde ifade etmek istiyorum, çok şey yaptığını söylemenin de imkânı yok. Burada, böyle bir acı yaşanırken hiç şüphesiz Türkiye Büyük Millet Meclisinde yürütme organıyla bir münakaşa yapacak değiliz. Hepimizin derdi, dünyanın gelişmiş ülkelerinde 6-7 bandındaki, şiddetindeki depremlerde can kaybı olmazken Türkiye'de çokça can kaybı ve mal kaybı yaşanmasıdır. Bunun samimiyetle, iyi niyetle, yapıcı bir şekilde sorgulanması gereği vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yasama organına düşen, yürütmenin bu konudaki varsa -ki bizce var- kusurlarını, ihmallerini hatırlatmak, yürütme organının görevini, Meclisten aldığı bütçeyi, milletten topladığı vergileri bu konuda bihakkın akla ve bilime dayalı olarak kullanılmasını temin etmektir.

Sayın Başkanım, "Bu son olsun."u şöyle diyebiliriz ama: "İnşallah, bu hepimize ders olur, bundan sonra bu şiddetteki depremlerde can kaybımız son olsun." Ancak Sayın Cumhurbaşkanı 25 Ocak Cumartesi cenaze töreninde şöyle bir ifadede bulundu: "Tabii, bu tür afetler bizler için çok büyük bir imtihan ve bu konuda Müslüman olmanın, bu noktada teslimiyetin hep en güzel örneklerini vermişiz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun devam edin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yani ölmenin güzel örneklerini vermişiz. "Biz Bingöl depremini yaşadık, biz Van depremini yaşadık, biz Simav'ı yaşadık, Düzce'yi, Sakarya'yı, Bolu'yu yaşadık ama bu millet bütün depremlerde sabırla bunları aşmasını bildi ve başardı; şimdi bir imtihandayız."

Şimdi, imtihanda olan, masumların can kaybı değildir. "E, Müslüman'ız biz, depremde ölmeyi de biliriz." ifadesini kabul etmem de mümkün değildir. Depremde Müslümanlar ölebilir, sorun yok, Hristiyanlar ölmez; böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir yaklaşım olur mu? İmtihanda olan biri varsa yürütme organının vazifesini bihakkın yerine getirip getirmediğinin imtihanıdır. Elbette Hükûmet, siyasi partiler, belediyeler, sivil toplum örgütleri, medya Elâzığ, Malatya depreminden sonra hakikaten güzel bir sınav da verdi, herkes elinden geleni yaptı, bir itirazım yok ama ben, Hükûmetin -bu sınavı- depremden önce...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - ...Anayasa'ca, kanunlarca, Parlamentoca kendine verilmiş vazifeleri yerine getirmesini beklerim Sayın Başkanım. Depremle ilgili, büyük Marmara depreminden Türkiye'nin çok ders almadığı anlaşılıyor. Hükûmetin, kentsel dönüşüm noktasında, güçlendirme noktasında, kurtarma noktasında alması gereken çok ciddi tedbirler var. Bu konuda Hükûmetin Meclisimize getirip gösterebileceği, "Şu şu tedbirleri aldık, şunları yaptık." diyebileceği üç paragraflık bir metin olduğunu da zannetmiyorum. Burada bir münakaşa peşinde değilim. Onun için, bugün grubumuz, Türkiye Büyük Millet Meclisine depremlerle ilgili samimi bir araştırma önergesi verecek. Buradan, AK PARTİ Grubuna ve diğer siyasi parti gruplarına çağrı yapıyorum; derdimiz bağcı dövmek değil...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bağlayalım sözlerimizi Sayın Altay, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bitiriyorum Başkanım.

Alınması gereken tedbirler alınmadığı için masum insanların canı, malı tehlike ve tehdit altındadır; Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuya el atması tarihî ve kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bunu bir siyasi anlayışla, yaklaşımla getiriyor değiliz; geçmişte, ta 2018'de verdiğimiz bir önergeyi getiriyoruz. Bu konuda, şimdiden Türkiye Büyük Millet Meclisinin üstüne düşeni yapacağından emin olmak istiyorum ve bu vesileyle şunu bir kere daha ifade etmek istiyorum: Bu depremlerde ölenlerin, insanların can kayıplarının -elbette deprem bir faktör ama- devlet yetkililerinin görev kusuru olduğuyla ilgili de doğal olarak vatandaşların kafasında soru işareti var; hem bunların aydınlanması için hem de bu konuda gerçekten tutarlı, sağlam bir hazırlık yapabilmek için böyle bir komisyona da ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Takdir yüce Genel Kurulundur.

Sizi ve yüce Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. Tekrar milletimizin başı sağ olsun.