| Konu: | Osman Kavala ve tüm sanıkların beraat etmesinin Gezi davasının da Balyoz, Ergenekon gibi uydurma bir dava olduğunu ortaya koyduğuna ve adaletin geç de olsa tecelli etmesinden Cumhuriyet Halk Partisi olarak memnuniyet duyduklarına, Gezi'nin düşünceyi ifade etme ve yayma özgürlüğünün cisimleşmiş hâli olduğuna, yargının tam anlamıyla bağımsız olarak iş göreceği Türkiye hayallerinin sürdüğüne, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos'un Batı Trakya'daki Türklere yönelik "Müslüman Yunan azınlık" ifadesinin kabul edilebilir olmadığına, gayriaskerî statüde olmasına rağmen 16 kara parçasının Yunanistan tarafından silahlandırılmış olmasına daha ne kadar seyirci kalınacağını öğrenmek istediklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 18.02.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, bugün, Silivri'de görülen ve Gezi Parkı eylemlerini "Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu" olarak niteleyen bir dava nihayet karara bağlandı ve neticede, sanıklar atılı tüm suçlardan beraat etti. Tutuklu tek sanık Osman Kavala'ya da tahliye kararı çıktı. "Geciken adalet, adalet değildir." denilse de adaletin geç de olsa tecelli etmesinden dolayı Cumhuriyet Halk Partisi olarak memnuniyetimizi ifade etmek istiyorum ama bu davanın Türkiye'nin bundan sonraki süreçlerinde kötü bir emsal olarak hatırlanması, geçmişte tıpkı Ergenekon davasının nasıl bir senaryo davası, soruşturması olduğu sonradan ortaya çıktıysa bugün verilen kararla Gezi davasının da başka bir pencereden Balyoz, Ergenekon davaları gibi uydurma bir dava, iddianame olduğu da ortaya çıktı.
Ben, beraat eden, bu mahkemede yargılanan bütün vatandaşlarımıza Cumhuriyet Halk Partisi adına "Geçmiş olsun." dileklerimi iletiyorum.
Demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunun bilinmesi lazım. Bir ülkede insanların tepki ve protesto haklarını kullandıkları vakit kriminalize edilmelerinin, terörize edilmelerinin, "terörist" diye yaftalamalarının ne yönetenlere ne yönetilenlere hiçbir faydasının olmadığının bilinmesi lazım.
Bu vesileyle söylemek lazım ki Gezi, baskıya karşı bir tepkiydi; Gezi, doğa ve çevre hassasiyeti, yeşil şehir duyarlılığıydı; Gezi, düşünceyi ifade ve yayma özgürlüğünün cisimleşmiş hâliydi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Gezi, insanların inançlarına, inanç farklılıklarına, yaşam tarzı farklılıklarına ve etnik farklılıklara saygı ve birlikte yaşama arzusunun bir temasıydı ve Gezi, halkın refahı, huzuru ve mutluluğunu istemekten ibaretti. Hâl böyle olunca dayanışma ve kardeşlik türkülerini dillendirmekten başka hiçbir şey olmayan Gezi eylemlerinden terörist üretme anlayışının hem yönetenler için hem ülkenin geneli için, ülkenin iç barışı için ne kadar sakıncalı bir durum yarattığı da bir kere daha -maalesef böyle üzücü bir şekilde de olsa, birtakım insanlar ağır bedeller ödese de- görülmüş oldu.
Sayın Başkan, bu ve benzeri davaların artık Türkiye'de son bulması hepimizin dileğidir. Yargının gerçekten, kelimenin tam anlamıyla bağımsız olarak iş göreceği bir Türkiye hayalimiz ısrarla ve şiddetle sürmektedir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öte yandan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos'un önceki gün Batı Trakya'ya gerçekleştirdiği ziyarette yaptığı konuşmada...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Altay, devam edelim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - ...azınlıklar konusuna değinerek İstanbul Rum azınlığından, "Yunan azınlık" olarak söz ederken, Türk azınlıkla ilgili ise "Yunan Müslüman azınlık" ifadesini kullanması, takdir edersiniz ki kabul edilebilir değildir. Batı Trakya'daki Türk ve Müslüman azınlığın geçmişte, çoğu zaman bu "Türk azınlık" kelimesine ve buna bağlı dernek tabelalarına zaman zaman müsaade edildiği Yunanistan'da konjonktüre göre Batı Trakya'daki azınlıklara, soydaşlarımıza yönelik öfkeli ve hasmane tutumun, bölge politikaları, bölgede yaşanan politik süreçlerle ilişkili olarak da zaman zaman arttığını ve düştüğünü üzülerek görüyoruz. Yunanistan Cumhurbaşkanının bu sözünün, söyleminin elbette tarihsel gerçekleri değiştirme gücü ve şansı şüphesiz yoktur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ama bütün dünya bilmektedir ki Batı Trakya'daki Türk azınlık, Müslüman Türk azınlık, Müslüman Türk azınlık olarak kültürel kimliğini korumayı başaracaktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yunanistan'ı mahkûm eden kararlarına rağmen Yunanistan Hükûmetinin Batı Trakya Müslümanlarına "Türk" ifadesini, "Türk" kelimesini, "Türk" kavramını derneklerde, etkinliklerde kullandırtmaması noktasında şüphesiz, Hükûmetin yapması gereken işler vardır, bu işler böyle hamasetle olmaz. Batı Trakya Müslüman Türk azınlığın hak ve hukukunun korunması noktasında yürütme organının daha aktif bir diplomasi ve daha aktif bir politikayı hayata geçirmesini de bekliyoruz.
Sayın Başkan, bununla beraber, söz Yunanistan'dan açılmışken, 23 Ocak 2020 Perşembe günü -bugün 18 Şubat, aradan neredeyse bir ay geçti- Millî Savunma Bakanımızın bir açıklaması var, Yunanistan'ın kimi adaları silahlandırdığına ilişkin net ifadeleri var, bunu da Genel Kurulun bilgisine sunmak istiyorum çünkü çok önemli bu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Akar 23 Ocakta, Ege'de uluslararası anlaşmalarla belirlenen ve gayriaskerî statüde 23 adanın bulunduğunu ifade ediyor ve şöyle diyor: "Gayriaskerî statüde ada olmasına rağmen bunların 16'sı anlaşmalara aykırı olarak silahlandırılmıştır." Bu, Millî Savunma Bakanımıza ait bir ifadedir. Millî Savunma Bakanlığı şikâyet yeri değildir, ağlama makamı, ağlama duvarı değildir. Millî Savunma Bakanı böyle bir konuda müşteki olamaz; gereğini yapması lazım, yürütmenin de gereğini yapması lazım.
Şimdi, ben Türkiye Büyük Millet Meclisinden Millî Savunma Bakanımıza iyi niyetle, yapıcı bir şekilde sormak istiyorum: Biz Türkiye-Yunanistan arasındaki dostluk ve komşuluk ilişkilerinin sürmesinden yanayız, bunu da söyleyeyim ama yukarıda, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığına yönelik baskılar; aşağıda, silahsız olması gerekirken aidiyeti belirsiz coğrafi formasyonlar buna dâhil, 16 kara parçasının ve parçacığının Yunanistan tarafından silahlandırılmış olması konusunda Türkiye daha ne kadar susacaktır?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Altay, tamamlayalım.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.
Türkiye, bu duruma daha ne kadar seyirci kalacaktır? Bunu derken ben, Türk-Yunan ilişkilerinin yumuşamasından ve tarihsel dostluk ve komşuluk ilişkilerinin sürmesinden yana olan biri olarak bunu söylüyorum ama bu tabloya seyirci kalmak bölgedeki egemenlik haklarımızın açıkça ihlalidir, Türkiye bu kadar küçük bir ülke de değildir ve olmamalıdır.
Genel Kurulu ve sizi saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)