| Konu: | Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 53 |
| Tarih: | 06.02.2020 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletçe olağanüstü acı dönemlerden geçiyoruz. Önce Elâzığ-Malatya depremi, sonra İdlib'te şehitlerimiz, sonra Van'daki çığ faciası, dün de yaşadığımız Sabiha Gökçen'deki uçak kazası. Bu vesileyle milletimize başsağlığı diliyorum ve şehitlerimize ve kaybettiğimiz canlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum.
Değerli arkadaşlar, iki gün önce bu Mecliste depremle ilgili ve Elâzığ'la ilgili araştırma önergesini nasıl bir sevinçle ve heyecanla reddettiğinizi düşününce de milletimizin gerçeklerinden nasıl bu kadar kopabildiğinize doğrusu şaşıyorum. Bu bir siyasal şizofreni hâlidir.
Bakınız, bir Cumhurbaşkanı, bir siyasi iktidar kurtardığı vatandaşlarla övünmemeli, tedavi olan hastalarla övünmemeli; evinden barkından olan, depreme uğrayan o vatandaşlarımıza battaniye, çadır verildi diye övünmemeli, bunlar zaten yapılmalı. Ama asıl yapılması gereken değerli arkadaşlar, şu anda yüz binlerce insan Elazığ'da, Malatya'da, başka yerlerde çadırlarda yaşamak zorunda kaldı. Bu sorunları önceden çözmemiz gerekmez miydi? Bu sorunları nasıl çözeceğimizi, vatandaşlarımızı depreme dayanıklı konutlarda nasıl yaşatacağımızı bugünden tartışmak bu Meclisin görevi değilse nedir? Bakın, dün yaşanana dikkatinizi çekerim: İstanbul'da bir kaza oluyor, yaralılar bir saat bekletildikten sonra servis otobüslerine bindirilmek zorunda kalınıyor. Siz bu hâldesiniz, böyle bir iktidarsınız. Peki, bir İstanbul depreminde ne yapacaksınız? Bu Meclis bunu konuşmayacaksa neyi konuşacak? Siz bu Meclise bunu konuşturmayarak bir şey yaptığınızı zannediyorsunuz ama hepimiz, hep beraber ülke olarak bu depremin altında kalacağız. Aslında bugünlerde yapılması gereken, sadece depremi konuşmaktır. Bu vesileyle deprem ve doğal afetlerle nasıl mücadele edeceğimizi hep beraber tartışmak zorundayız.
Değerli arkadaşlar, bir konunun daha altını çizeyim, siz bunu unutmuş olabilirsiniz ama Türkoğlu-Pütürge-Amanos hattı hâlâ son derece risk içeriyor, hâlâ kırılganlıklara açık ve hâlâ oralarda deprem olabilir. Bu aymazlıktan vazgeçin, bu konu ciddi bir konu; bu konu, sizin üzerinde tepine tepine siyaset yapabileceğiniz bir konu değil, bu konu ciddidir arkadaşlar.
Üzerine söz aldığım 12'nci maddeyle ilgili değerlendirmelerimi paylaşmak isterim. Bir defa, kaçak yapı stoku, imara aykırı yapılar için belediyeye "Yık." diyorsunuz, "Süresi içerisinde yıkmazsa Bakanlık yıkacak." diyorsunuz. Peki, ülkede imara aykırı, mevzuata aykırı kaçak yapınız kaç tane, haberiniz var mı, biliyor musunuz? Mesela, 1 milyon mu, 5 milyon mu, 20 milyon mu; ne kadar? En son yaptığınız imar barışına 3 milyon 600 bin başvuru oldu. Şimdi milyonlarca konutu kaçak diye belediyeye "Yık." diyeceksiniz. Bir defa, burada fiilî imkânsızlık var. Neye göre seçeceksiniz hangi binanın yıkılacağını? Sonra o da yetmiyor "Belediye yıkmazsa ben yıkacağım." Ee, yık. "Ama ben yıkarsam parasını 2 kat alırım." diyorsunuz. Niye, neden, hangi gerekçeyle? Sizin yapmanız gereken yerel yönetime yardımcı olmak mı, yerel yönetimin kasasına elinizi uzatmak mı? Aslında, 31 Martta vatandaşımızın attığı tokadı sizin hâlâ anlamadığınızı görüyoruz. Görün bunu, artık belediyelere destek olun; siyasi iktidar olarak, merkezî yönetim olarak belediyeler ile vatandaşlarımızın sorunlarını çözme noktasında ortaklaşma yoluna gidin. Bu gidiş, gidiş değil. Siz her getirdiğiniz teklifte "Belediyeleri nasıl sıkıştırırız, nasıl boğazlarını sıkarız, nasıl kasalarına el uzatırız?" derseniz bu işin sonu gelmez, altında siz kalırsınız.
Devam ediyoruz değerli arkadaşlar, kaynağından kesme... Yani Bakanlık, eğer belediye o yıkım paralarını ödemezse kaynağından kesecek. Bu, bir defa bizim mevzuatımıza da uygun değil. Belediyenin zaten gelirleri son derece azalmış durumda, zaten yandaş belediyelere büyük oranlarda kaynaklar aktarıyorsunuz; bu da yetmiyor gibi bir de kaynağından keseceksiniz. Bütün bunlar aslında bir kafa karışıklığının sonucu. Siz, bir defa, karar verin; imar barışı yapıyorsunuz, depreme dayanaksız, mevzuata aykırı kaçak yapılara parasını verdi diye belge veriyorsunuz, sonra "güçlendirme" diyorsunuz, o yapı ile vatandaşı baş başa bırakıyorsunuz, vatandaş kendi kendine o binaları güçlendirecek, sonra bir de "yıkım" diyorsunuz. Bir defa, karar vermeniz lazım; bir defa, sizin depreme karşı ve vatandaşlarımızın özellikle nitelikli konutlarda yaşamasına dönük olarak bütüncül bir politikayla ortaya çıkmanız lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
MURAT EMİR (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bütüncül bir politikaya ihtiyaç var. Böyle günübirlik, günü kurtaran, belediyeleri kaybedince belediyelerin kasasına el uzatan, yetkileri olabildiği kadar merkezîleştiren ama bunu yaparken de ülkemizin deprem gerçeğine gözlerini, kulaklarını tıkayan, kulağının üstüne yatan ama kendi hayallerini, projelerini ve kendi rant projelerini yaşama geçirmek için her şeyi yapan bir siyasi iktidarla ve onun lideriyle karşı karşıyayız. Bu yol, yol değildir, bir an evvel Meclisin de Sayın Cumhurbaşkanının da ülkenin temel sorunlarına dönük olarak gerçekçi, ciddi çalışmalar yapmasını ve yerel belediyelerle de Meclisle de iş birliği yapmasını tavsiye ediyoruz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)