GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:70
Tarih:18.03.2020

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hem dünya hem Türkiye coronavirüs salgınıyla mücadelede önemli bir sınav veriyor arkadaşlar. Bu sınavda, paniğe değil, tedbire ihtiyacımız var. Coronavirüs, diğer taraftan, bir kez daha sosyal devletin yaşamsal önemini gözler önüne sermiştir. Sağlık, eğitim ve sosyal güvenlikte yaşanan özelleştirmelerin ne kadar tehlikeli olabileceğini ortaya koymuştur.

Şeker fabrikalarının satışına stratejik olduğu gerekçesiyle karşı çıkmıştık, şimdi dezenfektanın ham maddesi şekere hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Şimdi anlaşılacak şeker fabrikaları stratejik mi, değil mi?

Diğer yandan, "kefen parası" dediğimiz ihtiyat akçesi de bugünler içindi, onu da hazineye aktardınız, ne ak gün ne kara gün paramız yok.

Bu salgını elbette atlatacağız ancak kamucu bir anlayışla büyüyen, betonla değil bilimle gelişen ülke hedefimiz olmalıdır. Coronavirüs salgınıyla mücadelede ekonomik ve sosyal tedbirler, tıpkı diğer mücadelelerde olduğu gibi, ekonomik mücadelenin de bir tamamlayıcısıdır. Bu nedenle Ekonomik ve Sosyal Konsey acilen toplanmalıdır.

Değerli arkadaşlar, elimizdeki kanun teklifinin 16'ncı maddesinde, Mesleki Yeterlilik Belgesi'ne ilişkin sınav ve belge ücretlerinin İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanmasına yönelik uygulamanın bir yıl uzatılması öngörülüyor. Söz konusu bedellerin İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanmasını doğru bulmuyoruz. Ne sermayeye ne Kredi Garanti Fonu'na; İşsizlik Fonu, işçiye verilmelidir. Böyle bir dönemde sanayiciler, esnaflar, çiftçiler, serbest meslek erbabı, Türk Tabipleri Birliği, doktorlar, sağlık çalışanları, sendikalar, bütün bunlar bir araya gelmelidir.

Diğer yandan sicil affı bir an önce çıkarılmalı. Bu süreç pek çok kişinin işsiz kalmasına yol açabilir, İşsizlik Sigortası Fonu'nun bu çerçevede kullanılması lazım. Yaşanan büyük sağlık krizinin aşılması için paraya ihtiyaç var. Peki, parayı kimden alacağız arkadaşlar? Bugün yapılması gereken şudur: Kamu-özel iş birliğiyle yapılan ve garanti verilen ödemeler bir yıl için, sadece bir yıl için ertelenmelidir. Sağlık Bakanlığının 2020 yılı bütçesi 58 milyardır; 2020'de şehir hastaneleri için garanti ödemesi 10,4 milyardır yani Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 20'si kadardır. Devletten en büyük geliri elde edenler, bu dönemde fedakârlığı en fazla yapması gerekenlerdir. Memurun, işçinin, emeklinin, işsizin fedakârlık yapacak hâli kalmadı.

Değerli arkadaşlar, emekçi halkımızın yaşamını altüst eden derin bir ekonomik kriz yaşanıyor. Salgınla birlikte bu kriz daha da büyüyecek. İşsizlik yüzde 13,7'ye yükseldi, geniş tanımlı işsiz sayımız 8 milyonu aştı, 4 gencimizden 1'i işsiz, 2019 yılında 115 bin küçük esnaf kepenk kapattı, çiftçi traktörünün kontağını kapatıyor; bu sürecin başka adı yok, bunun adı kriz. İstihdam yaratmadan, balon büyüme rakamlarının reklamlarını yaparak bunun üstünü örtmeye çalışsanız da olmuyor. Sayın Erdoğan on sekiz yıl önce "Millet meydanlarda 'Açız.' diye bağırıyor." diyordu. Artık sayenizde halk, bırakın meydanları, Mecliste, hatta kendi parti grubunuzda "Ben açım, çocuğum aç." diye bağırıyor. Şairin dediği gibi "Eti geçti, duydun mu, bıçak kemikte."

Değerli arkadaşlar, iktidar, torbalara doluşturarak yaptığı yasama faaliyetleriyle krize cevap üretmeye çalışıyor. Nasıl mı? Baskıcı bir rejim kurarak. Bu torba yasa teklifiyle Dernekler Kanunu'nda getirilen düzenlemede de bu anlayış görülmektedir. Yaşamın bütün alanlarının tek bir merkezden sevk ve idare edildiği bir kontrol mekanizması bu yasayla da güçleniyor. Çünkü iktidar, üzerinde yükseldiği zeminin kaydığını görmekte ve bunu çaresizce engellemeye çalışmaktadır.

Değerli arkadaşlar, dernekler konusunu örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele almamız gerekiyor. Bu noktada, karşımızda iki soru var: İlki, örgütlenme özgürlüğünü "Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir." diyen Anayasa'mıza göre mi ele alacağız, yoksa her türlü örgütlenmeyi bir güvenlik sorunu olarak mı göreceğiz? Bu soruyu teknik anlamda değil, sendikal örgütlenme mücadelesi vermiş eski bir maden işçisi olarak yanıtlamak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın efendim.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bir örgütlenmeye dâhil olmak, yurttaşlık bağını güçlendiren bir olgudur. Bunu son zamanlarda artan intiharlar üzerinden ele alabiliriz. Memleketin farklı köşelerinde "Geçinemiyoruz." diyen yurttaşlarımızın intiharları ne yazık ki arttı. Bu intiharlarda ekonomik sıkıntılar önemli bir etken, bu kesin fakat intiharları sadece ekonomik problemlere bağlamak yanıltıcı olur; daha temelde, bu intiharların, yurttaşlık bağını kaybetmemizle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ekonomik kriz hep vardı ama insanlar dayanışmanın yollarını buluyordu. İşte bu yollar, bu toplumu ayakta tutan örgütlenmelerdir. Yurttaşlarımızı, derneklerden fişlenme korkusuyla uzaklaştırmaya değil, tam tersine, derneklere üye olmaya teşvik etmeliyiz. Hatırlatmak isterim ki istediğiniz engelleri, istediğiniz yasakları koyup istediğiniz kadar yargı eliyle korku salın, bu demokrasi denen su mutlaka kendine akacak bir yol bulacaktır diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)