| Konu: | Covid-19 salgınına yönelik sosyal devlet uygulamalarına ilişkin gündem dışı konuşması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 80 |
| Tarih: | 09.04.2020 |
MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum, tabii Sayın Başkanı da.
Değerli arkadaşlar, covid salgını sonrasında -Çin'de başladıktan sonra- Türkiye'de maalesef sahte rakamlarla, ölçülmeyen rakamlarla, yapılmayan testlerle sahte bir başarı hikâyesi yazılmaya çalışıldı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ama maalesef gerçekler duvarına bu yanlışlar geldi çarptı. En son örneğini vereyim: Burada "Test yapın." dedik, dilimizde tüy bitti. Test yapıldıkça sonuçlar ortaya çıkıyor. Daha dün Dünya Sağlık Örgütü uyardı, dedi ki: "Siz sadece virüs tanımlanan vakaları değil, virüs tanımlanmayan vakaları da yani akciğer ve klinik bulguları dolayısıyla, covid nedeniyle tedavi ettiğiniz vakaları da 'Covid eksi' olarak bildirmelisiniz." Dolayısıyla aslında bugün kaybettiklerimizin, var olan rakamların çok daha üstünde olduğunu Dünya Sağlık Örgütü de söylemiş oldu, biz burada defalarca söylemiştik.
Değerli arkadaşlar, bu rakamlar niye önemli? Şu nedenle: Yapacağımız mücadele, zamana karşı bir mücadeledir. Çok ciddi, katı ve zamanında önlemler almak zorundayız ve bu rakamlar da bize bu önlemleri ne kadar ivedilikle almamız gerektiği noktasında yol göstericidir.
Oysa bu önlemleri zamanında almak yerine hâlâ Türkiye'yi ikiye bölmek, kutuplaştırmak CHP'li büyükşehir belediyeleri olayın dışında tutmaya çalışmak, onların emeğini değersizleştirmeye çalışmak ve bunun üzerinden bu mücadeleyi bile siyasileştirip siyasi çekişmenin, polemiğin konusu yapıp bunun üzerinden siyasi rant elde etmek öncelikli bir çaba olarak karşımızda duruyor.
Değerli arkadaşlar, öncelikle ifade etmeliyim: CHP'li büyükşehir belediyelerinin yaptığı çalışmalar karşısında ezildiniz, kıskançlığa düştünüz, oysa yapılması gereken el ele vermekti. Bunu birkaç örnekle açıklayayım: Mesela, Ankara Büyükşehir Belediyesi 29 Mart'ta, İstanbul 30 Mart'ta, diğer belediyelerle birlikte bir yardım kampanyası başlattık ve bu kampanya çok etkili bir şekilde genişledi ama maalesef Cumhurbaşkanı bunun altında ezilerek ve kendisinin bunun altında kalacağını hissederek bu toplanan bağışların hesaplarını bloke etmek ve kendi kampanyasını açmak zorunda kaldı.(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Hadi oradan!
MURAT EMİR (Devamla) - Nasıl bir kampanya başlattı? Bakıyorsunuz, vergi deseniz vergi değil, zorla alındığı belli, salma demek daha doğru, bağış demek için bin şahit ister. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Arkadaşlar, sessiz olalım lütfen.
MURAT EMİR (Devamla) - Ve sonuç olarak bu yardımların bu bağışların aslında bağış olmadığını hepimiz biliyoruz. Peki, burada söylemiştim, bu bağışları hangi hukuki dayanakla topluyorsunuz? Hukuki dayanağı yok arkadaşlar.
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Bedava hizmet, sıfır lira, sıfır. Amerika'da kaç bin dolar alıyorlar, haberin var mı?
BAŞKAN - Arkadaşlar, sessiz olalım, sessiz olalım, rica ediyorum.
MURAT EMİR (Devamla) - 10 gün geçti, bekliyoruz, Cumhurbaşkanlığı kararı henüz yayınlanmadı, yani bu paraları nerede harcayacağınızı ne bu Meclis ne bir kimse biliyor. Bu paraları nerede harcayacaksınız? Bu paralarla, siz, bütçeyi mi yamayacaksınız, saraya lüks ve şatafat için harcama mı yapacaksınız yoksa yoksulların, açlıkla karşı karşıya kalanların evine bir gıda paketi mi yollayacaksınız; bunu bilmiyoruz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - 15 bin dolarlık test var, test!
BAŞKAN - Sessiz olalım değerli arkadaşlar.
MURAT EMİR (Devamla) - Söylediniz mi? Nasıl harcayacaksınız bu paraları, biliyor muyuz?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Sana mı soracağız nasıl harcanacağını?
MURAT EMİR (Devamla) - Siz de bilmiyorsunuz çünkü karar çıkmadı henüz yani Cumhurbaşkanı "Ben bu paraları şurada harcayacağım." diyebilmiş değildir arkadaşlar. Bu, önemli bir konudur.
Bakın, ücretsiz maske... Ücretsiz maskeyi 3 Nisanda CHP'li belediyeler başlattı, Ankara'nın, İstanbul'un belediye çalışanları her yerde maske dağıtıyorlar, toplu taşıma araçlarına binenlere maske dağıtılıyor. 6 Nisanda "Maske dağıtacağız." dediniz, 7 Nisanda "Satılmayacak." dediniz, "PTT dağıtacak dediniz." Hâlâ dağıtamıyorsunuz.
YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) - Yalan bu, yalan!
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Dinle ya, dinle!
BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, lütfen...
MURAT EMİR (Devamla) - Hâlâ insanlara bedava maske veremiyorsunuz.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Herkese veriliyor.
MURAT EMİR (Devamla) - E-devlet başvuruları yapılamıyor, tıkanmış durumda.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Bu kadar da yalan olmaz ya!
MURAT EMİR (Devamla) - Kurye olarak çalışabilecek sadece 14 bin PTT çalışanı var. 14 bin PTT çalışanıyla, siz, evlere haftada 5'er maskeyi nasıl ulaştırabileceğinizi düşünüyorsunuz? Bunu yapamayacağınızı, bunun yapılamayacağını, sistemin çöktüğünü görmek için bunu yaşamak mı gerekiyor? Bu kıskançlıktan, bu bölücülükten, bu çekememezlikten vazgeçin.
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Sistemin çöktüğünü görmek istiyorsan Amerika'ya bak, Avrupa'ya bak; sistemin nasıl çöktüğünü orada gör!
MURAT EMİR (Devamla) - Bakın, sadece maske dağıtmak için bile büyükşehir belediyelerinin olanaklarından yararlanmalısınız.
Dilimizde tüy bitti, "Sahra hastaneleri kurun." dedik; "Kapattığınız hastaneleri açın." dedik, dilimizde tüy bitti, yapmadınız.
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Şehir hastaneleri için ne dediniz?
MURAT EMİR (Devamla) - Ekrem İmamoğlu on gün önce söyledi, "İstanbul'a 2 hastane açın." dedi; on gün sonra 2 tane hastane kuracağınızı söylediniz. Zamana karşı yarışıyoruz arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
MURAT EMİR (Devamla) - Ölümler yaklaştı, ölümler sandığınızdan çok daha fazla. Bu, sizin öyle, burada oturarak, ahkâm keserek, hatta böyle kabalaşarak çözebileceğiniz, erteleyebileceğiniz, üstüne yatabileceğiniz bir sorun değil. On gün önce, yirmi gün önce Türkiye'nin hastanelerini açmak zorundaydınız.
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Hastanenin yolunu yapamıyorsunuz, yolunu!
BAŞKAN - Sessiz olalım değerli arkadaşlar, rica ediyorum.
MURAT EMİR (Devamla) - Sahra hastanelerini kurmak için, bu karar için niye bu kadar geciktiniz? Bunun hesabını verin siz önce! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Evde kalacaklara sosyal yardım: Ankara Büyükşehir Belediyesi 20 bine yakın vatandaşımıza biner liralık sosyal yardım desteği verdi; siz neredesiniz? Siz, hangi yoksulun kapısına yiyebileceği erzak kutusunu bıraktınız?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Hastanelerin yoluna bile itirazınız var.
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Hastanelerin yolunu yapın.
BAŞKAN - Arkadaşlar rica ediyorum, rica ediyorum...
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Hastanelerin yolunu yapın. Buradan iftira atmakla olmuyor.
BAŞKAN - Rica ediyorum değerli arkadaşlar, lütfen...
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Başkanım, tekrar anlatsın.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, uyarır mısınız.
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Değerli Başkan, bu gürültüden biz anlamadık, tekrar anlatsın.
BAŞKAN - Sayın Emir, tamamlayın siz de sözlerinizi lütfen, süreniz bitiyor, selamlayalım.
MURAT EMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ifade etmeye çalıştığım şudur...
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Dinliyoruz, seni dinliyoruz.
MURAT EMİR (Devamla) - Susarsanız anlarsınız.
Alınan tedbirler eksiktir, yetersizdir ve gecikmelidir ama bu konu aciliyettir, aciliyet içerir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - İspanya'da mı yaşıyorsun kardeşim sen?
MURAT EMİR (Devamla) - Zamana karşı yarışıyoruz, hep beraber aklın ve bilimin ışığında el ele vermek zorundayız. Kimsenin Türkiye'yi ikiye bölmeye hakkı yoktur.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)